Dinler her zaman kendileri için önem taşıyan insanların kalıntılarını kutsal emanet saymıştır. Fakat Einstein’ın gözlerinden Napolyon’un penisine kadar ilginç seküler emanetler de var. Ölümden sonra yaşam konusundaki düşünceniz ne olursa olsun, öldükten sonra bedeninizin bir kısmının internette satışa çıkarılmasını istemezsiniz muhtemelen.
Kısa bir süre önce bir müzayede sitesindeki listede Katolik bir azizin kemik kalıntılarına rastlanması üzerine şikayette bulunulmuş ve öldükten sonra fiziksel kalıntıların kutsal sayılması sorunu yeniden gündeme gelmişti. Saygın insanların kalıntılarının ticaretini yapmak yeni bir şey değil. Yüzyıllar boyunca bu tür kalıntıları görmek, dokunmak ya da huzurunda dua etmek adına ziyaretlere gidilmiştir.
[srizonfbalbum id=109]
Bir insanı bir başkasının fiziksel bir parçasını yadigâr olarak saklamaya iten şey nedir, anlaması zor. Belki bu parçalar hayat dalgasını ileten kanallar olarak görülüyor. Belki de ölümü uzak tutacak bir totem olarak tutulmak isteniyorlar.
Einstein’in göz doktoru 1994’te verdiği bir röportajda şöyle demişti: “Onun gözlerine sahip olmak Einstein’ın hayatının sona ermediği anlamına geliyor. Bir parçası hâlâ bende.”