Büyük bir insan itilir, bastırılır, eziyet edilerek yalnızlığına yükseltilir – Stefan Zweig

“Ey yalnızlık, ey vatanım yalnızlık!” – sessizliğin buzul dünyasından yükselir bu hüzünlü şarkı. Zerdüşt akşam şarkısını yazmaktadır, son geceden önceki şarkısını, o ebedi eve dönüş şarkısını. Çünkü yalnızlık her zaman o gezginin tek vatanı olmamış mıydı, soğuk ocağı, taştan çatısı değil miydi o?

Devamı…Büyük bir insan itilir, bastırılır, eziyet edilerek yalnızlığına yükseltilir – Stefan Zweig

Nietzsche: Bir tek gönül alıcı söz yoktur koca kitapta (Zerdüşt)

NietzscheZerdüşt- burada en yakınları, çağı, çevremizdekini görmeye zorlanmıştır. Kitabın tüm parçalarında, özellikle biçiminde, Zerdüşt’ü olanaklı kılan içgüdülerden isteyerek bir uzlaşma göze çarpar. Biçimde, niyette, susma sanatında bir inceliş ön plana geçmiştir; psikolojibile bile sertlikle, katı yüreklilikle kullanılmıştır…

Devamı…Nietzsche: Bir tek gönül alıcı söz yoktur koca kitapta (Zerdüşt)

Zerdüştlük, Reşo ve ” Zerdüşt” albüm serisinden seçilmiş şarkılar

Reşo Zerdüşt
Kendisini Zerdüştlüğe adayan protest Kürt müzik sanatçısı Reşo, ‘Bütün peygamberler Zerdüşt’ten ilham aldı’ diyor. Dünyada bilinen ilk saz çalan insanın Zerdüşt olduğunu ifade eden Kürt sanatçı Reşo, milattan önce 700’lü yıllarda yaşamış Zerdüşt’ün yaşam felsefesini bu çağda yakaladığını ve onu yaşadığını anlatıyor. 

Devamı…Zerdüştlük, Reşo ve ” Zerdüşt” albüm serisinden seçilmiş şarkılar

Böyle Buyurdu Zerdüşt: “Kirli bir ırmaktır insan, bozulmadan kalması için deniz olmalı”

Zerdüşt’ün Yazılış Öyküsü – Will Durant
Şimdi de sanattan, bilime ve “hiçbir zorbalığın nüfuz edemeyeceği barınak” olan felsefeye döndü. Spinoza gibi o da tutkularına, onları inceleyerek hâkim olmaya çalıştı: “Bize gereken şey, heyecanların kimyasıdır.” Böylece, bundan sonra yazacağı kitap “İnsanca, Aşırı İnsanca”da (1878-80) psikolog oldu ve bir cerrahın insansızlığıyla, en ince duyguları ve en benimsenen inançları incelemeye başladı. Hem de kitabını, aleyhinde söylenenlere kulak asmadan, bütün kahramanlığıyla adı ve en ince duyguları ve en benimsenen inançları incelemeye başladı. Hem de kitabını, aleyhinde söylenenlere kulak asmadan, bütün kahramanlığıyla adı kötüye çıkmış Voltaire’e adadı.

Devamı…Böyle Buyurdu Zerdüşt: “Kirli bir ırmaktır insan, bozulmadan kalması için deniz olmalı”

Antik ve Hıristiyan Anadolu Din ve Kültürlerinin Aleviliğe Etkileri – Burhan Oğuz

Alevi_sembolHomo ludens,* on bin yıllık tarihin en muhteşem oyununu, başlattığı yerde, Anadolu’da sürdürüyor. “Çayda Çıra”, ney, mey. Gerekli nefes bu yüz asrın körüğünde. Körüğe Gılgameş, Mani, Zerdüşt, Mazdak, Dionysos, Kybele, Umay, Ali asılmış, arkadan gelen İsa, tilmizleri büyük Kilise Pederleri, Paulician’ı, Thondrak’ı, Bogomil’i. Hepsi Anadolu sosyal kültürünün oluşmasında doğrudan rol almışlar. Ve hepsi, daha önce Asya’da bunlarla tanışmış olarak Anadolu’ya gelmiş olan Türkmen’inki ile birlikte, günümüz Türkiye halkının büyük bölümünü oluşturmuş olan bir kitle olayını yaratmış: Anadolu Aleviliğini. Bu konuları daha önceki çalışmalarımızda ayrıntılarıyla irdelemiştik.1 Bir makalenin sınırlı çerçevesi içinde bunların ana fikirlerini özetlemeye çalışacağız.

Devamı…Antik ve Hıristiyan Anadolu Din ve Kültürlerinin Aleviliğe Etkileri – Burhan Oğuz

F. Nietzsche: Karşılarına bir hasta, bir ihtiyar, bir cenaze çıksa hemen “hayat boştur” derler

NietzscheBunları “sonsuz hayat” sözleriyle kandırıp bu dünyadan ayırmak gerek.
Ölüm öğütleyenlere sarı veya kara diyorlar.
Fakat ben onları size başka renklerde de göstermek istiyorum.
İşte içlerinde vahşi hayvan taşıyan,
keyfetmek ve kendini yemekten başka birşey yapamayan korkunçlar.
Onların keyifleri de, bir kendini yemedir.
Bu korkunçlar daha insan bile olamamışlardır.
Varsın ölüm vaat etsinler ve kendileri de göçsünler.
İşte ruhu veremliler: Daha doğmadan, ölmeye başlarlar
ve yorgunluktan bir tarafa çekilip kendi kendine özlem çekerler.

Devamı…F. Nietzsche: Karşılarına bir hasta, bir ihtiyar, bir cenaze çıksa hemen “hayat boştur” derler

Nietzsche: “Üstinsan yaşamını büyük eylemler uğruna harcamaya hazırdır”

NietzscheNietzsche’ye göre, insan, ilk olarak hayvan’la üst-insan arasında kalmış bir varlıktır ve ikinci olarak bu nedenle alt edilmesi gereken bir şeydir. Bunu bu şekilde Zerdüşt’te birçok ifade etmektedir. Bunun anlamı, Nietzsche’nin düşüncesine göre insan’ın eksikli yani tamamlanmamış bir varlık olmasıdır.İnsan eksikli varlığını aşabilecektir, yanılgılardan ve yücelttiği yanılsamalardan kurtulduğunda, kendisini tamamlayabilecektir. İnsan hep kendini aşmaya çalışarak, alt ederek üst-insan olma yolunda ilerleyecektir. Çağımız nihilizm çağıdır Nietzsche’ye göre ve bu ancak üst-insan’a giden yol ile aşılabilecektir. Aksi halde Nietzsche’nin değişiyle; “İnsan, bir an önce kargaşasını, kendine anlam veren bir düzene çevirmezse, yıldız doğurtmazsa karanlığına, yok olacaktır.”

Devamı…Nietzsche: “Üstinsan yaşamını büyük eylemler uğruna harcamaya hazırdır”

Nietzsche: Öyleyse doğruyu söyliyeyim size! Siz barışı, yeni savaşların aracı olarak sevmelisiniz

NietzscheNe en iyi düşmanlarımız esirgesin isteriz bizi, ne de can­dan yürekten sevdiklerimiz, öyleyse doğruyu söyliyeyim size!
Savaş kardeşlerim benim! Sizi candan yürekten severim, ben öteden beri sizdenim. Ve sizin en iyi düşmanınızın.
Öyleyse doğruyu söyliyeyim size!

Yüreklerinizdeki nefreti ve kıskançlığı bilirim. Nefreti ve kıskançlığı tanımıyacak kadar büyük değilsinizdir. Bunlardan utanmıyacak kadar büyük olun bari!  Bilgi ermişleri olmak elinizden gelmiyorsa, hiç değilse bil­gi savaşçıları olun. Onlar, bu türlü ermişliğin yoldaşları ve ön­cüleridirler. 

Devamı…Nietzsche: Öyleyse doğruyu söyliyeyim size! Siz barışı, yeni savaşların aracı olarak sevmelisiniz

“Şimdi size beni yitirmenizi, kendinizi bulmanızı buyuruyorum” | Kişi Nasıl Kendisi Olur? – Nietzsche

Herkes için, kimse için bir kitap
Zerdüşt’ün öyküsünü anlatmama geldi sıra. Yapıtın ana düşünü olan bengi-dönüş düşüncesi, erişilebilecek o en yüksek olumlama ilkesi, 1881 yılı ağustosuna rastlar: Bir kâğıt parçasına karalanmıştır, altında şu yazılıdır: “İnsan ve zamanın 6000 ayak ötesinde”. O gün Silvaplana gölü kıyısındaki ormanlarda yürüyordum; Surlei yakınlarında, piramid biçimi yükselen kocaman bir kayanın dibinde mola verdim. Bu düşünce orada geldi bana. –O tarihten birkaç ay gerilere gittiğimde, bir önbelirti olarak, beğenilerimin, özellikle musikide birdenbire ta derinden değişiverdiğini görüyorum. Zerdüşt’ü belki de baştanbaşa musikiden sayabiliriz, şurası açık ki, yepyeni bir kulak istiyordu onun için. Vicenza yakınlarındaki bir küçük dağ kaplıcasında, Recoaro’da geçirdiğimiz 1881 baharı, maestro’m ve dostum Peter Gast– benim gibi “yeniden doğmuş”lardandı o da –ve ben farkettik ki, musiki denilen Anka kuşu her zamankinden daha bir hafif, daha bir ışıldayan kanatlarla dolanıyordu üstümüzde. O günden bu yana, 1883 şubatında birdenbire inanılmaz koşullar altında yaptığım doğuma dek geçen süreyi –önsözde birkaç cümlesini aktardığım son bölüm, tam Richard Wagner’in Venedik’te öldüğü kutsal saat bitirilmiştir– evet, o süreyi hesapladığımda, gebeliğimin 18 ay sürdüğü anlaşılır.

Devamı…“Şimdi size beni yitirmenizi, kendinizi bulmanızı buyuruyorum” | Kişi Nasıl Kendisi Olur? – Nietzsche

Neden Bir Yazgıyım Ben – Friedrich Wilhelm Nietzsche

Başıma geleceği biliyorum. Bir gün korkunç birşeyin anısıyla birlikte söylenecek benim adım, –yeryüzünde eşi görülmemiş bir bunluğun, en derin bulunç çatışmasının , o güne dek inanılmış, istenmiş, kutsallaştırılmış ne varsa, hepsine karşı yöneltilecek bir son sözün anısıyla. İnsan değilim ben, dinamitim. Bütün bunlara karşın, din kurucularını andırır bir yanım yok, –dinler ayaktakımı işidir. “İnananlar” istemiyorum; kendi kendime inanmak için bile biraz çokça hayınım sanıyorum; yığınlara değil benim konuşmam… Günün birinde beni ermişler katına koyacaklar diye ödüm kopuyor: Anlıyorsunuz ya, bu kitabı önceden çıkarıyorum ki, ilerde benim adıma ahmaklıklar yapmasınlar. Ermiş olmak istemem, soytarı olayım daha iyi…

Devamı…Neden Bir Yazgıyım Ben – Friedrich Wilhelm Nietzsche

Friedrich Nietzsche: Kendinden öte yaratmak isteyeni severim ben, ve böylece yok olanı

Günlerden birgün yıldız, aydınlatacak bir şeyin kalmasyadı yazgın ne olurdu? On yıl varki buruya mağarama çıkıyorsun. Eğer, ben, kartalım ve yılanım olmasaydık, ışığından ve yolundan bezerdin. Fakat her sabah seni bekledik. Işığının fazlasını aldık ve bunun için seni kutsadık. Bak! Ben, fazla bal toplamış arı gibi uzanacak ellere muhtacım. İnsanlar arasında, akıllılar deliliklerine; fakirlerde zenginliklerine kavuştuğu o derin sevinci tekrar yaşatmak için armağanlarımı paylaştırmak istiyorum. Bunun için aşağılara inmeliyim. Nasıl ki sen, cömert yıldız, akşamları denizin arkasına iniyor ve arkadaki dünyaya ışık götürüyorsan, ben de senin gibi, inmek istediğim insanların arasına girmek istiyorum.

Devamı…Friedrich Nietzsche: Kendinden öte yaratmak isteyeni severim ben, ve böylece yok olanı

‘Ben bugünün ve dünün eseriyim’ Şairlere Dair – Friedrich Nietzsche


Zerdüşt havarilerinden birine şöyle diyordu: “Bedeni daha iyi tanıyalı beri ruhun bence ehemmiyeti kalmadı. Ve ”ebedi”denen her şey bir sembolden ibaret.”
Havari cevap verdi: “Evvelce de böyle bir şey söylemiştin. Fakat şairler çok yalan söylerler diye ilave etmiştin. Bunu neden demiştin.”
Zerdüşt, “neden diye soruyorsun” dedi. “Ben o adamlardanım ki onlara neden diye sual sorulmaz. Ben bunları henüz dün mü yaşadım. Fikirlerimin sebeplerini yaşayalı beri hayli zaman geçti. Eğer sebeplerimi de yanımda taşımam gerekseydi benim bir hafıza ambarı olmam lazım değil miydi? Fikirlerimi kendim için saklamam bile bana fazla geliyor.

Devamı…‘Ben bugünün ve dünün eseriyim’ Şairlere Dair – Friedrich Nietzsche