1 Kasım 1922- 1 Kasım 2015: Saltanatın Rövanşı – Zahit Atam

Zahit AtamMuhalefetin hükümet kuramayacağı ve hatta bunun için çalışmadığı, yeni bir hükümetin kurulmasının açık bir şekilde AKP’nin tek başına hükümet kuracak sayıya ulaşması en net ve kirli biçimlerde topluma gösterildi, dayatıldı. Çıkış yolu olarak sunuldu ve bütün bunlara medyanın tahammül edilemez düzeyde tekseslileşmesi eşlik etti. Bunun sonucunda çok büyük sayıda eğitimli ve siyasal bir kesim, korku ile pasifleşti ve en azından sabit durarak kendi can ve iş güvenliğini korumaya çalıştı…
Bu anlamda hırçın ve kirli işler yapan merkez görüntüsüne rağmen, sorun çıkaran ve kan döken merkezi kimliğini korudu ve bütün burjuva demokrasinin yasal çerçevesi ve işleyiş normları terk edilerek, merkez, kamunun bütün olanaklarını kullanarak kendini kirli bir şekilde restore etti.

Devamı…1 Kasım 1922- 1 Kasım 2015: Saltanatın Rövanşı – Zahit Atam

Anadolu’da Nefret ve Nefret İfadesi Olarak Şiddet’in Tarihine Yolculuk – Zahit Atam

Zahit AtamTürkiye garip bir ülkedir, nedenini nefret üzerinden incelemek gerekir:
Anadolu yaklaşık bin yıldır –hatta denebilir ki daha fazladır- bir halklar ve uygarlıklar merkezi olmuştur. Gerçekten tarihsel süreç Anadolu’nun halklar tarafından bir kültür mozaiği şeklinde örüldüğünü gösteriyor. Toprak, kat kat kazıldığında tarihin farklı zamanlarına yayılmış farklı uygarlıklar çıkıyor. Bu kişilerin ve ırkların dışında, toprağın özelliği ve bereketi gibi görünüyor. Ama gelin görün ki Bizans Sarayının kalıntıları üzerine otel yapınca, kendisini eleştirenlere iktidar, “yıkıntının üzerine Otel yapıyoruz, istemezük diyorlar” diye açıklama yapınca, ya da Ankara’nın tarihsel imgesini bir şarlatan değiştirince, aslında tarihle kavgalı anlayışlarımızın olduğunu görüyoruz. Oysaki bu uygarlıkları zenginlik olarak görürsek, hayat hepimiz için daha iyi olmaz mıydı?

Devamı…Anadolu’da Nefret ve Nefret İfadesi Olarak Şiddet’in Tarihine Yolculuk – Zahit Atam

İktidar, Sinema, Sanatçı, Özgürlük ve Eleştiri: Memleketin Tuhaf Halleri Üzerine – Zahit Atam

Yeni Sinema

  1. İç ve Dış…
    “Hristiyanlık, İslam ve Yahudilik hiçbir zaman muhalifler tarafından savaşlar, mücadeleler ve kargaşalarda zayıf düşürülmüş veya tahrif edilmiş değildir. Bilakis Mesih’in dediği gibi Yahudiliği Yahudi âlimleri bozmuştur. Aynı şeklide Hristiyanlığı saptıranın Papacılık, İslam’ı saptıranın ise bizler olduğunu görüyoruz.”
    (Ali Şeriati, Sanat, s. 19, Fecr Yayınları)

Türkiye’de en çok yanılgının olduğu hakikatlerden birisi bu: bizi bozdular, düşmanlar, şunlar bunlar, esas olarak Ali Şeriati şunu söylüyor, tam aksine “düşman, düşmanı diriltir”. Mesela somut bir örnek vereyim, Küba’yı düşünün, yanı başındaki ABD’nin çok uzun on yıllara dayanan ablukası dâhil olmak üzere, Küba’yı ideolojik olarak hep diri tuttu. Kübalılar için bir harç işlevi gördü.

Devamı…İktidar, Sinema, Sanatçı, Özgürlük ve Eleştiri: Memleketin Tuhaf Halleri Üzerine – Zahit Atam

Varoluşa Dair Bir Sorgulama: Yılmaz Güney’in Yol Filmi – Zahit Atam

Yol filmiAdana’da doğmuştu, topraksız bir ailenin oğluydu, marabaydı babası ve sonuçta hikâye Cannes’da Altın Palmiye ile tamamlandı. Tek göz odalı evden, yağmura bile çok dayanmayan domdan Fransa’da acılı zafer türküleri söyleyen birisine. Gerçek budur, Yılmaz Güney Fransa’da zafer ve başarı türküleri söyleyen birisi değildi, toprağından koparılmış ve yetim kalmış ve milletine düşkün bir sürgündü…
CHP iktidarı ile yarı açık İmralı Cezaevine gönderilmişti, ciddi hastaydı ama tedavisine izin verilmiyordu, ne zaman hastaneye yatsa, ortalık ayağa kalkıyor, sonra huzur ve güven gerekçesiyle hapse gönderiliyordu. Hangi cezaevine gitse, orada siyasi iktidarla, yöneticilerle arasında gerilim çıkıyordu, hapisteki her şeyin müsebbibiydi onlara göre. Bu nedenle İstanbul’da hapis yatması ve tedavi olması önerilerini reddetti, zorunlu olarak İmralı’yı seçti.

Devamı…Varoluşa Dair Bir Sorgulama: Yılmaz Güney’in Yol Filmi – Zahit Atam

Başarılı Sanatçı Modelinin Değiştirilmesi: Nuri Bilge Ceylan & Orhan Pamuk versus Yılmaz Güney

Türkiye’de kültür dünyası saydamlığını kaybetmiştir. Hatta burada da kalmamış, daha da öteye geçmiş, Türkiye’de muhalifin de gazetecinin de, kamuoyu önderlerinin de sahteleri üretilmiştir. Sistematik olarak siyasi erkin açılım aktörlerine dönüştürülmüşlerdir, bu sanallıkta ilk kaybeden halk, bizim insanımız, sıradan insandır. Olup bitenlerin ayırtına varamaz ve kendi içinde yaşamak için çırpınırken ve çekerken, bir dizi sahte başarılar ve uluslararası alanda kazanılan yapay başarılarla edinilmiş “muzafferlik gösterisi için işe yarayacak” numunelerle sanal haz yaşamaya mahkûm edilmiştir.

Devamı…Başarılı Sanatçı Modelinin Değiştirilmesi: Nuri Bilge Ceylan & Orhan Pamuk versus Yılmaz Güney

Hdp ve Ödp Tartışması Üzerine: Tarih Bize Gülümsüyor… – Zahit Atam

Zahit AtamDünkü kıyımlara dönmüş bugünkü hayat/ gülerek bakıyor geçmişin yıkıntılarına
canilik kokuyor kahramanlık hikayeleri/ sevgisizlik sunaklarında insaniyet kurban ediliyor yüceler için/ kendini reddeden uygarlık ne mal olduğunu bilenlere düşmanlık satıyor.

ÖDP ve HDP tartışmasını okuyunca muzip aklıma Lenin’in Partili Edebiyat üzerin yazısı geldi, 2 A4 etmeyen bu yazı 70’li yıllarda Sovyetlerde 2 yıldan fazla tartışıldı, sonuçta ise kabus üretildi. 1978 yılında Partinin düzenlediği Sanatçılar toplantısında Tarkovski’de konuşmacıydı, sözünü Engels’ten bir alıntıyla bitirdi: bir sanatçı ideolojik siyasi kimliğini belirsizleştirmeli ve eser propaganda kısımlarını öne çıkarmamalı, hatta belirleyici yapmamalıdır…

Devamı…Hdp ve Ödp Tartışması Üzerine: Tarih Bize Gülümsüyor… – Zahit Atam

Zahit Atam: 1Mayıs tatil ama Kıbrıs’a müdahale eden askerden fazla polis Taksim’i koruyor

1 Mayıs1 Mayıs dinler, kültürler, uygarlıklar üstü bir Bayram. Türkiye’de hem Resmi Tatil hem de boşbakanın bile tebrik ettiği bir bayram. Buna karşın ulaşım engelleniyor, sokağa çıkan halka saldırılıyor, evlerinde oturan insanlar bile gazdan etkileniyorlar, olağanüstü önlemler alınıyor. Kıbrıs’a müdahale eden asker sayısından bile fazla polis Taksim’i korumak için canla başla çalışıyor. Buradaki çelişkileri biz henüz çözemedik. Bundan daha birkaç yıl önce, yine Taksim’de ve üstelik yüzbinlerin katılımıyla barış ve huzur içinde kutlandığında bundan övünç duyanlar ve yandaş medyasıyla bundan boşbakana siyasi malzeme çıkaranlar, şimdi değişenin ne olduğunu yazmayı unutmuşlar, biz de büyük bir merak içinde bekliyoruz. 

Devamı…Zahit Atam: 1Mayıs tatil ama Kıbrıs’a müdahale eden askerden fazla polis Taksim’i koruyor

Kürt Savaşı: Sanat ve Toplumsal Mücadele… – Zahit Atam

BahozKürt Savaşı bir toplumsal yara ise, ardımızda çok derin ve on milyonları ilgilendiren kayıplar, sakatlar, göçler, iktisadi krizler bıraktıysak, bu aslında bir iç savaşa karşılık geliyor ve dolayısıyla bir toplumsal yas söz konusudur. Yasın ise hiçbir türü yaşanmadan, dile gelmeden, sanatın aracılık etmediği bir versiyonla sağlıklı olmuyor ve nefreti üreten biraz da budur. Anadolu kadınının ölüsünün ardından ağlaması, türkü yakması, dövünmesi, saçını kesmesi… bunların tamamı sağlıklıdır ve bütün acılığına rağmen, bunlar tümüyle insanidir ve doğrudur.
Asıl yaşanmayan yas, öfke ve nefret dilini yaratır ve insanı intikama yönlendirir.
Unutulmasın ki ağlamayacağım diye çıkış yapan insanlar, duygularını ifade etmedikçe ve yaslarını yaşamadıkça esasında daha büyük bir öfkeyi içlerinde barındırır. İç savaşların en yıkıcı tarafı zaten budur,…

Devamı…Kürt Savaşı: Sanat ve Toplumsal Mücadele… – Zahit Atam

Kürt Savaşı, Toplumsal Bellek: Hayatın Nakşedilmesi: Sırrı Süreyya Önder’e açık mektup…

Zahit Atam“Bir yanda, insanlık tarihinin hiçbir devresinde akıllardan bile geçmeyen endüstriyel ve bilimsel güçler hayata geçirilmiş. Öte yanda, Roma İmparatorluğunun son anlarının dehşetini kat be kat aşan çürüme belirtileri var. Yaşadığımız günlerde, her şey kendi karşıtına gebe görünüyor. İnsan emeğini azaltmak ve verimlileştirmek gibi harika bir güç bahşedilmiş olan makinelere aç açına sahip oluyor, onlar için çalışıp duruyoruz. Yepyeni servet kaynakları, meşum bir büyüye ihtiyaç doğuran kaynaklara dönüşüveriyor. Sanatın zaferleri kişiliğin yitirilmesi, insan öteki insanlara ya da kendi lanetine köle oluyor. Bilimin saf ışığı bile, etrafı cehaletin karanlığıyla kaplanmadıkça parlayamaz gibi görünüyor. Tüm icatlarımız ve ilerlememiz, sonuçta sanki maddi güçlere zihinsel bir güç bağışlayıp insan hayatını maddi bir güce çeviriyor.” Karl Marx, Halkın Gazetesinin Yıldönümünde konuşma
Savaşlar için paraları var ama fakirleri doyuramıyorlar.

Devamı…Kürt Savaşı, Toplumsal Bellek: Hayatın Nakşedilmesi: Sırrı Süreyya Önder’e açık mektup…

Yazı Tura, Sinemamızda Görmezliden Gelinene Tutulmuş Bir Işık, Bir Yüzleşme Filmi – Zahit Atam

yazıtura
Uğur Yücel’in Yazı Tura, Kazım Öz’ün Fotoğraf filmi ile birlikte “ötekileştirilenin” kendine bakması anlamında savaşı değil ertesinin ve yıkıntılarının üzerinde duran iki filmdir ve resmi tarihe karşı sanatsal direnişi temsil ederler…

Devamı…Yazı Tura, Sinemamızda Görmezliden Gelinene Tutulmuş Bir Işık, Bir Yüzleşme Filmi – Zahit Atam

Vizontele ve Beynelmilel iki film üzerine kavramsal bir yaklaşım…- Zahit Atam

Vizontele Beynelmilel
Vizontele bir seyirlikti ve hatta televizyon dizisi gibiydi, bu açıdan belki de Yeşilçam’da hiçbir yönetmenin bulamadığı olanaklarla çekilmişti. Beynelmilel bugüne kadar ki en iyi 12 Eylül filmidir, dünyadaki karamsı derililerin kardeşlik türküsüdür.  Filmlerden biri 350 bin kişi diğeri ise  10 katı kadar bir izleyici buldu. 

Devamı…Vizontele ve Beynelmilel iki film üzerine kavramsal bir yaklaşım…- Zahit Atam

Ertem Eğilmez’in Türkiye Sinema Tarihi, Sansür ve Siyasi İktidar Üzerine Düşünceleri – Zahit Atam

TosunpaşaAydınlarımız genel olarak yerli filmleri beğenmiyordu, bu filmlerin halk için değil halkın geriliğini sömüren filmler olarak nitelendiriyorlardı. İnsafa çağrılan kesime daha yakın kanaatlere sahip Pekşen, kendisine çizilen tabloya biraz da inanmadığı için suçlanan eleştirmenler nezdinde niçin böyle yapıyorlar diye sordu. Eğilmez ilk önce belirli bir hedef gösterdi, suçlanan kesim büyük oranda aydınlara dönüştü. Daha sonra buna tarihsel bir açıklama getirdi. Orada biraz durmak gerekir. Çünkü yaptığı düpedüz bir sağduyu felsefesidir, felsefe ise yalnızca sağduyuyla yapıldığında felsefi niteliğini kaybeder.

Devamı…Ertem Eğilmez’in Türkiye Sinema Tarihi, Sansür ve Siyasi İktidar Üzerine Düşünceleri – Zahit Atam

“Bu halk neden devamlı kendi meselelerinden kaçıyor?” Aydın ve Ertem Eğilmez – Zahit Atam

Ertem-EğilmezBizim sosyalistlerin en büyük talihsizliği, batılı sosyalistlerin ağzı ile konuşup, memlekete göre bir dil bulamamalarıdır.
Bir an 1960’tan beri yapabildiğimiz filmleri (sizler her ne kadar bunları filmden saymıyorsanız da) yapamama ihtimalini düşündüm. Sonra meclisteki mebusların üçte birinin resmen ortanın solunda olduklarını hesaba katarak Menderes sansürüne dönüşün imkânsız olduğu fikrine vardım. Birçokları seçim sonuçları üzerinde karamsarlığa kapılmaktayken, ben aksine son derece iyimserim. CHP ile TİP’in seçim propagandaları, birinin biraz daha ılımlı öbürünün biraz daha aşırı olması dışında birbirine tıpatıp benzemekte.

Devamı…“Bu halk neden devamlı kendi meselelerinden kaçıyor?” Aydın ve Ertem Eğilmez – Zahit Atam

Sonunda İyilerin Kazandığı Yeşilçam Filmlerinin Halkçı Yönetmeni: Ertem Eğilmez – Zahit Atam

Ertem-EğilmezErtem Eğilmez Türkiye Sinema Tarihinin belki de en nevi şahsına münhasır kişilerinden biriydi. Sinema tarihimizdeki yerinin çok önemli olmasının yanı sıra, aynı zamanda belirli görüşlerin, kişisel duruşların da keskin savunucularından birisiydi. Eğilmez’i önemli yapan unsur bizzat 1970’li yılların yükselen yıldızı olmasıdır. Bu tarihsel kesit bir anlamda Yeşilçam’ın tükeniş yıllarına denk geldiği için, Eğilmez Arzu Film bünyesinde yaptığı filmlerle bu yıllarda ayakta kalmış, kendince geliştirdiği üretim modeli ve topluma yansımaları ile bir çıkış yolunu keşfetmiş ve uygulamış bir isimdi.

Devamı…Sonunda İyilerin Kazandığı Yeşilçam Filmlerinin Halkçı Yönetmeni: Ertem Eğilmez – Zahit Atam

Zahit Atam: Bahoz (Fırtına) filmi Türkiye Sinema Tarihindeki ilk devrimci karakterleri içeriyor

BahozDevrimci tipleri şu ya da bu şekilde sinemamızda canlandırılmıştır, örneğin Arkadaş filminde vardır, onun sonrasında örneğin bir Güneşli Bataklık, Sürü, Düşman, Bir Gün Mutlaka, Yol filmlerinde vardır. Belki de en başarısız devrimci tipleri ise Maden ve Demiryol filmlerinde de çizilmiştir, öyle ki devrimci tipleri denilince bazılarının ilk aklına gelen örneklerdir bunlar. Aynı şekilde sinemamızda Eve Dönüş ya da Beynelmilel, son olarak da Sonbahar filmlerinde çeşitli devrimci tipleri vardır. Ama gelin görün ki mücadele içinde, bir devrimci nasıl düşünür, neyin açlığını yaşar, nasıl ilişkileri vardır, eylemlerini yaparken nelere dikkat eder, davranışlarını yönlendiren şey nedir, ideali ile kişinin yalın gerçekliği arasındaki ilişki nedir, devrimci “yeni insan”a nasıl yaklaşır, devrimciler arasındaki hukuku ne belirler…? Bütün bunları bir bütün ve bir modelleme içinde veren ilk filmimizdir Bahoz.

Devamı…Zahit Atam: Bahoz (Fırtına) filmi Türkiye Sinema Tarihindeki ilk devrimci karakterleri içeriyor

Zahit Atam’a Yapılan Linç Kampanyasına Yanıt: Sol Liberaller Nasıl “Düşünce Suçlusu” Yaratır

ZahitAtamBen ödüllerden önce facebook sayfasından, senaryoda dramatik çatışma yok yazdım, ödüller açıklanmadan önce, ama onlar hem en iyi senaryo ödülü aldılar hem de yanıt olarak, senaryoyu yazarken dramatik çatışma olmamasına özen gösterdik diye ödül konuşması yaptılar. Lütfen oturun Bresson’un Para filmini seyredin ve düşünün başlangıçta hiç hesap edilmeyen bazı şeylerin nasıl dönüştüğü üzerine tefekkür iyi bir yüzleşme aracıdır. Ben onları istemezdim diyebilir misiniz?Oysa mekanizmanın parçasısınız?
Ne güzel ve masum bir düşman yarattınız? Ne ince bir imha hareketi yaptınız?
Olayların dökümünü sıralarsam her şey çok daha açıklayıcı olabilir.

Devamı…Zahit Atam’a Yapılan Linç Kampanyasına Yanıt: Sol Liberaller Nasıl “Düşünce Suçlusu” Yaratır