Tuncel Kurtiz’le yapılmış son söyleşi: “Benimle gel, gecenin hali pek güzel…”

tuncel kurtiz-Siz nasıl hatırlanmak istersiniz?
– Hiç umrumda değil, ne derlerse desinler… Bakın en çabuk Türkiye’de gömerler ölüyü. Ben ölüme inanmıyorum. Belki bahar ülkesine açılan kapıdır, ölüm. Hepimiz bu kapıdan geçeceğiz. Nedir ki bu dünya?

Devamı…Tuncel Kurtiz’le yapılmış son söyleşi: “Benimle gel, gecenin hali pek güzel…”

Yılmaz Güney Selimiye Mektupları: “Hiçbir darbe yıkamadı içimizdeki hayat ağacını”

Canım ciğerim sevgili,
Bugün senin doğum günün… ayrı değiliz bilesin… her zamankinden çok, her zamankinden içten yüreğimdesin… sürekli yaşatarak, besleyerek, büyüterek seni… içimi yalayıp geçen hüzün geride mutlu düşler bırakıyor…

Devamı…Yılmaz Güney Selimiye Mektupları: “Hiçbir darbe yıkamadı içimizdeki hayat ağacını”

Yılmaz Pütün’ün (Güney’in) Pere Lachaıse’deki Mezarının Sırrı – Özdemir İnce

yilmaz-guneyYılmaz’ın mezarı, aşağı taraftaki kapıdan girince, biraz ilerde, mezarlık duvarına yakın bir yerdeydi. Bulvara bakıyordu. Mezarlık yolu üzerinde çok eski mezarlar vardı. Mezarlığın önemli bir hatır için verildiği belliydi. Mezar beni hayal kırıklığına uğrattı.

Devamı…Yılmaz Pütün’ün (Güney’in) Pere Lachaıse’deki Mezarının Sırrı – Özdemir İnce

“İnsan bilinci vestiyer değildir!” Siyasal Yazılar – Yılmaz Güney

“Her organik varlık her an hem aynı şeydir, hem de aynı şey değildir; her an dışarıdan aldığı maddeleri özümlerken, daha başka maddeleri de dışarı atmaktadır; her an bedenindeki hücreler ölmekte ve yeni hücreler oluşmaktadır; gerçekte, belirli bir süre içinde her organik varlığın bedeninin maddesi tepeden tırnağa yenilenir ve yerini başka madde atomları alır, dolayısıyla her organik varlık her zaman hem kendisidir, hem de kendisinden başka şeydir.”

Devamı…“İnsan bilinci vestiyer değildir!” Siyasal Yazılar – Yılmaz Güney

Kızı Elif Güney Pütün anlatıyor: Herkesin bir Yılmaz Güney’i vardır

Elif GüneyDonat Keusch YOL filminin İsviçreli yapımcılarından birisi. Kendisini tanırım. Hatta senelerdir bana “Yılmaz Güney”ini anlatır. Herkes gibi. Bilirsiniz, herkesin bir Yılmaz Güney’i vardır. Saygı ve sevgi’yle dinlerim, babam yaşamaya devam eder… Aslında Yılmaz Güney, özellikle ölümünden sonra çok Zübükçe bir tavırla, gerçek Yılmaz’ı ben bilirim, onunla şunu bunu yaşamıştık diye anlatılır oldu. En çok Güney-biliciler yarışı türedi…, nasıl sanat-seviciler varsa, bir de Güney-biliciler vardır, özellikleri kendilerini bilmemeleri, kendi varlıklarını tek başlarına duyumsayamadıkları için kendilerini Yılmaz Güney’e ekleyip bir yeni pseudo- kimlikle konuşmalarıdır.

Devamı…Kızı Elif Güney Pütün anlatıyor: Herkesin bir Yılmaz Güney’i vardır

Yılmaz Güney: Sen bizim dostumuzsun, Baban dostumuzdur, O “heyecanlı arkadaşlar” dostlarımızdır

Yılmaz GüneyHalk sınıf ve tabakalarına mensup insanların büyük bir çoğunluğu, gerici propagandaların etkisi altındadırlar. Devrimciler geniş emekçi kitlelere düşüncelerini doğru bir biçimde henüz ulaştıramamaktadırlar. Halk kitlelerinin çoğunluğu, devrimci mücadelenin amaçlarını ve niteliğini bilememekte, bu yüzden devrime ve devrimcilere düşman bile olabilmektedirler. Biz, meselenin özünü kavrayamadıkları için düşüncelerimizi reddeden hatta devrimcilere düşman gözüyle bakan bu insanlara saldırabilir miyiz? Kesinlikle hayır!..

Devamı…Yılmaz Güney: Sen bizim dostumuzsun, Baban dostumuzdur, O “heyecanlı arkadaşlar” dostlarımızdır

Yılmaz Güney’den Siverek’li olmak yada olmamak üzerine bir yazı*

yılmaz güney“Siverek’li Olmak”

 “Bir gün nereli olduğumu sordular:
—Babam Sivereklidir dedim.
Siverek adına şaştılar, hiç duymamıştılar.
—Nerdedir bu Siverek? Dediler.
—Siverek Napoli’nin kazasıdır dedim.
Düşündüler bir süre birbirlerine bakındılar.
—Biz İtalya’yı çok iyi biliriz. Yanlışınız olmasın. Napoli’nin böyle bir kazası yoktur.
Siverek İtalya’da olsa bileceklerdi. Gelelim Siverek Urfa’nın bir kazasıydı. Urfa’da Türkiye’de bir şehirdi.
Bizim memleketin insanları iyidir, akılları çoktur; İtalya’yı bilirler, Fransa’yı bilirler Çiniştanı, falanistanı bilirler, lakin kendi yurtlarını bilmezler.

Devamı…Yılmaz Güney’den Siverek’li olmak yada olmamak üzerine bir yazı*

Yılmaz Güney Mektupları: “Her şeyi yeniden düşünüyorum… Yıkıp yeniden yapıyorum kendimi”

Yılmaz Güney ve Oğluİşte on aydır kafamı patlatan soru…
Maddi ve manevi her şeyin kaynağı halktır. Sarayları yapan ve yıkan o… Toprağa eken, biçen, mezarları kazan, gül fidanını budayan, tarihleri yaratan o. Hep o… Sanatın yaratıcısı da odur… Halktır…
Değerlendirmeleri bu açıdan yaparsak, doğrular, iyiler, kendiliğinden ortaya çıkar… Bir sanatçı ülkesinin sosyo-ekonomik ve siyasal yapısının dışında düşünülemez. Çünkü, halk ve etkilerin dışında değildir. Çünkü, halk gerçeğin kendisidir. Gerçeği yaşayan ve yansıtandır. Sanatçı, ona ne kadar yakınsa, özdeşse, başarıya ve gerçeğe o kadar yakındır. Oysa biz bu fakir halkın cebindeki bir liracığı kapmak için yılda üçyüz film yaparız. Onu aldatmak, gözünü boyamak için akla gelmedik hikayeler uydururuz… Ağlarız, güleriz, uçarız…

Devamı…Yılmaz Güney Mektupları: “Her şeyi yeniden düşünüyorum… Yıkıp yeniden yapıyorum kendimi”

Yılmaz Güney’den bir öykü: “Yakın bulmak sevmek demek değildir”

yilmaz-guneyOrtalığı tatlı bir serinliğe bozarak gelip geçen yaz yağmuru saçlarımızda kördüğüm olmuştu. Ömür’ün alnına dökülen ıslak saçlarından yüzüne akan damlalar dudaklarında parlıyordu. Bu pırıltılarda bütün maziyi derinliğiyle görebiliyordum. Çocukluğumu, tahtadan arabamın takırdağı, kargıdan atımın şahlandığı meydanı. Söylediklerine pişman olan ilk sevgilimi ve arkasından ağladığım; çırpındığım o güzel mektepli kızı. Hepsi bu pırıltılarda. Yeni nişanlım Ömür. O yok bu pırıltılarda. Karşımda gülüyor. Belki olmaz bu dünya, belki günün birinde başka bir göz Ömür’ü hatırlatır.

Devamı…Yılmaz Güney’den bir öykü: “Yakın bulmak sevmek demek değildir”