Mina Urgan: Uzun yaşamanın bir felaketi sevdiklerinizin ölümünü görmekse, öteki yalnızlıktır

Yalnızlıkların en kötüsü, başkalarının arasında çekilen yalnızlıktır bence. Kaldı ki, insanları seven ihtiyarlar, onları fiilen görmeseler bile, düşünceleri ve duygularıyla yakınlarıyla sürekli iletişim içinde olduklarından, hiçbir zaman yalnız kalmazlar aslında. 

Devamı…Mina Urgan: Uzun yaşamanın bir felaketi sevdiklerinizin ölümünü görmekse, öteki yalnızlıktır

Mina Urgan: Hoşgörü elbette ki, güzel bir şey ama neye gösterileceği kesinlikle saptanmalı

On yedinci yüzyılın başlarında yaşayan Alman mistiklerinden Jacob Boehme, “cehennemde yanan sadece benliktir” der. Hiç de mistik olmayan Albert Einstein da, bir insanın kendi benliğinden ne kadar sıyrılabilirse, o kadar değerli sayılabileceğini söyler.

Devamı…Mina Urgan: Hoşgörü elbette ki, güzel bir şey ama neye gösterileceği kesinlikle saptanmalı

Mina Urgan: Bir yaşa kadar siz çocuklarınızı, sonra onlar sizi azarlamaya başlar

Bana kalırsa, bir insanın yaşamında en güzel yıllar gençlik değil, otuz beş ile kırk beş arasıdır. Gençliğin sıkıntılarından kurtulmuş, yaşlılığın sorunlarıyla henüz karşılaşmamışsınızdır. Ne çare ki, o güzel yıllar da geçer, her şeyin gelip geçtiği gibi. Altmışından sonra, çok güç bir dönem başlar.

Devamı…Mina Urgan: Bir yaşa kadar siz çocuklarınızı, sonra onlar sizi azarlamaya başlar

Mina Urgan: Bizi yaralayan olayları unutmuş gibi yapmak zorundayız yaşamak için

Yaşlılık ve Ölüm
İhtiyarlar ne yaparlar? Anılarını yazarlar. Ben de bunu yapıyorum işte. Günce tutmak alışkanlığım olmadığı; ancak altmışından sonra ve yalnız yolculuklarımda notlar tuttuğum için, bu dinozorun anıları biraz kopuk kopuk olacak. Üstelik belleğim de hiç güçlü değildir.

Devamı…Mina Urgan: Bizi yaralayan olayları unutmuş gibi yapmak zorundayız yaşamak için

“Bunlara katlanamadığı için öldürür insan kendini…” Alay – Albert Camus

Albert-Camusİki yıl oluyor, yaşlı bir kadın tanımıştım. Bir hastalık geçiriyordu, bu hastalıktan öleceğini sanmıştı. Tüm sağ yanına inme inmişti. Yalnız bir yarısı bu dünyadaydı, öbür yarısı şimdiden yabancıydı kendine. Kımıl kımıl, geveze bir ihtiyarcıkken, sessizliğe, kımıltısızlığa gömmüşlerdi onu. Uzun günler boyunca yalnızdı, okuması yazması yoktu, pek bir duyarlığı da yoktu, tüm yaşamı Tanrıya yöneliyordu. İnanıyordu ona. Bunun kanıtı da bir tespihi, kurşundan bir İsa heykelciği, bir de mermer çamurundan bir çocuğu taşıyan bir Aziz Yusuf heykelciği bulunmasıydı. Hastalığının iyileşmez olduğundan kuşku duyuyordu, ama hiç de gerektiği gibi sevmediği Tanrı’ya güvenerek, kendisiyle ilgilensinler diye iyileşmez olduğunu söylüyordu.

Devamı…“Bunlara katlanamadığı için öldürür insan kendini…” Alay – Albert Camus

Cicero, Yaşlılık ve Dostluk – Dr. Ayşe Sarıgöllü

Yaşlılık
Cicero’nun Cato Maior’u İ.Ö.44’te, altmış iki yaşındayken yazdığı kabul edilmektedir. O sırada devlet işlerinden uzak olan Cicero’nun yapıtta Cato’nun ve başka yaşlı kimselerin siyasal eylemlerinden uzunca söz etmesi onun bu yapıtı yalnızca, kendisinin dediği gibi, yaşlılık denen yükü hafifletmek için değil, biraz da, yaşına karşın devlet işlerinde yine de pek yararlı olabileceğini anlatmak için yazdığını gösterir. Ancak Cicero’nun sevgili kızı Tulliola’yı yitirişi ve yaşının ilerleyişi de onu kesinlikle felsefeyle uğraşmaya ve bu türden yapıtlar arasında, yaşlılık konusunda da bir kitap yazmaya yönlendiren nedenler arasındadır. De Divination adlı yapıtından anladığımıza göre, Cicero ahlâkın düşük olduğu bir dönemde gençliğe ders vermek, yardımda bulunmak istemiştir. Cato Maior’u işte biraz da gençlerin kaçınmalarını istediği tehlikelerden söz etmek için yazmıştır.

Devamı…Cicero, Yaşlılık ve Dostluk – Dr. Ayşe Sarıgöllü