Sürgün, Marji̇nal, Yabancı: Entelektüelin Temsil Ettikleri – Edward W Said

Sartre’ın Simone de Beauvoir’la olan ilişkisi, Camus’yle yaptığı tartışma, Jean Genet’yle arasındaki sıkı bağlantıyla ilgili bir şeyler okuduğumuzda onu ortamı içinde konumlarız. Sartre işte bu ortam sayesinde Sartre olmuştur, Fransa’nın Cezayir politikasına da, Vietnam’a da karşı çıkan kişi olmuştur.

Devamı…Sürgün, Marji̇nal, Yabancı: Entelektüelin Temsil Ettikleri – Edward W Said

Arno Gruen: “Hayatta kalabilmek için sahtekarlıkla yaşamayı çok erken yaşlarda öğreniyoruz”

Arno GruenHitler’in konuşmalarına bu açıdan bakacak olursak gaddarca eylemlerinin ardındaki itici kuvvetleri görebiliriz. Onca insanın niçin Hitler’e hayranlık duyduğunu da anlayabiliriz: Çünkü şiddet yoluyla kendilerini canlı hissetmelerini meşru kılıyordu. Hitler veya benzerleri tarafından kışkırtılarak başka insanlara işkence eden veya katliam yapan insanların dehşet verici çoklukta olması, uygarlığımızda çocukların anne babalarıyla yaşadıkları en erken ilişkilerde aldıkları duygu tahribatının ölçüsünü yansıtıyor. Aynı zamanda ürkütücü ölçüde yüksek olan kimlik yitimine de ayna tutuyor.

Devamı…Arno Gruen: “Hayatta kalabilmek için sahtekarlıkla yaşamayı çok erken yaşlarda öğreniyoruz”

“O bildik yollar insanı günahsız uykulara da zindanlara da götürebiliyor” Yabancı – Albert Camus

Albert Camus YabancıBaşkan, jüri üyeleri ve avukatıma, “Soracağınız bir şey var mı?” dedikten sonra, kapıcının ifadesini dinledi. Ötekilerine yapılan şeyler buna da tekrarlattırıldı, içeriye girerken, kapıcı bana baktı, sonra gözlerini başka yana çevirdi. Sorulan sorulara karşılık verdi. Anamı görmek istemediğimi, sigara tellendirdiğimi, uyuduğumu ve sütlü kahve içtiğimi söyledi. O zaman bir şeyin bütün salonu ayaklandırdığını hissettim ve ilk kez suçlu olduğumu anladım. Kapıcıya sütlü kahve ve sigara hikâyesini tekrarlattılar. Savcı, gözlerinde alaycı bir parıltıyla yüzüme baktı. Bu sırada, avukatım kapıcıya, benimle birlikte sigara içip içmediğini sordu. Bu soru üzerine savcı öfkeyle yerinden fırlayıp, “Burada suçlu kim?

Devamı…“O bildik yollar insanı günahsız uykulara da zindanlara da götürebiliyor” Yabancı – Albert Camus

Albert Camus: Hepsi de durumlarından hoşnut görünüyorlardı

Albert Camus YabancıYazın yerini çabucak bir başka yaz alıverdi. İlk sıcaklarla birlikte benim için yeni birşeyler olacaktı, biliyordum. Benim dava ağır ceza mahkemesinin son dönemine kaydedilmişti. Bu dönem haziranla birlikte bitecekti. Duruşmalar başladığı zaman dışarıda güneş ortalığı kavuruyordu. Avukatım, duruşmaların iki üç günden fazla sürmeyeceğini bana kesin olarak söylemiş ve “Zaten mahkeme nasıl olsa acele edecek, çünkü, sizin dava dönemin en önemlisi değil. Sizinkinin hemen ardından, babasını öldüren birini yargılayacaklar,” diye eklemişti.
Sabahın yedi buçuğunda gelip beni aldılar; cezaevinin arabasıyla Adliye Sarayına götürdüler, iki jandarma beni loş kokulu bir odaya soktu. Bir kapının yanına oturup bekledik. Kapının ardından sesler, çağrışmalar, sandalye takırtıları işitiliyordu.

Devamı…Albert Camus: Hepsi de durumlarından hoşnut görünüyorlardı

Albert Camus: Anladım ki, bütün bu zaman içinde, kendi kendimle konuşmuşum

Albert Camus YabancıÖyle şeyler vardır ki, oldum bittim sözünü bile etmek istememişimdir. Hapse girdiğim zaman, birkaç gün içinde, hayatımın bu parçasından söz etmek istemeyeceğimi anladım. Daha sonraları bu türlü tiksinti bana artık önemli görünmedi. Gerçekte, ilk günler pek de hapiste sayılmazdım: belli belirsiz, yeni birşeyler bekliyordum. Her şey, asıl, Marie’nin ilk ve biricik ziyaretinden sonra başladı. Mektubunu aldığım günden (karım olmadığı için bir daha gelmesine izin vermediklerini yazıyordu), işte o günden beri artık hücremin kendi evim olduğunu, hayatımın da oracıkta duraklayıvereceğini hissettim. Tutuklandığım gün, beni, önce çoğu fellah olan bir sürü tutuklunun bulunduğu bir odaya tıktılar. Beni görünce güldüler, ne yaptığımı sordular. Bir fellah öldürdüm, dedim. Ağızlarını açmadılar. Az sonra, akşam bastırıverdi. Üzerinde yatacağım hasırı nasıl düzelteceğimi gösterdiler; hasırın uçlarından biri kıvrılarak, yastık yapılabiliyordu. Bütün gece tahtakuruları yüzümde cirit oynadı. Birkaç gün sonra, beni tek başıma bir hücreye kapadılar.

Devamı…Albert Camus: Anladım ki, bütün bu zaman içinde, kendi kendimle konuşmuşum

Albert Camus: “Ama, söyleyeceğim sözlerin aslında hiçbir yararı yoktu!”

Albert-CamusTutuklandıktan sonra, birkaç kez sorguya çekildim. Ama, bunlar kim olduğumu saptamayla ilgili sorgulardı. Uzun sürmedi. Önce, karakolda benim olayım kimsecikleri ilgilendirmiyor gibiydi. Tam tersine, sekiz gün sonra, sorgu yargıcı, yüzüme meraklı meraklı baktı. Ama başlangıç olmak üzere sadece adımı, adresimi, ne iş yaptığımı, ne zaman doğduğumu, nerede doğduğumu sordu. Sonra, bir avukat tutup tutmadığımı öğrenmek istedi, “Hayır,” dedim, sonra, “ille tutmak mı gerek, öğrenmek istiyorum,” dedim. “Neden?” diye sordu. “Benim davayı pek basit buluyorum da ondan,” diye karşılık verdim. Yargıç gülümseyerek, “Bu da bir görüş. Ama, yasa açıktır. Siz tutmazsanız, biz kendiliğimizden bir avukat sağlarız,” dedi. Adaletin, bu gibi ayrıntıları üzerine alması, pek ilginç geldi bana. Düşüncemi yargıca söyledim. Beni haklı buldu ve, “Yasa çok iyi yapılmıştır,” dedi.

Devamı…Albert Camus: “Ama, söyleyeceğim sözlerin aslında hiçbir yararı yoktu!”

Albert Camus: ” Şimdi ya da yirmi yıl sonra olsun, ölecek olan hep bendim”

Albert-CamusRaymond büroya telefon etti. Arkadaşlarından biri (benden söz etmiş ona), pazarı, Cezayir yakınlarındaki kulübesinde geçirmeye çağırıyormuş. “İyi olurdu,” dedim, “ama pazar günü bir kadın arkadaşla buluşacağım.” Raymond hemen, “O da buyursun,” dedi. Arkadaşının karısı, bir sürü erkek arasında tek başına kalmamış olurum diye sevinirmiş çok. Telefonu hemen kapatmak istedim: patron bize dışarıdan telefon edilmesini pek sevmezdi.(…)
Az sonra patron beni çağırttı. O an canım sıkıldı. Bana, “Az telefon et de daha iyi çalış,” diyeceğini sandım. Bu değilmiş söyleyeceği meğer. Bana henüz bir tasarı halinde olan bir işten söz edeceğini söyledi. Konu hakkında yalnız düşüncemi almak istiyormuş. Paris’te büyük kumpanyalarla doğrudan doğruya ve yerinde işlerini görebilecek bir büro açmayı düşünüyormuş. Oraya gitmek ister miyim, istemez miyim, onu öğrenmek niyetindeymiş. Bu, bana, Paris’te yaşamak, yılın bir kısmını da gezide geçirmek olanağını verecekmiş. “Daha gençsiniz. Sanırım böyle bir hayat hoşunuza gider,” dedi. “Evet,” diye karşılık verdim. “Ama, doğrusunu isterseniz, bence bir,” diye ekledim. O zaman, “Hayatınızda bir değişiklik hoşunuza gitmez mi?” diye sordu. “İnsan, hayatını hiç değiştiremez ki. Zaten herkesin hayatı üç aşağı beş yukarı birbirinin aynıdır.

Devamı…Albert Camus: ” Şimdi ya da yirmi yıl sonra olsun, ölecek olan hep bendim”

“Herkes sonunda çekilip gitti” Yabancı – Albert Camus

Albert Camus YabancıBütün hafta iyi çalıştım. Raymond geldi, mektubu yolladığını söyledi. Emmanuel’e iki kez sinemaya gittim. Perdede olup bitenlerden pek anlamazdı. Onun için bir bir anlatmak gerekir. Dün cumartesiydi. Önceden kararlaştırdığımız üzere, Marie geldi. Onu içim pek çekti: meşin sandalları vardı. Memelerinin o taş gibi sertliği hissediliyor, güneşten yanan yüzü sanki bir çiçeği andırıyordu. Bir otobüse atladık, Cezayir’den birkaç kilometre uzakta, kayalar arasına sıkışmış, kara tarafı sazlarla çevrili bir kumsala gittik. Saat dörttü: güneş pek yakmıyordu, ama uzun ve tembel dalgacıklarıyla su ılıktı. Marie bana bir oyun öğretti. Yüzerken ağzınızı dalgaların tepelerine verip avurtlarınızı köpükle doldurduktan sonra sırtüstü yatacak, sonra suları gökyüzüne püskürteceksiniz.

Devamı…“Herkes sonunda çekilip gitti” Yabancı – Albert Camus

“Elindeki mutluluğun değerini sonra anlarsın!” Yabancı – Albert Camus

Albert-Camus“Ben kötü adam değilim, Bay Meursault, anlıyor musunuz. Yalnız çok çabuk köpürürüm. Herif bana, “Erkeksen tramvaydan inersin,” dedi. “Ben de, “Haydi işine, belanı arama,” dedim. “Erkek değilsin,” dedi bana. O zaman ben de indim aşağı ve, “Kes sesini, yoksa tepelerim,” dedim. “Deme be!” diye karşılık verdi. Ben de bunun üzerine yaradana sığınıp bir tane aşkettim suratına. Yere yuvarlandı. Tam eğilip yerden kaldıracağım sırada, yattığı yerden başladı tekme atmaya. Ben de dizimle bir çıkış yaptım, kafasına da iki tane indirdim. Suratı kana bulandı. “Bu tayın kâfi mi ulan?” diye sordum. “Evet,” dedi.

Devamı…“Elindeki mutluluğun değerini sonra anlarsın!” Yabancı – Albert Camus

“İnsan her zaman az buçuk suçludur” Yabancı – Albert Camus

Albert Camus YabancıUyanınca, patronumun iki günlük izin istediğim zaman niçin hoşnut kalmadığını anladım. Bugün günlerden cumartesi. Neredeyse unutmuştum, ama yataktan kalkarken aklıma geliverdi. Patronum, pek doğal olarak, pazarla birlikte dört günlük bir iznim olacağını düşünmüştü. Bu da hoşuna gitmezdi elbet. Ama, bir kere anacığımı bugün değil, dün gömmüş olmakta benim kabahatim yok. Öte yandan da yine nasıl olsa cumartesi ile pazar benimdi. Kuşkusuz bu da patronuma hak vermeme engel değil.
Kalkmakta bir hayli güçlük çektim. Çünkü dün çok yorulmuştum. Bir yandan tıraş oluyor, bir yandan ne yapacağımı kendi kendime soruyordum. Gidip denize girmeye karar verdim. Tramvaya binip limandaki deniz hamamına gittim. Suya daldım.

Devamı…“İnsan her zaman az buçuk suçludur” Yabancı – Albert Camus

“Annenizi son bir kez görmek ister misiniz?” Yabancı – Albert Camus

Albert Camus YabancıHepsi kendi düşüncelerine öylesine dalmışlardı ki bunun farkında olmuyorlardı bile. Hatta bana öyle geliyordu ki, ortalarında yatan bu ölü bile onlarca hiçbir şey ifade etmiyordu. Ama, şimdi öyle sanıyorum ki, bu yanlış bir duyguydu.
Hepimiz kapıcının verdiği kahveleri içtik. Sonrasını bilmiyorum. Gece geçiverdi. Yalnız şunu anımsıyorum:
bir ara gözlerimi açmıştım, ihtiyarlar birbirlerinin üzerine yığılmış, uyuyorlardı. Yalnız bir tanesi uyumuyordu. Çenesini bastonuna kenetli elleri üzerine dayamış, sanki uyanmamı bekliyormuş gibi, gözlerini bana dikmişti. Sonra gene uyumuşum. Uyandım, çünkü belim gittikçe daha çok ağrıyordu. Gün camların üzerine doğru kayıyordu. Az sonra ihtiyarlardan biri uyandı ve bir hayli öksürdü. Damalı büyük bir mendile tükürüyor, her seferinde sanki göğsü sökülüyordu. Ötekilerini de uyandırdı. Kapıcı artık gitmeleri gerektiğini söyledi. Kalktılar. Ölünün başı ucunda bu rahatsız bekleyişten yüzleri kül gibi olmuştu.

Devamı…“Annenizi son bir kez görmek ister misiniz?” Yabancı – Albert Camus

Albert Camus: “Mutluluk, bir yerde ve her yerde hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir”

Albert Camus YabancıBugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum. Bakımevi’nden bir telgraf aldım:
Anneniz öldü. Cenazesi yarın kaldırılacak.
Saygılar

Bundan pek bir şey anlaşılmıyor. Belki dün ölmüştür.
Bakımevi, Cezayir’den seksen kilometre uzakta, Marengo’da. Saat 2’de otobüse bineceğim ve öğleden sonra orada olacağım. Böylelikle geceyi annemin tabutu başında geçireceğim, yarın akşam da dönmüş olacağım. Patrondan iki gün izin istedim, böyle bir mazeret karşısında izin vermezlik edemezdi. Ama pek de memnun görünmüyordu. Hatta ona, “Kabahat bende değil,” dedim. Cevap vermedi. O zaman, “Keşke böyle demeseydim,” diye düşündüm. Nihayetine, ondan özür dilemeye mecbur değildim ki. Hatta daha ziyade onun bana başsağlığı dilemesi gerekirdi. Fakat bunu herhalde öbür gün, beni yas tutarken görünce yapacak. Şimdilik annem sanki ölmemiş gibi. Gömüldükten sonra ise, tersine, bu iş sona ermiş ve daha resmî bir hal almış olacak.

Devamı…Albert Camus: “Mutluluk, bir yerde ve her yerde hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir”