Milliyetçilik Sendromu | Türkün Lisanla İmtihanı – Necati Sönmez

Babil Kulesi’nin yıkılıp dünya dillerinin ayrışmasının üzerinden kaç bin yıl geçtikten sonra, Türkiye’de anadilini kullanmanın bir hak olup olmadığını tartışıyoruz. Buna da şükür, demek lazım. Çünkü aslına bakarsanız, Türklerin başka dillerle arası pek iyi değil. Western filmlerindeki kasaba şerifi ağzıyla söylersek: “Biz burada yabancı dilleri sevmeyiz, ahbap!”
Gerçekten de, toplum olarak bize ‘yabancı’ olan dillerle ilişkimiz patolojik bir vaka olarak incelenmeye değer. Bir kere ‘küreselleşen’ bir dünyada, yabancı dil bilmeyen Başbakanlara, Cumhurbaşkanlarına sahip bir ülkede yaşıyoruz. “Tek din, tek bayrak” hamasetinin hezeyanı içinde “tek dil”e sahip olmayı da marifet saymış, bunu slogan haline getirmiş siyasi önderlerin ülkesindeyiz. (Hatta tek dilin bile bize fazla geldiği söylenebilir. Bu slogana en çok sarılanların, sahip olduğu o biricik dili ne kadar hor kullandığını hatırlatmaya gerek bile yok; internet ortamında gramer kurallarını katleden, “de, da, ki” eklerinin hatalı yazımından geçilmeyen fevri milliyetçi mesajlara bakmak yeterli).

Devamı…Milliyetçilik Sendromu | Türkün Lisanla İmtihanı – Necati Sönmez