Sanatın gerçekle estetik ilişkileri | Çernişevski’nin Estetik Anlayışı* – Plehanov

Çernişevski, güzellik hayattır, der ve bu tanıma dayanarak, çiçek açmış ‘bir bitkiyi niçin sevdiğimizi açıklamaya çalışır:
Bitkilerde hoşumuza giden şey, kuvvet ve özsuyu dolu bir hayata delâlet eden renk tazeliği, şekil zenginliği ve bolluğudur. Solmaya yüz tutan bir bitki çirkindir, içinde az özsuyu bulunan bir bitki hoşa gitmez.
Pek ince ve belli bir noktaya kadar tamamen doğru bir mütalâadır bu.
Fakat işte güçlük: bilindiği gibi, ilkel kavimler, örneğin, aynı gelişme evresinde bulunan Boşimanlar, Avusturalya yerlileri ve daha başka “vahşiler”, oturdukları bölgeler çiçekten yana çok zengin olduğu halde hiç de çiçeklerle süslenmezler.

Devamı…Sanatın gerçekle estetik ilişkileri | Çernişevski’nin Estetik Anlayışı* – Plehanov

Çağdaş burjuva sanatında bunalım ve estetik teorisi – Stanka Simeonova

Sanatçının toplumsal insanın tipik yaşantılarını, ülkülerini ve etik yada estetik yönlerini yansıtmayı reddetmesi, yaratıcı eylemden yüz çevirmesi, sanatın insandan uzaklaşması demektir. Eşyalaştırma ve kişisizleştirme sonunda insan kendi adını bile kaybediyor. Yazarlar ona artık ‘’ Falan,Filan, X ‘’ demeye başlıyorlar. İnsansızlaştırma her şeyden önce sanatın içerik yönünü yıkar. Giderek, sanat ‘’ insan bilgisi’’ olmaktan çıkar. Sanatçının insan karşısındaki yani toplum karşısındaki sorumluluğu ya küçümsenir, yada büsbütün yok edilir. Nitekim, fütüristler ‘”insan şimdi bizde hiçbir ilgi uyandırmıyor’” dediler. Böylece, attılar onu edebiyattan. Salvador Dali: ‘’ Ben insanları alıklaştırmayı seviyorum’’ diyor hiç sıkılmadan. Rob Griye, insana da eşya gibi, öteki eşyalar arasında yer veriyor. Konserve kutularının ressamı Endy Warhol ise: ‘makineler insanlar kadar çok sorunla uğramıyor. Onun için ben de makine olmayı isterdim.” diyor.

Devamı…Çağdaş burjuva sanatında bunalım ve estetik teorisi – Stanka Simeonova

Anatoli Lunaçarski’den alıntılarla Sovyetler Birliği ve Sosyalist Gerçekçilik

Lunaçarski’nin, SSCB Yazarlar Birliği Örgütleme Komitesi’nin 2. Plenumuna sunduğu rapor, daha sonra Sovyetler Birliği’nin resmi sanat çizgisi olarak kabul edilmesinin yanısıra  “sosyalist gerçekçilik” üzerine  önemli düşünceler içermektedir.

Lunaçarski, Sovyetler Birliği’nde gerçekleştirilen sanat ve kültür politikasının belirlenmesinde, örgütlenmesinde, düzenlenmesinde, geliştirilmesinde birinci dereceden rol oynayan kişilerden biridir.
25 Ekim 1917’de (yeni takvime göre 7 Kasım)  Ekim Devrimi’nin zafere ulaşmasının ardından, II. Sovyetler Kongresi tarafından 26 Ekim’de (yeni takvime göre 8 Kasım), Lenin başkanlığında bir “Halk Komiserleri Konseyi” kurulması kararı alınmış, bu konseyde “Eğitim İşleri Halk Komiseri” görevi Lunaçarski’ye verilmiş ve Lunaçarski, 1929 yılına kadar bu görevi başarıyla sürdürmüştür.

Devamı…Anatoli Lunaçarski’den alıntılarla Sovyetler Birliği ve Sosyalist Gerçekçilik