“Benim için bir tablo parçalanmışlıklar bütünüdür” | Psikanalitik Açıdan Pablo Picasso

Ne güzel, geldin, dedi kadın/ Ne yazık ki birazdan çekip gidiyorum, dedi erkek
(Ferit Edgü-İnsanlık Halleri)
Zamanın ve görülebilir olanın birlikteliğinde başlar sanatsal diyalog. Varoluş ile yok oluş arasındaki gelgitlerin kalıcı anlatımlardır sanat, bir hesaplaşmadır kendisiyle ve kendi dışıyla. Picasso’nun bu anlamdaki yeteneği, çocukluğundan beri var olmuştur, psişik yapısının etkisiyle erken bir olgunluk evresine girmiş olduğu söylenebilir. Doğuştan başlayıp onu yıllarca sarsan “Asfiksik travma”, çocukluk döneminin “abandon (terk edilme) nevrozu ve ergenlikle bağlantılı “Anal karakter”, Picasso’nun yaratıcılığında çok büyük rol oynamıştır.Tüm yapıtlarında, yaşadığı deneyleri psikolojik yankılanmalarını görmemek olanaksızdır. Bu konudaki ayrıntılı çalışmalardan giderek Picasso’nun davranışsal dünyasında, onun karakterini temsil eden bellibaşlı üç niteliğin altını çizmek gerekecektir: Çocuksu oyunlara eğilimli kişilik (Ludens); oidinal kişilik (Libidinosus); Çalışkan kişilik (Laboriosus).

Devamı…“Benim için bir tablo parçalanmışlıklar bütünüdür” | Psikanalitik Açıdan Pablo Picasso

Oğuz Atay’ın “Babama Mektup”una Psikanalitik Bir Yaklaşım – Hilmi Tezgör

oguz-atayTüm kadınlar sonunda annelerine benzerler: Bu onların dramıdır. Erkekler için böyle bir durum asla söz konusu olamaz: Bu da onların dramıdır.” Oscar Wilde

Sigmund Freud ve psikanaliz yüz yılı aşkın bir süredir tartışılıyor. Cinsellik gibi bir kavramı öğretisinin merkezine alan bir düşüncenin yıllardır tartışılıyor olması son derece olağan. Freud ile ilgili tartışılmaz bir gerçek varsa bu, onun 20. yüzyıl edebiyatı üzerindeki büyük etkisi olsa gerek. Age of the Modern and other Literary Essays kitabında bu noktanın altını çizen Harry T. Moore da, “Modern edebiyat üzerindeki hiçbir etki Freud’unki kadar doğrudan olmamıştır” diyor. (23)

Devamı…Oğuz Atay’ın “Babama Mektup”una Psikanalitik Bir Yaklaşım – Hilmi Tezgör

Dr. Engin Geçtan’ın Ruh Biliminde Psikanalizin ve Varoluşçu Öğretilerin Bireşimi – Mert Sarı

engin geçtan İnsan mutlu olmak değil; haklı olmak, egemen olmak ister. Yine insan, gerçekte kısıdı olan yaşama süresini ve vital enerjisini yapıcılığa, sevişmeye, bilgilenmeye, seyahat ermeye değil; yıkıcılığa, savaşlara, anlamsız çabalara yatırır. Büyük bir kamusal alanın sahnesini doğa gezilerine ve sahici insanlarla iletişime yeğler. Bu gözlemler de psikanalizin insan ruhsallığının usdışı ve bilinçdışı itilimlerin basıncı altında devindiği önermesini doğrular. 20. yüzyıl, kitle savaşları ve faşizmle, bize insanın özerk bir özne olmaktan çok manipüle edilebilir bir kitle nesnesi olduğunu kanıtladı. Martin Heideger, bize insan varoluşunun en derin görünüş aşamalarının bile yoğun bir korkuyla kaplı olduğunu söyler. O hâlde gündelik gözlemler bize psikanalizin savlarının önemli ölçüde haklılığım gösterir. 

Devamı…Dr. Engin Geçtan’ın Ruh Biliminde Psikanalizin ve Varoluşçu Öğretilerin Bireşimi – Mert Sarı

Freud ve Vygotsky: Sovyetler Birliği’nde Psikanalistler ve Psikanaliz Eleştirmenleri*

psikolojiVygotsky’nin olgusal psikanaliz araştırması zamanında Sovyetler Birliği’ne egemen olan ve psikanalizi temelde mücadele edilmesi gereken bir burjuva düşüncesinin ifadesi olarak gören parti çizgisine uymuyordu. Bu eleştiri sonuçta psikanalizin Sovyetler Birliği’nde yasaklanmasına yol açtı, çünkü psikanalizin emperyalizm yararına tanıtlar geliştirdiği, etkisi altına aldığı insanların cesaretlerini kırdığı ve onları proleter sınıf savaşımını kabul etmek ve sürdürmekten alıkoyduğu ileri sürülüyordu. Buna uygun olarak psikanalize, yanlış bir insan psişesi öğretisi olarak saldırıldı. Ayrıca psikanalize karşı getirilen tanıtlar insanın cinsellikten çok daha fazlasından oluştuğunu ve sürekli bilinçdışı olarak belirlenmiş davranışlara göre yaşamadığını söylüyordu. 

Devamı…Freud ve Vygotsky: Sovyetler Birliği’nde Psikanalistler ve Psikanaliz Eleştirmenleri*

Amatör Psikanalizi: Kendi Kendine Psikanaliz Nasıl Yapılır? (I) – Sigmund Freud

Sigmund FreudBu küçük yazının başlığı öyle ha deyince anlaşılacak gibi değil. Dolayısıyla açıklamam gerekiyor: Amatörlerle anlatılmak istenen hekim olmayanlardır, sorun da hekim olmayanların psikanatilik tedavi uygulamasında bulunmalarına izin verilip verilmemesi sorunudur. Bu sorun hem zamansal, hem yerel bir sınırlılık taşıyor. Zamansal sınırlılık taşıyor, çünkü kimin psikanaliz uygulamasında bulunacağını şimdiye kadar kendine dert edinen çıkmış değil. Evet, böyle bir sorun hiç mi hiç umursanmamış, ancak bir tek istekle birleşilmiştir, o da kimsenin böyle bir uygulamada bulunmaması. Bu istek içinde çeşitli nedenler öne sürülmüş ve bütün nedenlerin temelinde psikanalize karşı aynı nefret saklı yatmıştır. Bu bakımdan, yalnız hekimlerin psikanalize karşı takınılan yeni ve eskisinden daha dostça bir tutumun eseridir; bu tutum daha öncekinin sadece biraz değişik biçimi olduğu kuşkusundan yakasını kurtarabilirse tabii.

Devamı…Amatör Psikanalizi: Kendi Kendine Psikanaliz Nasıl Yapılır? (I) – Sigmund Freud

Bilim olarak psikanaliz Marksist sosyolojik doktrine eşittir | Psikanaliz ve Marksizm – Juliet Mitchel

Reich’ın Ödip kompleksini yeniden babaerkil aileye döndürmesi çalışmalarındaki psikanalitik kavramların ölümü anlamına geldi. Fakat Reieh’ın psikanalitik çerçeve içerisinde tartıştığı durum analitik olduğu kadar siyasal kuramları içinde tehlikeli olabilir. Bence aynı yanlış kavramların ikisini de nasıl etkilediğini görebiliriz. Karakter analizi çalışmasında bilinçaltı ile içgüdüleri karıştırması bu alandaki çalışmalarının tümüne zarar verdi. Ren aynı karıştırmanın diyalektiğin doğasını kavramasını engellediğini ve her ne kadar bu durum psikanalizle ilgili fikirlerinde ortaya çıkmışsa da Marksist kuramlarına da uzandığını öne süreceğim.

Devamı…Bilim olarak psikanaliz Marksist sosyolojik doktrine eşittir | Psikanaliz ve Marksizm – Juliet Mitchel

Irkçılığın Psikolojik, Sosyal Psikolojik ve Psikanalitik Açıdan Açıklamaları – Alâeddin Şenel

Reich,  faşizmin, orta sınıf insanının kişilik yapısının siyasal alanda örgütlenmiş görünümünden başka bir şey olmadığını öğretmiştir. Faşist kişilik yapısı belli partilere, ırklara, uluslara özgü değildir. Dahası, kişilik çözümlemesi alanında yaptığı deneylerle, faşist duyarlılığın ve düşüncenin bazı öğelerini taşımayan tek canlının [insanın] bulunmadığı, sonucuna varmıştır. Irksal önyargıların etkilerinin genişliği, dünyanın dört bir yanına yayılmış bulunmaları, bunların kaynağının insan beynindeki akıldışı kesim olduğunu göstermektedir. Öyle ki, ırklar kuramı faşizmin uydurduğu bir şey değildir; tam tersine, ırksal nefret, bu nefretin siyasal alanda dile getiriliş biçimi olan faşizmi doğurmuştur. Irkçı öğreti orgazm güçsüzlüğü çeken insanın kişiliğinde dışa vuran biyolojik bir hastalıktır. Faşizm, makineci buyurgan uygarlıkla onan makineci gizemci öğretisi tarafından ezilen insanın temel coşkusal tutumudur, bir «coşkusal veba»dır.

Devamı…Irkçılığın Psikolojik, Sosyal Psikolojik ve Psikanalitik Açıdan Açıklamaları – Alâeddin Şenel

Bilinçdışı Dünyasının Tutkulu Kaşifi Sigmund Freud

1933’te Berlin’de Opera binasının önünde kitapları yakılan Freud, Hitler yönetiminin baskılarına karşın Viyana’yı terk etmemekte ısrar eder. Israrını ise Goethe ile gerekçelendirir. Ona göre Hitler, Almanların utanç kaynağıdır. Goethe gibi bir ozan yetiştiren Avusturya’da Hitler faşizminin tutunması mümkün değildir. Bütün inancına rağmen 1938 yılında 78 yıl yaşadığı Viyana’dan ayrılıp Londra’ya gitmek zorunda kalır.

Devamı…Bilinçdışı Dünyasının Tutkulu Kaşifi Sigmund Freud