Sabahattin Eyüboğlu’nun Kaleminden Pir Sultan Abdal

Pir Sultan AbdalAnadolu halkının bağrında açılmış bir kızıl güldür Pir Sultan. Kişiliği, özü, sözü halkla öyle içten içe kaynaşmış ki, nerede kendisinin, nerede halkın dile geldiğini kestiremezsiniz. Halk öldürülen sevgilisini kendi soluğuyla diriltmiş, diline diller, sazına sazlar katmış yaşatmış, ölüsüne dirisinden daha güçlü, daha etkili bir varlık kazandırmış, sönmüş bir canı bin canla yeniden tutuşturmuş. Şiirleri sağlıklarında yazıya geçmemiş eski halk şairlerimizden hiçbirinin hiçbir şiiri için, kendi ağzından çıktığı kesinlikle söylenemez.

Devamı…Sabahattin Eyüboğlu’nun Kaleminden Pir Sultan Abdal

Aziz Nesin’in 1 Temmuz 1993 Sivas katliamı öncesi yaptığı konuşmanın tam metni

Hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunarım.
Mahdum Kuli adında bir Azeri yazar var. Onun 100. doğum ya da ölüm yıldönümünde bir jübile yapılıyor Bakü’de. Nazım Hikmet’i de çağırıyorlar elbette. O toplantıya gidiyor. Ama Mahdum Kuli hakkında hiçbir bilgisi yok. Toplantıdan önce, resmi toplantıdan önce çağrılı yazarlar kendi aralarında konuşurlarken Nazım sık sık Mahdum Kuli hakkında bilgiler edinmeye çalışıyor. Ve her konuşmacıdan en canalıcı noktaları saptıyor. Ve ilk konuşmacı kendisi olduğu için orada öğrendiği Mahdum Kuli hakkında bilgileri dinleyicilere anlatıyor. Fakat dinleyicilerden Mahdum Kuli hakkında en canalıcı noktaları öğrendiği için, onları söylüyor.

Devamı…Aziz Nesin’in 1 Temmuz 1993 Sivas katliamı öncesi yaptığı konuşmanın tam metni

Türkülere verilmiş bir ömür; Ruhi Su sevilen türküleriyle cafrande.org’ta


“Benim anladığım anlamda iyi türkü söyleyebilmek için kişinin bir ses eğitimi, müzik eğitimi görmesi şart. Bu eğitimi gören her insan da iyi türkü söyleyemez. İyi türkü söyleyebilmek için, içinde yaşadığı halkı tanıması, sevmesi gereklidir. O türkülerin nasıl ve ne koşullarda çıktığını, sonra o türkülerin dilini, iyi kullanmayı bilmesi gereklidir. Bütün bunlar birleştiği zaman insan iyi türkü söyleyebilir.

Devamı…Türkülere verilmiş bir ömür; Ruhi Su sevilen türküleriyle cafrande.org’ta

Efsaneler ve Nefesler Işığında Anadolu Aleviliği ve Pir Sultan Abdal – İrene Melikof

Pir Sultan’ın asıl adı Haydar’dır. Sivas ili, Yıldızeli ilçesi, Çırçır Nahiyesi Banaz Köyünde doğmuştur. Bir Bektaşi ocağının Piriydi. Sosyal ve inanç isyanının başını çekmiştir. Bu olay, Kanuni Sultan Süleyman ( 1520-1566) ve Şah Tahmasap (1524-1576) zamanında olmuştur. Şah Tahmasap, Şah İsmail’in oğluydu ve adı Pir Sultan’ın şiirlerinde geçmektedir.
Pir Sultan’ın müritleri arasında Hafik ilçesi, Sofular Köyünden gelen Hızır isimli bir derviş vardı. Hızır, Pir Sultan’ın iznini alarak İstanbul’a gitmiş ve şansı açılmış, Paşa ve Beylerbeyi olmuş.
Efsaneye göre, Pir Sultan, Hızır’a: “Gidip okuyacaksın. Paşa, hatta vezir olacaksın. Fakat beni asmağa geleceksin!” diye söylemiş. Pir Sultan Osmanlının zulmüne karşı ayaklandığında, Paşa olan Hızır, isyanı bastırmak görevine tayin olmuş. Pir Sultan Hızır tarafından tutuklanıp Sivas Toprak Kalesine konmuş ve idama mahkum edilmiştir.

Devamı…Efsaneler ve Nefesler Işığında Anadolu Aleviliği ve Pir Sultan Abdal – İrene Melikof

Yunus Emre İle Hacı Bektaş Veli ve Manevi Mürşitliği – İrene Melikoff

Kesin olarak biliyoruz ki Hacı Bektaş, XIII. yüzyılda Horasan’dan gelmiş bir din mürşidiydi, Kırşehir bölgesinde Soluca Kara Öyük’e, şimdiki Hacı Bektaş’a yerleşmişti; gelenek bakımından Ahmed-i Yesevi’ye bağlanmakla birlikte, Peygamberin şeriatını harfi harfine getirmeyi  gerekli görmeyen beş vakit namaz gereklerini yerine getirmeyen bu husus Eflaki’nin ifadesiyle kuvvet kazanır), kaidelere tamamen bağlı kalmayan bir İslamlık anlayışı vardı. Hepsi anane bakımından aşağı yukarı Ahmed-i Yesevi’ye bağlanmış ve kaidelere aldırış etmeyen bir inanç anlayışını sürdüren, çağının öteki manevi mürşitleriyle ilgi kurmuştu. 

Devamı…Yunus Emre İle Hacı Bektaş Veli ve Manevi Mürşitliği – İrene Melikoff

Saray Sofrasından Eşkiya Övgüçülüğüne Anadolu Halk Edebiyatı – Ulus Baker

Yakup Kadri, Dîvan edebiyatının doruk noktasını oluşturan Lâle Devri’nin “şuh ve şeyda şairi” Nedim’in, bir sofra sonunun hüznünü betimlediği bir şiiri hakkında, “yalnız Damat İbrahim Paşa ikbâlinin zevalini değil, zevki, hassasiyeti, terbiyesi, ahlâkı, ilmi, sanatı, siyasi ve içtimai nizamıyla bütün bir cemiyetin, bîr medeniyetin çökmeye başladığını haber veriyordu” dîye yazmaktadır.
Oysa belki de görmediği, “kırılmış bardaklardan; suyu çekilmiş havuzdan” bahseden Şair Nedim’in belki de ilk kez, “çökmekte olan o uygarlığın” dışına çıkabildiği, yıkıntıya Dîvan şiirinin havası normlarının dışında baktığı bîr anın bu şiirde temsil edilmiş olmasıydı. Halk şiiri ile Dîvan şiiri arasında geleneksel olarak çizilen halkçı/resmî, ya da havas/avam ayrımının uygulanamayacağı bu yansıtma, tersine çevirme anını, Nedim, yalnızca “gördüklerini” tüm keskînliğîyle betimleyerek sonuçlandırmış, Dîvan şiirinin “paşa sofrası” hizmetinden çekilebileceği anların da olabileceğini göstermişti, Dîvan şiiri, havas edebiyatından daha geniş bir alanı kapsıyordu.

Devamı…Saray Sofrasından Eşkiya Övgüçülüğüne Anadolu Halk Edebiyatı – Ulus Baker

Fatih Akın ‘İstanbul Hatırası’ Film Müzikleri | Ben bir bülbül olsam varsam yanina…

.
Bir toplumu anlamak için  müziklerini dinlemek lazım – Konfüçyüs

‘Kısa ve Acısız’, ‘Temmuz’da’, ‘Duvara Karşı’ gibi filmleriyle dikkat çeken Fatih Akın, kamerasını  İstanbul’un seslerine odakladığı belgeselin kahramanı Einstürzende Neubauten topluluğun üyesi Alexander Hacke. Belgeselde Hacke, bir yabancı olarak hem İstanbul’u keşfetmek hem de ‘sokak kaydı’ adını verdiği bir yöntemle İstanbul’un müzik çeşitliğinin izini sürüyor.

Devamı…Fatih Akın ‘İstanbul Hatırası’ Film Müzikleri | Ben bir bülbül olsam varsam yanina…

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org