Fikret Başkaya: Vahşi kapitalizm geri geldi. Rejimlerin meşruiyeti tartışmalı hale geliyor…

1930 ve 1980’den farlı olarak ‘nihai bir kriz’ yaşandığını belirten Doç. Dr. Fikret Başkaya “Kapitalist sistem kendi dışındaki bir sınıra da toslamış bulunuyor” dedi. Devrimlerin ne zaman patlayacağının bilinmeyeceğini belirten Başkaya

Devamı…Fikret Başkaya: Vahşi kapitalizm geri geldi. Rejimlerin meşruiyeti tartışmalı hale geliyor…

Fikret Başkaya: “Zalimle mazluma, ezenle ezilene eşit mesafede durmak mümkün değildir…”

Fikret Başkaya (1)Ana karnındaki ceninler de dahil, çocuklar, gençler, yetişkinler, yaşlılar, kadınlar, erkekler ve hayvanlar hunharca katledilirken, evleri tank-top ateşine tutulup, yakılıp-yıkılırken, mahalleler, şehirler harabeye çevrilirken, tarihi miras yok edilirken, insanlar sokağa çıkamazken, günlerce haftalarca evlerine hapsedilirken, şu kara kış günlerinde elektriksiz, susuz, yiyeceksiz, ilaçsız bırakılırken, hastaneler sağlık hizmeti veremezken, ölüler sokaklarda çürümeye terkedilirken, morglarda, soğuk hava depolarında bekletilip, defnedilmelerine bile izin verilmezken,acaba o sayın milletvekilleri gece başlarını yastığa koyduklarında mışıl mışıl uyuyabiliyorlar mıdır?

Devamı…Fikret Başkaya: “Zalimle mazluma, ezenle ezilene eşit mesafede durmak mümkün değildir…”

Fikret Başkaya: Kitleleri sefalete mahkûm edip sadaka ile kendine bağlamak bir rehin alma yöntemidir

Seçim“2 Kasım sabahı, “parti-devletin” bazı gazete manşetleri şöyleydi: “Sandığın kararı, “Sandık devrimi”, “Muhteşem zafer”, “Hocanın zaferi”, “Ezdi geçti”, “Türkiye kazandı”, “Kasım devrimi”, “Millet rengini belli etti”, “Ümmetin gözü aydın”… Aslında seçim sonuçları herkesi şaşırttı. Kimse böyle bir sonuç beklemiyordu. Seçimlere dair genel değerlendirme de, “halkın istikrarı seçtiği” şeklindeydi… Demek ki, bir istikrarsızlık durumu vardı ve halk bu duruma son vermek istiyordu, o yüzden AKP’yi iktidara taşımıştı… Eğer ortada bir istikrarsızlık var idiyse, bu doğal afet türü bir şey olmadığına göre, insânî -sosyal bir şey olduğuna göre, söz konusu istikrarsızlığın bir faili olması gerekirdi. İstikrarsızlığı yaratan 13-14 yıldır iktidarda olan AKP hükümeti olduğuna göre, “halk istikrasızlığı yaratan AKP’yi seçti” denmesi gerekirdi…”

Devamı…Fikret Başkaya: Kitleleri sefalete mahkûm edip sadaka ile kendine bağlamak bir rehin alma yöntemidir

“İnsanları aldatmak, aldatıldıklarına inandırmaktan daha kolaydır”* Suriye’de neler oluyor? – Fikret Başkaya

Fikret Başkaya (1)Teröristin “ılımlısını” sevenler cephesi…
Rusya Federasyonu’nun Suriye’deki duruma daha çok müdahil olma iradesini ortaya koyması ve hava bombardımanlarını başlatmasıyla, “ılımlı”, “aşırı” tartışması yeniden alevlenmiş görünüyor. Rusya (Putin) haklı olarak kendini topun ağzında görüyor ve dolayısıyla “ya şimdi ya hiç bir zaman” ikilemiyle karşı karşıya olduğunu da çok iyi biliyor. Putin’in tüm cihatçı unsurlara yönelik hava bombardımanı başlatması, “ılımlı terörist” sevenler cephesini kaygılandırmış görünüyor. Aralarında, ABD, Türkiye, Fransa, Almanya Suudi Arabistan, Katar ve İngiltere’nin bulunduğu altılı, ortak bir bildiri yayınlayarak, Rusya’yı kınamışlar. “Teröristime dokunma, biz teröristin ‘ılımlısını’ severiz” demişler…

Devamı…“İnsanları aldatmak, aldatıldıklarına inandırmaktan daha kolaydır”* Suriye’de neler oluyor? – Fikret Başkaya

Görünürde Olan ve Gerçek: Tek Sorumlu Tayyip Erdoğan mı? – Osman Tiftikçi

Tayyip ErdoğanTürkiye’de olan biten her şey bir kişiyle, bu kişinin hırslarıyla açıklanır oldu. Öyle bir hava yaratıldı ki, sanki AKP devrilse, T. Erdoğan da köşesine çekilse, Türkiye güllük gülistanlık bir ülke olacak. Örneğin Kürt meselesi çözülecek, Türkiye Ortadoğu pisliğine bulaşmayacak, Kürtler, azınlıklar, kadınlar, işçiler, gençler için basın özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü olacak. Sol, devrimci demokratik güçler istedikleri yerde, istedikleri gibi gösteri, yürüyüş, miting yapabilecekler. Sünni İslam’ın devletin resmi dini olmasına, diğer inançların ezilmesine, horlanmasına son verilecek.

Devamı…Görünürde Olan ve Gerçek: Tek Sorumlu Tayyip Erdoğan mı? – Osman Tiftikçi

Fikret Başkaya ile Korkut Boratav söyleşisi: “Devlet mafyalaşınca, normal yöntemlerle ekonomik incelemeler imkânsız olur”

Korkut BoratavFikret Başkaya: 1979’da Amerikan Merkez Bankası ( FED) faiz oranlarını yükseltti. Faiz operasyonu Üçüncü Dünya ülkelerinde deprem etkisi yaptı ve borç krizi patlak verdi. ” Borç Krizi Üzerine Bir Deneme” adlı kitabı o vesileyle yazmıştım. Faizlerin yükseltilmesi, sadece borçlu yoksul ülkelerin yağma ve talanını derinleştirmekle ve Batı bankalarının kasalarını doldurmakla da kalmadı, borç krizi bahane edilerek söz konusu ülkelere neoliberal “istikrar” ve ” yapısal uyum programlarını” dayatmanın da vesilesi yapıldı. Aslında “istikrar” ve “yapısal uyum” denilen, Üçüncü Dünya ülkelerinin emekçi sınıfları için tam bir yıkım demeye geliyordu. Bir çok ülkede IMF ayaklanmaları oldu ve yüzlerce emekçi hayatını kaybetti… 1980 sonrası tarihte eşine az rastlanır bir sömürü, yağma ve talan demekti.

Devamı…Fikret Başkaya ile Korkut Boratav söyleşisi: “Devlet mafyalaşınca, normal yöntemlerle ekonomik incelemeler imkânsız olur”

Fikret Başkaya, Cengiz Başkaya Söyleşisi: “Paranın imparatorluğu tüm imparatorluklardan daha büyük”

Cengiz BaşkayaKüresel yağma tüm şiddetiyle sürüyor, Afrika’nın, Güney Amerika’nın verimli toprakları şirketlere ve büyük servet sahiplerine satılıyor veya kiralanıyor. Yerli halklar bulundukları topraklardan sürülüyor. Ormanlar zenginlerin aşırı et ihtiyacını karşılamak için fabrika hayvancılığına yer açmak amacıyla yok ediliyor. Toprağını henüz kaybetmeyen çiftçiler de tek ürün tarımına mecbur bırakıldıkları için, verimli toprakların üstünde yaşadıkları halde açlığa mahkum olabiliyorlar. Hindistan’da yüzbinlerce çiftçi borç batağına düştüğü için intihar etti ve intiharlar durmuyor. Su kaynakları şirket ve şahıs malına dönüştürülüyor. Üreticinin tüketiciye  doğrudan ulaşmasını engelleyecek her türlü tedbir alınıyor.

Devamı…Fikret Başkaya, Cengiz Başkaya Söyleşisi: “Paranın imparatorluğu tüm imparatorluklardan daha büyük”

Fikret Başkaya’nın Osman Tiftikçi Söyleşi: “Türkiye son 200 yılın en gerici dönemini yaşıyor”

Osman Tiftikçi
“II. Abdülhamit’i tarihimizin en büyük gericisi olarak bilir. AKP iktidarı ve T. Erdoğan Abdülhamit’in bile gerisine düşmüştür. Abdülhamit bugünkü eğitim sistemini kuran kişiydi. Abdülhamit medrese mezunlarına bürokraside iş vermiyordu. Memur olmak için Mülkiyeyi bitirmiş olmak gerekirdi. Askeri okullarda eğitim dini değildi. Medreseler fiili olarak eğitim sisteminin dışına çıkmıştı. Şimdi tam tersi yapılarak eğitim tümden dînî  hale getirilmeye çalışılıyor. Neredeyse her iki okuldan biri imam hatip.”

Devamı…Fikret Başkaya’nın Osman Tiftikçi Söyleşi: “Türkiye son 200 yılın en gerici dönemini yaşıyor”

Fikret Başkaya: “85 kişinin milyarder olabilmesi için 3.5 milyar insanın yoksul olması gerekiyor”

Fikret-BaşkayaAslında dünyada iki tip insan var: Bir yanda “uyurken bile zenginleşmeye devam edenler”, öte yanda çalışacak bir iş bulamayanlar veya iğreti işlere mahkûm olanlar, günde 12-14 saat çalıştığı halde karnını gerektiği gibi doyuramayanlar, ekmek parası uğruna “iş kazası” denilen cinayetlere kurban gidenler… İşte demokrasi oyunun sahnelendiği dünyanın manzarası böyle… Skandal eşitsizliği sorun etmeden açlık ve yoksullukla mücadele edilebilir mi? Bu kadar derin ayrışmaya/bölünmeye/kutuplaşmaya maruz kalmış bir dünyada demokrasiden söz edilebilir mi? Dünya nüfusunun %1’i dünya zenginliğinin yaklaşık yarısına el koyuyor,%8,4’i (393 milyon kişi), dünya toplam servetinin %83,3’üne sahip.

Devamı…Fikret Başkaya: “85 kişinin milyarder olabilmesi için 3.5 milyar insanın yoksul olması gerekiyor”

Emperyalizm ve işbirlikçi sınıfların Resmi İslam projeleri çöktü mü? – Osman Tiftikçi

Osman TiftikçiGünümüzün en popüler tartışmalarından biri, “İslamcılık öldü mü, ya da çöktü mü” sorusu etrafında sürmektedir. İslami kesimin dışındaki burjuva liberal ve genel olarak sol çevrelerde yaygın bir kanıya göre, İslamcılık ömrünü tamamlamıştır. Afganistan’da, Arap ülkelerinde ve Mısır’da, nihayet Türkiye’de yaşananlara bakarak böyle bir sonuca varılmaktadır.
Konuyu tartışanlar içinde yaygın bir kesimin en önemli zaafı, İslamcılık kavramı hakkında doğru bir bilgiye sahip olmamasıdır. Tüm dini oluşum ve düşünceler, İslamcılık isimli bir torbaya doldurulmaktadır.
Genel olarak İslami hareket homojen bir bütün değildir. Bu hareket kendi içinde, değişik sınıfsal çıkarlara, eğilimlere denk düşen farklı anlayışlardan oluşur.

Devamı…Emperyalizm ve işbirlikçi sınıfların Resmi İslam projeleri çöktü mü? – Osman Tiftikçi

Fikret Başkaya: “Kapitalizm kısa zamanda insanlığın geleceğini tehlikeye atmış bulunuyor”

Fikret-BaşkayaKapitalizm insan ve toplum yaşamının tüm veçhelerine sirayet ediyor ve hiç bir şeyi dışlamıyor, hiç bir şeyi de affetmiyor. Marx, Felsefenin Selaleti adlı ünlü eserinde, sistemin bu eğilimini şöyle ifade etmişti: “”En sonunda, insanın ayrılmaz parçası olan her şeyin alış veriş ve pazarlık konusu olduğu zaman gelip çattı. Bu, o zamana kadar el değiştiren fakat ticaret konusu olmayan, erdem, duygu, kanaat, bilgi ve bilinç gibi şeylerin de ticaret konusu olduğu bir zamandır. Tek kelimeyle her şey ticaret konusu oldu. Bu genel kokuşma ve evrensel ölçekli alış – veriş dönemidir. Eğer ekonomik terimlerle ifade etmek gerekirse, bu, maddi olsun manevi olsun, her şeyin gerçek değerinin saptanması için pazara getirildiği bir zamandır.

Devamı…Fikret Başkaya: “Kapitalizm kısa zamanda insanlığın geleceğini tehlikeye atmış bulunuyor”

“Türkiye’de Bağnaz Bir Resmi İdeoloji Geçerli” Fikret Başkaya ile Özgür Üniversite Üzerine

Fikret-Başkaya ikkat edilirse, insanı, toplumu, dünyayı, doğayı, yaşamı, şeylerin sırrını anlamaya, hakitatine nüfûz etmeye yönelik bilimsel-entellektüel ektinlik alanları sürekli parçalanıyor. Önce bilim felsefeden ayrıldı, sonra bilim de sosyal bilimler ve doğa bilimleri diye bölündü, ardından  bilimsel disiplinler sürekli parçalandı, un-ufak oldu, dar uzanlık alanına indirgendi. Oysa Marx, “Bütünü anlamadan parçaları anlamak mümkün değildir” demiştir… Bunun sonucunda insanlar son derecede sınırlı, daracık alanlarda “uzmanlaşıyor”. Mesela bir hekim bakıyorsun, “Ben sol omuz uzmanıyım” diyor, yani sağ omuzdan anlamıyor …bir öğrenci, klasikleri okumadan, felsefe okumadan, bilim yöntemi dersi okumadan diplomayı cebe atıyor… Böyle bir eğitim olur mu?

Devamı…“Türkiye’de Bağnaz Bir Resmi İdeoloji Geçerli” Fikret Başkaya ile Özgür Üniversite Üzerine

Başörtüsü üzerinden yürüyen iktidar mücadelesi veya Siyasal İslam’ı anlamak… – Fikret Başkaya

Fikret-BaşkayaRejimin niteliği konusunda kafa karışıklığı o kadar derin ki, teferrüat asıl sorunun üstünü örtüyor. Yıllardır türban tartışması sürüp gidiyor. Birileri onu bir özgürlük sembolü sayarken, müesses nizamın bekçileri de kendilerini laikliğin teminatı olarak takdim ediyor. Oysa ne türbanın kadın özgürlüğüyle bir ilgisi var, ne de müesses nizamın bekçilerinin [memleketin sahiplerinin densin] laiklikle ilgili kaygıları var. Eğer, siyasal islamcılarla, kendilerini memleketin sahibi olarak gören reel Atatürkçüler arasındaki iktidar mücadelesinde taraf olmak istenmiyorsa, asıl işlevi kitleleri oyalamaktan ibaret olan bu saçma tartışmanın tarafı olmak istenmiyorsa, velhasıl oyuna gelmek istenmiyorsa, birincisi rejimin niteliğiyle ilgili, ikincisi de siyasal islamla [Politik İslam] ilgili kafa karışıklığından kurtulmak gerekiyor.

Devamı…Başörtüsü üzerinden yürüyen iktidar mücadelesi veya Siyasal İslam’ı anlamak… – Fikret Başkaya

Fikret Başkaya: Nice paketler gördüm boştular!

Fikret-Başkaya

Böyle bir zamanda böyle bir paketin, başlıca üç amaçla ilân edildiğini söylemek mümkün: Kürtleri oyalamak; gelecek dönemdeki seçimleri kazanmayı garantilemek ve Gezi Parkı Direnişi sonrasında dış dünyada bozulan Türkiye imajını tamir etmek. Aslında Gezi Parkı Direnişi gerçek durumu dosta düşmana gösterdiği için bir “düzeltme” işlevi gördü. Zira dışarıda AKP’nin nasıl da demokrasi ve özgürlük aşkıyla yanıp-tutuştuğu, İslam’la demokrasiyi ve laikliği nasıl “bağdaştırdığı”, velhasıl “ılımlı İslam’ın” başarılı bir örneğini ürettiği yaygın bir tevâtür halini almıştı. Artık Türkiye Müslüman dünya için bir model olabilirdi…

Devamı…Fikret Başkaya: Nice paketler gördüm boştular!

Polis Devleti – Fikret Başkaya | Nerdeyse, “hiç bir şeyi değiştirmemek için her şeyi değiştiriyorlar”

Aralarında liberallerin ve kimi “eski-solcuların” da bulunduğu bir kesim, devlet aygıtı içindeki güç dengelerini değiştirmekle, rejimin demokratikleşmesi arasında doğru yönde bir ilişki olduğunu sanıyor. Askeri kanadın, dolayısıyla askeri vesayetin etkisizleştirilmesini demokrasinin zaferi sayıyorlar… Sanki AKP’nin gerçekten demokratikleşme diye bir derdi varmış gibi… Demokrasi aşkına mı askeri etkisizleştirmek istediler, yoksa ranta daha kolay el koymak için mi? Elbette askeri etkisizleştirme bahsinde emperyalizmin AKP askeri 2 adım geri çekip, polisi 3 adım öne çıkarınca rejim demokratikleşmiş mi olacaktı?

Devamı…Polis Devleti – Fikret Başkaya | Nerdeyse, “hiç bir şeyi değiştirmemek için her şeyi değiştiriyorlar”