Türk Basınından Türk Medyasına: Hakim Medya Gruplarının Kısa Tarihi – Gülseren Adaklı

Günümüz Türk medyası esas itibarıyla 1940’lı yılların sonlarında temelleri atılmış olan Türk basınının bir ölçüde devamı niteliğindedir. Hakim Türk basınının öncüleri (Hürriyet, Milliyet), 2. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye kapitalizminin içine girdiği yeni evrede, Demokrat Parti iktidarı ile pekişen bir stratejik ittifak zemininde yeni bir dinamik kazanmıştır. Genel olarak Türkiye Cumhuriyetinin inşa sürecinde Yunus Nadi Abalıoğlu’nun kurduğu Cumhuriyet Gazetesince temsil edilen “resmi” basını bu alandaki ilksel kurucu yapı olarak belirtmek gerekirse de kapitalist girişim olarak günümüz basınının temsilcisi olarak en başta Sedat Simavi’nin Hürriyet’ini ve daha sonra Ali Naci Karacan’ın Milliyet’ini göstermek uygun olur.

Devamı…Türk Basınından Türk Medyasına: Hakim Medya Gruplarının Kısa Tarihi – Gülseren Adaklı

Hititlerde Anatomi ve Tıp, Tıp Eğitimi, Hitit Tıbbi Bilgilerinin Seviyesi

Eski uygarlıklarda, modern tıbbın temelini oluşturan ilk bilgiler, dönemin dünya görüşü içinde yorumlanmış ve dinî-mitolojik görüşlerden de etkilenmiştir. Dünyaya bakış açılarının temelinde din ve büyü olan toplumlarda, tıbbın sihirden etkilenmesi tabiîdir, hatta bu etki böyle bir bakış açısının zorunlu bir sonucudur. Bu sebeple bu tür toplumlarda, ilmi temelli tıbbın sihir ve dini görüşler ile iç içe olduğu görülür.  Önceleri tıp tarihi Yunan uygarlığı ile başlatılıyordu. Ancak bugün tıbbın temellerinin, Yunan’dan daha önce Mısır ve Mezopotamya’da atıldığı bilinmektedir. Bugün üzerinde yaşadığımız Anadolu topraklarını askerî ve siyasî bir güç altında toplayan ilk toplum Hititlerdir. Hititlerin Anadolu’da kurduğu büyük uygarlık içinde, farklı kültürlerin etkileri görülür.

Devamı…Hititlerde Anatomi ve Tıp, Tıp Eğitimi, Hitit Tıbbi Bilgilerinin Seviyesi

Lenin’in Maksim Gorki’ye Mektubu: Sevgili Aleksey Maksimiç

leninTonkov’la görüştüm, ve bu görüşmeden de, mektubunuzu almamdan da önce, Kadetlere yakın burjuva aydınlarının tutuklanması konusunu denetleyip bırakılabilecek herkesi bırakmak üzere Kamenev ve Buharin’in atanmasını Merkez Komitesi’nde kararlaştırmıştık.* Çünkü bize göre, bu konuda da hatalar yapılmış olduğu açıktır.
Genellikle, KadetIere (ve onlara yakın kişilere) uygulanan tutuklama önleminin gerekli ve doğru olduğu da açıktır.
Bu konudaki içten görüşünüzü okurken, (Londra’daki, Kapri’deki ve daha sonraki) konuşmalarımız sırasında aklıma takılmış olan bir sözünüzü anımsıyorum:
“Biz sanatçılar sorumsuz kişileriz.”

Devamı…Lenin’in Maksim Gorki’ye Mektubu: Sevgili Aleksey Maksimiç

Kapitalizmin Taşrası: 16. Yüzyıldan 18. Yüzyıla Bursa’da Toplumsal Süreçler ve Mekânsal Değişim – Sevilay Kaygalak

sevilaykaygalakKTAramızdan genç yaşta ayrılan değerli dostumuz  Sevilay Kaygalak, 1972 yılında Bingöl’de doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Bölümü bitirdi. Yüksek Lisansını Mersin Üniversitesi’nde, doktorasını Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kent ve Çevre Bilimleri Ana Bilim Dalında tamamladı. Akademide tıkanmış kalmış Marksizm’e eğilimli bir öğretim üyesi olmayan Kaygalak,  politik dergilere  yazılar yazan eylemlere katılan bir komünisti. Eğitim-Sen üyesi örgütlü bir emekçi, sosyalist feminizme uzak olmayan bir kadın, ulusal sorunun siyasi çözümünü isteyen  duyarlı bir Kürt’tü. Kısacık yaşamına “Kentin Mültecileri” ve geçtiğimiz günlerde çıkan “Kapitalizmin Taşrası” adlı önemli iki kitap sığdırdı.

Devamı…Kapitalizmin Taşrası: 16. Yüzyıldan 18. Yüzyıla Bursa’da Toplumsal Süreçler ve Mekânsal Değişim – Sevilay Kaygalak

Türkler hangi dinden vazgeçip, ne zaman Müslüman oldu? Kılıç zoruyla Müslüman olduklarını neden gizliyorlar?

Günümüzde İslam dininin ilk olarak Türklere ne şekilde ve hangi şartlarda geldiği pek bilinmez, bilinmesi de  istenmez. Ancak, bu topraklarda yaşayan bir çoğumuzun bilmediği, ya da bilmek istemediği bu tarih, aslında ders diye anlatılan o taraflı tarihi hikayelerden daha önemli olduğu kesin. Türklerin ders kitaplarında  Müslümanlaştırılmaları ile ilgili 670’li tarihlere dayanan bilgiler maalesef okullarda  anlatılmadığı gibi, resmi tarih; Türklerin Müslümanlığa geçişinin kendi istekleri ile olduğunu belirtiliyor. İslam’ın Türklere zorla kabul ettirilmeleri ile ilgili 670’lerden başlayarak 740’lara kadar uzanan tarihin gerçekte anlatılmamasının nedenlerini, bu süreci gözden geçirince anlamak mümkündür. İşte bu kayıp 70 yılın tarihine  İslami kaynaklardan, Taberi ve Zekeriya Kitapçı gibi İslami tarihçi ve yazarların kaynaklarına dayarak Ömer Malik’in kaleme aldığı makaleyi  aşağıdan okuyabilirsiniz.

Devamı…Türkler hangi dinden vazgeçip, ne zaman Müslüman oldu? Kılıç zoruyla Müslüman olduklarını neden gizliyorlar?

Bir yıl yaşayan Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin lideri Gazi Muhammed: “Gözlerimi kapatmayım utanacak bir şeyim yok”

gazi muhammedSovyetler Birliği’nin  desteği ile kurulan, Mahabad Cumhuriyeti, Sovyetler’in çeşitli sebeplerle desteğini çekmesiyle yıkılmıştı.  Mahabad Kürt Cumhuriyeti lideri Gazi Muhammed   İran  askeri mahkemelerinde yargılanarak idama mahkum edildi. Cezası için Çarçıra Meydanına getirildiğinde  yüzü yorgundu. Her şeyin sorumlusunun kendisi olduğunu, kardeşinin idam edilmemesini istedi. Bu isteği kabul edilmedi. Gazi Muhammed son namazını kıldı. Mahabad Polis Müdürü Emir Perviz’in anlattığına göre, “utanacak bir şeyi olmadığını” söyleyerek gözlerinin kapatılmamasını istedi.  Son ana kadar Sovyetler Birliği’nin kendisini destekleyeceğini düşünen Gazi Muhammed, bir yıl önce nutuk verdiği meydanda kardeşi ve kuzeniyle beraber asıldı.

Devamı…Bir yıl yaşayan Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin lideri Gazi Muhammed: “Gözlerimi kapatmayım utanacak bir şeyim yok”

“1000 yıl önce Orta Asya’da yaşayan evrensel dahi Biruni”

Harezm’de doğan El-Bîrunî, küçük yaşta, bilime ilgi duydu. Felsefe,  fizik, coğrafya matematik, astronomi ve tıp gibi birçok alanda bilime katkılarda bulundu. Gerçekliği, düşünsel cesareti, hoşgörüsü ve eleştirel bakış açısı ile Ortaçağ bilim anlayışının en önünde durdu. El-Hakim, İbn Sina, İbn Miskeveyh, Ebu Nasr Mansur  gibi dönemin*  ünlü bilim ve düşün adamları tarafından saygıyla karşılandı. İbn Sina ile ısı ve ışık iletimi, maddenin devinimi üzerine tar­tışmalar yaptı.
Ünlü bilim tarihçisi George Sarton: İslam Dünyası’nın en büyük bilim adamı ve bütün çağlar gözönüne alındığında ise, en büyük bilim adamlarından biri.” olarak nitelerken, 1974 UNESCO’nun 25 dilde çıkardığı Conrier Dergisi Haziran sayısını Birûni’ye ayırdı. Kapak fotoğrafının altına, “1000 yıl önce Orta Asya’da yaşayan evrensel dahi Birûni; Astronom, Tarihçi, Botanikçi, Eczacılık uzmanı Jeolog, Şair, Mütefekkir, Matematikçi, Coğrafyacı ve Hümanist” diye  tanıttı.

Devamı…“1000 yıl önce Orta Asya’da yaşayan evrensel dahi Biruni”

Vehbi Koç’un 12 Eylülde Kenan Evren’e Gönderdiği Mektup: “Yakalanan anarşistleri hemen cezalandırın”

kenan evren

3 Ekim 1980 yılında Vehbi Koç, Kenan Evren’e gönderdiği mektupta “Yakalanan anarşistlerin ve suçluların mahkemeleri uzatılmamalı ve cezaları süratle verilmelidir” diyor. Zatı muhterem için açılan sitede “Geleceğe bir ışık” adı altında yayınlanan yazının 12 Eylül Muhtırası başlıklı bölümünde Koç, demokrasi savunucusu olarak tarif edilerek, askeri müdahalelere de tepki gösterdiği yazılıyor. Bunun yetinmeyen site, bugün artık bir çok kişinin bildiği o meşhur mektubu ise  değiştirilip, çarpıtılarak yayınlanıyor.

Devamı…Vehbi Koç’un 12 Eylülde Kenan Evren’e Gönderdiği Mektup: “Yakalanan anarşistleri hemen cezalandırın”

12 Bin Yıllık Açık Müze, Geçmiş Zamanların Şehiri: MARDİN | Mardin Müzesine Sanal Gezi


Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren, bir dağın tepesinin etrafına altın bir gerdanlık gibi  kurulmuş olan bir kent. Çok kültürlü geçmişi, çeşitli medeniyetlerden kalan tarihi  izlerle Yukarı Mezopotamya’nın en eski şehirlerinden biri. M.Ö.4500′ den başlayarak klasik anlamda yerleşim, gören Mardin, Subari, Sümer, Akad, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Bizans, Araplar, Selçuklu, Artuklu, Osmanlı dönemlerine  ilişkin bir çok yapıyı bünyesinde harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir.

Devamı…12 Bin Yıllık Açık Müze, Geçmiş Zamanların Şehiri: MARDİN | Mardin Müzesine Sanal Gezi

Atom bombası, ölüm makinaları ve dünyanın sonunu hazırlayan insanlık

İlk atom bombasının öncüsü ve Manhattan Projesinin mimarı ünlü fizikçi J. Robert Oppenheimer, 16 Temmuz 1945 günü New Mexico çölünde dalgın dalgın yürümektedir. Önüne ters dönmüş bir kaplumbağa çıkar, onu alır ve düzeltir. Sonra usulca mırıldanır: Hiç olmazsa bunu yapabildim. O gün ilk atom bombası denemesi başarıyla sonuçlanmış, patlama sonucu nükleer çağ başlamıştır. Oppenheimer’in karşısına çıkan kaplumbağa patlamanın sıfır noktasından kilometrelerce uzaklıktaki yerinde bombanın şok dalgasına maruz kalmıştır. Atom mantarından yayılan ışık tüm çölü aydınlattığında Trinty (Kutsal teslis) adlı ilk projenin yöneticisi Kennet Bainbridge sabah karanlığında yayılan ışığa bakıp elinde olmadan; “îşte şimdi hepimiz orospu çocukları olduk” demiştir, çevresindekilere.

Devamı…Atom bombası, ölüm makinaları ve dünyanın sonunu hazırlayan insanlık

Anadolu’nun Grek Anakarasına Etkileri

Klasik uygarlığın kökeni araştırılınca, klasik kültürün apaçık olarak ilk belirdiği – yani kendilerine sonraları Hellenik diyen toplumun, kendilerine barbar dedikleri yabancılardan ayırdıkları ve Olymposlu tanrıları teşkil ettikleri – yerin, Anadolu’da İonya olduğu anlaşılır. (MÖ 9. veya 10. yy)
Grekçede ne üzümün, ne şarabın, ne incirin ve özellikle ne de zeytinin adlarının Grekçe aslından olmayıp, birçok dağ, burun ve körfez adları gibi, bir Anadolulu dilin kökeninden oldukları anlaşılmıştır. Delice zeytini, Portekiz’den Hindistan’a kadar vardır. Ama zeytinin bir besin maddesi olarak kullanışı, Yunanistan’a Anadolu’dan geçmiştir. Çünkü Homeros, Anadolu’da zeytinyağının, tuvalet yağı olarak, hatta yazısının başka bir yerinde ilaç olarak kullanıldığını anlatır. Tabi ki, bir besin maddesi olarak kullanıldığını yazmaya gerek görmemiştir.

Devamı…Anadolu’nun Grek Anakarasına Etkileri

18. Yüzyıl Aydınlanma Felsefesi ve Gelişiminde Belirleyici Bazı İsimler

.
Aydınlanma Çağı olarak adlandırılan tarihsel dönem, Aydınlanma felsefesinin 18. yüzyılda doğup benimsenmeye başladığı dönemdir. Batı toplumunda 17. ve 18. yüzyıllarda gelişen ve akılcı düşünceyi eski, geleneksel, değişmez kabul edilen varsayımlardan, önyargılardan ve ideolojilerden özgürleştirmeyi ve yeni bilgiye yönelik kabulü geliştirmeyi amaçlayan düşünsel gelişimi kapsayan dönemi tanımlar.

Devamı…18. Yüzyıl Aydınlanma Felsefesi ve Gelişiminde Belirleyici Bazı İsimler

I – Anadolu Aydınlanma Felsefesine Giriş Üzerine – Cengiz Erengil

Anadolu Aydınlanma Felsefesi terimi, sohbet geleneği üzerine kurulu, teorik ve pratik yanları olan bir tarihsel süreç olarak değerlendirilebilir. Sohbet kavramı ise, ‘özgür özneler arası anlamlı iletişim kuruluşu etkinliği’ olarak tanımlanabilir.
Felsefe kavramı ‘durağan bir tanımsal yapı’ olarak değil fakat bir ‘insanî etkinlik süreci’, ‘şekilsiz maddenin doğanın oluşum sürecinde biçimli bütünlükler oluşturması’ gibi ‘insan usunun düşünme, söz, yazı etkinlikleriyle ussal bütünlükler oluşturduğu’ bir ontolojik ve epistemolojik süreçtir. Doğanın oluşum sürecini varlık kavramından başlatarak kuran ontolojik bilgi süreci, bir felsefe kuramının oluşturulmasına örnek alınabilir. Kurgul felsefe, “kavramı”, ‘varlık’tan ya da ‘onto’ dan başlatarak bir oluşum süreci olarak kurar.

Devamı…I – Anadolu Aydınlanma Felsefesine Giriş Üzerine – Cengiz Erengil

Sıfır’ın Tarihi: Kendi başına bir değeri olmayan, başka rakamlarla anlam kazanan bir elaman

Sıfır sayısı, aritmetikte 0 rakamını simgeler. Diğer rakamlardan çok sonra bulunan sıfır, bugünkü sayı sisteminde sıkça kullanılır. Bir niteliğin yokluğunu temsil eder. Kendi başına bir değeri olmayan, ancak kendinden önce veya sonra gelen rakamlarla anlam kazanan, ondalık sayı sisteminde sağına geldiği rakamı on kere büyüten bir sayıdır. Toplamada toplandığı sayıyı değiştirmeyen yani etkisiz, çarpmada sonucu sıfır yapan yani yutan, bölmede ise böldüğü sayıyı sonsuza yaklaştıran yani  sonuçsuz elemandır.
Birçok skalada sıfır başlangıç ya da nötr bölgeyi temsil eder. Say doğrusunda sıfırın sağı artı, solu eksi değerleri barındırır.  Sıcaklık derecelendirmelerinde sıfırın yeri derecelendirme sistemine göre değişir.
Ortaçağ’da karanlık ve engelleyici olarak nitelenen  sıfır,  Köken olarak Arapça “.” (sıfr) sözcüğünden gelir. Fransızca sayı anlamına gelen “chiffre” kelimesi, Almanca “ziffe”,  İngilizce “zero” ve Türkçeye “sıfır” olarak geçer.

Devamı…Sıfır’ın Tarihi: Kendi başına bir değeri olmayan, başka rakamlarla anlam kazanan bir elaman

Şeyh Bedreddin: Topluma gerçeği gösteren bir düşünür, devrimci bir savaşçı

Şeyh Bedreddin’e göre, dünyanın toprağı ve bu toprağın bütün ürünleri insanların ortak malıdır. “Ben senin evinde kendi evim gibi oturabilmeliyim, sen benim eşyamı kendi eşyan gibi kullanabilmelisin. Çünkü bütün bunlar hepimiz içindir ve hepimizin malıdır” der
Bedreddin sevgiyi, insanın bütün kötülüklerden kurtulması, yücelmesi ve Tanrı katına yükselmesi olarak anlar. Eşitlik ve kardeşlik düşüncesini hep ön planda tutar. Bu anlamıyla Anadolu topraklarında yetişmiş insanlık tarihinin en önemli halkçı/toplumcu önderidir.

Devamı…Şeyh Bedreddin: Topluma gerçeği gösteren bir düşünür, devrimci bir savaşçı

Bir şiir, iki şairin öyküsü; Haziranda Ölmek Zor

“ ‘uyarına gelirse / Tepemde bir de çınar’
Demişti on yıl önce / demek ki on yıl sonra / demek ki sabah sabah / demek ki ‘manda gönü’ / demek ki ‘şile bezi’/ demek ki ‘yeşil biber’/ bir de memet’in yüzü / bir de güzel istanbul / bir de ‘saman sarısı’ /bir de özlem kırmızısı/ demek ki göçtü nazım/ kaldı yürek sızısı/ geride kalanlara /  yıllar var ki ter içinde / Taşıdım ben bu yükü/ bıraktım acının alkışlarına / 3 haziran 63’ü!”

Tanıdığım için övünç duyduğum, sevgili dost, büyük ozanların iz sürücüsü, 1984 yılında yitirdiğimiz Hasan Hüseyin Korkmazgil’in kitabının adı seçtiğim başlık.. Kitaba adını veren ve içinden Nazım’ın bir ağıt gibi aktığı bu şiiri yine bir Haziran aydınlığında , 2 Haziran’da, tıpkı Nâzım gibi gurbette Sofya’da bir hastane yalnızlığında göçüp giden Orhan Kemal’e armağan etmiş ozanımız, “Orhan Kemal’in güzel anısına” diye not düşerek..

Devamı…Bir şiir, iki şairin öyküsü; Haziranda Ölmek Zor