Yarının Tarihi: Din ve Toplum Açısından Bir Düşünür Olarak Tolstoy – Stefan Zweig

Devlet, Tolstoy’a göre yalnızca mülkiyeti korumak için bulunmuş bir kurumdur; yasalarıyla, savcılarıyla, hapishaneleriyle, yargıçlarıyla, polisleri ve ordusuyla devlet o çok organlı zorbalık sistemini yalnızca bu amaç için oluşturmuştur.

Devamı…Yarının Tarihi: Din ve Toplum Açısından Bir Düşünür Olarak Tolstoy – Stefan Zweig

Sermaye, Devlet ve İşçi Katliamları Üzerine… – Fikret Başkaya

Eğer devlet gerçekten toplumun, kamunun hizmetinde olsaydı, mesela su özelleştirilir, parayla alınır-satılır mıydı? Bir özel kâr ve kazanç nesnesine dönüştürülür müydü? Hızını alamayıp bir de su vergisi alınır mıydı? Siz kimin suyunu ve ne hakla kime satıyorsunuz denmez miydi? Üstüne üstlük alınan vergi bir de suyu satan kapitaliste “teşvik” adı altında hediye edilir miydi? Hangi insan aklı, hangi mantık suyun özelleştirilmesini, bir kâr aracına dönüştürülmesini haklı gösterebilir? Ortada basbayağı bir insanlık ayıbı, bir insanlık suçu yok mu? Bundan büyük ayıp, bundan büyük suç olur mu?

Devamı…Sermaye, Devlet ve İşçi Katliamları Üzerine… – Fikret Başkaya

Schopenhauer: “Zenginlik Deniz Suyu Gibidir: Ne Kadar Çok İçilirse, O Kadar Çok Susanır”

schopenhauerBir Kimsenin Neye Sahip Olduğu Üzerine
Mutluluk öğretmeni Epikuros, insan gereksinimlerini doğru ve güzel bir biçimde üç sınıfa ayırdı. Birinciler doğal ve zorunlu olanlardır: Bunlar, karşılanmadıklarında acı çekmeye neden olurlar. O halde bu sınıfa salt victus et amictus (beslenme ve giyinme) girer. Bu gereksinimleri karşılamak kolaydır. İkinciler ise doğal ama zorunlu olmayanlardır: Bu da cinsel doyum gereksinimidir; Laertius’un kitabında, Epikuros bundan söz etmiyor olsa da (ben de onun öğretisini burada biraz düzelterek ve törpüleyerek veriyorum) bu gereksinimi doyurmak daha zordur. Üçüncüler, ne doğal ne de zorunlu olanlardır: Bunlar lüks, zenginlik, şatafat ve gösteriş gereksinimleridirler: Sonsuzdurlar ve karşılanmalar çok zordur

Devamı…Schopenhauer: “Zenginlik Deniz Suyu Gibidir: Ne Kadar Çok İçilirse, O Kadar Çok Susanır”

Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni: Barbarlık ve Uygarlık – Friedrich Engels

Ailenin KökeniAyrı ayrı üç büyük örnekte: Yunanlılarda, Romalılarda ve Cermenlerde, gentilice (Klan, kast)  örgütlenmenin yıkılışını izlemiş bulunuyoruz. Bitirmek için, barbarlığın yukarı aşamasından itibaren, toplumdaki gentilice örgütlenmeyi yıkmaya çalışan ve uygarlığın doğuşuyla onu tamamen yokeden genel iktisadi koşulları inceleyelim. Burada, Marx’ın Kapital’i, bize Morgan’ın kitabı kadar gerekli olacak.
Yabanıllığın orta aşamasında doğup, yukarı aşamasında gelişmesini sürdüren gens, sahip bulunduğumuz kaynaklardan anlayabildiğimiz kadarıyla, barbarlığın aşağı aşamasında, gelişmesinin doruğuna erişir. Öyleyse, işte bu gelişme aşamasından başlayacağız.

Devamı…Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni: Barbarlık ve Uygarlık – Friedrich Engels

Dr. Erdal Atabek: Çevrenin kirlenmesinden herkes söz ediyor peki ya insanın kirlenmesi?

Çevre Kirliliğini artık tanımaya başladık. Radyoaktif atıkların, kimyasal atıkların, endüstri ürünü atıklarının çevreyi nasıl kirlettiğini biliyoruz. Ozon tabakasının inceldiğini, delindiğini kaygıyla öğreniyoruz. Toplantılar yapıyoruz, konuşuyoruz, yazıyoruz, önlem almaya çalışıyoruz. Ama Çevre Kirliliği sadece doğanın kirlenmesi değil ki… İnsanın kirlenmesi çağımızın en büyük sorunlarının başında geliyor ve biz farkında bile değiliz.
Evet, insan kirleniyor. İnsanın duyguları kirleniyor, düşünceleri kirleniyor, umutları kirleniyor, sevinçleri kirleniyor…, Ama insan insana duyarsız. İnsan insana ilgisiz. İnsan insana kayıtsız. Oysa insanı görmemiz zorunlu, insana bakmamız zorunlu, insanı korumamız zorunlu. Çevrenin insanı nasıl kirlettiğini görmemiz zorunlu.

Devamı…Dr. Erdal Atabek: Çevrenin kirlenmesinden herkes söz ediyor peki ya insanın kirlenmesi?

Karl Marks’ın Mülkiyet Tanımlamaları ve Mülkiyet Biçimleri – Dr. Hikmet Kıvılcımlı

Marks, mülkiyetin ve ortak mülkiyetle özel mülkiyet biçimlerinin yer yer tanımlamalarını yapar. Mülkiyetin ne olduğu üzerine tarihte ve hukuk biliminde birçok karakteristikler ve eylemler sayılır. Bir şeyi (satınalma-satma), (bağışlama-kiralama), (rehin etme-miras bırakma), ve ilh. Diye çift sıralanabilecek eylemlere uğratmak hukuk tasarrufudur. Bütün bu tasarruflarda yapılan hür ve bağımsız işlemlerin topuna birden “MÜLKİYET” işlemleri denilir. İlkin bezirgân medeniyetlerinde, sonra kapitalist toplumunda alabildiğine önem verilen bütün bu işlemler mülkiyetin ancak bezirgân ilişkiler bakımından üst-yapı olaylarıdır.
Marks, mülkiyetin bu üst-yapı karakterlerine fazla önem vermez.

Devamı…Karl Marks’ın Mülkiyet Tanımlamaları ve Mülkiyet Biçimleri – Dr. Hikmet Kıvılcımlı

Sosyalizm Deneyimleri Işığında Eşitlik, Değer ve Mülkiyet – Dr. Suat Kamil Aksoy

Biz burada tamamen iktisat ile ilgiliyiz. Ancak eşitlik ve mülkiyet aynı zamanda hukukun da konusu. Eşitlik genel olarak olumlu karşılanır. Çağımız insanlar arasındaki eşitliğin temel değer olduğu bir çağdır. Eşitsizlik hoşnutsuzlukla karşılanır. Eşitliğin elde edilmesi ve sağlanması hep ilk sıralarda yer alır. Hukuk düzeni açısından kanunlar herkes için aynı olan metinlerdir. Eğer kanun kendi içinde tanımladığı bazı kesimlere ayrıcalıklar tanımıyorsa kanun önünde herkes gerçekten de eşittir. Ayrıcalıklar söz konusu olduğunda ise, bu tanımın içerisinde kalanlar yine eşittirler. Kanunlar genelde konumu zaten avantajlı olan kesimlere ayrıcalık tanımaz. Bu pek kabul görecek birşey değildir. Genelde engelliler vb gibi dezavantajlı kesimler için ayrıcalık tanımları yapılır. Hatta bu durum genel eşitlik ilkesinin ihlali anlamına geldiği oranda zihinlerde çelişki de yaratır. Modern çağımız bir önceki çağın ayrıcalıklarının yıkılmasını temsil eder ve bir eşitlik mücadelesi ile oluşmuştur. Bu yüzden aslolan eşitliktir.

Devamı…Sosyalizm Deneyimleri Işığında Eşitlik, Değer ve Mülkiyet – Dr. Suat Kamil Aksoy

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org