Mevlana hakkında yanlış bildiklerimiz – Ayşe Hür

mevlanaMevlana hakkında ne biliyoruz?
Önce defalarca düzeltilmesine rağmen ‘galat-ı meşhur’ haline gelen bir yanlış bilgiyle başlayalım.
Gene gel, gene gel!
Her ne olursan ol, gene gel!
Kâfir isen de, Mecûsî isen de, putperest isen de gene gel.
Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değil;
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da gene gel!
Bu dizeler Mevlana Celaleddin Rumi’ye atfedilir, ama bu doğru değildir.

Devamı…Mevlana hakkında yanlış bildiklerimiz – Ayşe Hür

Mevlana, varlıklı kesimin, Hacı Bektaş Veli ise yoksul topluluğun insanıdır – İsmet Zeki Eyüboğlu

hacı_bektaş_veliHacı Bektaş Veli’ye bağlananların benimsedikleri inanç türü şeriatla bağdaşmıyor, bunu, onun yaşadığı çağda egemen olan İslam görüşünden anlamaktayız. Şeriata göre çalışmadan geçinmek, şuna buna yük olmak, evlenmemek, aşırı içekapanışla çevresinden kopmak, yazgıyı değiştirmek, “çile” denen içekapanışlara, toplumdan uzaklaşmalara yönelmek yoktur. “Tarikat” denen kuruluşların Kur’anda, hadislerde yerini bulmak olanaksızdır, tanrıdan başka “kutsal” nesne yoktur, sakala, saça, giysiye, suya, dağa, taşa, ağaca bg. “kutsallık” yüklemek, tanrıya ortak koşmaktır (bunun en açık örneği Peygamber’in ölümünden sonra, kesilen ağaçtır. Peygamberin sağlığında, yorulunca gölgesinde dinlendiği bir ağaç vardı. Ölümünden sonra arkadaşları o ağacın altında toplanmaya başlayınca, Ömer ya da Osman, o ağacı kestirdiler…

Devamı…Mevlana, varlıklı kesimin, Hacı Bektaş Veli ise yoksul topluluğun insanıdır – İsmet Zeki Eyüboğlu

“Sen bizim suretimize değil, siretimize bak” Nesnel bir bakışla Mevlâna – Sennur Sezer

Mevlana Radi fişCenazesi, öğütlediği gibi bir düğün havasında geçecektir. Üç büyük dinin din adamları kendi dinlerinin ayinlerini icra edecektir cenazede. Bu konuda tutucu engellemeler ise geri çevrilecektir. Güvenlikçilerin kalabalığı zorla, kılıçla engellemeye çalışmalarından tabut dört kez yere düşecektir. Dülgerler dört kez onaracaktır tabutu. Ve bir insanın yirmi dakikada ulaşacağı yolu cenaze sabahtan akşama dek ancak alacaktır. Bugün Konya’ya her gidenin mutlaka uğradığı Mevlâna Müzesi’nde gömülü olan kişi kimdir? Neden saygı duyulmaktadır ona? Orada gömülü olduğu söylenen kişi “Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde arama / Ariflerin gönüllerindedir mezarımız bizim” demişti. 

Devamı…“Sen bizim suretimize değil, siretimize bak” Nesnel bir bakışla Mevlâna – Sennur Sezer

Onat Kutlar’ın Sivas Katliamı Üzerine Yazdığı Bir Mektup: “Sen Ne Müslümansın Ne de Sivaslı

Sen insan bile değilsin.  Gözü dönmüş bir katil, bir yaratıksın. Sen, yüreği insan ve yurt sevgisi ile çarpan, tüm yaşamını ulusal edebiyatın en güzel eserlerini incelemeye, araştırmaya, değerlendirmeye adamış, kırk yıllık dostum o değerli yazar Asım Bezirci‘yi yakmadın.
Sen,”Baza, baza! Çi hest-ü baza!“, “Gel, gel!  Kim olursan ol gene gel! ıster Kafir ol ister putperest gene gel! Bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değildir!…” diyen kutbu Hazret-i Mevlana‘yı yaktın.
Sen nasıl müslüman olabilirsin? Yaktığın, göz göre göre, sırıtarak ve alkışlayarak yaktığın o mazlum yiğit, dürüst arkadaşım, o büyük cura ustası, halk ozanı, Sıvaslı Nesimi Çimen değildi.

Devamı…Onat Kutlar’ın Sivas Katliamı Üzerine Yazdığı Bir Mektup: “Sen Ne Müslümansın Ne de Sivaslı

Bir Anadolu Hümanisti Mevlana: Ayrılık üzerine değil, kavuşma üzerinedir sözümüz bizim…”

Mevlana Radi fişRadi Fiş
”Celaleddin’in müridleri, kendilerinden biri öldü mü, cenazeyi sema ederek, neyler çalıp besteler okuyarak kaldırıyorlardı; cenazenin önünde de imamlar, hafızlar değil, sazendeler, hanendeler gidiyordu. Çünkü cenazenin önünde giden imam, ölünün müslüman olduğuna tanıklık ederdi; sazendeler ve hanendelerse, onun müslümanlığından başka bir de aşık olduğuna tanıklık ederlerdi ve herkesin bildiği gibi aşıklar ölmezlerdi.
Ayrılık üzerine değil, kavuşma üzerinedir sözümüz bizim…”

Devamı…Bir Anadolu Hümanisti Mevlana: Ayrılık üzerine değil, kavuşma üzerinedir sözümüz bizim…”

“Denizde inciler derinde, çerçöp sahilde olur”* Mevlana’nın Şiiri – Abdülbaki Gölpınarlı

Şiir Telakkisi
Mevlana, Fihi mafih’te, “Anadolu halkı, şiir sevdiği için şiir söylüyorum ben. Fakat Horasan ’da kalsaydım, orada şairlik ayıp görüldüğünden, uzun zamanlar, türlü meşakkatlerle elde ettiğim bilgimle halkı faydalandırırdım, ders verirdim, kitaplar yazardım. ” der. Görülüyor ki Mevlana, halk için, halkın faydası için şiir yazmaktadır ve onca, sanat, sanat için değildir, halk içindir, halkın faydası içindir. Yalnız yukarıdaki sözler, onun şiir telakkisini göstermekle beraber şunu da kaydetmemiz gerekir ki o, zaten baştan beri şairdir ve hele coşkunluk devrelerinde, şiir söylememesine imkan yoktur. Bir gazelinde, “Süs ” der, “bu da kaderin bir cilvesi; seni zevkle, giyime kuşama düşkün etmiş, beni şiire ve onca şiir, ancak şairin kendisinden geçmesiyle, söylediğini yaşamasıyla mümkündür. ” “Sarhoş olmadım mı, ” der, “sözümde bir tat, tuz yok. Çünkü ediplik ve bu husustaki gayret, tekellüften başka bir şey değil.

Devamı…“Denizde inciler derinde, çerçöp sahilde olur”* Mevlana’nın Şiiri – Abdülbaki Gölpınarlı

Mevlana Celaleddin Rumi, Yaşamı, Yapıtları Düşüncesi, Tasavvuf Anlayışı ve Mevlevilik

Tatlı bir ömür gibi gitmeye niyetlendin
ayrılık atını eğerledin inadına.
Git yeni ülkeler gör büyülü diyarlarda gez.
Ama benimle eğleştiğin toprakları da unutma hatırla emi!
.
Gittin ey sevgili şimdi yollardasın
Ayın değirmisini başına yastık yapmış uyumaktasın
güzel uykular renkli düşler seninle olsun
ama bir zamanlar dizlerimde yattığını da unutma hatırla emi.

Mevlânâ Celaleddin-i Belhi Rumi (Farsça:مولانا جلال الدین محمد رومی Mevlānā Celāl-ed-Dīn Muhammed Rūmī; 30 Eylül 1207 de doğmuştur. 17 Aralık 1273te ölmüştür.), İslam ve tasavvuf dünyasında tanınmış bir Fars[1][2](Bazı araştırmacının iddialarına göre Tacik)[3] Mevlevilik’in öncüsü tasavvuf yolunda aydınlanmış, tüm dinlerin özünün aynı olduğunu, hepsi gibi, Tanrıyı içimizde aramamızı ve evrenle bir olduğumuzu söyleyen  şair, düşünce adamı.

Devamı…Mevlana Celaleddin Rumi, Yaşamı, Yapıtları Düşüncesi, Tasavvuf Anlayışı ve Mevlevilik