David Kaufmann: Dinin tarihi, yabancılaşmanın tarihidir özgürlük için sahip çıkılması gerekir

AdornoAdorno ve Tanrının Adı
Metafizik eleştirisi artık Batı düşüncesinde saygın bir gelenektir ve on sekizinci yüzyılın sonundan beri özgürleşme ilkesiyle bağlantılıdır. Dünyanın büyüsünü bozma itkisi –rasyonel denetimi daha önceleri yalnızca denetlenemez yazgı olarak görülenden ayırma yönündeki süregiden eğilim– her zaman aydınlanmanın vahye dayalı dine tanınmış kurumsal ayrıcalıklar ve entelektüel konuma karşı güçlü saldırısıyla yakından bağlantılı görülmüştür. Herkesin bildiği bir öyküdür bu. Kant, inancı Hume’dan, felsefeyi dogmatizmden kurtarmıştır, ilkinin spekülatif iddialarına, ötekinin kapsamına sınırlama getirerek; aynı zamanda, dini aklın mahkemesine sevk etmiş, böylece özerkliğe alan açmıştır. Solcu Hegelciler (özellikle Feuerbach ile Marx), metafiziği antropolojiye, dini de gereksinmeye indirgeyerek, dünyanın insanlaştırılmasını bir adım öteye götürmüşlerdir.

Devamı…David Kaufmann: Dinin tarihi, yabancılaşmanın tarihidir özgürlük için sahip çıkılması gerekir

Marksistlerin Dine Bakışı: Marksizmde din sorunu üzerine – Ali Pınarbaşı

Karl-Marxİki yazı, iki tutum
Din, özelde İslam, Marksistler için sorun olmaya devam ediyor. Türkiye’de sol düşünce Batı düşüncesi içinde kendini buluyor. Sokağa çıkmayı denediği anda, bu düşünce sistemi, sol için el yakan bir ateşe dönüşüyor. Kendini yalnızca insani, yüce değerlerin taşıyıcısı ve -bu anlamda- masum gören sol, halkın gözünde suçlu oluyor ama -daha kötüsü- ‘suçunu’ anlamıyor.
Türkiye solu sistemle karşı karşıya olduğu anda, din ideolojisiyle yoğrulmuş Komünizmle Mücadele Dernekleri’ni karşısında buldu. Solun yıldızı, ‘yüzde doksandokuzu Müslüman olan’[1] halkla pek barışmadı. Türkiye solu İslamın kendisi için bir sorun teşkil ettiğini kimi zamanlar anladı ama bu sorunun üstüne gidecek cesareti kendinde bulamadı.

Devamı…Marksistlerin Dine Bakışı: Marksizmde din sorunu üzerine – Ali Pınarbaşı