Mustafa Kemal’in Kürtlerle ilgi Sansürlenen Sözleri, Nutuk’un Kırmızı Çizgileri

NutukAtatürk’ün, Amasya Protokolleri ve İzmit’te dönemin ünlü gazetecileriyle yaptığı sohbet toplantısında, Kürt sorununa, Kürtlere ilişkin söylediği sözler, 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1. Kurultayı’nda yaptığı 36,5 saatlik konuşma metinlerinden oluşan Nutuk’un Türkçe harflerle basıldığı 1934, 1938, 1963 ve 1965 tarihli baskıları sansürlenerek basıldı.  26 Kasım 1929’dan 7 Şubat 1930’a kadar süren 75 bölümlük ‘Gazi ve İnkılap’ dizisinde Milliyet gazetesinde yayınlandı. Türk Devrim Tarihi Enstitüsü’n bastığı ‘Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri’ ve ‘Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri’ adlı kitaba da alınmayarak sansürlenmişti.

Devamı…Mustafa Kemal’in Kürtlerle ilgi Sansürlenen Sözleri, Nutuk’un Kırmızı Çizgileri

“Ne bekliyordunuz ki?” Devletleşen AKP, değişmeyen devlet

tayip erdoganZor zamanlardan geçiyoruz. Sadece sosyal medyada değil, anaakım medyada da bir telaş, belirsizlik ve şaşkınlık var. Sokak, zaten, alabildiğine hareketli, karmaşık ve kafa karıştırıcı. Takvim yapraklarında çeşitli tarihleri belirleyip kilitleniyoruz: Berkin Elvan’ın içimizi titreten cenazesi, Başbakan Erdoğan’ın nefret saçtığı konuşmaları, Fethullah Gülen’in bedduaları, art arda sökün eden “tape”ler ve tabii ki 30 Mart seçimleri… Hayatımız, ki izin verirseniz buna Türkiye gündemine kilitlenip kalmış bizim gibi diaspora sakinlerini de ekleyelim, daimî bir olağanüstü halde, hiç olmadığı kadar hızlı ve yorucu biçimde akıyor. Geçen gün gördüğümüz bir tweet şöyle diyordu: “Artık direnmek değil, yaşamak istiyorum.”

Devamı…“Ne bekliyordunuz ki?” Devletleşen AKP, değişmeyen devlet

Bölgesel ittifaklar değişirken Kürtler ilerliyor – Vicken Cheterian

Vicken Cheterian

Iraklı Kürtlerin geleceği Suriye’deki çatışmaya da bağlı. Suriye Kürt Demokratik Partisinin Erbil temsilcisi Behçet Beşir’in dediği gibi: ” Suriye’de farklı olası senaryolar var ancak en kötü durumda bile Kürtler kazançlı çıkacak. En azından orada kendi bölgelerini yönetecekler.”
…Suriye’nin Baas rejimi kendi Kürt nüfusuna karşı her zaman sert davrandı. Arap milliyetçiliğinden ilham alarak, Kürt kimliğini tanımadı ve 100 bin Kürdü vatandaşlıktan çıkarıp Kürt bölgelerine Arap aşiretleri yerleştirerek, Kürtleri hem politik hem de ekonomik olarak marjinalize etti. 2004’te Deyr ez-Zor’da Kürt ve Arap futbol taraftarları arasında yaşanan kavgadan dolayı bir ayaklanma başlayınca, baskı acımasız bir hal aldı. Kendi okullarına sahip Ermeni ve Süryani etnik azınlıkların aksine, Kürtlerin kendi dillerini öğretmeleri yasaklandı.  Newroz’un genel kutlanmasını yasakladı. Kasaba ve köylerin isimleri Araplaştırıldı ve Kürt kimliğine yapılan vurgular resmi okul kitaplarından çıkartıldı.

Devamı…Bölgesel ittifaklar değişirken Kürtler ilerliyor – Vicken Cheterian

Komünist Kuramcı Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın Kaleminden Nicelik ve Nitelikçe Kürtlük

Nicelikçe (Ulus Olarak) Kürtlük
Türkiye Cumhuriyeti’nde Anadolu’nun ve Kuzey Karadeniz kıyılarının dışında bir “Doğu illeri” kavramı ve damgası var. 17 il sınırını içine alan bu bölgeye, rastlantıyı Allahtan saymayanlar için, herhalde bir kapris eseri olarak böyle bir ad takılmış sayılamaz. Bu bölge bir coğrafya bölünümünden ve kıtasından ibaret de değildir. Çünkü Kemalizm, güya genel bir yasa kisvesi altında oluşturduğu Genel Müfettişlikler oyununu yalnız bu bölgenin başına “Birinci Müfettişlik” adıyla onaylandı. Ve herkesten iyi Kemalizm bilir ki, bu öyle kuru bir merkeziyet, yani genel işlerde halkın işlerini kolaylaştırmak vb. saçmalar gibi, bir burjuva devleti için boşuna masraflı olacak bir külfetten ileri gelmez. Birinci Müfettişlik, hâlâ halkının baş ucunda asılmış bir Demokles’in kılıcı, bir ilan edilmemiş köpekçe sıkıyönetim, bir en yırtıcı ebedi terördür. Bu nitelikler gözönünde tutulduktan sonra, bütün bu bölgenin önce bir ayırtedilişinin, sonra militarist bir zulüm sistemiyle yönetilişinin Kemalizmin keyfi ya da babasının hayrı için yapılmış ve yapılmakta olmadığı kolay anlaşılır.

Devamı…Komünist Kuramcı Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın Kaleminden Nicelik ve Nitelikçe Kürtlük

Kemal Burkay’dan İsveç’e veda: Yalnızca baharını değil, karlı uzun kış gecelerinle de seni sevdim

Tunceli doğumlu olan  Kemal Burkay, Ankara’da Hukuk Fakültesi’nden  mezun olduktan sonra 1965 yılında Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) katıldı. 1966 yılında yayınlandığı bir makaleden dolayı hapis yattı. 1969 ve 1971 yıllarında da tutuklanan Burkay, Lübnan üzerinden Türkiye’yi terk etti. 1974 yılında genel aftan yararlanarak ülkeye geri döndü. Kürdistan Sosyalist Partisi’ni (PSK) kurdu. 12 Eylül darbesi sonucu yurt dışına çıktı.
Türkiye de darbe ile dibe vuran özgürlük ve eşitlik mücadelesine uzak kalmasıyla beraber giderek yabancılaştı (Fransızlaştı). Kürt meselesinde demokratik ve eşitlikçi çözümden yana olsa da; gelişmekte olan mücadeleye yüzeysel yaklaşmakla beraber -çoğu zaman- siyasi söylemi egemen düzenin etkisini altında kaldı. Zamanla her şeyin “güzellik” ile hal olacağına inanan evrimci ütopik sosyalist kimliğini de yitirip liberalleşti. 2003 yılında kendi kurduğu ve genel sekreterliğini yaptığı partiden ayrıldı.
31 yıl sonra siyasi kimliğinden öte  yazar ve şair olarak anacağımız biri olarak Türkiye’ye geri dönecek olan Burkay, İsveç’ten ayrılmadan önce bir veda mektubu kaleme aldı. Mektupta İsveçe “Tack Sverige! (Teşekkürler İsveç!) diyen Kemal Burkay’a Fıransızca Bienvenue (Hoşgeldiniz geldiniz) diyoruz. Öyle Umuyoruz ki; yaptığı çalışmalarla süreç itibariyle kendisine duyulan ihtiyacın hakkını verir. Taraf, Star veya Sabah gibi bir gazetede verilen görevi icra ederek Başbakan Tayyip Erdoğan’ın gözüne girer.
Ancak yine de şairimize, Haluk Gerger’in “Türk burjuvasi ürkek, korkak ve kıyıcıdır” saptamasını hatırlatmakta fayda görüyoruz.

Devamı…Kemal Burkay’dan İsveç’e veda: Yalnızca baharını değil, karlı uzun kış gecelerinle de seni sevdim

Osmanlı’dan bugüne Kürtler ve Devlet | Kürtlere özerklik sözü verildi mi? – Ayşe Hür

Yıllardır bazı Kürt çevreleri, Mustafa Kemal’in, Kürtleri Milli Mücadele’ye kazanmak için özerklik vaadinde bulunduğunu ancak daha sonra bundan caydığını iddia ederler. Son olarak insan haklarının gözüpek savunucusu avukat Eren Keskin bu iddiayı tekrarladığı için yargılanıyor. Üstelik Keskin’i yargılayan mahkemenin atadığı ‘bilirkişi heyeti’ (ki konuyla ilişkisi olan uzmanlar değiller) Mustafa Kemal’in böyle bir vaadi olmadığına dair rapor yazarak, Keskin’i mahkûm etmenin ilk adımını atmış durumdalar. Peki, Kürtler ve Eren Keskin haklı mıdır? Peşinen söyleyelim: Evet, haklıdırlar!

Devamı…Osmanlı’dan bugüne Kürtler ve Devlet | Kürtlere özerklik sözü verildi mi? – Ayşe Hür

Osmanlı’dan bugüne Kürtler ve Devlet | Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde Kürtler temsil edildi mi?

Ayşe Hür: Milli Mücadele’nin başlarında, Mustafa Kemal, Kürt aşiret reislerine çektiği telgraflarda ordu komutanlarına ve Sovyet Rusya Dışişleri Komiseri Çiçerin’e yazdığı mektupta, bazı meclis konuşmalarında ‘Kürdistan’ terimini kullanıyordu.

PKK’nın 1984 Eruh baskınından bugüne dek, Avrupa’nın en büyük, dünyanın 6. büyük ordusuna sahip olan Türkiye, 20 bin civarındaki PKK üyesini etkisiz hale getirmek için 300 bin askerini ve 67 bin korucuyu seferber etti. 14 ilde 1987-2002 arasında “Olağanüstü Hal” (OHAL) ve sıkıyönetimler ilan edildi. Bunlar tam 57 kez uzatıldı. 24 kez sınır ötesi operasyon yapıldı. Resmi rakamlara göre 14 yılda 96 milyar dolar harcandı.

Devamı…Osmanlı’dan bugüne Kürtler ve Devlet | Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde Kürtler temsil edildi mi?