“Gönüllü kölelik diye bir şey yoktur” Kapitalizm, Arzu ve Kölelik – Frederic Lordon

Frederic LordonLa Boétie’de öngörü, çağdaş düşünürlerde neredeyse benimsenmiş bir şey olan, “gönüllü kölelik” fikrinde ifade bulur, zira fiziksel tabiiyete yönelik katı baskılar dışında, insan ancak az çok “isteyerek” bağlanabilir ve bu istek gizemli bir istek olarak kalmaya mahkûmdur. Bu yaman paradoksa karşı, Spinoza bambaşka bir yabancılaşma mekanizması ortaya atar: Gerçek zincirler duygularımızın ve arzularımızın yarattığı zincirlerdir. Gönüllü kölelik diye bir şey yoktur. Yalnızca duygusal kölelik diye bir şey vardır ki bu da evrenseldir.

Devamı…“Gönüllü kölelik diye bir şey yoktur” Kapitalizm, Arzu ve Kölelik – Frederic Lordon

Bukowski’nin Özgürlük Bildirgesi: “Kölelere asla özgür olacakları kadar ödeme yapmazlar”

BukowskiKölelik hiçbir zaman kaybolmadı, sadece yeni renkleri de içine alacak kadar genişledi.
İnsanlar kolayca harcanıyor. Korku dolu ve itaatkâr bedenler. Gözlerinin feri sönmüş. Sesleri çirkinleşmiş. Bedenleri de. Saçları. Tırnakları. Ayakkabıları. Yaptıkları her şey.
Gençken insanların böylesi koşullara hayatlarını adadıklarına inanamıyordum. Yaşını başını almış biri olarak hâlâ aklım ermiyor. Bunu niçin yapıyorlar?

Devamı…Bukowski’nin Özgürlük Bildirgesi: “Kölelere asla özgür olacakları kadar ödeme yapmazlar”

“Gerçek hiç bir zaman şiddet ile çürütüIemez” Kendini Savunan İnsan – Erich Fromm

Erich FrommAydınlanma düşüncesi, insana ahlaki kurallar geliştirmesi için ne vahiylere ne de kilisenin otoritesine ihtiyaç duymadığını, kendi mantığını rehber olarak kullanabileceğini ve tüm bunların sonucunda iyi ile kötüyü ayırt edebileceğini öğretmiştir. Aydınlanmanın ana fikri olan “bilme cesareti” sözüyle ima edilen ‘bilgine güven’ anlayışı, çağdaş insanın gösterdiği çabalar ve başarılar için bir teşvik olmuştur. İnsanın özerkliğine ve mantığına duyulan ve gittikçe büyüyen kuşku, insanı ahlaksal bir karışıklığa sürüklemiş ve onları hem vahiysiz hem de mantıksız bırakmıştır. Psikolojiyi doğal bir bilim dalı olarak kurma çabasındaki psikanaliz, psikolojiyi felsefe ve ahlak konularından uzaklaştırma hatası yapmıştır. Gözden kaçırılan nokta insan kişiliğinin bireyi bir bütün olarak incelemedikçe, anlaşılamayacağıdır. Buna bireyin varoluş nedenini araştırma ihtiyacı ve onlara uyarak yaşayacağı normları keşfetme ihtiyacı dahildir.*

Devamı…“Gerçek hiç bir zaman şiddet ile çürütüIemez” Kendini Savunan İnsan – Erich Fromm

Çalışma etiği ya da alçaklığın evrensel tarihi – Arbeit Macht Frei

friedrich engelsYoksulların, ölüm ve çalışma ikilemi arasında özgürce çalışmayı tercih etmelerinden başka seçenekleri yoktur (çalışmazsan mahvolursun). Artık “burjuvazi, sözcüğün en geniş anlamıyla tüm yaşam araçlarının tekelini eline geçirmiş”, eski insani değerler unutturulmuş, kapitalist toplumda işçi sınıfının statüsü, ücretli kölelik konumuna denk düşürülmüştür. Bunun anlamı, bir bütün olarak işçi sınıfının her zaman kapitalist sınıfın kullanımına hazır olması demektir. Fakat, klasik kölelik’ ten farklı olarak, kapitalistler artık işçi sınıfının durumuyla ilgili hiç bir sorumluluk almazlar.
Engels, “işçi, ister yasal, isterse fiili olarak olsun varlıklı sınıfın kölesidir. Herhangi bir mal gibi alınıp satılır durumda olan bir köle. Fiyatı da bir malın fiyatı gibi yükselir veya düşer… Buna karşılık bu sistemde burjuvazi antik sistemdekine göre çok rahattır, zira, hiçbir sermaye yatırmadığı bu insanları istediğinde kovabilir…

Devamı…Çalışma etiği ya da alçaklığın evrensel tarihi – Arbeit Macht Frei

Toplum Sözleşmesi Ya da Siyasi Hukuk İlkeleri: Köleliğe Dair – Jean-Jacques Rousseau

RousseauÖzgürlüğünden vazgeçmek, insanlık sıfatından, insan haklarından, dahası, ödevlerinden vazgeçmek demektir. Her şeyinden vazgeçen bir kimse için hiçbir tazmin olasılığı yoktur. Böylesi bir vazgeçiş insan doğasıyla bağdaşmaz; insanın istencinden her türlü özgürlüğü çekip almak onun davranışlarından da her türlü ahlak düşüncesini çekip almaktır. Sonuçta, bir yandan mutlak bir otorite, öte yandan sınırsız bir boyun eğme düzeni kurmak boş ve çelişkili bir uzlaşı olur. Kendisinden her şeyi talep etme hakkımız olan bir kimseye karşı hiçbir taahhüt altına girmeyeceğimiz açık değil midir? 

Devamı…Toplum Sözleşmesi Ya da Siyasi Hukuk İlkeleri: Köleliğe Dair – Jean-Jacques Rousseau

Fikret Başkaya: “Aslında demokratik denilen rejimlerin demokrasiyle bir ilgisi yok”

Fikret-BaşkayaAğzını açan her politikacı, her akademisyen, her gazeteci, her “konunun uzmanı”, her zengin “sanatçı”, Bu sorunların çözüm yeri parlamentodur” diyor… Oysa bu seçkin zevatın bilmediği, asla bilmek de istemeyeceği bir şey var: Kapitalizm çağında ezilen ve sömürülen sınıflar lehine elde edilmiş ne kadar kazanım varsa [seçme ve seçilme hakkı, sekiz saatlik işgünü, çoçuk işçiliğinin yasaklanması, işsizlik yardımı, aile yardımı, vb.] hepsi parlamento dışında, işyerlerindeki, sokaklardaki, meydanlardaki, yani arazideki mücadeleler sonucu gerçekleşmiştir… Hem demokrasiyi engellemek amacıyla oluşturulmuş bir işleyişin parçası olacaksınız ve hem de ezilen ve sömürülen sınıflar lehine bir şeyler kazanmayı umacaksınız… bu mümkün değildir.

Devamı…Fikret Başkaya: “Aslında demokratik denilen rejimlerin demokrasiyle bir ilgisi yok”

iPhone ve iPad hakkında bilmek istemedikleriniz – M. Serdar Kuzuloğlu

Shenzhen’de sadece Foxconn’da, sadece Apple için 230 bin kişi çalışıyor (toplam çalışan sayısı 500 bine yakın). Haftada altı gün, her gün en az 12 saat ve saati sadece 1.2 liraya başka bir deyişle ayda en fazla 345 lira kazanan bu ‘teknoloji çağı köleleri’ iş bitince evine de gidemiyor. Çünkü çoğunun evi yok. Olanlarıysa getir-götürle uğraşmak istemiyorlar. 15 yataklı ranzalarda, demir parmaklıklı camlarda yatıp vardiya saatini bekliyorlar. Parmaklığın sebebi intihar eden işçiler. Dert işçi kaybı da değil, ortaya çıkınca zor durumda kalan Apple’ın halkla ilişkiler departmanı. İntiharı önlemek için camlara parmaklık gerdiler. Nasıl ama?

Devamı…iPhone ve iPad hakkında bilmek istemedikleriniz – M. Serdar Kuzuloğlu

Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev: “Hizmet etmemeye karar verin özgürleseceksiniz”

Yakın dostu, büyük Fransız düşünürü Montaigne’in, “Kanımca, La Boétie çağımızın en büyük insanıdır” diye söz ettiği Etienne de La Boétie’nin Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev’i siyasal düşünce tarihinde yeni bir yaklaşımın öncüsü olmuştur. Siyaset olgusunu iktidar ilişkileri biçiminde algılayan La Boétie, bugün bile kafaları kurcalayan, “insanların nasıl olup da itaat etmekle kalmayıp boyun eğmeyi, hatta kulluk etmeyi arzuladıkları” sorununu yapıtının odak noktasına yerleştirir. La Boétie, iktidar olgusunu ve bunun ideolojik dayanaklarını (geniş anlamda hegomonyayı) irdelemekle yetinmez; iktidar ilişkileri ağının en üst düzeyde kuramsallaşmış biçimine, bir başka deyişle devlet sorununa yönelir. Tiran’ın ya da “Bir“in iktidarından yola çıkarak XVI. yüzyıl Fransası’nda artık açıkça belirginleşmeye başlayan modern devletin gerçeğine ulaşır. Bu bakımdan Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev, gerçekte, devlet egemenliğinin niteliği üzerine yapılmış bir söylevdir.

Devamı…Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev: “Hizmet etmemeye karar verin özgürleseceksiniz”