Osmanlı’da Yeniçeri Bektaşi İlişkisi ve Etkileri – Erdoğan Aydın

yeniçeriBaşka halkların birikimi ve topraklarına el koyma siyaseti temelinde gelişen Osmanlı, devletleşme gereksinimleri çerçevesinde iki alanda kurumsallaşmaya yönelecekti. Bunlardan birincisi devletin ideolojik aygıtı olarak dinsel alandı ve Medrese geleneği üzerinden kurumsallaştırılacaktı. İkincisi ise profesyonel bir silahlı güç olarak Yeniçeri teşkilâtının kurulması yoluna gidecekti. Başlangıçta ordusu dâhil kendi halkıyla iç içe olan Osmanlı, kurumsallaşma çerçevesinde kendi halkına karşı da köklü bir ayrışma sürecine giriyordu.
Halkının geleneksel yapısından koparak yeni bir örgütlenmeye yönelmesi, doğal olarak bir dizi tepkiye neden olacaktı. Çünkü bu yeni örgütlenmeyle, halkın konumunda ciddî bir değişiklik gerçekleşiyordu.

Devamı…Osmanlı’da Yeniçeri Bektaşi İlişkisi ve Etkileri – Erdoğan Aydın

İttihatçı ve Kemalistlerin Alevi-Bektaşi politikaları – Ayşe Hür

muslumanII. Abdülhamit yönetiminin Ermeni Taşnak partisi ile İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin (İTC) başını çektiği muhalifler tarafından alaşağı edilmesi, Kürtler, Kızılbaşlar gibi kolektif kimliklerin de kendilerini açıkça ortaya koymalarına olanak sağlamıştı. İTC ilk başta bu durumu kontrol altına almak için, askeri güç kullanmak yerine politik ikna yöntemini seçti. Bu politikanın erken dönem meyvelerinden biri, 25 Mayıs 1910 tarihli bir belgeye bakılırsa, Kızılbaş Türkmen aşiretlerinden Balabanlıların reisi Gül Ağa’nın İTC’ye kabul edilmesiydi. Gül Ağa, 1912 seçimlerinde İTC’nin adaylarına destek vermiş, Kasım 1914’te başlayan Sarıkamış Harekâtı’na da birlikleriyle katılmıştı.

Devamı…İttihatçı ve Kemalistlerin Alevi-Bektaşi politikaları – Ayşe Hür

Alevi-Bektaşiliğin Tarihi Kökenleri: Bektaşi-Kızılbaş Bölünmesi ve Neticeleri – İrene Melikoff

Bektaşiliği belirtmeye çalışırsak, Bektaşilik her şeyden evvel bir Türk halk dini olduğunu söyleyebiliriz. XIII. Asırdan itibaren Anadolu’da gelişmeye başladı. Sonraki asırlar boyunca bağdaştırmacı yapısında bazı yabancı unsurlar yer aldıysa da, Bektaşiliği Türk kökenlerinden ayırmak mümkün değildir. Bektaşilik, Hacı Bektaş Velinin etrafında belirginleşmiş bir öğretidir. Hacı Bektaş ise, efsaneleşmiş büyüleyici bir kişidir. Keramet sahibi ve mucize yaratan bir kişi gibi görünüyor. Öyle olduğu için, onu Şii’lerin sekizinci İmamına, dolayısıyla da soyunu Peygambere kadar çıkarmak mümkündür. Fakat, bu eklentiler asırlar boyunca meydana gelmiştir. Gerçeklikte ise, Hacı Bektaş doğduğu ortamdan, yani Orta Asya’dan gelen ve Anadolu’ya göç eden Türkmen boylarından ayırmak imkansızdır.

Devamı…Alevi-Bektaşiliğin Tarihi Kökenleri: Bektaşi-Kızılbaş Bölünmesi ve Neticeleri – İrene Melikoff

Onur Öymen’e teşekkür, Alevilere yakarımdır! – Evrim Alataş*

Evrim_AlatasDersim Katliamı tartışması devam edeceğe benziyor. Etsin de… Allah razı olsun Onur Öymen’den, bir sürü şeyin önünü açtı. En önemlisi, Tunceli denilen yörenin adının “Dersim” olduğu ve orada 38’de yaşananın da bir katliam olduğu, sayesinde sıkça telaffuz ediliyor. Başbakan bile “Dersim Katliamı” ifadesini kullandı. İkincisi ise, CHP ve Mustafa Kemal bu sayede tartışılır oldu. Katledilmek üzere bir dağın yamacına toplananların tepede gördüğü o beyaz atlı “evliyanın” Mustafa Kemal olmadığı, son Dersimlilerin de bu sayede kurtulmadığı da anlaşılmış oldu. Zira, Mustafa Kemal, Dersim İsyanı’nın bastırılmasında fikir babasıydı. Babalı-kızlı (Sabiha Gökçen ile) hallediverdiler meseleyi. Demek ki şu Stockholm sendromundan kurtulmanın vakti gelmiştir.

Devamı…Onur Öymen’e teşekkür, Alevilere yakarımdır! – Evrim Alataş*