Fyodor Dostoyevski: İnsanların en büyük derdi özgürlüğünü devredebilecek birini bulmaktır!

dostoyevskiAh, onlar biz olmadan hiçbir zaman karınlarım doyuracak ekmeği bulamayacaklardır! Hiçbir bilim onlara özgür kaldıkları sürece ekmek vermeyecektir, sonunda da onlar özgürlüklerini ayaklarımıza getirecek ve bize: «Size köle olalım daha iyi olur, hiç olmazsa karnımızı doyurursunuz…» diyecekler. Böylece sonunda özgürlüğün ve toprağın verdiği ekmeğin, herkes için eşit miktarda olamayacağını anlayacaklardır. 

Devamı…Fyodor Dostoyevski: İnsanların en büyük derdi özgürlüğünü devredebilecek birini bulmaktır!

Fyodor Dostoyevski’nin “Yeraltı Adamı” Üzerine Bir Deneme – Derviş Aydın Akkoç

dostoyevski“Hiç kuşku yok ki, her insanın içinde bir öfke canavarı, acı çeken kurbanın haykırışlarından aşırı zevk duyan bir şehvet canavarı, zincirinden boşalmış bir canavar; hastalıkların, romatizmaların, hasta böbreklerin verdiği acılarla beslenen bir canavar yatar.”  (Dostoyevski, Karamazov Kardeşler)
Dostoyevski romanlarında olay örgüsünün içinde aktığı mekân, kendi aralarında çatışmalı, gerilimlerle yüklü olan iki düzlemden oluşmaktadır. Bu çatışma halinde olan mekânlardan bir “yeraltı”; öteki ise yeraltına karşıt ve kimi durumlarda ona kaynaklık eden, boşluktan ziyade dolulukla yüklü olan “şölen” alanıdır. Mekânlar arası çatışma, iç içe geçme, birbirine dayanak oluşturma gibi durumlar anlatı boyunca kesintisizdir. Mekânsal yer değiştirmelerin belirleyici etkilerilerini ruhsal dünyalarında taşıyarak kurulan karakterler Dostoyevski’nin ilk romanından son romanına değin kimi özellikleri açısından neredeyse değişmeden kalmışlardır:

Devamı…Fyodor Dostoyevski’nin “Yeraltı Adamı” Üzerine Bir Deneme – Derviş Aydın Akkoç

Lev Tolstoy: Doğru ve yetkin olanı arayışta dev bir yazar – Ataol Behramoğlu

Lev TolstoyEski bir Rus aristokrat ailesinin çocuğu olarak Lev Tolstoy 1828 yılı Eylül ayında (eski tarihle 28 Ağustos) Tulsk ili Yasnaya Polyana bölgesinde doğdu. Annesini ve babasını çok erken yaşta yitirdi.
Çocukluk yıllarında, bütün aristokrat aile çocukları gibi, evde öğrenim gördü. 1844 yılında, diplomat olmak amacıyla, Kazan Üniversitesi, Arap-Türk Edebiyatı Bölümüne girdi. Bir yıl sonra, aynı üniversitenin Hukuk Bölümüne geçti. Felsefe ve özellikle ahlâk felsefesi sorunlarına ilgisi o yıllarda başladı. Rousseau en sevdiği yazar oldu. Yine bu yıllarda, büyük bir tutkuyla okuduğu Puşkin, Lermontov gibi Rus yazarlarının yanı sıra, Dickens, Sterne ve Schiller de en sevdiği yazarlar arasında yer aldı.

Devamı…Lev Tolstoy: Doğru ve yetkin olanı arayışta dev bir yazar – Ataol Behramoğlu

Dostoyevski: “Tanrı’nın kendisi değil, bunu anla! Ben yalnız “O”nun yarattığı dünyayı kabul edemiyorum”

dostoyevskiŞaka ediyormuşum! Dün de dedenin yanında iken şaka ettiğimi söylediler. Bak yavrum, on sekizinci yüzyılda bir günahkar vardı: Şöyle bir laf ortaya attı:
Eğer Tanrı olmasaydı, onu icat etmek gerekirdi” dedi. “S’iln’existait pas Dieu il faudrait l’invanter” ve garip olanı, insanda hayranlık uyandıran, Tanrının gerçekten varolması değildir. Asıl hayranlık uyandıran şey, insan gibi acımak bilmeyen vahşi bir hayvanın içinde “Tanrının varolması zorunlu bir şeydir!” diye bir düşüncenin uyanmasıdır. Tanrı düşüncesi o derece kutsal, o derece insanı duygulandıran, o derece derin ve insana onur kazandıran bir düşüncedir, işte! Bana gelince, ben çoktandır: “İnsan mı Tanrıyı yarattı, yoksa Tanrı mı insanı yarattı?” diye düşünmekten vazgeçtim!

Devamı…Dostoyevski: “Tanrı’nın kendisi değil, bunu anla! Ben yalnız “O”nun yarattığı dünyayı kabul edemiyorum”

S. Freud’un, Dostoyevski’de yaratıların en üstünü olarak gördüğü “Büyük Engizisyoncu” epizodu

dostoyevski…Çünkü bu zavallı varlıkların derdi örneğin, benim ya da filânca kişinin tapacağı birini bulmak değildir. Onların istediği öyle birini bulmaktır ki, herkes ona inansın, ona boyun eğsin, üstelik ona hep birlikte tapsın, işte tapmada birlik olmak ihtiyacı, ayrı ayrı her insanın ve dünya yaratıldığından beri tüm insanlığın uğrunda acı çektiği en önemli şeydir. İnsanlar böyle hep birlikte ortaklaşa bir şeye tapmak için birbirlerini kılıçla yok etmişlerdir. Kendilerine Tanrılar yaratmış ve birbirlerine: «Kendi Tanrılarınızı bırakın, gelin bizim tanrılarımıza tapın, yoksa size de, tanrılarınıza da ölüm!» diye-bağırmış, birbirlerini kendi dinlerine bağlanmaya zorlamışlardır.

Devamı…S. Freud’un, Dostoyevski’de yaratıların en üstünü olarak gördüğü “Büyük Engizisyoncu” epizodu

Edebi Portreler: Fyodor Dostoyevski ve “Karamazovluk” Üzerine – Maksim Gorki

Tartışılmaz ve kuşku götürmez bir gerçek: Dostoyevskiy bir dâhidir, ancak o bizim öfkeli dâhimizdir. Çirkin tarihiyle, zor ve kırıcı yaşantısıyla Rus insanında oluşturulmuş ve biçimlendirilmiş iki hastalığı şaşırtıcı bir derinlikle hissetmiş, anlamış ve tadını çıkara çıkara anlatmıştır. Bu iki hastalık, bütün umudunu yitirmiş bir nihilistin sadistçe acımasızlığı ve onun karşıtı olan ezilmiş, yılmış, çektiği acıdan için için sevinç duyarak herkese ve kendisine karşı gösteriş yaparak bu acının tadını çıkarabilen bir varlığın mazohiz- midir. Dayak ne kadar acımasızsa o kadar çok övünülür.

Devamı…Edebi Portreler: Fyodor Dostoyevski ve “Karamazovluk” Üzerine – Maksim Gorki

Fyodor Mihaylov Dostoyevski: Benim aklım yalnız bu dünyayı kavrayabilecek bir akıldır

– Şaka ediyormuşum! Dün de dedenin yanında iken şaka ettiğimi  söylediler. Bak yavrum, on sekizinci yüzyılda bir günahkar vardı: Şöyle bir  laf ortaya attı: “Eğer Tanrı olmasaydı, onu icat etmek gerekirdi” dedi. “S’il  n’existait pas Dieu il faudrait l’invanter” ve garip olanı, insanda hayranlık  uyandıran, Tanrının gerçekten varolması değildir. Asıl hayranlık uyandıran  şey, insan gibi acımak bilmeyen vahşi bir hayvanın içinde “Tanrının varolması  zorunlu bir şeydir!” diye bir düşüncenin uyanmasıdır. Tanrı düşüncesi o derece kutsal, o derece insanı duygulandıran, o derece derin ve insana onur  kazandıran bir düşüncedir, işte! Bana gelince, ben çoktandır: “İnsan mı Tanrıyı yarattı, yoksa Tanrı mı insanı yarattı?” diye düşünmekten vazgeçtim!

Devamı…Fyodor Mihaylov Dostoyevski: Benim aklım yalnız bu dünyayı kavrayabilecek bir akıldır

Fyodor Dostoyevski: Ne yazık ki gerçek hemen hemen her zaman saçma görünür

İyilik, Kötülük | “Keşke Şeytan Gerçekten  Olsaydı”
-Tüm sağ tarafım tutulmuşken, inleyip ah vah ettiğim bir sırada, ne felsefesi yürütebilirim? Tüm tıp bilimini denedim: Her şeyi mükemmel bir şekilde meydana çıkarabiliyorlar. Tüm hastalığını sanki avuçlarının içindeymiş gibi sana etraflı olarak anlatırlar. Gel gelelim tedavi etmesini bilmezler. Burada heyecanlı bir üniversite öğrencisine rastladım, bana: «Merak etmeyin, ölseniz bile. hiç değilse hangi hastalıktan ölmüş olduğunuzu bileceksiniz!» dedi. Hep de adamı uzmanlara göndermeğe alışmışlar, «Biz ancak olanı meydana çıkarırız, siz ise falanca uzmana gidin, artık o sizi tedavi eder» derler. Sana diyeceğim, eskiden tüm -hastalıkları tedavi eden doktor tipi, artık yok oldu. Şimdi yalnız uzmanlar var, hepsi de gazetelerde kendilerini reklâm edip duruyorlar.
Burnun ağrıdı mı, seni Paris’e gönderirler. «Orada burun tedavi eden Avrupa çapında bir uzman var,» derler. Paris’e gidersin, adam burnunu muayene eder, «ben ancak burnunuzun sağ deliğini tedavi edebilirim, çünkü sol delikleri tedavi etmek benim bilgimin dışındadır. İyisi mi siz Viyana’ya gidin, orada özel bir uzman sol deliğinizi tedavi eder» der. Bu durumda ne yaparsın?

Devamı…Fyodor Dostoyevski: Ne yazık ki gerçek hemen hemen her zaman saçma görünür

Dostoyevski yazın hayatının zirve romanı: Karamazov Kardeşler ve Etkileri

Karamazov Kardeşler, genel olarak, dönemin moda akımlarından da hareketle tanrının varlığı, bu konudaki doğruların tartışılabilirliği hakkında bir açıklama niteliğindedir. İvan’ın 5. bölümde anlattığı Büyük Engizisyoncu hikâyesinin antitezini sonraki bölümde ölüm döşeğindeki Staretz Zosima verir. Diğer yandan Ateizmin felsefesinde (Camus’un Veba’sında) sıkça geçen dünyadaki tüm acımasızlıkların kaynağının yüce bir varlık olamayacağı düşüncesine burada İluşya’nın ölümüyle ortaya çıkan durumda cevap verilmeyişi ile okurun bu olayı kendi kişisel yargıları ile yorumlaması içindir. Bir görüşe göre Dostoyevski’nin buna cevabı acımasızlıkların olduğu dünyaya tanrının sevgi ve inançla gelen gücü de gönderdiğidir. Bir başka deyişle Dostoyevski’ye göre insan tüm zorlukların üstesinden tabiata ve insanlara sevgi duyarak ve sağlam bir inançla gelebilir. Bunun aksi mümkün değildir. Zira yaşadığı düşünce psikozları ile bunalımdan bunalıma giren ve aklını yitiren İvan, tanrıtanımazlığın deliliğe sürüklediği yolundaki en önemli örnektir. Bu örnekle Dostoyevski asla bir korkutmaca ile insanları tanrının dizine getirme yoluna gitmez. Onun tüm felsefesi sevgi ve naif bir bağlılık üzerine kuruludur.

Devamı…Dostoyevski yazın hayatının zirve romanı: Karamazov Kardeşler ve Etkileri

Ölümünün 128 yılında Fyodor Dostoyevski

İyi miydi? Kötü müydü? Bir karanlıklar evreninin peygamberi miydi? Insanın kin, sadizm ve umutsuzluk gibi olumsuz yanlarının sözcüsü müydü? Yoksa dünyayı yeniden yaratmak için gelmiş bir Rus Isa’nın havarisi miydi? Ne olursa olsun, onun acılı eserlerindeki temel duygu, modern insanin kendi varlığı ve kendi kaderi hakkındaki bilinçtir.

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (d. 1821, – ö. 9 Şubat 1881) , 19. yüzyıl Rus yazarlarının arasında Tolstoy ile birlikte en önde gelen iki isimden biridir. İnsanın en gizli kalmış yönlerini erişilmez bir saydamlıkla ortaya çıkaran evrensel dahi. Kimi okur ve eleştirmenlere göre tüm zamanların en büyük romancısıdır.

Devamı…Ölümünün 128 yılında Fyodor Dostoyevski

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org