Bir başka adamın düşlerinin yansısı olmak ne katlanılmaz bir eziklik – Jorge Luis Borges

Jorge Luis BorgesFicciones Hayaller ve Hikâyeler: Döngüsel Yıkıntılar
Hiç kimse onun barışık gecede karaya çıktığını görmedi, hiç kimse bambu teknenin kutsal çamura batışını görmedi ama birkaç gün içinde, bu suskun adamın anayurdunun Güney’de, ırmak yukarısındaki yabanıl yamaçta, Yunanca- bulaşmamış Zendice konuşan, cüzzamın pek raslanmadığı sayısız köyden biri olduğunu duymayan kalmadı. Kesin tek şey, boz-tenli adamın çamuru öptüğü, tenini yırtan çalıları umarsamadan (anlaşılan sızı duymuyordu) yukarılara tır­mandığı, sonra bulantı ve kan içinde, bazen alev gibi parla­yan, o anda kül renginde görünen bir kaplan ya da bir at yontusuyla süslü çember alana doğru süründüğüydü. Bu kapalı bölme, epeski yangınlarla kül olmuş, ormanın sıtma­sına tutulmuş, tanrısı artık insanlardan saygı görmeyen bir tapınaktı.

Devamı…Bir başka adamın düşlerinin yansısı olmak ne katlanılmaz bir eziklik – Jorge Luis Borges

“Yaslı yüzlerle onu beklerler, geldiğinde tanımazlıktan gelirlerdi” Bekleyiş – Luis Borges

borgesEğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.

Devamı…“Yaslı yüzlerle onu beklerler, geldiğinde tanımazlıktan gelirlerdi” Bekleyiş – Luis Borges

“Yüzyıllar geçiyor ve yalnızca şimdiki zaman’da oluyor her şey” | Yolları Çatallanan Bahçe – Borges

İçinde hiç kimse yoktu onun; yüzünün (o günlerin kötü portrelerinde bile başka hiç kimseye benzemeyen yüzünün) ve bol bol sarf ettiği akla hayale sığmaz, fırtınalı sözcüklerin ardında yalnızca bir parça soğukluk ve başka hiç kimsenin görmediği bir düş vardı. Önceleri bütün insanların kendisine benzediğini sandı, ama içindeki boşluktan bir arkadaşına söz edecek olduğunda yanlışını fark etti ve o andan sonra başkalarından farklı olan kişinin, dış görünüşüyle herkese benzemesi gerektiğini anladı.
Gün geldi, derdine kitaplarda çare bulacağını sandı, bunun için çağdaşlarının kullandığı kadar Latinceyle biraz da Grekçe öğrendi; sonra bir gün aradığının belki de insanoğlunun en belli başlı tapınma biçiminde bulunabileceğini düşündü ve uzun, sıcak bir haziran, öğleden sonrası, Anne Hathaway’ın kendisini yoldan çıkarmasına izin verdi.

Devamı…“Yüzyıllar geçiyor ve yalnızca şimdiki zaman’da oluyor her şey” | Yolları Çatallanan Bahçe – Borges

Araya Giren Kadın – Jorge Luis Borges | “Şimdi, onları bağlayan bir bağ daha vardı”

Zaman sayısız geleceğe doğru hiç durmadan çatallanıyor. Bunlardan birinde ben sizin düşmanınızım.
Bu hikaye, ağabeyi Cristian’ın 1880 lerde Moron mahallesinde tabii bir şekilde ölümünden sonra, cenaze gecesinde Nilsen’lerin küçüğü Eduardo tarafından anlatıldı, derler. Buna inanmak güç ama, gerçek şu ki, o uzun, unutulmuş gecede, bardak bardak çay içilirken biri bir başkasından bu hikayeyi duymuş ve Santiago Dabove’ye anlatmıştı ve ben de ondan öğrendim. Yıllarca sonra gene aynı hikayeyi, olayın olduğu Turdera’da bana anlattılar. Biraz daha uzun olan ikinci şekli, pek az fark ve değişiklikle Santiago’nun hikayesine uyuyordu. Bende şimdi bunu yazıyorum, çünkü yanılmıyorsam bu hikaye o şehir dışında yaşayan o insanların karakterini kısa ve trajik bir hava içinde özetliyor. Hikayeyi aslı gibi çevireceğim, fakat edebi tutkunun etkisiyle bazı noktaların üzerinde daha ısrarla durup, bir iki şey ekleyeceğimi sanıyorum.

Devamı…Araya Giren Kadın – Jorge Luis Borges | “Şimdi, onları bağlayan bir bağ daha vardı”

Ne kadar zaman geçti bilmiyorum | Armağanlar Gecesi – Jorge Luis Borges

Uzun yıllar önce, Piedad yakınlarında, Florida caddesindeki eski Confiter’a del Aguila’da dinlemiştik bu öyküyü.
Bilgi sorunu üzerine tartışıyorduk. İçimizden biri sözü Platoncu kurama yani her şeyi önceki bir dünyada görmüş olduğumuza, yani bilmenin yeniden öğrenmek olduğuna getirmişti. Yanılmıyorsam babam, Bacon’ın, öğrenmek anımsamaksa, bilmemenin yalnızca unutmuş olma anlamını taşıdığını ileri sürdüğünü söylemişti.
Metafiziğe boğulmuş başka biri, yaşlı bir bey, söz aldı. Yavaş ve güvenli bir sesle konuştu:
Bu Platoncu arketiplerin ne olduklarını tam olarak anlayamıyorum. Kimse ilk kez sarı veya siyahı görmüş olduğunu ya da bir meyvanın tadını ayırdettiğini anımsayamaz, belki de, henüz çok küçük olduğu için uzun bir algılar dizisine başladığını kavrayamadığından. Kuşkusuz, kimsenin unutmadığı başka ilkeler de vardır. Sizlere, anısını hala sakladığım ve sık sık düşündüğüm bir geceyi, 30 Nisan 1874 gecesini anlatabilirim.

Devamı…Ne kadar zaman geçti bilmiyorum | Armağanlar Gecesi – Jorge Luis Borges