Sartre ile Sartre Hakkında: “İnsan, neticede onu o insan yapan şeylerden daima sorumludur”

sartreBasit bir formülle söylemek gerekirse, hayat bana la force de choses’u, nesnelerin gücünü öğretti. Bir bakıma, bizatihi Varlık ve Hiçlik koşulların gücünü keşfetmemin başlangıcı sayılabilir, zira istemediğim halde asker yapılmıştım. Böylece özgürlüğüm olmayan bir şeyle, beni dışarıdan yöneten bir şeyle yüz yüze gelmiştim. Sonra esir alındım, kaçıp kurtulmanın yollarını aradığım bir yazgıydı bu. Dolayısıyla başka şeylerin yanı sıra, insan gerçekliği dediğim şeyi öğrenmeye başladım: dünyada var olmak.

Devamı…Sartre ile Sartre Hakkında: “İnsan, neticede onu o insan yapan şeylerden daima sorumludur”

Sartre: Yalnızlık; düşündüklerinizin kafanızın duvarlarına çarpıp tekrar içeride kalmasıdır

sartreİnsanlar; onlara yukarıdan bakmak gerek. Işığı söndürüp pencereye geçiyordum: Yukarıdan birisinin onları gözleyeceğini akıllarına bile getirmiyorlardı. Önden görünüşlerine dikkat ederler, bazı da arkadan görünüşlerine, ama bütün gösterileri bir yetmişlik seyirciler için hesaplanmıştır. Zaten kim kalkar da bir melon şapkanın altıncı kattan görünüşünü düşünür? Omuzlarını ve kafalarını canlı renkler, göz alıcı kumaşlarla savunmayı bir yana korlar.

Devamı…Sartre: Yalnızlık; düşündüklerinizin kafanızın duvarlarına çarpıp tekrar içeride kalmasıdır

Sartre’nin Düşünce Dönemleri ve Sartre Felsefesinin Ana Çizgileri – Selahattin Hilav

sartreSartre’a göre, insan bireyi, kendine yabancı bir gerçeklik içindedir

“Demek ki, Marksizm, zamanımızın felsefesi olarak kalıyor; aşılamayan bir felsefe Marksizm; çünkü onu doğuran koşullar, henüz aşılmış değil.”[Sartre]* Bireyin çelişkileri, çağımızın sorunları, Sartre’nin felsefesinde çarpıcı bir biçimde dile gelir. Birey ve onu ezen, ona ters düşen her tür topluluk; tek kişinin somut varlığı ve bağlanma (eylem) zorunluğu; burjuva değerleriyle, sömürgecilikle ve emperyalizmle savaş, insan onurunun yüceltilmesi ve savunulması, barışçılık, Sartre’nin düşüncesinin sürekli olarak irdelediği temel konulardır. Düşüncesiyle eylemini durmadan yenilenen ama belirli bir yönde ilerleyen bir sentez içinde kaynaştırmak ister Sartre. Uyandırdığı büyük ilginin kaynağını, kavranması hayli güç felsefî düşüncelerinden çok bu düşüncelerden kaynak alan edebiyat ürünlerinde ve eyleminde gerçekleştirdiği külyutmaz ve eleştirici tutumda, yürekli ve içten davranışta aramak gerekir.

Devamı…Sartre’nin Düşünce Dönemleri ve Sartre Felsefesinin Ana Çizgileri – Selahattin Hilav

Sartre: Aydın, kendisini ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokan, tüm davranışları sorgulama iddiasında olandır

SartreSalt kendilerine yöneltilen suçlamalara bakılacak olsa; aydınların çok büyük suçlular olmaları gerekir. Üstelik bu suçlamaların her yerde aynı olması da dikkati çekiyor. Mesela Japonya’da, Batılılar için İngilizceye çevrilmiş Japon gazete ve dergilerinde okuduğum pek çok makaleden, Meici Restorasyonu döneminden sonra aydınlarla politik iktidarın arasının açıldığı sonucuna vardım; sanki iktidar savaştan sonra ve özellikle 1945-1950 arasında aydınların eline geçmişti ve pek çok kötülüğün sorumlusu aydınlardı. Aynı dönemde bizim basına bir göz atacak olsanız, Fransa’da da aydınların hüküm sürmüş olduğunu ve bütün felaketlerin onların eseri olduğunu sanırsınız: Sizde de bizde de, askerî felaketin (biz bizimkine “zafer” diyoruz, siz sizinkine “bozgun” diyorsunuz) ardından, toplum Soğuk Savaş adına yeni bir militarizm dönemine girmiş.

Devamı…Sartre: Aydın, kendisini ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokan, tüm davranışları sorgulama iddiasında olandır

Sartre: Aydını aydın yapan nitelik, yaşadığı zamanın gerçeklerine ve çelişkilerine karşı belirlediği tavırdır

sartreAydın yalnızdır; çünkü onu hiç kimse görevlendirmemiştir. Oysa o çelişkilerinden biri de budur başkaları da özgürleşmedikçe özgürleşemeyecektir. Çünkü her insanın, sistemin kendisinden çalıp durduğu özel amaçlan vardır ve yabancılaşma, egemen sınıfa kadar yayıldığından bu sınıfın üyeleri bile, kendilerine ait olmayan insanlık dışı amaçlar için, yani temelinde kâr için çalışır. O halde aydın, kendi çelişkisini nesnel çelişkilerin tekil ifadesi gibi algılayarak, kendisi ve başkaları için bu çelişkilere karşı savaşan herkesin yanındadır. Bununla birlikte, aydının işini sadece beynine kazınan ideolojiyi: inceleyerek (sözgelimi, ona sıradan eleştirel yöntemler uygulayarak) yaptığı düşünülemez. Aslında bu onun ideolojisidir, hem onun yaşam biçimi (gerçek anlamca orta sınıfların bir üyesi olarak), hem de burnunun üstüne yerleştirdiği ve arkasından dünyaya baktığı bir çift filtreli cam gibi gösterir kendini.

Devamı…Sartre: Aydını aydın yapan nitelik, yaşadığı zamanın gerçeklerine ve çelişkilerine karşı belirlediği tavırdır