Erken Zihinsel Örgütlenmeler ve Ruhiçi Kişilerarası Çatışma

Erken Zihinsel Örgütlenmeler
İçebakış konusunda sadece irrasyonel dirençlerle değil aynı zamanda gerçekçi sınırlamalarla da karşı karşıyayız. Örneğin, bazı yazarların tanımlarının ya da kuramlarının, insanbiçimci, yetişkinbiçimci ve benzeri olduklarına dair eleştirel ifadeler duyuyoruz. Sözü edilen konuların diliyle söylenecek olursa, bu eleştirel ifadeler, ya gözlemcinin empatik süreçlerinin ihtiyatla ele alınmadığını, ya da söz konusu yazarın yanlış biçimde empati kurduğunu ima etmektedirler. Gözlemci gözlenenden ne kadar farklıysa empatinin güvenilirliğinin o kadar azalacağına kuşku yok. Psikanaliz genetik (gelişim) yönelimlidir ve insan deneyimine değişen karmaşıklıkta, değişen olgunlukta vs. zihinsel örgütlenmelerin uzun dönemli sürekliliği olarak görür.

Devamı…Erken Zihinsel Örgütlenmeler ve Ruhiçi Kişilerarası Çatışma

Bir Freud-Kohut Karşılaştırması: Dinden Dönme mi, Sinerji mi? – Michael Franz Basch

Pek çok psikanalist için Kohut’un Freud psikanalizinden ayrılışı kendilik psikolojisi olarak bilinen sunuşu (1971) ile değil; bize sık sık söylediği gibi,  kendince en önemli katkısı olan ‘İçebakış, Eşduyum ve Psikanaliz’ (1959) ile daha önce başlamıştı. Bu denemede Kohut, psikanalizin özünün, eşduyumsal anlamaya giden yolda analistin hastanın psikolojik yaşamına girmesi yoluyla, hastanın sözcüklere dökülmüş içebakışlarının daha derin anlamlarına doğru işbirlikçi bir atılımla, insan düşüncesi ve güdülenmesinin araştırılması olan ve eşduyumsal anlamayı sağlayan, Freud’un psikanalitik yönteminin keşfinde yattığını gösteren tarihsel ve epistemolojik kanıtları ortaya koymuştu.

Devamı…Bir Freud-Kohut Karşılaştırması: Dinden Dönme mi, Sinerji mi? – Michael Franz Basch

Benlik Saygısı, Güçlülük ve Yıkıcı Saldırganlık Hislerine Gelişimsel bir Bakış Açısı – Anna Ornstein

Kohut’un “cinsel ve saldırgan dürtülerin gelişim ve psikopatolojinin itici güçleri olduğu” görüşünü terk etmesinden sonra, psikanalitik kendilik psikolojisi kuramına ait bir gelişim teorisi oluşturmak kaçınılmaz olmuştur. Bu alanda en önemli isimlerden biri olan Michael F. Basch, kendilik patolojisi olan hastaların tedavisinde psikolojik gelişimin anlaşılmasının çok önemli olduğu vurgulamıştır. Ornstein, bu makalede psikanalitik kendilik psikolojisi bakış açısıyla gelişim teorisine bir katkıda bulunmayı amaçlamıştır. Benlik saygısı, bireysel güç ve yıkıcı saldırganlığın ortak genetik kökenden geldiklerini göstermeye çalışmıştır. Bu iki durumun davranış olarak sonuçları birbirine karşıt uçlarda yer alsa da her iki durumda infantil büyüklenmeciliğin dönüştürülmesiyle oluşur.

Devamı…Benlik Saygısı, Güçlülük ve Yıkıcı Saldırganlık Hislerine Gelişimsel bir Bakış Açısı – Anna Ornstein

Fiziksel semptomların ruhsal çözülmesi olarak Psikanaliz

Psikanaliz Sigmund Freud’un çalışmaları üzerine kurulmuş bir psikolojik kuramlar ve yöntemler ailesidir. Bir psikoterapi tekniği olarak psikanaliz, hastaların zihinsel süreçlerinin bilinçdışı unsurları arasındaki bağlantıları ortaya çıkarmaya çalışır. Analistin amacı hastanın transferansın sorgulanmamış ya da bilinçdışı engellerinden, yani artık işe yaramayan ve özgürlüğü kısıtlayan eski ilişki kalıplarından, serbest kalmasına yardım etmektir.
Psikanaliz kuramı ortaya atıldıktan sonra ciddi eleştirilere maruz kalmıştır. Günümüzde psikanalizin bilimsel geçerliliği konusunda önemli şüpheler bulunmaktadır.

Devamı…Fiziksel semptomların ruhsal çözülmesi olarak Psikanaliz

Bağımlılık, Özgür İrade ve İçebakışın Sınırları

Bağımlılık
Psikanalizin kullandığı bazı kavramlar, içebakışla gözlem ya da empatik içebakışla luşturulmuş soyutlamalar olmayıp, diğer gözlem yöntemleriyle elde edilmiş verilerden türetilmişlerdir. Psikanalitik gözleme dayalı kuramsal soyutlamalarla mukayese edilmeleri gerekse de, bu kavramlar diğerleriyle aynı değildir.
Bağımlılık kavramı, her zaman değilse de çoğu zaman kafa karışıklığı yaratacak biçimde birbirine bağlı iki ayrı anlamı ifade etmek için kullanılabilir. İlk anlamı, iki organizma (biyoloji) ya da iki sosyal birim (sosyoloji) arasındaki ilişkiyi ifade eder. Biyoloji ile ilgili gözlemci, çeşitli memeli yenidoğanların (hayatta kalmak için) aynı türün annelik bakımı veren yetişkinlerinden aldıkları bakıma bağımlı olduklarını doğrulayacaktır. Yetişkin insanlar arasındaki ilişkiler için de bağımlılıkla ilgili benzer yargılara varılabilir.

Devamı…Bağımlılık, Özgür İrade ve İçebakışın Sınırları

İÇEBAKIŞ, EMPATİ VE PSİKANALİZ – Heinz KOHUT

İnsanlar ve hayvanlar çevrelerini duyu organlarının yardımı ile araştırırlar; dinlerler, koklarlar, seyrederler ve dokunurlar; çevrelerinin bütünsel bir izlenimini oluşturur, bu izlenimleri hatırlar, birbiriyle karşılaştırır ve geçmiş izlenimler temelinde beklentiler geliştirirler. Duyu organlarının olanakları, aletler aracılığıyla (teleskop, mikroskop) arttırıldığında insanoğlunun araştırmaları daha tutarlı ve sistemli hale gelir, gözlemlenen olgular, (kendileri gözlemlenemeyen) kavramsal düşünce köprülerinin yardımı ile daha geniş birimler halinde (kuramlar) birleştirilir; ve böylece, dışsal dünyanın bilimsel incelenmesi fark edilmeyen adımlarla, yavaş yavaş, gelişir.

Devamı…İÇEBAKIŞ, EMPATİ VE PSİKANALİZ – Heinz KOHUT