Ahmed Arif Anlatıyor: “Vurulsam, Kaybolsam Derim, Çırılçıplak, Bir Kavgada…”

– Kitabın adını neden “Hasretinden Prangalar Eskittim” koydun?
AHMED ARİF — Bunu anlatmak doğru mu bilmiyorum.  Çok kişisel bir şey. Çok duygusal. Artık anı olmuş. Kitabımın adını ben önce “Dört Yanım Puşt Zulası” koymuştum. Ama sevgili kardeşim Ali Özoğuz buna engel oldu. Bana “Kitabına böyle bir ad koymaya hakkın yok” dedi. “Seni 15 yaşında çocuklar, kızlar taparcasına seviyorlar. Sen bununla ola ki burjuvazinin tuzaklarını söylüyorsun. Ama şu da var o çocuklara saygı duymalısın. Hatta bu adı bir şiirine bile verme, mısra olarak kalsın.”
Düşündüm, Ali’ye hak verdim. Madem öyle, kitabımın adı “Hasretinden Prangalar Eskittim” olsun dedim.

Devamı…Ahmed Arif Anlatıyor: “Vurulsam, Kaybolsam Derim, Çırılçıplak, Bir Kavgada…”

Ahmed Arif Anlatıyor: “Bana günde bir çeyrek ekmek veriyorlardı”

“Sevdadır bu teyze”
Bu arada da psikolojik bir terör var. Polisin biri gazete okuyor, bir yandan da konuşuyor. “Adamın dişinin altına cereyan veriyorlar. Işıklı odaya bir girdi mi hali dumandır.”
Ben hem polisi dinliyor, hem işkenceyi düşünüyorum. Aklıma Fontamara geliyor, Çan Kay Şek’i öldürmek için kendisini arabanın altına atan
Çen geliyor. Çen de benim gibi bir felsefe öğrencisi. Kendimi onunla ölçüyorum. Ona göre benim durumum daha iyi.
Bu arada polisler horlamaya başladı. Bunun üzerine o teyze fısıltıyla bana sordu: “Oğlum nedir halin?” Şimdi cevap olarak ne diyeyim? Siyasi desem olmaz, üniversite öğrencisi, o da olmaz. Eylemci desem, sosyalistim desem. Tutmayacak. O kadıncağıza bunlar ne ifade edecek?
Müthiş bir sıkıntı çektim 5-10 saniye. Birden “Sevdadır bu teyze”
deyiverdim.
Nasıl aydınlandı kadıncağızın yüzü. Beni kucaklayıp öpmek istedi. Bir sevgili, bir anne gibiydi. Ömrümce böyle bir anneye, ablaya hasret kaldım.

Devamı…Ahmed Arif Anlatıyor: “Bana günde bir çeyrek ekmek veriyorlardı”