Fikret Başkaya: Eksik kalan darbeyi AKP’nin tamamlayacağından kimse şüphe etmesin!

Fikret Başkaya (1)Eğer toplumu dincileştirmek (politik İslam’ı dayatmak anlamında) ve dinci unsurları devlet içine yerleştirmek, bilinçli bir devlet politikasıyla, ki, öyleydi, o zaman. birincisi, bunu bilmiyormuş gibi yapmak, vay efendim, orduya, milli eğitime, istihbarat  örgütüne, vb. ‘sızmışlar’ diye sızlanmamın, şikayet etmenin ne alemi var; ve ikincisi, bu durumun sorumlusu, sorumluları kimdi, kimlerdi? Onları onca yıl oraya kimler soktu? Geride kalan dönemde bu ülkeyi yöneten tüm hükümet üyeleri, tüm Genel Kurmay Başkanları, generaller, başbakanlar, bakanlar, cumhurbaşkanları, Demireller, Ecevitler, Özallar, Erbakanlar, Tayyip Erdoğanlar  az-yada çok bu durumdan sorumludurlar. Kendi elleriyle büyüttükleri musibetten bir de kalkıp şikayet etmeye hakları var mı?

Devamı…Fikret Başkaya: Eksik kalan darbeyi AKP’nin tamamlayacağından kimse şüphe etmesin!

İnsan Düşüncesinin Tarihi ve Gericilik – Rene Maublanc & Marceal Cachin

Rene Maublanc Marceal CachinGericiliğin hoşgörüsüzlüğü insan düşüncesinin bütün tarihi boyunca kendini göstermektedir.
Bu sebeple  başlangıçtan beri  insanlar iki kümeye ayrılırlar:
Bir yanda, dünyayı açıklamak için bilime ve insan aklına güvenen kimseler.
Öte yanda, inancın duygusal etkilerine ve insan-ötesi, bilimdışı açıklamalara bel bağlayan dinci ve mistik kimseler…
Birinci kümedekiler maddeciler.
İkinci kümedekiler ise, türlü biçimler altında, idealizmi tutanlar.

Devamı…İnsan Düşüncesinin Tarihi ve Gericilik – Rene Maublanc & Marceal Cachin

Fikret Başkaya’nın Osman Tiftikçi Söyleşi: “Türkiye son 200 yılın en gerici dönemini yaşıyor”

Osman Tiftikçi
“II. Abdülhamit’i tarihimizin en büyük gericisi olarak bilir. AKP iktidarı ve T. Erdoğan Abdülhamit’in bile gerisine düşmüştür. Abdülhamit bugünkü eğitim sistemini kuran kişiydi. Abdülhamit medrese mezunlarına bürokraside iş vermiyordu. Memur olmak için Mülkiyeyi bitirmiş olmak gerekirdi. Askeri okullarda eğitim dini değildi. Medreseler fiili olarak eğitim sisteminin dışına çıkmıştı. Şimdi tam tersi yapılarak eğitim tümden dînî  hale getirilmeye çalışılıyor. Neredeyse her iki okuldan biri imam hatip.”

Devamı…Fikret Başkaya’nın Osman Tiftikçi Söyleşi: “Türkiye son 200 yılın en gerici dönemini yaşıyor”

IŞİD İslamcı değilse Engizisyon da Katolik değildir – Jerry A. Coyne

Jerry A. CoyneISIS (IŞİD), Suriye ve Irak’a rağmen katliamını sürdürdüğü için birçok ağızdan IŞİD’in hakiki İslam’ı temsil etmediği; gerçekleştirdikleri tüm tahribatın din dışında başka bir motivasyondan beslendiği iddialarını işitmemiz kaçınılmaz hale gelmiştir. Sözü edilen motivasyon da politik, kültürel ya da dine dayanmayacak herhangi bir şey olarak ilan edilecektir.
Obama’nın da dâhil olduğu, bu fikrin taraftarları ne yapıp edip dine, bu aralar bilhassa İslam’a yönelik eleştirilerin önü-kesilmesine güdülenmiş durumdalar. Amerika’da dini eleştirmek siyasi bir intihardır ve doğal olarak Obama “ılımlı” Müslümanları etkileyebilmek için elinden geleni yapmak niyetindedir. Sam Haris’in kendi sitesinde paylaştığı bir yazıda belirttiği gibi bazı “bilimciler ve sözde bilimciler” IŞİD gibi cihat hareketlerinin din motivasyonlu olmadığı yönünde gülünç bir nosyona tutunmaktalar: “uzmanlar İslamcıların ve Cihatçıların; tanrı, cennet, şehitlik ve dini inkarın kötülükleri gibi beyanlarının ancak gerçek motivasyonlarını örtülemek için birer maske olabileceğini iddia ediyorlar.”

Devamı…IŞİD İslamcı değilse Engizisyon da Katolik değildir – Jerry A. Coyne

İyi de AKP de “yeni olan hiç bir şey yok mu? | “Yeni Türkiye”den sevgilerle..!* – Fikret Başkaya

Fikret-BaşkayaKapitalist çağda, yeni olanın, yeniliğin timsali olan her teknik ilerlemenin ve büyük olanın, mutlaka iyi bir şey olduğuna dair köklü bir inanç geçerlidir. “Yeniyse iyidir” şeklinde genel-geçer bir kabul söz konusu. Bir şeyin “yeni” olması, onun gerçekten ne olduğunu, velhasıl o şeye dair şüpheyi ve tartışmayı, soru sormayı bertaraf ediyor. Mesela “yeni Türkiye” dendi mi, o artık mutlaka “iyi”, “güzel”, “arzulanır” bir şeydir. Asla sorun edilmemesi gerekir. Tabii “yeni” iyiyse, “eski” kötüdür ve “yeniye” itiraz etmek, sorun etmek, tartışmaya açmak kötüyü istemektir, gericiliktir… AKP’nin son dönemdeki “yeni Türkiye” söylemi aslında olup-bitene dair tartışmayı önleme, değilse etkisizleştirme amacı taşıyor.

Devamı…İyi de AKP de “yeni olan hiç bir şey yok mu? | “Yeni Türkiye”den sevgilerle..!* – Fikret Başkaya

Başörtüsü üzerinden yürüyen iktidar mücadelesi veya Siyasal İslam’ı anlamak… – Fikret Başkaya

Fikret-BaşkayaRejimin niteliği konusunda kafa karışıklığı o kadar derin ki, teferrüat asıl sorunun üstünü örtüyor. Yıllardır türban tartışması sürüp gidiyor. Birileri onu bir özgürlük sembolü sayarken, müesses nizamın bekçileri de kendilerini laikliğin teminatı olarak takdim ediyor. Oysa ne türbanın kadın özgürlüğüyle bir ilgisi var, ne de müesses nizamın bekçilerinin [memleketin sahiplerinin densin] laiklikle ilgili kaygıları var. Eğer, siyasal islamcılarla, kendilerini memleketin sahibi olarak gören reel Atatürkçüler arasındaki iktidar mücadelesinde taraf olmak istenmiyorsa, asıl işlevi kitleleri oyalamaktan ibaret olan bu saçma tartışmanın tarafı olmak istenmiyorsa, velhasıl oyuna gelmek istenmiyorsa, birincisi rejimin niteliğiyle ilgili, ikincisi de siyasal islamla [Politik İslam] ilgili kafa karışıklığından kurtulmak gerekiyor.

Devamı…Başörtüsü üzerinden yürüyen iktidar mücadelesi veya Siyasal İslam’ı anlamak… – Fikret Başkaya

Ahmet Nesin: “Bugüne değin metrosunun içinde klise olan bir Avrupa ülkesi görmedim”

METROYA CAMİİ YAPARSAN!..
Sınır tanımayan gazeteciler” yada “Sınır tanımayan doktorlar” gibi “Sınır tanımayan ülkeler” var mıdır diye sorarsınız gözüm kapalı Türkiye derim. Tabii burada “Sınır” farkı var, “Sınır tanımayan ülkeler” derken ülkelerin sınırını değil, ülke olarak yapılanların yada yaptırılanların sınırsızlığından söz ediyorum. Bir ülkede hükümetin, yetkilinin yada tek başına bir kişinin bile sınır tanımadan bişeyler yapması bence tek kelime cahilliğinden kaynaklanır.
Sanırım demokrasi dediğimiz, çok özlediğimiz ama en çok da konuştuğumuz şeyin devamlı tartışılması, çoğu zaman hem fikir olunamamasının nedeni de budur. Hep demokrasinin bir sınırının olduğunu söylemişimdir, o yüzden de “Ama demokrasi var yada “Madem demokrasi var” tümcelerinden nefret ederim. Demokrasi var diye her istediğinizi ne hükümet olarak, ne yerel yönetim olarak yada ne kişi olarak yapamazsınız.

Devamı…Ahmet Nesin: “Bugüne değin metrosunun içinde klise olan bir Avrupa ülkesi görmedim”

Pozantı’dan Uğur Kaymaz’a – Yeşim Ergün | Dün Sivas, bugün Emet! – İhsan Çaralan

Gündem ile ilgili okunması, gidişatın anlaşılması açısından gerekli olduğunu düşündüğümüz Sosyalist Demokrasi’den Yeşim Ergün, Evrensel gazetesinden  İhsan Çaralan’ın  15 mart tarihli yazılarına yer verdik.
Tacize, tecavüze, işkencelere maruz bırakılan çocuklardan önceki yasında bahsettiğini belirten Y. Ergün, Taciz, tecavüz, işkence, katliamlar Kürt halkına karşı milliyetçiliğin kandan beklenen gücüyle işlenen katliamlar, tecavüzler ile normalleştirilmesine dikkat çekiyor. İ. Çaralan ise: 1970’lerde Maraş’ta, Çorum’da katliam yapanlar da o zaman kalabalıkları, “Komünistler camilere bomba koydu” yalanı, “Allahüekber”li sloganlarla ayaklandıranlar, Sivas’ta da aydınları yakanlar, Salı günü Emet’te “İnşaata PKK bayrağı astılar” diye işçileri linç etmeye kalkanların yeni yalanlar ama yine aynı ideolojik argümanlar ve dini sloganlarla aralarında birlik kurarak saldırdığını belirtiyor. Yazar; “Sivas’ta yaşananlar, 35 aydının yakılması olmuş bitmiş, dün olmuş ve “değerlendirilmesi tarihe, tarihçilere bırakılacak bir vaka” değil, bugün de yaşadığımız bir tehdittir. Aradaki fark, hedefin şimdi Kürtler olmasıdır!” diyor.

Devamı…Pozantı’dan Uğur Kaymaz’a – Yeşim Ergün | Dün Sivas, bugün Emet! – İhsan Çaralan

“Türk Egemen Medyası 10 Yılda Yeşile Büründü. Renkler ve İsimler Değişti. Ama Anlayış Aynı”

Eski Muhalifler İktidar Olunca – Ragıp Duran

28 Şubat’ın mağdurları artık iktidar. Eski muhalifler şimdi iktidar olunca, eski iktidarların neredeyse tüm baskıcı/sansürcü/tahrifatçı yöntemlerini medya ve siyaset dünyasında tedavüle soktular. Sonucu tahmin edebilir misiniz?

28 Şubat sürecinde egemen medyanın manipülasyonlarından şikayetçi olanlar, bugün sahibi/yöneticisi değişmiş de olsa aynı o egemen medyanın manipülasyon yöntem ve taktiklerini kullanarak rakiplerini alt etmeye çalışıyor. 28 Şubat sürecindeki gazete koleksiyonlarını karıştıralım: O dönemde kullanılan ‘Dinci’, ‘Şeriatçı’, ‘Laik düzen karşıtı’ ibarelerini, ‘Ergenekoncu’, ‘Hükümet karşıtı’ ya da ‘Din düşmanı’ sözcükleriyle değiştirelim, bir kez daha 28 Şubat tipi gazetecilik/habercilikle karşı karşıya kalırız. ‘Ergenekon Gazeteciliği’ başlığıyla iki cilt kitap yayınlamış olan Alper Görmüş’e bu konuda çok malzeme var ama…

Devamı…“Türk Egemen Medyası 10 Yılda Yeşile Büründü. Renkler ve İsimler Değişti. Ama Anlayış Aynı”

Caz Yeşilinden Yeşil Caza Yeni Sermayenin Sanatla İmtihanı

“Hangi coğrafyada olurlarsa olsunlar sanatsal, düşünsel üretime baktıklarında hep solu gördüler. Hep solcu yazarlar, şairler alkışlandı. Hep solcuların yazdıkları gençlere yol gösterdi, büyük salonları hep onlar doldurdu. Bir türlü “o seviyeyi” (o seviye her neyse) tutturamadılar. Başlarını çevirdiler Neruda çıktı karşılarına. Resim almak istediler Picasso çıktı. İnsanlığı merak ettiler Sartre dikildi karşılarına. Zaten Nazım Hikmet’in hiç yaşamamış olmasını istediler.”

Dönüp dolaşıp gelecekleri yerdeler artık. Yıllarca hem nefret ettiler hem de onların olduğu yerde olmayı istediler. Ve şimdi oradalar.

Devamı…Caz Yeşilinden Yeşil Caza Yeni Sermayenin Sanatla İmtihanı

Yeni gericiliğin temeli; Teknoloji çağı ve teknolojik akıl – Merdan Yanardağ

Bazı konuşmalar basit ama önemlidir. Önemli sözler çoğu kez basittir zaten. Bir çağın, bir sürecin, bir olayın karakterini şaşırtıcı bir derinlikle ortaya koyarlar. Tıpkı Çin Halk Cumhuriyeti’nin, kapitalist restorasyon diye de nitelendirilen, kontrollü piyasa ekonomisine yönelmesinin öncülerinden, dönemin ÇKP Genel Sekreteri Deng Siao Ping’in 1980’li yıllarda söylediği söz gibi… Deng Siao Ping, “Kedinin siyah ya da beyaz olması önemli değil” demişti, “Önemli olan şey fareyi yakalamasıdır”… Politikada ve hayatta pragmatizmin doruğu sayılabilecek bu söz, Çin’in içine girdiği süreci çok çarpıcı bir şekilde açıklıyordu. Evet, Çin “fareyi yakalamış” görünüyor, ama Deng Siao Ping ise Margaret Thatcher, Ronald Reagan ve Helmut Kohl ile birlikte, dünyanın son 25 yılına damgasını neo-liberal ekonomik politikaların kurucu babalarından biri sayılıyor. Son ekonomik krizin ardından Batı basınında çıkan haberlerde bu dörtlünün fotoğrafları ve karikatürleri yayımlanıyor.

Devamı…Yeni gericiliğin temeli; Teknoloji çağı ve teknolojik akıl – Merdan Yanardağ

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org