Fyodor Dostoyevski: Daha doğrusunu demek gerekirse, Gerçek’i 3 Kasım günü tanıdım”

dostoyevskiBen bir garip kişiyim. Şimdi, bana deli diyorlar. Eskisi kadar “garip görünmekte devam etseydim, bu benim için aşamalı bir biçim ilerleme olacaktı. Bugün alaylardan artık alınmadığımı söylemeliyim. Bana güldüklerinde daha bir eğleniyorum. Alaycıların Gerçek’i tanımadıklarını, benim, benim tanıdığımı üzülerek görmeseydim, başkaları gibi, açıktan açığa kahkahayı basardım. Gerçek’i tanımakta yalnız olmak çok ta güçmüş. Ama anlamayacak onlar; yoo! Anlamayacak onlar!
Bir zamanlar, herkese garip gelmekten müthiş üzülürdüm. Garip “görünmekle kalkmazdım. Doğdum doğalı gariptim ben, 7 yaşımdan beri de, garip olduğumu biliyordum. Ne kadar okula gittim, ne kadar Üniversite yüzü gördümse, garip olduğuma gene o kadar inanç getirmiş oldum. Öyle ki öğrendiğim bütün bilgilerin beni bu garip olduğum düşüncesi içinde yoğurmaktan başka ne amacı vardı, ne de sonucu oldu.

Devamı…Fyodor Dostoyevski: Daha doğrusunu demek gerekirse, Gerçek’i 3 Kasım günü tanıdım”

Basit gündelik durumlar ve insani tutkular üzerine Dostoyevski’nin Delikanlı’sından bir bölüm

dostoyevskiBu on dokuz eylül günü Petersburg’daki «hususi» işime girişimin ilk ayının aylığını da alacaktım. Bu işi isteyip istemediğimi bana sormamışlardı bile, öylece tuttular; galiba gelişimin ilk günü de beni bu vazifeye yerleştirdiler. Bu bana karşı pek kaba bir hareketti doğrusu, ben de hemen hemen itiraz etmek istemiştim. Bu iş ihtiyar prens Sokolskiy’in evindeydi. Ama hemen o anda itiraz etmek, onlarla derhal ilgiyi kesmek demekti, bu, gerçi beni hiç korkutmuyordu, yalnız asıl gayelerime zarar verebilirdi; bunun için vazifeyi şimdilik sessizce kabul ettim, ses çıkarmamakla da itibarımı korumuş oldum, önceden şunu anlatayım ki çok zengin, hem de nazır payesinde olan bu prens Sokolskiy’in Vers-lov’un dâva ettiği (birkaç nesilden beri yoksulluk içinde olan) Moskova’h prens Sokols-kiy’lerle hiçbir akrabalığı yoktu, îki aile de sadece aynı soyadını taşıyorlardı.

Devamı…Basit gündelik durumlar ve insani tutkular üzerine Dostoyevski’nin Delikanlı’sından bir bölüm