“Yukarıda olmak isteyenler, birilerini aşağıda bırakmak isteyenlerdir” Kadın Psikolojisi – Karen Horney

Karen HorneyFreud erkekte ve kadında ortaya çıkan ruhsal özelliklerin ve güçlüklerin her ikisinde de mevcut olan ikicinsli eğilimlerden doğduğuna inanır. Freud erkekte pek çok ruhsal güçlüğün’ içindeki “kadınsı” eğilimleri reddetmeye, kadında da pek çok özelliğin temel bir erkek olma isteğine bağlı olduğunu savunur. Freud bu düşüncesini erkek psikolojisi alanında geliştirmiştir; bu nedenle ben de sadece onun kadın psikolojisine ilişkin görüşünü aktaracağım: Freud’e göre kız çocuğun gelişiminde en sarsıcı olay, başka insanların erkeklik organı olduğunu, oysa kendisinin ona sahip, olmadığını keşfetmesidir. “Kendi iğdişini keşfetmesi kız çocuğun yaşamında en kritik andır”.

Devamı…“Yukarıda olmak isteyenler, birilerini aşağıda bırakmak isteyenlerdir” Kadın Psikolojisi – Karen Horney

Yaralarım benden önce vardı, ben onları bedenimde taşımak için doğmuşum – Ulus Baker

Martin HeideggerMetafiziği altetmek, demişti Heidegger, imkânsız! O, basit bir felsefi eğitim yöntemi değildir. Sanki birilerinin fikrini, kanaatini reddediyormuş gibi onu silip atamazsınız. Nietzsche’nin “hakikat sorunu” konusunda vurguladığı gibi, Dünya’nın Batısında yaşayan bir insan türü “metafizik” olmadan değil düşünmek, yaşayamaz bile. Bilginin “bir şeyleri bilmesi” modern metafizik varlıkbiliminin temelini atan Descartes’tan beri, Batı düşüncesinde neredeyse Varlığın tanımının ta kendisi haline geldi. Tanım ise kesinliktir.

Devamı…Yaralarım benden önce vardı, ben onları bedenimde taşımak için doğmuşum – Ulus Baker

Oğuz Atay’ın “Babama Mektup”una Psikanalitik Bir Yaklaşım – Hilmi Tezgör

oguz-atayTüm kadınlar sonunda annelerine benzerler: Bu onların dramıdır. Erkekler için böyle bir durum asla söz konusu olamaz: Bu da onların dramıdır.” Oscar Wilde

Sigmund Freud ve psikanaliz yüz yılı aşkın bir süredir tartışılıyor. Cinsellik gibi bir kavramı öğretisinin merkezine alan bir düşüncenin yıllardır tartışılıyor olması son derece olağan. Freud ile ilgili tartışılmaz bir gerçek varsa bu, onun 20. yüzyıl edebiyatı üzerindeki büyük etkisi olsa gerek. Age of the Modern and other Literary Essays kitabında bu noktanın altını çizen Harry T. Moore da, “Modern edebiyat üzerindeki hiçbir etki Freud’unki kadar doğrudan olmamıştır” diyor. (23)

Devamı…Oğuz Atay’ın “Babama Mektup”una Psikanalitik Bir Yaklaşım – Hilmi Tezgör

“Dostoyevski neden suçludur?” Dostoyevski ve Baba Katilliği Üzerine Sigmund Freud’un Düşünceleri

Sigmund FreudSanatçı, nevrozlu, ahlakçı ve suçlu olmak üzere dört ayrı cephesi bulunan, zengin bir kişilik yapısıyla karşımıza çıkar Dostoyevski. Acaba bu karmaşık yapıyı açıklığa kavuşturmak için nasıl bir yol izlemeli?
En az kuşkuyla bakılacak yönü sanatçılığıdır Dostoyevski’nin, bu bakımdan Shakespeare’i hiç de aratmayacak biridir. Karamazov Kardeşler şimdiye dek yazılmış romanların en güçlüsü, “Büyük Engizitör” epizodu dünya edebiyatının şimdiye dek ortaya koyduğu yaratıların en üstünüdür ve ne denli övülse azdır. Ama ne yazık ki, psikanaliz sanat sorununu çözümlemede yetersiz kalmaktadır.

Devamı…“Dostoyevski neden suçludur?” Dostoyevski ve Baba Katilliği Üzerine Sigmund Freud’un Düşünceleri

“İnsan, dünyayı tanıyabildiği oranda, kendisini tanır” Ruh Sağlığı – Erich Fromm

erich frommİlkin Freud ile başlıyalım. Çünkü onun bakış açısından ruh “sağlığı” yerinde olan kişi yalnızca ilkel olan insandır. Çünkü ilkel insan, içgüdüsel dürtülerini, bastırma, engelleme (frustration) ve yüceltme gereğini duymadan duyurabilmektedir. (Oysa Freud’un, “ilkel insanın içgüdüsel doyumlarla dolu, kısıtlanmamış bir hayat yaşadığı” yolundaki kanısının romantik bir hayalden başka bir şey olmadığı, çağdaş antropologların saha araştırmalarıyla ortaya çıkmıştır.) Fakat, Freud, tarihî spekülasyonları bir yana bırakıp da, dikkatini çağdaş insanın klinik incelemesine çevirdiği zaman, ilkel insanın ruh sağlığı tartışması bütün önemini yitirir. Uygar insanın bütünüyle sağlıklı ya da hattâ mutlu olamıyacağını kabul etsek bile, Freud, yine de bize, ruh sağlığının ne olduğu hususunda kesin ölçütler (kriterler) vermemektedir. Bu ölçütler, onun evrimsel teorisi, libidonun evrimi ve insanın öteki insanlarla kurduğu ilişkilerin evrimi içinde değerlendirilmelidir.

Devamı…“İnsan, dünyayı tanıyabildiği oranda, kendisini tanır” Ruh Sağlığı – Erich Fromm

Nietzsche, Rilke ve Freud’un kalbini çalan kadının özelliği neydi? – Vedat Özdan

Lou Andreas Salome“Beni yüz yerimden aynı anda kavrayan o değiştirici yaşantı, senin varlığının büyük gerçeğinden doğuyordu. Daha önce, o aranan durumsayışlarım sırasında, hiç o kadar duymamıştım hayatı, o kadar inanmamıştım şimdiye, geleceği o kadar tanımamıştım.
Sen bütün kuşkuların tam karşıtıydın; dokunduğun, uzandığın ve gördüğün her şeyin var olduğuna tanıklık edendin. Dünya bulutlu görünüşünden sıyrıldı, zavallı ilk şiirlerimin belirli özelliği olan o birlikte akış ve çözülüşten kurtuldum; nesneler doğdular, yavaş yavaş ve güçlükle öğrendim her şeyin ne denli yalın olduğunu; ve olgunlaştım, yalın şeyler söylemeyi öğrendim. Bütün bunlar, kendimi şekilsizlik içinde yitirme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğum bir sırada seni tanımak mutluluğuna erdiğim için oldu.”

Devamı…Nietzsche, Rilke ve Freud’un kalbini çalan kadının özelliği neydi? – Vedat Özdan

Saldırganlık İçgüdüsü, Freud’un Saldırganlık Anlayışı ve Lorenz’in Kuramı – Erich Fromm

Aşağı yukarı M.Ö. 40.000 ya da 50.000 yıllarında Homo sapiens’in tam olarak ortaya çıkmasından beri, «vahşi» avcı-yiyecek toplayıcılar arasında sürekli savaşların olduğu görüşü, bunu doğrulayacak hiçbir kanıtın bulunmadığını gösterme eğilimi taşıyan araştırmaları göz önüne almaksızın Lorenz’in de benimsediği çok tutulan bir klişedir. Lorenz’in kırk bin yıl boyunca örgütlü bir savaşın sürdürüldüğü yolundaki varsayımı, insan, saldırganlığının doğuştan olduğunu kanıtlayacak  bir sav olarak sunulan ve savaşın insanın doğal durumu olduğunu savunan eski Hobbes’çu klişeden başka bir şey değildir. Lorenz’in varsayımının mantığı şöyledir: insan saldırgan’dır, çünkü önceden de saldırgan ‘dı bugün de saldırgan’ dır.

Devamı…Saldırganlık İçgüdüsü, Freud’un Saldırganlık Anlayışı ve Lorenz’in Kuramı – Erich Fromm

Bilim kültür adamı Freud’un edebiyatla ilişkisi ve eleştirmenlerin önerdiği psikanalitik okumalar

FREUDYEN OKUMA
Bilinçdışı dünyasının tutkulu kaşifi Sigmund Freud başlığıyla yayınladığımız, Filiz Aygündüz’ün  doğumunun 150. yılı nedeniyle hazırladığı “Freud ve Edebiyat” adlı dosyanın devamı olan ve Freud’u edebiyat ekseninde ele alan bu yazı, edebiyat ilişkisini, onun edebiyattan edebiyatın da ondan nasıl etkilendiğini, psikanalistler, yazarlar ve şairlerden alınan görüşler çerçevesinde işleniyor; İstanbul Psikanaliz Derneği ve Paris Psikanaliz Kurumu üyesi, psikanalist Dr. Talat Parman soruları yanıtlıyor. Bilgi Üniversitesi’nde “Psikanaliz ve Edebiyat”, “Psikanaliz ve Popüler Edebiyat” ve “Kültürel İncelemelerde Psikanalitik Yöntem” dersleri veren Bülent Somay ile Freud-edebiyat ilişkisini konuşuluyor. Yıldız Ecevit Ahmet Oktay Hilmi Yavuz ve Leyla Erbil Freud’un psikanaliz kuramını edebiyatın lezzeti içinde gözden geçireceğiniz eserlerine ışık tutuluyor.

Devamı…Bilim kültür adamı Freud’un edebiyatla ilişkisi ve eleştirmenlerin önerdiği psikanalitik okumalar

Kişilik, kişilik kuramlarının özellikleri, Erich Fromm ve Jung’un kişilik kuramları

Kişilik bir bireyin tüm ilgilerinin, tutumlarının, yeteneklerinin, konuşma tarzının, dış görünüşünün ve çevresine uyum biçiminin özelliklerini içeren bir terimdir. Kişilik karmaşık bir süreçtir. Bunun içinde psikologlar birbirinden farklı kişilikler için kuramlar geliştirmişlerdir. Freud, kişiliğin gelişimini, bireyin bebeklik ve çocukluk yıllarına bağlar. Freud’a göre bireyin kişiliği id, ego ve superegodan oluşur. İd kişiliğin çekirdeğini oluşturur. Ego, idi denetleyen ve bilinçdışı kılanyapıya sahiptir. Superego ise toplumun yasalarını kapsar ve içimizdeki yargıçtır.

Devamı…Kişilik, kişilik kuramlarının özellikleri, Erich Fromm ve Jung’un kişilik kuramları

Rüya, Kabus ve Uyku | Psikanaliz’de rüya yorumu, Freud ve Jung

Rüya, uykunun genel ve karakteristik özelliklerinden biri olup, uykunun hızlı göz hareketi (REM) adlı evreleriyle yakından ilişkili bulunan, görsel ve işitsel algı ve duygulardır. Rüyaların biyolojik içeriği, işleyişi ve maksatları tümüyle anlaşılmış değildir. Rüyalara “duyusuz algı”nın bir türü veya nesnesiz algı olarak da bakılabilir. Çeşitli inanışlara ve tahminlere de neden olan rüyalar, her zaman için ilginç ve yoruma açık bir konu oluşturmuşlardır. Farklı psikoloji ekollerinin, parapsikologların ve deneysel spiritüalistlerin rüyaları farklı biçimlerde açıklama çabaları olmuştur. Rüyaların işleyişinin açıklanması bilimsel topluluğun genel kabulüne göre varsayımlar düzeyinden öteye pek gidememiş olup, rüyalar halen esrarını korumakta olan bir inceleme alanını oluşturmaktadır. adını alır.

Devamı…Rüya, Kabus ve Uyku | Psikanaliz’de rüya yorumu, Freud ve Jung

Psişik Kişiliğin Değişik Dayatmaları – Sigmund Freud

FreudBayanlar, Baylar; besbelli, siz kendi kendinize kişiler ya da şeylerle ilgili hareket noktalarının önemini hesaba katmayı bilmişsinizdir. Psikanalizin öğretmiş olduğu da budur. Psikanaliz semptoma, o Ben’e yabancı cisme yönelmişti ve bu olgu, yeni bilime yapılan karşılama ve onun elde edebildiği gelişme üzerinde büyük bir yankı uyandırmıştı. Semptom içe tıkılmış olandan ileri geliyor ve sanki, Ben’in önünde onu temsil ediyor. Fakat içetıkılan. Ben için. onun ortasına yerleşmiş bir yabancı ülke, gerçekte olduğu gibi, burada, kullanılmamış bir deyimden yararlanmama izin verirseniz, yabancı bir ülkedir.
Semptomdan başlayarak bilinçsizliğe, dürtüsel yaşama, cinselliğe doğru yollandık. İşte bu andadır ki, psikanaliz ruhsal bakımdan insanın yalnız cinsel varlık olmadığı, daha soylu ve daha yüksek duygular taşıdığı itirazıyla karşılaşmıştır .Buna, bu yüksek duyguların bilinciyle canlanarak çok zaman aptallıklar düşünmek ve açıklığı yadsımak hakkına uyduğu eklenmiş olmayacak mıdır?

Devamı…Psişik Kişiliğin Değişik Dayatmaları – Sigmund Freud

“Kavramak için bir fenomene farklı bakış”, Kendilik Psikolojisi ve Saldırganlık – Allen Siegel & Renee Siegel

Saldırganlıkla ilgili benim en sevdiğim alıntılardan biri: Freud’un “Uygarlık Hoşnutsuzlukları”nda. Elinde olan varsa; sayfa 110’daki bir dip notunda. Bu, Freud’un Heinne’den yaptığı bir alıntı. Heinne şöyle yazıyor: “Ben çok barışsever bir insanım. Benim hayatta arzuladığım şeyler: basit bir kulübe ama iyi bir yatak, güzel yemekler, sütün ve tereyağın en tazesi, penceremin önünde çiçekler ve kapımın önünde birkaç güzel ağaç ve eğer Tanrı benim mutluluğumu eksiksiz hale getirmek isterse bana düşmanlarımdan altı yedi tanesinin bu ağaçlarda asılı olduğunu görme zevkini bahşedecek. Ölümlerinden önce kalbimde merhametle onların bana yaptığı bütün kötülükleri affedeceğim. Doğru insan düşmanlarını affetmeli, ama ölmeden önce değil”.

Devamı…“Kavramak için bir fenomene farklı bakış”, Kendilik Psikolojisi ve Saldırganlık – Allen Siegel & Renee Siegel

Freud’un Eğitimi ve Erken Meslek Yaşamı – Raymond Fancher

Sigmund Freud 6 Mayıs 1856’da Moravya’nın Freiberg kasabasında doğdu. Ailesi 1860’ta Viyana’ya taşındı ve Freud 1938’de Nazizmin doğuşu onu ölümünden kısa bir süre önce İngiltere’ye yerleşmek zorunda bırakıncaya dek orada kaldı. Freud’un biraz olağandışı bir aile çevresi vardı, çünkü babası annesinden yirmi yıl daha yaşlıydı ve önceki karısından iki oğlu vardı. Bu çocuklardan birinin Sigmund doğmadan kısa bir süre önce kendi çocuğu olmuştu. Sigmund on yıllık bir süre içinde annesinin doğuracağı sekiz çocuktan ilkiydi. Böylece kalabalık bir doğrudan aile çevresinde en büyük çocuk olarak büyüdü, ama ayrıca annesinin yaşında üvey kardeşleri ve kendisinden büyük bir de yeğeni vardı. Bu pek alışılmadık durumun daha sonra kuramlarını formüle ederken Freud’u aile ilişkilerindeki tuhaflıklara karşı özellikle duyarlı kılmış olması olasıdır.

Devamı…Freud’un Eğitimi ve Erken Meslek Yaşamı – Raymond Fancher

Fiziksel semptomların ruhsal çözülmesi olarak Psikanaliz

Psikanaliz Sigmund Freud’un çalışmaları üzerine kurulmuş bir psikolojik kuramlar ve yöntemler ailesidir. Bir psikoterapi tekniği olarak psikanaliz, hastaların zihinsel süreçlerinin bilinçdışı unsurları arasındaki bağlantıları ortaya çıkarmaya çalışır. Analistin amacı hastanın transferansın sorgulanmamış ya da bilinçdışı engellerinden, yani artık işe yaramayan ve özgürlüğü kısıtlayan eski ilişki kalıplarından, serbest kalmasına yardım etmektir.
Psikanaliz kuramı ortaya atıldıktan sonra ciddi eleştirilere maruz kalmıştır. Günümüzde psikanalizin bilimsel geçerliliği konusunda önemli şüpheler bulunmaktadır.

Devamı…Fiziksel semptomların ruhsal çözülmesi olarak Psikanaliz

“Baştan Çıkarma Kuramı” Etrafında Freud’un Yapıtındaki Dış Gerçeklik ve Toplumsallık – Bella Habip

Psikanaliz bireyin kişisel alanının, kamusal olmayan alanının, yani psişenin analizini kapsayan bir pratikse toplumsallığın ve dış gerçekliğin psikanalizle ne ilgisi var diye sorulabilir. Psikanalizin kuramsal yapısının salt bireyin metapsikolojisi üzerine kurulduğunu göz önünde bulundurursak, topluluk olgusunun burada ne işi var diye de sorulabilir.
Freud’un nörofizyolojist araştırmacı olarak çalıştığı laboratuvardan ayrılıp 1885’te aldığı bir bursla Paris’e Charcot’nun yanına staja gidip, daha sonra Viyana’da hekim olarak histeriklerle çalışmaya başlamasından itibaren ruhsal rahatsızlıkların temelinde toplumsallığın izlerini takip ettiğini ileri sürebiliriz. Freud için toplumsal alan psişik alan ile aynı ilgi ve merağı içerir gibiydi. Freud ruhsal hastalıkların etiyolojisini salt psişik aygıtın işleyişindeki kimi tuhaflıklara bağlamıyor, bu tuhaflıkların tetikçisini bir dizi dış etkenle de bağlantılandırıyordu.

Devamı…“Baştan Çıkarma Kuramı” Etrafında Freud’un Yapıtındaki Dış Gerçeklik ve Toplumsallık – Bella Habip