Kant, Theodor Adorno ve Estetiğin Toplumsal Geçişsizliği – Thomas Huhn

AdornoGüvercin kanat çırpmadan, havayı yaran ağırlığını hissederek gökyüzünde süzülürken, boş uzamda böyle uçmanın daha kolay olacağını hayal ediyor olmalı. [Immanuel Kant]
Beş duyundan böylesine uzaktayken, nasıl oluyor da biliyorsun, havada süzülen her kuşun, uçsuz bucaksız bir haz dünyasında olduğunu?  [William Blake]
Kant ve Adorno’nun estetik kuramları arasındaki ilişki üzerinde durmak istiyorum. Göstermeye çalışacağım şey, Adorno’nun yalnızca estetiğin öznesinin ele alınmasında değil, estetikte ele alınan öznellik konusunda da Kant’ın izinden gittiğidir.

Devamı…Kant, Theodor Adorno ve Estetiğin Toplumsal Geçişsizliği – Thomas Huhn

Estetiğin temel kategorisi: İmge – Avner Ziss


Sanat imgeler yoluyla gerçekliğin yeniden üretilmesi, yansıtılmasıdır. Marksçı estetiğin temel savlarından biridir bu. Sanatın imgelerle yürütülen bir düşünme yolu olarak tanımlanması, sanatsal yaratının tüm özgüllüğünü göstermez elbette, ama bir ana niteliğini ortaya koyar ve öz yapısının tâ temellerine iner. İmgedeki özün aydınlığa kavuşturulması, temel özelliklerinin çözümlenmesi çok önemli bir başka sorunun da çözümüne geniş ölçüde yardım eder. Bu sorun, sanatın toplum yaşamındaki yeri ve rolü sorunudur.

Devamı…Estetiğin temel kategorisi: İmge – Avner Ziss

Hegel Estetiğinde Sanat ve Sanat Biçimleri – Taylan Özgür

Hegel’in estetik üzerine dersleri, sanatın doğası, mantıksal (ve tarihsel) gelişimi içerisinde sanatın büründüğü farklı biçimlere (sembolik, klasik ve romantik sanat) ve tek tek sanatların ayırt edici özelliklerine ilişkin felsefi bir çözümlemedir. Aynı zamanda bir “güzel teorisi” sunmakla birlikte, bu çözümleme, esas konusu olarak sanatı öne çıkarır. “Estetik” sözcüğünü kullanmayı sürdüreceğini bildirmekle birlikte, Hegel kendi felsefi estetiğini “Sanat Felsefesi” olarak adlandırmanın uygun olacağını belirtir. Bu durum, on dokuzuncu yüzyılda doğa güzelliğinin estetik teorinin gündeminden düşmesiyle ilgilidir. Adorno’nun belirttiği gibi, Schelling’le başlayarak estetik, doğada güzelin sistematik bir incelenmesini sürdürmeyi bırakıp, hemen hemen yalnızca sanat eserlerini tek ilgi konusu haline getirmiştir.1 Bu teorik dönüş, insanın özgürlüğü ve değeri kavramını her şeyin üstünde tutan dönemin tini ile ilişkilidir.

Devamı…Hegel Estetiğinde Sanat ve Sanat Biçimleri – Taylan Özgür

Yanılsama ve Gerçeklik | Caudwell ve Edebiyatın İşlevi – Cemal Süreya

Yanılsama ve GerçeklikChristopher Caudwell’in Yanılsama ve Gerçeklik adlı kitabının şiirin geleceğiyle ilgili bölümü gerçekten çok ilginç. Caudwell yirmidokuz yaşında, İspanya’da Jarama savaşında öldü (1937). Ama yapıtı bugün de taptaze duruyor. Edebiyat eleştirisi alanında kendisinden en çok söz edilen İngiliz yazarlardan biri. Hellenist Georges Thomson şöyle diyor onun için: “Estetiğin temel sorunlarına Marksist bir çözüm getirmeğe çalışan ilk adam”
Ne var ki yapıtını bütünüyle ele alan derinleştirilmiş bir inceleme de pek yapılmamış Caudwell için. Yalnız on yıl kadar önce David Margolies’nin, onun estetiği üstüne bir kitap yayımladığını bir yerde okumuştum. Aynı anda New York ve Londra’da basılmış bu kitabı göremedim. Ama ondan söz eden yazıyı kesip saklamışım. Jean Duparc yazmış. İsterseniz özetleyelim.

Devamı…Yanılsama ve Gerçeklik | Caudwell ve Edebiyatın İşlevi – Cemal Süreya

Pro Patria Mori: Vatan İçin Ölmek (Öldürmek) ya da Vahşetin Estetiği

Tüm toplumlar “savaş kurbanlarını” şu ya da bu şekilde estetize etmişlerdir. Siyasi, hukuki ya da dini bir değer uğruna “hayatını ortaya koyan” ve ortaya koyduğu bu hayatı, savaş esnasında yitiren kişiler ya tanrılaştırılmış ya da kahramanlaştırılmışlardır. Gerek Antik Yunan’da gerekse Roma İmparatorluğu’nda “vatan için ölmek” (pro patria mori) genel siyasi düşüncenin önemli bir bileşenini oluşturuyordu. Patria, yani vatan, Yunan’daki polis ya da Roma’daki respublica kavramlarıyla doğrudan ilişkiliydi. Öte yandan vatan için ölmeye, siyasi ve hukuki söylemin bir parçası olması hasebiyle manevi bir içerik yüklenmişti. Kantorowicz’in belirttiği üzere Antik dönemde patria salt coğrafi bir anlama sahip değildi. Vatan kavramı daha ziyade yurttaşların (politai) içinde yaşamlarını sürdürdükleri “evren” (kosmos) anlamında kullanılıyordu. Bu kosmos, Yunan’da polis, Roma’daysa respublica’da cisimleşiyordu.

Devamı…Pro Patria Mori: Vatan İçin Ölmek (Öldürmek) ya da Vahşetin Estetiği

Sanatın gerçekle estetik ilişkileri | Çernişevski’nin Estetik Anlayışı* – Plehanov

Çernişevski, güzellik hayattır, der ve bu tanıma dayanarak, çiçek açmış ‘bir bitkiyi niçin sevdiğimizi açıklamaya çalışır:
Bitkilerde hoşumuza giden şey, kuvvet ve özsuyu dolu bir hayata delâlet eden renk tazeliği, şekil zenginliği ve bolluğudur. Solmaya yüz tutan bir bitki çirkindir, içinde az özsuyu bulunan bir bitki hoşa gitmez.
Pek ince ve belli bir noktaya kadar tamamen doğru bir mütalâadır bu.
Fakat işte güçlük: bilindiği gibi, ilkel kavimler, örneğin, aynı gelişme evresinde bulunan Boşimanlar, Avusturalya yerlileri ve daha başka “vahşiler”, oturdukları bölgeler çiçekten yana çok zengin olduğu halde hiç de çiçeklerle süslenmezler.

Devamı…Sanatın gerçekle estetik ilişkileri | Çernişevski’nin Estetik Anlayışı* – Plehanov

Gerçek ile İdeal Arasındaki İlişki: Estetik Olan – M. Kagan

“İnsan dört ayağı üzerinde sürünmekten kurtulduğu zaman, doğa, ona baston olsun diye ideali armağan etmiştir!”(1), der Gorki bir yazısında. Gerçekten de hayvanların idealleri yoktur, olamaz da. Biyolojik gereksinimlerinden doğan içgüdüler, tüm yaşamsal etkinlikleri bakımından hayvanlar için yeterli olan bir dürtüdür. Buna karşılık, varlığı toplumsal bir özellik taşıyan ve bütün etkinlikleri bilinçli ve bir amaca yönelik olan insanda, gereksinim kendi eylemlerini ayarlayan ve yepyeni birşey olan manevi hareket gücünden kaynaklanır. Dolayısıyla, insanoğlunun ve insanın manevi yaşamı gibi, doğası ve özü gereği toplumsal olan ideali yaratma yeteneği de insanda tarihten oluşmuştur.

Devamı…Gerçek ile İdeal Arasındaki İlişki: Estetik Olan – M. Kagan

Çağdaş burjuva sanatında bunalım ve estetik teorisi – Stanka Simeonova

Sanatçının toplumsal insanın tipik yaşantılarını, ülkülerini ve etik yada estetik yönlerini yansıtmayı reddetmesi, yaratıcı eylemden yüz çevirmesi, sanatın insandan uzaklaşması demektir. Eşyalaştırma ve kişisizleştirme sonunda insan kendi adını bile kaybediyor. Yazarlar ona artık ‘’ Falan,Filan, X ‘’ demeye başlıyorlar. İnsansızlaştırma her şeyden önce sanatın içerik yönünü yıkar. Giderek, sanat ‘’ insan bilgisi’’ olmaktan çıkar. Sanatçının insan karşısındaki yani toplum karşısındaki sorumluluğu ya küçümsenir, yada büsbütün yok edilir. Nitekim, fütüristler ‘”insan şimdi bizde hiçbir ilgi uyandırmıyor’” dediler. Böylece, attılar onu edebiyattan. Salvador Dali: ‘’ Ben insanları alıklaştırmayı seviyorum’’ diyor hiç sıkılmadan. Rob Griye, insana da eşya gibi, öteki eşyalar arasında yer veriyor. Konserve kutularının ressamı Endy Warhol ise: ‘makineler insanlar kadar çok sorunla uğramıyor. Onun için ben de makine olmayı isterdim.” diyor.

Devamı…Çağdaş burjuva sanatında bunalım ve estetik teorisi – Stanka Simeonova

Siyasetçi, kültür ve edebiyat bilimci ve teorisyen; Georg Lukacs

lukasGeorg Lukács, 13 Nisan 1885’te Budapeşte’de dünyaya geldi. Varlıklı ve sonradan soyluluk ünvanını alan bir ailenin çocuğu olarak iyi bir eğitimden geçti. Babası Josef Lukács Macaristan’ın en büyük bankası “Budapester Kreditanstalt”ın müdürüydü. Annesi Adele Wertheimer Yahudi kökenliydi; aslen Viyanalı olduğundan anadili Almancaydı ve çocuklarıyla Almanca konuşuyordu. Böylelikle Lukács iki dili de konuşan bir aile içinde büyüdü.
“Abim benden bir yaş büyüktü. Okumayı öğreniyordu. Ve ben bununla çok ilgileniyordum. Masada abimin karşısına oturdum ve okumayı öğrendim, ama tersten tabii ki. Abimden daha erken öğrendim, fakat kitabın tersinden! Bu yüzden bana yasak ettiler ve bir yıl sonra okumayı normal şekilde öğrenmeme izin verdiler.”

Devamı…Siyasetçi, kültür ve edebiyat bilimci ve teorisyen; Georg Lukacs

Sanat, Estetik ve Politika | Georgy Lukacs’a Karşı – Bertolt Brecht

Georgy Lukács’ın bazı denemelerinin, içerdikleri bunca değerli malzemeye rağmen neden tam anlamıyla doyurucu olmadıkları sık sık kafamı kurcalamıştır. Kendisine temel aldığı ilke çok sağlam da olsa, Lukács’ın gerçekliğe uzak düştüğünü sezmemek elde değil. Burjuva romanının, burjuvazi henüz ilerici bir sınıfken eriştiği yüksek düzeyden düşüş sürecini araştırır Lukács. Burjuva romanının klasik modellerini örnek aldıkları ve hiç değilse biçimsel olarak gerçekçi bir tarzda yazdıkları sürece, çağdaş romancılara karşı tutumu yumuşaktır ama onlarda bile bir düşme süreci görmekten kendini alamaz. Bir türlü klasik romanlardaki gerçekçiliğe eşit derinlikte, genişlikte ve ataklıkta bir gerçekçilik bulamaz. Bu bakımdan, kendi sınıflarının üstüne çıkmaları onlardan zaten beklenemez.

Devamı…Sanat, Estetik ve Politika | Georgy Lukacs’a Karşı – Bertolt Brecht

Postmodernizm Ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı | Estetik Popülizmin Yükselişi – Fredric Jameson

Birkaç yıldır, geleceğe yönelik felaket ya da kurtuluş kehanetlerinin yerini çeşitli şeylerin sonunun geldiğine dair görüşlerin aldığı tersyüz olmuş bir mileneryanizm göze çarpmakta (ideoloji, sanat, ya da toplumsal sınıfın sonu; Leninizm, sosyal demokrasi veya refah devletinin ‘krizi’, v.b., v.b.): Bir arada ele alındığında, belki de bunların tümü, giderek daha sık kullanılan terimle, postmodernizmi oluşturuyor. Bu olgunun varlığına ilişkin savlar, genel olarak 1950’lerin sonlarında ya da 1960’lı ilk yıllarda başladığı kabul edilen radikal bir kopma veya coupure’un gerçekleştiği hipotezine dayanıyor. Sözcüğün kendisinden de anlaşılacağı gibi, bu kopma büyük çoğunlukla yüz yıllık modern hareketin söndüğü veya ortadan kalktığı (ya da ideolojik veya estetik olarak reddedildiği) görülerine bağlanmakta.

Devamı…Postmodernizm Ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı | Estetik Popülizmin Yükselişi – Fredric Jameson

Yaşamı düşüncesi ve politik duruşu ile Georg Lukacs

Yaşamının büyük bir bölümünü  felsefe ve eleştiri alanındaki çalışmalarına ayıran Lukács, döneminin siyasal atmosferi içinde sık sık eleştirilere uğramış kimi zaman bazı  görüşlerini reddetmek zorunda kalmıştır.  Buna rağmen Marksist felsefe ve estetik kuramının en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Lukash’ın 30 dan fazla kitabı ve yüzlerce deneme notları vardır. Özellikle Marksist sınıf kuramını ve bu kuramın bilinç ile ilgili yönünü geliştirmiş, sınıf bilinci teorisi ile her zaman konuşulan bir isim olmuştur. İdeoloji, yabancılaşma ve meta fetişizmi konuları da Lukacs’ın özellikle belirli bir dönem esas konuları durumundadır. Öte yandan Lukacs bir edebiyat bilimcisi ve eleştirmenidir. Bu noktada etkili olacak ölcütler ve kavramlar geliştirmiştir.

Devamı…Yaşamı düşüncesi ve politik duruşu ile Georg Lukacs

Anatoli Lunaçarski’den alıntılarla Sovyetler Birliği ve Sosyalist Gerçekçilik

Lunaçarski’nin, SSCB Yazarlar Birliği Örgütleme Komitesi’nin 2. Plenumuna sunduğu rapor, daha sonra Sovyetler Birliği’nin resmi sanat çizgisi olarak kabul edilmesinin yanısıra  “sosyalist gerçekçilik” üzerine  önemli düşünceler içermektedir.

Lunaçarski, Sovyetler Birliği’nde gerçekleştirilen sanat ve kültür politikasının belirlenmesinde, örgütlenmesinde, düzenlenmesinde, geliştirilmesinde birinci dereceden rol oynayan kişilerden biridir.
25 Ekim 1917’de (yeni takvime göre 7 Kasım)  Ekim Devrimi’nin zafere ulaşmasının ardından, II. Sovyetler Kongresi tarafından 26 Ekim’de (yeni takvime göre 8 Kasım), Lenin başkanlığında bir “Halk Komiserleri Konseyi” kurulması kararı alınmış, bu konseyde “Eğitim İşleri Halk Komiseri” görevi Lunaçarski’ye verilmiş ve Lunaçarski, 1929 yılına kadar bu görevi başarıyla sürdürmüştür.

Devamı…Anatoli Lunaçarski’den alıntılarla Sovyetler Birliği ve Sosyalist Gerçekçilik

Estetik Düşüncesi Tarihine Kısa Bir Bakış – M. Kagan

İlk önce, estetik-olanın özünün bir çözümlemesiyle işe başlayacağız ve burada, güzel-olan ile çirkin-olanın, yüce-olan ile bayağı-olanın trajik-olan ile komik-olanın birliğini göstermek için çeşitli yollara, örneklere başvuracağız Daha sonra, kendi genel özüne has bir yansıma olarak estetik oluntunun özelliklerini ortaya koyacağız. En sonra da, dünyanın insanlar tarafından estetik ve sanatsal olarak özümlenişleri arasındaki bağıntıyı ve farklılığı tanımlayacağız; burada, altında sisteme-yönelik araştırmanın yattığı ve estetik bilimi içinde özümlenmesi gereken, tarihsel-yapısal ve işlevsel yaklaşımların toplu bir çözümlemesi yapılacaktır.

Devamı…Estetik Düşüncesi Tarihine Kısa Bir Bakış – M. Kagan

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org