Erich Fromm: Çoğu insan umut eder ama yüreğinin sesini dinlemez ona göre hareket etmez

Erich Fromm

“Tuzlu içecek nasıl susuzluğu artırırsa, bunlar da aynı şekilde sıkkınlığı artırırlar. Ama bilinçsiz de olsa, sıkıntı, sıkıntı olarak kalır.Günümüz sanayi toplumundaki insanın edilginliği, onun en belirleyici özelliklerinden ve hastalığını dile getiren ögelerden biridir.

Devamı…Erich Fromm: Çoğu insan umut eder ama yüreğinin sesini dinlemez ona göre hareket etmez

“Önemli olan kendini tanımak!” Cinsellik ve Cinsel Sapmalar – Erich Fromm

cinsel sapmalar“Son 10 ve hatta 20 sene içinde (ya da daha genel olarak bu yüzyılın başından itibaren) esaslı ve giderek daha hızlı yayılan bir değişim, cinsellik alanında ve cinsel davranışlarda gözlem­lenmektedir. Değişim o kadar belirgindir ki, bir cinsel devrim­den ya da bir cinsel özgürlük hareketinden bahsetmemiz müm­kündür.

Devamı…“Önemli olan kendini tanımak!” Cinsellik ve Cinsel Sapmalar – Erich Fromm

Erich Fromm: Sevgiyi, insanın kendi sevme gücü üretir

Erich Frommİnsansal varoluş, insanın yalnız olduğu ve Dünyadan/Doğadan ayrılmış bulunduğu olgusuyla belirlenir. İnsan bu ayrılışa katlanamadığı için, bağlılık ve birliği aramaya zorlanır. İnsan’ın hem yakınlığı hem de bağımsızlığı; başkaları ile birlik olmayı ve aynı zamanda kendi biricikliği ile özelliğini korumayı da aynı anda aramak zorunda oluşu, insansal varoluşun paradoksudur.

Devamı…Erich Fromm: Sevgiyi, insanın kendi sevme gücü üretir

“Gerçek hiç bir zaman şiddet ile çürütüIemez” Kendini Savunan İnsan – Erich Fromm

Erich FrommAydınlanma düşüncesi, insana ahlaki kurallar geliştirmesi için ne vahiylere ne de kilisenin otoritesine ihtiyaç duymadığını, kendi mantığını rehber olarak kullanabileceğini ve tüm bunların sonucunda iyi ile kötüyü ayırt edebileceğini öğretmiştir. Aydınlanmanın ana fikri olan “bilme cesareti” sözüyle ima edilen ‘bilgine güven’ anlayışı, çağdaş insanın gösterdiği çabalar ve başarılar için bir teşvik olmuştur. İnsanın özerkliğine ve mantığına duyulan ve gittikçe büyüyen kuşku, insanı ahlaksal bir karışıklığa sürüklemiş ve onları hem vahiysiz hem de mantıksız bırakmıştır. Psikolojiyi doğal bir bilim dalı olarak kurma çabasındaki psikanaliz, psikolojiyi felsefe ve ahlak konularından uzaklaştırma hatası yapmıştır. Gözden kaçırılan nokta insan kişiliğinin bireyi bir bütün olarak incelemedikçe, anlaşılamayacağıdır. Buna bireyin varoluş nedenini araştırma ihtiyacı ve onlara uyarak yaşayacağı normları keşfetme ihtiyacı dahildir.*

Devamı…“Gerçek hiç bir zaman şiddet ile çürütüIemez” Kendini Savunan İnsan – Erich Fromm

“Bugün önemli olan umursayanlarla umursamayanlar arasındaki ayrımdır” Ruhsal-Tinsel Yenilenme – Erich Fromm

erich frommEski Ahit Peygamberlerinin karşı olduğu putlar, taştan, ağaçtan yapılma putlar, ya da ağaçlar, tepelerdi; günümüzün putlarıysa liderler, kurumlar, özellikle de devlet, ulus, üretim, yasa ve düzen ile insanın ürettiği her şeydir. İnsanın Tanrıya inanıp inanmadığı, putları yadsıyıp yadsımadığı sorunu yanında önemsiz kalmaktadır. Yabancılaşma kavramı, kutsal kitaplardaki putçuluk kavramına benzer. Her ikisi de, insanın kendi yarattığı şeylere ve kendisinin oluşturduğu koşullara boyuneğmesi anlamına gelir. Tanrıya inananlarla inanmayanları ayıran şey ne olursa olsun, ortak geleneklerine bağlı insanları birleştiren tek bir şey vardır:

Devamı…“Bugün önemli olan umursayanlarla umursamayanlar arasındaki ayrımdır” Ruhsal-Tinsel Yenilenme – Erich Fromm

Erich Fromm: İnsanın dünyada varolmasını sağlayan tek tutku sevgidir

Erich Frommİnsanın dünya ile birleşme ve aynı zamanda bir kimlik bütünlüğü ve bireysellik (bölünmez varlık)  duygusu edinme ihtiyacını karşılayan bir tek tutku vardır ve bu da sevgidir. Sevgi, kişinin kendisi dışında birisi ya da bir şey ile kendi ayrılığını ve bütünlüğünü koruma koşuluna uyarak bütünleşmesidir. Sevgi insanın kendi iç faaliyetinin tümüyle ortaya çıkmasına izin veren bir paylaşma ve bir duygu-düşünce alış-verişi tecrübesidir. Sevginin yaşanması, yanılsamalara olan ihtiyacı ortadan kaldırır. Öteki kişinin görüntüsünü ya da kendiminkini şişirmeye hiç gerek yoktur, çünkü etkin bir paylaşma ve sevme eylemi benim bireyselleşmiş varlığımı aşmama ve aynı zamanda kendimi, sevme eylemini oluşturan etkin güçlerin sahibi olarak hissetmeme izin verir.

Devamı…Erich Fromm: İnsanın dünyada varolmasını sağlayan tek tutku sevgidir

Erich Fromm Sözleri: “Bütün ağır psikolojik hastalıkların temelinde narsizm yatar”

Erich Fromm♦ “Açgözlülük içsel bir boşluğun sonucudur.”
♦ “Haset, kıskançlık, hırs, her çeşit açlık, bunların tümü tutkudur. Sevme ise zorlama olmadan sadece özgür olunduğunda yaşanabilen, insan gücünü somutlayan bir eylemdir.”
♦ “Sevmek bir eylemdir edilgen bir duygu değil. Bir şeyin “içinde olmaktır” bir şeye “kapılmak” değil. En genel biçimiyle sevmenin etkin yapısı, sevmenin almak değil öncelikle vermek olduğu biçiminde tanımlanabilir.”
♦ “Anne sevgisi koşulsuzdur, koruyucudur, sıcak bir sığınaktır. Koşulsuz olduğu için denetlenemez, ya da elde edilemez.”
♦ “Önemli bir problemde, yetkinizi aştığı halde size danışılıyorsa, kahramanlık yapmayın. Çünkü mutlaka olaya çözüm değil, suçlu aranıyordur.”
♦ “Bilmek ve hala bilmediğimizi düşünmek en yüce marifettir. Bilmemek ve buna rağmen bildiğimizi düşünmek bir hastalıktır.”

Devamı…Erich Fromm Sözleri: “Bütün ağır psikolojik hastalıkların temelinde narsizm yatar”

Hitler’deki ölüsever yönelimin kendi anlatımları: Hitler’in Yıkıcılığı – Erich Fromm

Hitler’in yıkım nesneleri kentler ve insanlardı. Büyük yapıcı, yeni bir Viyana, Linz, Münih ve Berlin kurmak için planlar yapan coşkulu planlamacı, Paris’i yıkmak, Leningrad’ı yerle bir etmek ve en sonunda da Almanya’yı tümüyle ortadan kaldırmak isteyen kişiden başkası değildi. Hitler’in bu niyetleri güvenilir kaynaklarca doğrulanmıştır. Speer’ın bildirdiğine göre, Hitler, başarısının doruğundayken, yeni ele geçirilmiş Paris’i gezdikten sonra ona şunları söylemiştir: “Paris güzeldi, değil mi?… Geçmişte, Paris’i yıkmak zorunda kalmayacak mıyız, diye sık sık düşünürdüm. Ama Berlin’deki işlerimizi bitirince, Paris ancak bir gölge olacak. Öyleyse niye yıkalım Paris’i?” (A. Speer, 1970). Elbette sonunda, Hitler, Paris’in yıkılması için buyruk verdi — Paris’in Alman komutanı, bu buyruğu yerine getirmedi.

Devamı…Hitler’deki ölüsever yönelimin kendi anlatımları: Hitler’in Yıkıcılığı – Erich Fromm

Erich Fromm: İnsan özünde kötü değil, gerekli şartlar mevcut olmadığında kötü olur

erich frommEğer insanın içindeki doğal kötülük dogması gerçek olsaydı, insanın neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilebileceği ve buna göre kendi doğal potansiyeli ve mantığıyla hareket edebileceğine dayanan insancı etikçilerin konumu savunulamazdı. İnsancı etikçilerin muhalifleri, insanın doğasının dostlarına karşı düşmanlığa, hasede ve kıskançlığa ve bir şeyden korkmadığı sürece tembelliğe meyilli olduğunu iddia ederler. İnsancı etikçilerin pek çok temsilcisi, bu iddialara insanın doğuştan iyi olduğu ve yıkıcılığın insan doğasının önemli bir kısmını oluşturmadığını söyleyerek karşılık vermiştir.
Aslında bu iki zıt fikir arasındaki çatışma, Batı düşüncesinin en temel temalarından biridir. Sokrates’e göre, cahillik insanın kötülüğünün kaynağıydı, kişinin doğal yapısı değildi ve ona göre bunun tersi ise yanlıştı. Öte yandan, Eski Ahit, insanın tarihinin günah eylemiyle başladığını ve “mücadelelerinin çocukluktan itibaren kötü olduğunu” söyler. (…)

Devamı…Erich Fromm: İnsan özünde kötü değil, gerekli şartlar mevcut olmadığında kötü olur

İnsanın Evrensel Felsefesi Olarak Hümanizm – Erich Fromm

erich frommMarx: «insan kendinin efendisi olmadıkça, kendini bağımsız olarak kabul edemez ve ancak kendi varoluşunu kendine borçlu olduğunda kendi efendisi olabilir. Başkasının desteği ile yaşayan insan kendini bağımlı varlık olarak görür.» insan, ancak, çok çeşitli varlığını kapsamlı yollarla kendi adına kullanabiliyorsa kendini bir bütün ve bağımsız olarak algılar. Bu noktada, Marx, Goethe ve Rönesans düşünürleriyle yakından ilintilidir. Ama Marx’ın burada belki de herkesten çok vurguladığı, bağımsızlıktır. Herhangi birine varoluşunu borçlu olmamak, ya da onun sık kullandığı başka bir deyişle «öz-etkinlik». Burada «etkinlik» bir şey yapmak, meşgul olmak, anlamını içermez, içsel verimliliğin sürecini kapsar ki bu Aristo ve Spinoza’nın kavramına çok yakındır. Marx bunu başka bir yerde de şöyle açımlamıştır: «Eğer insan, karşılığında sevgi uyandırmadan severse (seven insan olarak kendini ortaya koyarken sevilen bir insan olmayı beceremiyorsa) o zaman o sevgi talihsiz ve aciz bir sevgidir.

Devamı…İnsanın Evrensel Felsefesi Olarak Hümanizm – Erich Fromm

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org