“O yüzden en iyisi unutmak ve çekip gitmektir…” Hikayem Paramparça – Emrah Serbes

Emrah Serbes“Birbirine yalan söyleyemeyecek kadar eski arkadaşlarız Galip,” dedim. “İnsan babasını seçemez. İnsan ailesini seçemez. İnsan onlar yüzünden çekeceği acıları da seçemez. Aslında insan hiçbir şeyi seçemez ama seçemedikleri arasında en çok bunlar üzer onu. O yüzden en iyisi unutmak ve çekip gitmektir. Sırf bu yüzden İsviçre’den Vietnam’a kadar bisikletle giden bir Fransız tanımıştım.”
“Sahiden mi?”
“Yok. Aslında tanımamıştım, Atlas dergisindeki bir röportajını okumuştum sadece. Ama bazı röportajlar vardır Galip, doğru zamanlarda sorulmuş doğru sorular vardır. Ve onların düzenleniş biçimi falan vardır. O insanı gerçekten tanırsın.”
Galip ellerini omzuma koydu, alnını alnıma yasladı, bir süre öyle kaldık.

Devamı…“O yüzden en iyisi unutmak ve çekip gitmektir…” Hikayem Paramparça – Emrah Serbes

Emrah Serbes: “Şeyinizin keyfinden başka bir şey düşündüğünüz yok”

Erken KaybedenlerCahide’ye yıllara meydan okumak için âşık olmuştum. O yirmi bir yaşındaydı, ben on bir. Benle beraber altı yedi arkadaş daha âşık olmuştu hemen kendisine. Sadece birbirimizle değil, tarihle de mücadele ediyorduk. Sinir oluyordum bizim elemanlara. Tamam, iki arkadaşın aynı kızı sevmesini anlarım, hüzünlü bir atmosfer olur o zaman ama kardeşim altı yedi kişi birden de olmaz ki ya! On-on bir yaşların-daysan, aynı sokakta oturup aynı okula gidiyorsan özel hayat diye bir şey arama zaten. Birini sevmeye başladın mı hep beraber seviyorsun, nefret ettin mi hep beraber. Biri bir ağacın dibine işemeye başlasa herkes çıkarıyor malı meydana. Ne kadar iğrenç olursan o kadar itibar kazanıyorsun.

Devamı…Emrah Serbes: “Şeyinizin keyfinden başka bir şey düşündüğünüz yok”

Emrah Serbes: “Gerçek şu: Hikâyeleri güzelleştikçe insanlar mutsuz olurlar”

Emrah SerbesHastaneden çıktık, sabah ezanı okunurken Kent Lokantası’na gidip çorba söyledik.
(…) Galip, “Ben âşık oldum kardeşim,” dedi.

Farkındayım,” dedim.
ilk defa âşık oldum.”
Onu da biliyorum.”
Ne yapacağım?
Hiçbir şey,” dedim. “Oturup çorbanı içeceksin.” “Hayır,” dedi. “Nuran Hemşire için ne yapabilirim?” “Hiçbir şey yapamazsın. Belki şarkı sözlerine biraz daha dikkat edebilirsin bu aralar.” “Başka?
Galip’in muhabbetin ucunu bırakmaya niyeti yoktu.
Başka?” dedi yine.

Duymamış gibi yaptım, çorbamı içmeye devam ettim. “Başka?
Başka bir şey yok Galip.

Devamı…Emrah Serbes: “Gerçek şu: Hikâyeleri güzelleştikçe insanlar mutsuz olurlar”

“Yokluk derecemi tayin etmeye çalışıyorum” | Erken Kaybedenler – Emrah Serbes

Erken Kaybedenler“Apartmanın girişindeki lambayı sen mi kırdın Bülent?”
“Hangisini?”
“Otomatik yanan, sensorlu lamba.” “Hayır.”
“Komşu görmüş, yalan söyleme. Süpürge sapıyla kırmışsın dün gece.” Önüme baktım. “Neden kırdın?” Cevap yok.
“Hasta mısın evladım? Söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle…”
“Kırdımsa kırdım, ne olacak! Çok mu değerliymiş?” “Lamba senden değerli mi evladım, lambanın … koyayım, lamba kim? Yöneticiye de dedim. Lambanızı ikeyim, kaç paraysa veririz. Sen değerlisin benim için.” “Beni görünce yanmıyordu baba.” “Nasıl ya?”
“Görmezden geliyordu, yanmıyordu. Kaç sefer yok saydı beni.”
“E beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor.” “Hadi ya! Sahiden mi?”
“Evet. Ucuzundan takmışlar. Bizimle bir alakası yok.” Babama sarıldım, yıllar sonra.

Devamı…“Yokluk derecemi tayin etmeye çalışıyorum” | Erken Kaybedenler – Emrah Serbes

“Sen beni öldürdün baba” dedim | Erken Kaybedenler – Emrah Serbes

Erken Kaybedenler“Çalışan benim!” diye bağırdım. “Ama dört yıldızlı otellerdeki bayi toplantılarına giden sensin. Hayatında bir sefer tüp değiştirdin mi? Asalak!”
Babam bunları duyunca bir adım geri attı. Ağzı şaşkınlıktan açık kaldı bir süre.
“Evladım! Sakatım ben.”
“Sakat değilsin. Katilsin!”
Bunu duyunca çıldırdı. Titreyip kendine geldi, yumruğunu sıktı, bana vuracakken durdu, döndü duvara vurdu.
“Değilim! Katil değilim! Nefsi müdafaa, ilk o sıktı, topal kaldım. Keşke ben ölseydim de o topal kalsaydı.”
Başını ak güvercinli duvar takvimine vurarak ağlamaya başladı. Onu can evinden vurmuştum. Yaklaştım, omzuna dokundum şefkatle. Sakinleşmesini bekledim.
“Sen beni öldürdün baba,” dedim.
“Ne diyorsun evladım sen?”
“Beni de bu dükkânda öldürdün, boğarak öldürdün!” “Ne boğması lan?”
“Tüpgazla boğdun, damacana sularla boğdun!”

Devamı…“Sen beni öldürdün baba” dedim | Erken Kaybedenler – Emrah Serbes