Dostoyevski: Ne kadar çok anladıysam, o kadar derinlerine battım…

Dinlemek isteseniz de, istemeseniz de, şimdi size niçin bir haşere bile olamadığımı anlatmak istiyorum baylar. Tamamıyla ciddi olarak söyleyeyim ki, böcek olmayı çoğu zaman arzuladım. Yazık ki buna bile layık olamadım. Baylar, yemin ederim ki, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; gerçek, tam manasıyla bir hastalık.

Devamı…Dostoyevski: Ne kadar çok anladıysam, o kadar derinlerine battım…

Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış: Yaban’da Teknik ve İdeoloji – Berna Moran

Yaban, ya aydın ile köylü arasındaki uçurumu içtenlikle dile getirdiği, bu yarayı cesaretle deştiği ve Anadolu köylüsüne ait gerçekleri bütün çıplaklığıyla önümüze serdiği için çok övülmüş, ya da tek yanlı olduğu, gerçekleri çarpıttığı ve köylünün yalnız olumsuz yönlerini anlattığı için eleştirilmiştir. Tartışılan sorun hep şu olmuş: Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun sergilediği köylü gerçeğe uyuyor mu, uymuyor mu?

Devamı…Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış: Yaban’da Teknik ve İdeoloji – Berna Moran

Cemal Süreya: Hakim sınıflara çıkar, kitlelere buyruklara uymak düşer

Kapitalizm ve burjuvazi, kendine uygun bir hukuk getirmiştir. Bir zamanlar Tanrının lütfuyla işleyen giyotin, şimdi her ülkedeki burjuvanın vizesine bağlıdır. Hatta çok tepeden bakıldığında, ahlak da gelenekler de o yönde billurlaşmaya başlamıştır. Peki halk? Kitleler? Devletin egemenlik işlemlerine kitlelerin katkıda bulunduğu alanlar yok mudur?

Devamı…Cemal Süreya: Hakim sınıflara çıkar, kitlelere buyruklara uymak düşer

Halil Cibran: Yalnızlığımın ötesinde bir başka yalnızlık var

Yalnızlığımın ötesinde bir başka yalnızlık var ve kim ayak basarsa kimsesizliğime karşılaşır bir kalabalık Pazar yeriyle ve sessizliğim seslerin karmaşasıdır o yerde. Yalnızlığın ötesinde olanın peşine düşmek için çok gencim ben ve çok huzursuz. Öte vadiden gelen sesler, çınlıyor kulaklarımda ve gölgeler kesiyor yolumu, gidemiyorum.

Devamı…Halil Cibran: Yalnızlığımın ötesinde bir başka yalnızlık var

Yılmaz Güney Selimiye Mektupları: “Hiçbir darbe yıkamadı içimizdeki hayat ağacını”

Canım ciğerim sevgili,
Bugün senin doğum günün… ayrı değiliz bilesin… her zamankinden çok, her zamankinden içten yüreğimdesin… sürekli yaşatarak, besleyerek, büyüterek seni… içimi yalayıp geçen hüzün geride mutlu düşler bırakıyor…

Devamı…Yılmaz Güney Selimiye Mektupları: “Hiçbir darbe yıkamadı içimizdeki hayat ağacını”

Uygarlık Tarihinden Bir Sayfa – Aziz Nesin

Sanıldığı gibi atalarımız ilk insanlar, aslan, kaplan, kurt gibi yırtıcı hayvanları evcilleştiremedikleri için eğitmemiş değillerdir. Bunlardan yararlanılamayacağı için, boşu boşuna eğitip evcilleştirmeye uğraşmamışlardır; yoksa insan soyu, bir çıkarı, bir yararı olsaydı, canavarları bile eğiterek evcilleştirebilirdi.

Devamı…Uygarlık Tarihinden Bir Sayfa – Aziz Nesin

Yaşar Kemal: Altta kalanın canı çıksın düzeni sömürü düzeninin başka bir adıdır

Doğanın Öldürülmesi
Çağımızda doğanın yok edilmesi artık dünyamızın başlıca sorunudur. Havanın, suyun kirlenmesi, doğanın dengesinin bozulması insanlığın bugünkü sorunlarından başlıcasıdır. Toprak aşınması çağlardan bu yana vardır. Toprağın dengesi çağımıza kadar bozularak gelmiştir. Eski yerleşme yerleri, en büyük yıkıma uğramış yerlerdir.

Devamı…Yaşar Kemal: Altta kalanın canı çıksın düzeni sömürü düzeninin başka bir adıdır

Anton Çehov: Aşılmasına imkân olmayan hiçbir duvar yoktur

Çok iyi tanıdığım zamanımızın roman kahramanları, fazla sıkılgan, gevşek, tembel insanlardır, kendilerine güvenleri yoktur. Başarısızlığa, hayatın kendilerini aldattığı düşüncesine pek çabuk boyun eğiyorlar; mücadele etmek varken topluma adilik damgası vuruyor, onu tenkit etmeye kalkışıyorlar, asıl kendi tenkitlerinin yavaş yavaş adileştiğini fark etmiyorlar.

Devamı…Anton Çehov: Aşılmasına imkân olmayan hiçbir duvar yoktur

Büyük bir insan itilir, bastırılır, eziyet edilerek yalnızlığına yükseltilir – Stefan Zweig

“Ey yalnızlık, ey vatanım yalnızlık!” – sessizliğin buzul dünyasından yükselir bu hüzünlü şarkı. Zerdüşt akşam şarkısını yazmaktadır, son geceden önceki şarkısını, o ebedi eve dönüş şarkısını. Çünkü yalnızlık her zaman o gezginin tek vatanı olmamış mıydı, soğuk ocağı, taştan çatısı değil miydi o?

Devamı…Büyük bir insan itilir, bastırılır, eziyet edilerek yalnızlığına yükseltilir – Stefan Zweig

Bir Thomas Mann Portresine Doğru – Theodor W. Adorno

Sanatçının yapabileceği en iyi şey, dahilik oyununu oynamak ve çağının malzemesinde bulunmayan metafizik anlama, bir usta olarak kendisi sahipmiş gibi yapmaktır. Thomas Mann’ın direnç gösterdiği Proust’un silindir şapka ve bastonuyla operet züppesini, Kafka’nın ise her şeyden çok patronunun iyi niyetine önem veren sigorta şirketi memurunu oynamasının nedeni budur.

Devamı…Bir Thomas Mann Portresine Doğru – Theodor W. Adorno