Tezer Özlü: “Ölümüm bu benim!” Son Aşk – Leyla Erbil

Buyurgan, yasakçı, ataerkil toplumun yatışmak bilmez gizli şiddeti, sadece on yılda bir sıkıyönetim dönemlerinde değil, sivil yönetimlerde de insan ilişkilerinin tüm alanlarını kaplamış, yurttaşların tümünü hasta etmiş, cehenneme çevirmiştir yaşamı. Hele Tezer gibi kozmopolit kültür sahibi insanlarınkini.

Devamı…Tezer Özlü: “Ölümüm bu benim!” Son Aşk – Leyla Erbil

Dostoyevski: Biri baş icraatçı olur, geri kalanlar da bunların arkasından, gözleri kapalı giderler

dostoyevskiBizleri birbirimize yaklaştıracak ortak hiçbir şeyimiz olmayışı, aramızda bir münasebet kurulabilmesine pek de imkân bırakmıyordu. Bununla beraber Petrov, şu ilk zamanda, hemen hemen her gün bana uğramadıyı veya paydos saatlerinde, herkesten uzaklaşarak, kışlalar arkasında dolaştığını sırada yanıma gelmeyi âdeta vazife sayardı.

Devamı…Dostoyevski: Biri baş icraatçı olur, geri kalanlar da bunların arkasından, gözleri kapalı giderler

Eduardo Galeano: Biz diktatörlüklere hayır, umuda evet diyoruz!

Diktatörlüklere hayır, demokrasi kılığına girmiş diktatörlüklere hayır derken, gerçek bir demokrasi için mücadeleye evet diyoruz; kimsenin ekmeğinin ve sözünün reddedilmeyeceği, Neruda’nın bir şiiri ya da Violeta’nın bir şarkısı kadar tehlikeli ve güzel olacak bir demokrasi için mücadeleye evet diyoruz.

Devamı…Eduardo Galeano: Biz diktatörlüklere hayır, umuda evet diyoruz!

Oğuz Atay: Haksızlığın insan ruhunu nasıl yıprattığını biliyorlar ve bunun için ısrar ediyorlar

Her nefes alışında bu cümleyi alıp vermeli insan: kötülüğe karşı direnmeyeceksin. İlk tokadı yediği zaman insan bu gerçeği bilse… yapılan işkenceler önemini kaybeder. Önemsiz bulduğunuz için de işkence yapılmaz size: faydasız hareketlerden kaçınır insanlar.

Devamı…Oğuz Atay: Haksızlığın insan ruhunu nasıl yıprattığını biliyorlar ve bunun için ısrar ediyorlar

Ölümcül Kimlikler: Sanki bu böyle değilmiş gibi davranıyoruz – Amin Maalouf

Kolayına kaçıp birbirinden farklı insanları aynı kefeye koyuyoruz, gene kolaylık olsun diye onlara cinayetler, toplu eylemler, ortak görüşler yüklüyoruz – “Sırplar katliam yaptı…”, “İngilizler yağmaladı…”, “Yahudiler el koydu…”, “Siyahlar ateşe verdi…”, “Araplar reddediyor… “

Devamı…Ölümcül Kimlikler: Sanki bu böyle değilmiş gibi davranıyoruz – Amin Maalouf

Nazım’dan Vera’ya: Belki karşılaşırız umuduyla, deliler gibi seni aradığım günler oldu

Başka bir masanın başında sırtın bana dönük oturuyordun, etrafında tanımadığım adamlar vardı. Ciddi ciddi bir konu tartışıyordunuz. Odada sizden başka kimse yoktu. Senin beni görmemenden faydalanıp birkaç dakika izleyebilirdim seni. Nedense, birkaç adım atıp görüş alanına girmekten ürküyordum. Ve o zaman ilk kez, senin karşında çaresiz hissettim kendimi.

Devamı…Nazım’dan Vera’ya: Belki karşılaşırız umuduyla, deliler gibi seni aradığım günler oldu

Erdal Öz’ün Behçet Necatigil söyleşisi: Doğa, insandan uzaksa temizdir…

Arapların bir atasözü vardır: “El cahilûn cesurûn.” Yani cahil kişi cesur olur. Biz de sanırım yeni şiiri bütün derinliğiyle anlayamıyoruz ama anladığımızı sanıyoruz. O şiirin karşısında duyduğumuz zevkle şiir şansımızı, hayranlığımızı yitirmiyoruz.

Devamı…Erdal Öz’ün Behçet Necatigil söyleşisi: Doğa, insandan uzaksa temizdir…

Pablo Neruda: Çok az şairin, böylesine bir armağan aldığına eminim

Buenos Aires’te Tutuklanıyorum
1957 yılının Nisan ayında, Seylan adasında toplanan bir barış kongresine davet edildim. Yıllar önce yaşamış olduğum bu adayı tekrar görecektim. Gizli polise rastlamak pek tehlikeli sayılmaz, ancak bu gizli polis Arjantin’de ise durum, sonu belirsiz ve biraz da gülünç bir hal alır.

Devamı…Pablo Neruda: Çok az şairin, böylesine bir armağan aldığına eminim