Amin Maalouf: Nazizmden, Fransa’yı değil, Almanya’yı işgal ettiği gün nefret ettim

Almanlar ile Fransızlar arasındaki ezeli kavgaya pek aldırmadığımı ya da bunun, kanımı kaynatmaya yeterli olmadığını söylemiştim. Benim ailemde geleneksel olarak, atalarımdan biri Bavyerah bir serüvenci ile evleneli beri, hem Fransızca hem Almanca konuşulmuştur.

Devamı…Amin Maalouf: Nazizmden, Fransa’yı değil, Almanya’yı işgal ettiği gün nefret ettim

İhsan Oktay Anar: Zalimlerin kolları kendi erişilmez isteklerine göre çok kısadır

Ustaların kılınç yapmak için saatlerce ve günlerce dövdükleri demir neden serttir, bilir misin? O, insanoğluna hemen boyun eğmez, çünkü onların, kendisiyle işleyecekleri suçları bilir. Bu yüzden de ortak olacağı günahların bedelini ateşte dövülürken peşinen öder.

Devamı…İhsan Oktay Anar: Zalimlerin kolları kendi erişilmez isteklerine göre çok kısadır

“Çevreyi tanımlamak değil, duygularla yaşamak gerekir…”* – Tezer Özlü

Açlık, savaş, geri kalmışlık ve inanılmaz felaketlerle ilgili haberleri kitleler, masal dinler gibi dinliyor. İşte böylesi bir yaşam önümüzden gelip gidiyor. Sen kendi duvarlarının gerisine çekiliyorsun. O, kendi duvarlarının gerisine çekiliyor. Bir başka kentte. Bir başka ülkede. Herkes bir başka kentte. Herkes bir başka dili konuşuyor.

Devamı…“Çevreyi tanımlamak değil, duygularla yaşamak gerekir…”* – Tezer Özlü

Kafka’nın “Merhametsiz bir zorba” dediği Babası: Hermann Kafka

Bazen dünya haritasının önüme serilmiş olduğunu ve senin boylu boyunca bu haritanın üzerine uzandığını hayal ediyorum
Franz Kafka, 1919’da dinlenmek üzere gittiği Schelesen’de Julie Wohryzek adında bir kızla tanışıp nişanlandı. Aynı yıl kaleme aldığı Babaya Mektup, yazarın bu nişana karşı çıkan babası Hermann Kafka’ya yanıtıdır.

Devamı…Kafka’nın “Merhametsiz bir zorba” dediği Babası: Hermann Kafka

Ölsen Ölünmez, Yaşasan Yaşanmaz – Aziz Nesin

Yaşar Yaşamaz büyük bir düş kırıklığına uğramıştı. Beyler Koğuşundaki iri herifi Karakaplı Nizami Bey sanarak, herife hem de gönüllü kazıklanmasının acısını ta içinde duyuyordu. On parasız kalmıştı. Bu durum, Yaşar’ı para kazanmak için kamçıladı. Artılı bu Karakaplı Nizami Beylerin kimler olduklarını öğrenmişti.

Devamı…Ölsen Ölünmez, Yaşasan Yaşanmaz – Aziz Nesin

Oğuz Atay: “Rüyadan gerçeğe geçmenin acılarını yaşama. Ne olur Turgut. Uyanma sakın”

“Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada? Hangi kusurunu düzeltmene izin verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana? Birdenbire: “ Buraya kadar!” dediler. Oysa, bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencereden görünen hiçbir ağacı, hiçbir gökyüzü parçasını kaçırmazdın. Bütün sularda gölgeni seyrederdin. Üstelik, daha önce haber vermiştik derler onlar. Her şeyin bir sonu olduğunu genel olarak belirtmiştik.”

Devamı…Oğuz Atay: “Rüyadan gerçeğe geçmenin acılarını yaşama. Ne olur Turgut. Uyanma sakın”

“Onlar öyleydiler işte. Siz de böylesiniz…” Komutanlığa Yürüyüş – Italo Calvino

Seyrek bir ormandı, yangınlarla kemirilmiş, yanık ağaç gövdeleri boz, çamların kuru dikenleri kızıl renkleriyle öylece kala-kalmışlardı. Silah kuşanmış adamla, silahsız adam yukarıdan inerlerken ağaçların arasında zikzaklar çizerek ilerliyorlardı.

Devamı…“Onlar öyleydiler işte. Siz de böylesiniz…” Komutanlığa Yürüyüş – Italo Calvino

Çirkin şeyleri güzel nesnelere dönüştürecek bir güç var mı? – Halil Cibran

Mekânı terk ederken kendi kendime dedim ki, “sebze topraktaki elementlerle beslenir, koyun sebzeyi yer, kurt koyunu avlar, aslan boğayı yutarken boğa kurdu öldürür; ancak Ölüm aslanı ister. Ölümü yenecek ve bu acımasızlığı sonsuz adalet yapacak bir güç var mı?

Devamı…Çirkin şeyleri güzel nesnelere dönüştürecek bir güç var mı? – Halil Cibran

Ölümün Arkasından Konuşmak – Ece Ayhan

Sorun, eskidir kardeşler…
Bilirsiniz ya da bilmezsiniz, öz çocuklarını boğduğu için herhalde, görkemli olduğu söylenen geçmiş, hele bir imparatorluksa, içinde taşıdığı hüsnü kuruntuyu, gerçekte sevmekten, güzel uzunken kırpılmış kısa kirpikli sanata büründürerek, bir tarikat anlaşmazlığından Nusaybin’e, bir tahttan indirilerek Selanik’e, bir eprimekten İskenderiye’ye sürgünlere gönderilmiş, kafası ipek kılıçla kesilmiş…

Devamı…Ölümün Arkasından Konuşmak – Ece Ayhan

Theodor Adorno: Balzac burjuva bireyleşmesinin bireyi yok ettiğini bilir

Bir anekdota göre 1848’de Balzac politik olaylara sırtını dönmüş, masasının başına oturup demiş ki: “Hadi bakalım, gerçekliğe geri dönelim” – uydurulmuş bile olsa, Balzac’ı çok doğru bir şekilde yansıtan bir öykü. Böyle bir hareket, Beethoven’in son döneminde pijamalarını bile çıkarmadan, öfkeyle homurdana homurdana odasının duvarlarına Dodiyez Minör Dörtlü’sünden dev notalar yazmasına benzer.

Devamı…Theodor Adorno: Balzac burjuva bireyleşmesinin bireyi yok ettiğini bilir

Amin Maalouf: İçimden işte katiller böyle “imal ediliyor” diye haykırmak geliyor!

1976’da Lübnan’ı terk edip Fransa’ya yerleştiğimden beri, son derece iyi niyetli olarak, kendimi “daha çok Fransız” mı, yoksa “daha çok Lübnanlı” mı hissettiğim ne kadar çok sorulmuştur bana. Cevabım hiç değişmez: “Her ikisi de!” Herhangi bir denge ya da haktanırlık endişesi yüzünden değil, ama cevabım farklı olsaydı, yalan söylemiş olurdum.

Devamı…Amin Maalouf: İçimden işte katiller böyle “imal ediliyor” diye haykırmak geliyor!

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org