Yaşar Kemal: İnsanın yozlaşma belirtisi, insanın sevgisizliğiyle başlar

Şöyle Düşünüyorum da!
İnsan mutluluğu üstüne düşünüyorum da, böylesi bir dünyada insana bir çıkar yol bulamıyorum. Bu dünya sevgisiz bir dünya. Dünyayı sevmeyenlerin, ağaçları, kuşları, ak bulutları, mavi göğü, akar suları, topal karıncayı, hasta kurbağayı sevmeyenlerin dünyası.

Devamı…Yaşar Kemal: İnsanın yozlaşma belirtisi, insanın sevgisizliğiyle başlar

Bir Thomas Mann Portresine Doğru – Theodor W. Adorno

Sanatçının yapabileceği en iyi şey, dahilik oyununu oynamak ve çağının malzemesinde bulunmayan metafizik anlama, bir usta olarak kendisi sahipmiş gibi yapmaktır. Thomas Mann’ın direnç gösterdiği Proust’un silindir şapka ve bastonuyla operet züppesini, Kafka’nın ise her şeyden çok patronunun iyi niyetine önem veren sigorta şirketi memurunu oynamasının nedeni budur.

Devamı…Bir Thomas Mann Portresine Doğru – Theodor W. Adorno

Hangisinin karnını doyurmak için ötekinin üstüne atladığı bilinmiyor – Italo Calvino

Türklerle savaş vardı. Dayım, Terralbalı Medardo vikontu Bohemya Ovası’nda Hıristiyanların ordugâhına doğru at sürüyordu. Peşinden de emir eri Curzio gidiyordu. Leylekler alçaktan uçuyor, beyaz sürüler oluşturarak, donuk, dingin havayı yarıyorlardı.
— Niye bu kadar çok leylek var, diye sordu Medardo, Curzio’ya. Nereye gidiyorlar?

Devamı…Hangisinin karnını doyurmak için ötekinin üstüne atladığı bilinmiyor – Italo Calvino

Yakup Kadri: İnsan cinsi bozuk bir hayvandan başka bir şey değildir

Barbarların Yaktığı Köyler Ahalisine
Bilmem beni hatırlıyor musunuz? Ben sizi asla unutmadım. Zira, köylerinizin viraneleri içinden geçerken kadın, erkek, genç ihtiyar, çoluk çocuk hayran, ürkek ve mahçup çehrelerle, yumuşak yastıklarına yaslandığımız otomobillerin etrafını aldığınız zaman hayatımın en derin, en büyük en yüz kızartıcı utancını duymuştum.

Devamı…Yakup Kadri: İnsan cinsi bozuk bir hayvandan başka bir şey değildir

“Günler su gibi geçer; her şey birdenbire olur” Garip’çilerin İlk Şiirleri – Cemal Süreya

Oktay Rifat, doğa içinde nesnelerin birbirleriyle ve insanla hısımlık bağlarının farkına varmış, üstünde bir an düşünmeye fırsat bulamadan sevivermiştir her şeyi; işi aceledir; günler su gibi geçer; her şey birdenbire olur. İlk şiirlerde, hayat karşısında büyük bir hayranlıkla doludur Oktay Rifat.

Devamı…“Günler su gibi geçer; her şey birdenbire olur” Garip’çilerin İlk Şiirleri – Cemal Süreya

Amin Maalouf: Kolayına kaçıp birbirinden farklı insanları aynı kefeye koyuyoruz

Dünya bugün dahi eziyet çeken ya da eski çilelerin anısını içinde saklayan ve intikam anını düşleyen yaralı toplumlarla doludur. Onların çektiklerine duyarsız kalamayız, ama onların kendi dillerini özgürce konuşma, dini vecibelerini korkusuzca yerine getirme ya da geleneklerini koruma arzularını paylaşabiliriz.

Devamı…Amin Maalouf: Kolayına kaçıp birbirinden farklı insanları aynı kefeye koyuyoruz

Hürriyet nereden gelir, nasıl gider, veren mi alır elimizden? – A. Hamdi Tanpınar

Fakirlik, içimizde etrafımızda ahenk bulunmak şartıyla –ve şüphesiz muayyen bir derecesinde-zannedildiği kadar korkunç ve tahammülsüz bir şey değildir. Onun da kendine göre imtiyazları vardır. Benim çocukluğumun belli başlı imtiyazı hürriyetti.

Devamı…Hürriyet nereden gelir, nasıl gider, veren mi alır elimizden? – A. Hamdi Tanpınar

Mina Urgan: Bizi yaralayan olayları unutmuş gibi yapmak zorundayız yaşamak için

Yaşlılık ve Ölüm
İhtiyarlar ne yaparlar? Anılarını yazarlar. Ben de bunu yapıyorum işte. Günce tutmak alışkanlığım olmadığı; ancak altmışından sonra ve yalnız yolculuklarımda notlar tuttuğum için, bu dinozorun anıları biraz kopuk kopuk olacak. Üstelik belleğim de hiç güçlü değildir.

Devamı…Mina Urgan: Bizi yaralayan olayları unutmuş gibi yapmak zorundayız yaşamak için

Bukowski: Cezanın yerini anlayış aldığında her şey değişecektir

Daha iyi bir dünyada yaşayacaksak (kim daha iyi bir dünya istemeyecek kadar sofistike olabilir ki?) Gereksiz acının ortadan kaldırılması iyi bir başlangıç olurdu. Güldüreyim mi sizi biraz?
Polis memurları sarhoşlara nasıl davranmalı bence, biliyor musunuz? Onları hapse değil de evlerine götürmeli.

Devamı…Bukowski: Cezanın yerini anlayış aldığında her şey değişecektir

Dostoyevski: “Affedersiniz babacığım, bir daha yapmam” demekten nefret ettim

Bütün işinde gücünde olanlar ahmak, dar kafalı oldukları için faal kimselerdir. Nasıl açıklamalı? Bakın şöyle: Bu çeşit insanlar, akılları kıt olduğu için herhangi bir konuda ana sebepleri araştırmadan hemen el altındaki ikinci derece sebeplere bağlanıverir ve doğru hareket ettiklerinden emin oldukları için de rahatlarlar; en önemlisi de budur zaten. 

Devamı…Dostoyevski: “Affedersiniz babacığım, bir daha yapmam” demekten nefret ettim

Adalet öldü, demokrasi nasıl yaşasın? Adaletten Demokrasiye – Jose Saramago

Edebiyattan ekolojiye, galaksi oluşumlarından sera etkisine, atıkların işlenmesinden yol tıkanmalarına varana dek şu dünyada her şey tartışılıyor. Ama sıra demokratik sisteme gelince, o kesinkes kabul edilmiş, doğası gereği sonsuza dek dokunulmazlığı olan bir veriymişçesine tartışma konusu edilmiyor.

Devamı…Adalet öldü, demokrasi nasıl yaşasın? Adaletten Demokrasiye – Jose Saramago

Amin Maalouf: İyi olsunlar, kötü olsunlar, sözler birer ok gibidirler

Hasan Sabbah, Büyük Vezir’in vazgeçemediği yararcılarından biri oluverdi. Sahte tüccardan, sahte dervişten, sahte acılardan oluşan ve Selçuklu İmparatorluğunu baştan aşağı dolaşan bir muhbirler şebekesini kısa zamanda kurmuştu ve her saray da, her çarşıda, her evde kulağı vardı.

Devamı…Amin Maalouf: İyi olsunlar, kötü olsunlar, sözler birer ok gibidirler

Virginia Woolf’un Feminizmi – Mina Urgan

Virginia Woolf, feminizmi savunan iki kitap yazmıştır. Bu feminizmin, babasının otoritesinden, anne bir ağabeysinin cinsel sataşmalarından ve kendi lezbiyen eğilimlerinden kaynaklandığı sanılır genellikle. Bu bir yanılgıdır bize kalırsa. (Herkesçe bilindiği gibi feminist kadınların ancak yüzde beşi lezbiyen sayılabilir.)

Devamı…Virginia Woolf’un Feminizmi – Mina Urgan

Kültür Eleştirisi ve Toplum – Theodor W. Adorno

Kulaklarıyla düşünmeye alışık olan birinin “Kulturkritik” (kültür eleştirisi) sözcüğünü duyunca sinirlenmesinin tek nedeni, tıpkı otomobil gibi bu sözcüğün de yarı Latince yarı Yunanca olması değildir. Göze batan bir çelişkiyi hatırlatır bu ifade aynı zamanda. Kültür eleştirmeni, kültürden memnun değildir ve bu rahatsızlığını da yine sadece kültüre borçludur.

Devamı…Kültür Eleştirisi ve Toplum – Theodor W. Adorno