“Peynir ne? Sütün cesedi” Sonsöz gibi – Tezer Özlü

Ceset, kokmuş ettir. Güzel, ya peynir ne? Sütün cesedi. Durmadan içeriye girip çıkanlar. Her hastanın sayısız iyileştiricisi var. Kahvaltıdan sonra akıl verenler, öğle yemeğinden sonra akıl verenler. Kente eşlik edenler, bir mağazaya eşlik edenler, ormana eşlik edenler ve her gün burada oturan ve kazak ören sayısız iyileştirici.

Devamı…“Peynir ne? Sütün cesedi” Sonsöz gibi – Tezer Özlü

Dostoyevski: Karşımda gücümün yetmediği bir duvar var diye boyun eğemem

Öç almak isteyen veya genel olarak kendini korumasını bilen dişli kimseler bunu nasıl yapar? Böyleleri kendilerini öç hissine kaptırdılar mı, bu duygu varlıklarında her şeyi siler süpürür. Böyle bir adam kudurmuş bir boğa gibi, boynuzlarını öne eğerek hedefe doğru atılır ve ancak önüne çıkan bir duvar onu durdurabilir.

Devamı…Dostoyevski: Karşımda gücümün yetmediği bir duvar var diye boyun eğemem

Cemal Süreya: Bugün bir lise öğrencisinin Divan edebiyatını anlaması, sevmesi düşünülemez

Orhan Seyfi, Yusuf Ziya bugün bir şey anlatıyor mu? Enis Behiç Koryürek öğrenciye ders olarak verilecek bir şair mi? Hatta bir şair mi? Birkaç soru işte! Halit Ziya Uşaklıgil ise kaya gibi yerinde duruyor. Abdülhalik Renda, Cumhuriyet meclislerinde adını sürekli olarak duymak zorunda olduğumuz bir addı. Siyasa aştı onu, unutuldu.

Devamı…Cemal Süreya: Bugün bir lise öğrencisinin Divan edebiyatını anlaması, sevmesi düşünülemez

Cemil Meriç: İnsanlık daima daha kötü oyuncaklar peşinde koşan bir çocuk

“Dünya nimetlerini ömrü boyunca hor gören Buda nefis bir domuz kızartmasını tıka basa atıştırdığı için göçüp gitmiş. Tarihçi böyle söylüyor. Güneşte leke arayan küçük adamın uydurduğu bir yalan mı bu, bilmiyorum. En yavuz ermişlerin, en çetin kahramanların zaman zaman nasıl çamurlaştıklarını görmek, küçük insanlar için hain, buruk ve zehirli bir teselli.

Devamı…Cemil Meriç: İnsanlık daima daha kötü oyuncaklar peşinde koşan bir çocuk

Maksim Gorki’den Anton Çehov’a bir mektup: “Sizi görmeyi çok istiyorum”

Ünlü Rus yazarı Gorki, Çehov’un bazı hikâyelerini okurken ağladığını itiraf eden bir Çehov hayranı.*  Lenin’nin önerisi üzerine yazmaya başlayan Gorki, değer verdiği bu yazar ile uzun süren mektuplaşmalarında zaman zaman yazarlık üzerine çeşitli öneriler de alıyor.

Devamı…Maksim Gorki’den Anton Çehov’a bir mektup: “Sizi görmeyi çok istiyorum”

Emrah Serbes: Erkek zekâsı kadınların gözüne girme tutkusu yüzünden gelişmiştir

İngilizceyi sevmem, bir kere bir sürü lüzumsuz tense var. Düzensiz fiiller desen -Irregular Verbs- bir öyle bir böyle, yok ikinci hali yok üçüncü hali. İşin gücün yoksa otur onları ezberle, speak-spoke-spoken, hangi dilde bu kadar çirkin söz öbekleri vardır.

Devamı…Emrah Serbes: Erkek zekâsı kadınların gözüne girme tutkusu yüzünden gelişmiştir

Mina Urgan: Bir yaşa kadar siz çocuklarınızı, sonra onlar sizi azarlamaya başlar

Bana kalırsa, bir insanın yaşamında en güzel yıllar gençlik değil, otuz beş ile kırk beş arasıdır. Gençliğin sıkıntılarından kurtulmuş, yaşlılığın sorunlarıyla henüz karşılaşmamışsınızdır. Ne çare ki, o güzel yıllar da geçer, her şeyin gelip geçtiği gibi. Altmışından sonra, çok güç bir dönem başlar.

Devamı…Mina Urgan: Bir yaşa kadar siz çocuklarınızı, sonra onlar sizi azarlamaya başlar

Lev Tolstoy’un en iyi kitabı “Savaş ve Barış” üzerine düşünceleri

Beş yıl boyunca, uygun yaşam koşullarında, kesintisiz ve sıra dışı bir biçimde emek harcayarak hazırladığım bu eseri yayımlarken, birkaç sözle eser hakkındaki görüşlerimi dile getirmek ve bu arada okurlarda uyandırabileceği şaşkınlığın önüne geçmek istiyorum.

Devamı…Lev Tolstoy’un en iyi kitabı “Savaş ve Barış” üzerine düşünceleri

Yaşar Kemal: İnanmış kişi, öbür inançlara saygı duyan kişidir…

Korkaklar
Hiçbir duyguyu hor görmem. Duygusal aşırılıklar varsa, ne yüzden olduğunu sorup soruşturmayı daha iyi bulurum. Sevinç hor görülür mü? Bir iyi olay, işlem karşısında sevinen insanın sevincine öteki insanlar da katılırlar, bu olağan bir duygudur. Katılmayanları, sevinci yerenleri ben olağan saymıyorum.

Devamı…Yaşar Kemal: İnanmış kişi, öbür inançlara saygı duyan kişidir…

Kafka İle Konuşmalar – Hasan Ali Toptaş

Kafka’nın bir öyküsünden söz ettim. ‘“Biz beş arkadaşız, günün birinde bir evden art arda çıktık dışarı’ cümlesiyle başlıyor bu öykü,” dedim heyecanla. Sonra, sanki öykü anlatılabilirmiş gibi; “Çıkan kapının yanı başında duruyor ve yan yana diziliyorlar,” diye devam ettim anlatmaya. “Onlar böyle dizilince, insanların dikkati de birdenbire onların üzerine çevriliyor ve bu beş kişi var ya, şimdi bu evden çıktı diyorlar.

Devamı…Kafka İle Konuşmalar – Hasan Ali Toptaş

“Yoksa bütün dünya mı böyle…” Evdeki – Yusuf Atılgan

Hep birini çekiştirirler. Gözleri ışıldar anlatırken. Onların yanındayken kalkıp gitmekten korkarım. Gider gitmez beni çekiştirecekler sanırım. İnanmıyorum onlara ama bu kadını da sevmiyorum. Çok konuşur. Ara sıra bize gelir. ‘Bizimki’ dediği kocasını anlatırken bir bakışı vardır bana, evlenmedim diye eğlenir gibi, acır gibi bir bakış, sinirlendirir beni. Gene de bir şey demem; anlamamış gibi dururum.

Devamı…“Yoksa bütün dünya mı böyle…” Evdeki – Yusuf Atılgan