Sartre: Yalnızlık; düşündüklerinizin kafanızın duvarlarına çarpıp tekrar içeride kalmasıdır

sartreİnsanlar; onlara yukarıdan bakmak gerek. Işığı söndürüp pencereye geçiyordum: Yukarıdan birisinin onları gözleyeceğini akıllarına bile getirmiyorlardı. Önden görünüşlerine dikkat ederler, bazı da arkadan görünüşlerine, ama bütün gösterileri bir yetmişlik seyirciler için hesaplanmıştır. Zaten kim kalkar da bir melon şapkanın altıncı kattan görünüşünü düşünür? Omuzlarını ve kafalarını canlı renkler, göz alıcı kumaşlarla savunmayı bir yana korlar.

Devamı…Sartre: Yalnızlık; düşündüklerinizin kafanızın duvarlarına çarpıp tekrar içeride kalmasıdır

Biraz korku ve yarım kalmış bir firar hikayesi: Duvar – Sabahattin Ali

Uzun zamanlar deniz kenarında ve surlar içindeki bir hapishanede kaldım. Kalın duvarlara vuran suların sesi taş odalarda çınlar ve uzak yolculuklara çağırırdı. Tüylerinden sular damlayarak surların arkasından yükseliveren deniz kuşları demir parmaklıklara hayretle gözlerini kırparak bakarlar ve hemen uzaklaşırlardı.
Bir mahpusu dünya ile hiç alakası olmayan bir zindana kapamak ona en büyük iyiliği yapmaktır. Onu en çok yere vuran şey, hürriyetin elle tutulacak kadar yakınında bulunmak, aynı zamanda ondan ne kadar uzak olduğunu bilmektir. On adım ötede en büyük hürriyetlere götüren denizi dinlemek ve sonra aradaki kalın kale duvarlarına gözleri dikerek bakmaya, denizi yalnız muhayyilede görmeye mecbur kalmak az azap mıdır?

Devamı…Biraz korku ve yarım kalmış bir firar hikayesi: Duvar – Sabahattin Ali

“Her şeyi ciddiye alıyordum, sanki ölümsüzmüşüm gibi.” | Duvar – Jean Paul Sartre

Varoluşculuk’un babası sayılan, Jean – Paul Sarte (1905-1980) Aydınlanma Çağı’ndan bu yana çağının tanığı ve bilinci (vicdanı) olabilmiş, edebiyata, felsefeye ve politikaya ilişkin görüşleriyle çağını etkilemiş, tartışmalara yol açmış ender bir yazar. Felsefesi doğrultusunda edebi mevzuları mesele ettiği Duvar adlı kitabında yazarın beş öyküsüne yer veriliyor.  “Deli oluyorum. Ben bir edebiyatçıyım ve beni gebertmek için matematik okutuyorlar.” , “İnan bana, her şeye kendini kandırmaya çalışmadan bakmak en iyisidir.” ve “Bana baktığı zaman ondan bana bir şeyler geçerdi. Bunun bittiğini düşündüm. Şu an da bana baksaydı bakışı gözlerinde kalır, bana kadar ulaşmazdı. Yalnızdım.”  diyor.
Kitaba adını veren Duvar adlı öyküde, Frankocular tarafından ölüme mahkum edilen bir cumhuriyetçinin direncini yititrip bir arkadaşını ele verişi; Oda’da kocasının deliliğini paylaşmaya çalışan Eve’in çabaları, çağcıl Erostrates’te kalabalığın üzerine ateş ettikten sonra teslim olan Paul Hilbert’in gerçeküstücü eylemi; Gizlilik’te iktidarsız kocasını daha erkeksi biri için terk eden ‘soğuk’ bir kadının öyküsü ele aldığı sözkonusu öyküyü aşağıdan okuyabilirsiniz.

Devamı…“Her şeyi ciddiye alıyordum, sanki ölümsüzmüşüm gibi.” | Duvar – Jean Paul Sartre

“Bir başka zaman, bir başka yerde, bir başka ben…” Duvar – Oya Baydar

“Oradaydım!” Duvarı yirmi yaşımın sonsuz umutları, sarsılmaz inancı, küstah pervasızlığı ve müthiş saflığıyla, taş taş, tuğla tuğla, ellerimle ördüm  ben. İnsanı, tarihi, umudu, inancı ve yenilgilerimizi, her şeyi metalaştıran  kapitalizmin, duvardan koparılmış irili ufaklı taşlar, anı fotoğrafları ve  göğüslerinde “9 Kasımda oradaydım” yazılı tişortlarla açtığı duvar dibi  pazarında dolaşırken, “Ben de oradaydım,” diye düşündüm. “9 Kasım 1989’da değil, 1961 Ağustosu’nda, orada, duvarı örüyordum ben.”
Duvar, panzerlerin korumasındaki milisler ve işçiler tarafından bir gecede örüldü aslında  Brandenburg Kapısı, iki duvar arasında, ürkütücü bir yalnızlıkla çevrili  kalıverdi. İnsanların dehşet dolu şaşkın bakışları ve boyun eğiş alkışları  eşliğinde, duvar birkaç günde yükseldi. Fabrikalardan, okullardan, gençlik  örgütlerinden tabur tabur, gönüllü ve coşkulu giden bizler, ellerimizdeki  tuğlalar, malalar, harçlarla çoktan bitmiş yapıya gereksiz yeni taşlar  koyarken, “Ben de oradaydım,” diyebilmek, orada olmanın onurunu tarih önünde  taşıyabilmek istiyorduk. İçine kötülüğün, sömürünün, baskının, eşitsizliğin  giremeyeceği sağlam bir korunak; faşizme ve kapitalizme karşı Çin Seddinden daha görkemli bir kale örüyorduk inanç ve bağlılığımızla.

Devamı…“Bir başka zaman, bir başka yerde, bir başka ben…” Duvar – Oya Baydar