Elias Canetti: “Aslında sözcükler de insanlar gibi, ihmal edilmeye ya da unutulmaya gelmiyor”

Elias CanettiBize insanın dile neler borçlu olduğunu anlatmaya kalkmak hem bir haddini bilmezlik, hem de gereksiz bir şey olur. Ben, ancak sekiz yaşıma geldiğimde öğrendiğim Almanca dilinde bir konuk sayılırım. Bugün bana; bu dile hoş geldin, deyişinizin benim için taşıdığı anlam, eğer Almanca konuşulan topraklarda doğsaydım, bunun benim için taşıyabileceği anlamdan daha büyük. Otuz yılı aşkın bir süre önce İngiltere’ye gittiğimde ve oraya yerleşmeye karar verdiğimde, Almancaya bağlı kalmış oluşumu bir hizmet olarak bile nitelendiremem. Çünkü İngiltere’de Almanca yazmayı sürdürmüş oluşum, soluk almak ve yürümek kadar doğaldı. Başka bir şey gelmezdi elimden; bundan başkaca bir olasılığı aklımın ucundan bile geçirmedim. Beraberimde götürebilmek mutluluğuna erdiğim bir kaç bin kitabın gönüllü tutsağıydım; onlarla ilişkimde en ufak bir değişiklik olsaydı, bu dostlar beni bir hain diye suçlayıp aralarından atarlardı, bundan hiç kuşkum yok.

Devamı…Elias Canetti: “Aslında sözcükler de insanlar gibi, ihmal edilmeye ya da unutulmaya gelmiyor”

Oğuz Atay ve Dil – Yıldız Ecevit | Dil felsefesi ve kullanımı konularında farklı düşünceye sahip

Başta Osmanlıca olmak üzere, ülkede geçmişte kullanılmış ya da kullanılmakta olan çok çeşitli dil katmanlarıyla/eğilimleriyle/düzeyleriyle oynar, onları parodi düzlemine taşır, metnini bir dil cümbüşüne çevirir Atay. Nasıl tüm metin, konudan konuya atlanarak oluşturulmuşsa; dil düzleminde de, o güne değin Türk romanının görmediği çeşitlilikte bir dil kullanımı, bu çoğulcu konu/motif örgüsüne eşlik eder.
O dönemde Türk romanının alışmış olduğu çoğunlukla Öztürkçeci katışıksız/yalın, aydın dili ya da köy romanlarının şive kullanımıyla bütünleşen otantik dilinden farklı bir dil topografyasına sahiptir bu metin: özgündür, benzersizdir; dile bilinçli olarak, bir anlatım aracı olmanın dışında bir işlev yükler, onu bir kurgu ögesi durumuna getirir; her parçası farklı donatılmış metnin, bu sözcükten organizmanın, bir bileşenine dönüştürür. “Ben anlatmak, filan falan demek istemiyorum,” diyordur romanın Turgut’u: “Yeni bir dil yaratmak istiyorum.

Devamı…Oğuz Atay ve Dil – Yıldız Ecevit | Dil felsefesi ve kullanımı konularında farklı düşünceye sahip

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org