Bukowski: Cezanın yerini anlayış aldığında her şey değişecektir

Daha iyi bir dünyada yaşayacaksak (kim daha iyi bir dünya istemeyecek kadar sofistike olabilir ki?) Gereksiz acının ortadan kaldırılması iyi bir başlangıç olurdu. Güldüreyim mi sizi biraz?
Polis memurları sarhoşlara nasıl davranmalı bence, biliyor musunuz? Onları hapse değil de evlerine götürmeli.

Devamı…Bukowski: Cezanın yerini anlayış aldığında her şey değişecektir

Bir Bukowski Röportajı: Çoğu insan hayatını nedensiz yaşar

‘Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi , makbul biri değilim. Kötü adam sevdim hep. Kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim. Dişleri kırık, yolları kırık adamlar ilgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar…’

Devamı…Bir Bukowski Röportajı: Çoğu insan hayatını nedensiz yaşar

Bukowski: Süslü cümleler kurup, hiçbir şey söylemeyen yazarlar mükemmel addediliyordu

Charles BukowskiAç, ayyaş ve yazar olmaya çalışan genç bir adamdım. Daha çok los angeles halk kütüphanesi’nde okurdum ve okuduklarım ne benimle, ne sokaklarla ne de etrafımdaki insanlarla bağdaşıyordu. Herkes sözcük oyunları peşindeydi sanki, süslü cümleler kurup, hiçbir şey söylemeyen yazarlar mükemmel addediliyordu. Yazıları, beceri, kurnazlık ve biçim karışımıydı ve öğretiliyor, özümseniyor ve okunuyorlardı. Herkesin işine gelen bir tertiple, çok düz ve kurnaz bir dünya kültürü ile karşı karşıyaydık.

Devamı…Bukowski: Süslü cümleler kurup, hiçbir şey söylemeyen yazarlar mükemmel addediliyordu

Karısı Charles Bukowski’yi anlatıyor: Ölümsüzlüğün fânilerin aptal bir icadı olduğuna inandı

...hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil dedi insanlar…
…müziğin sesi sözcüklerin yazılışı…
…hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil…dedi…
…bütün bize öğretilenler…
…peşinden koştuğumuz aşklar…
…öldüğümüz bütün ölümler…
…yaşadığımız bütün hayatlar…
…hiç bir zaman olması gerektiği gibi değiller…
…yakın bile değilller…
…birbiri arkasından yaşadığımız bu hayatlar…
…tarih olarak yığılmış…
…türlerin israfı…*

Devamı…Karısı Charles Bukowski’yi anlatıyor: Ölümsüzlüğün fânilerin aptal bir icadı olduğuna inandı

Bukowski’nin Özgürlük Bildirgesi: “Kölelere asla özgür olacakları kadar ödeme yapmazlar”

BukowskiKölelik hiçbir zaman kaybolmadı, sadece yeni renkleri de içine alacak kadar genişledi.
İnsanlar kolayca harcanıyor. Korku dolu ve itaatkâr bedenler. Gözlerinin feri sönmüş. Sesleri çirkinleşmiş. Bedenleri de. Saçları. Tırnakları. Ayakkabıları. Yaptıkları her şey.
Gençken insanların böylesi koşullara hayatlarını adadıklarına inanamıyordum. Yaşını başını almış biri olarak hâlâ aklım ermiyor. Bunu niçin yapıyorlar?

Devamı…Bukowski’nin Özgürlük Bildirgesi: “Kölelere asla özgür olacakları kadar ödeme yapmazlar”

Bukowski: “Annemle babam zengin olmayı arzuladıklarından kendilerini öyle görüyorlardı”

Charles BukowskiBabam süt dağıtıcısı olarak çalışıyor, sabahın erken saatlerinde süt dağıtmaya çıkıyordu. Bir sabah beni uyandırmıştı. “Gel, sana bir şey göstermek istiyorum.” Onunla dışarı çıktım. Üstümde pijamalarım, ayağımda terliklerim vardı. Bir atın çektiği süt arabasına doğru yürüdük. At hareketsiz duruyordu. “İzle,” dedi babam. Bir kesme şeker çıkarıp avucuna koydu ve atın ağzına doğru tuttu. At elinden şekeri yedi. “Şimdi sen dene…” Elime bir kesme şeker koydu. Çok iri bir attı. “Biraz daha yaklaş! Elini uzat!” Atın elimi ısıracağından korkuyordum. At başını eğdi; burun deliklerini gördüm, dudakları geri çekilmişti, sonra dilini ve dişlerini gördüm, şeker gitmişti. “İşte. Bir daha dene…” Tekrar denedim. At şekeri alıp başını salladı.

Devamı…Bukowski: “Annemle babam zengin olmayı arzuladıklarından kendilerini öyle görüyorlardı”

“En güçlü insanlar genellikle yalnızdır” Bukowski yalnızlığı anlatıyor

BukowskiYalnızlık, yalnız olduğunuz zamanlarla sınırlı değildir

Hiç yalnız hissetmedim kendimi.
Bir odada tek başıma kaldım, intiharın eşiğinde. Kendimi çok kötü hissettiğim oldu, ama hiçbir zaman birinin odaya girip kendimi daha iyi hissetmemi sağlayacağını düşünmedim? ya da birkaç kişinin.
Başka bir deyişle, yalnızlık beni hiçbir zaman rahatsız etmemiştir, çünkü yalnız kalmaya doyamam.
Ben kendimi insan dolu bir odada ya da tezahürat yapan seyircilerle dolu bir tribünde en yalnız hissederim.

Devamı…“En güçlü insanlar genellikle yalnızdır” Bukowski yalnızlığı anlatıyor

Sıradan Delilik Öyküleri: Bir Dolar Yirmi Sent – Charles Bukowski

bukowskiYaz sonunu seviyordu en çok, hayır sonbaharı, sonbaharı belki de, her neyse, kumsal serin oluyordu ve gün batımından hemen sonra sahilde yürümek hoşuna gidiyordu, kimseler olmazdı, su kirli görünürdü, ölümcül görünürdü su ve martılar uyumak istemezlerdi, nefret ederlerdi uyumaktan, martılar üstüne doğru uçtular, gözlerini, ruhunu, ruhundan arta kalanı ister gibi uçtular üstüne doğru. Ruhundan arta fazla bir şey kalmamışsa ve bunun farkındaysan biraz ruhun vardır yine de. Kuma oturup suya bakardı, her şeye zor inanılırdı suya bakınca, Çin diye bir ülke olduğuna ya da ABD’ye ve Vietnam’a, bir zamanlar çocuk olduğuna, hayır, buna inanmak zor değildi, onu unutamazdı, bir de erkeklik çağını: çalıştığı işler ve kadınlar, sonra kadınsızlık, şimdi de işsizlik, altmışında bir berduş, bitmiş, bir hiç. Bir dolar yirmi sent nakit vardı cebinde, bir haftalık kirasını ödemişti bir de. Okyanus…

Devamı…Sıradan Delilik Öyküleri: Bir Dolar Yirmi Sent – Charles Bukowski

Öykü | Düşkünler Koğuşunda Yaşam ve Ölüm – Charles Bukowski

Ambulans doluydu ama yukarda bir yer buldular bana ve yola koyulduk. Ağızdan kan kusuyordum, bol miktarda ve akımdaki insanların üstüne kusacağımdan korkuyordum. Sireni dinleyerek yol alıyorduk. Uzaktan geliyormuş gibiydi, bizim ambulanstan gelmiyordu sanki. Belediye hastanesine gidiyorduk, hepimiz. Yoksullar. Düşkünler. Hepimizin bir yerlerinde bir şeyler vardı ve bazılarımız geri dönmeyecekti. Tek ortak yanımız yoksul oluşumuz ve fazla bir şansımız olmayışıydı. İstiflenmiştik. Bir ambulansın bu kadar insan alabildiğini bilmiyordum.
‘Tanrım, yüce Tanrım,” dediğini duydum altımdaki siyah kadının, “BENİM başıma böyle bir şey gelebileceğini düşünmemiştim hiç! Asla düşünmedim yüce Tanrım…”
Ben aynı duyguları taşımıyordum. Uzun bir süredir oynaşıyordum ölümle. Çok iyi dost olduğumuzu söyleyemem ama birbirimizi iyi tanıyorduk. O gece çabuk davranıp epey yaklaşmıştı bana. Uyanlar almıştım: mideme kılıç batırıyorlarmış gibi sancılar ama ihmal etmiştim. Dayanıklı biri olduğumu düşünmüştüm, acı benim için talihsizlikti.

Devamı…Öykü | Düşkünler Koğuşunda Yaşam ve Ölüm – Charles Bukowski

Sean Penn’in Gözünden Charles Bukowski ve Bukowski’den Yaşam(ı) Üzerine Alıntılar

Time dergisi Charles Bukowski’yi “Amerikan ayak takımının mümtaz şairi,” olarak nitelendirdi. Ancak şair gerçek hayran kitlesini Avrupa’da bulmuş. Bukowski bugün dünyanın en çok okunan şairlerinden biri. Kitapları sadece Almanya’da iki milyonun üzerinde satmış.
Bugün 66 yaşında olan Bukowski’nin 32 şiir kitabı, 5 öykü derlemesi ve 4 romanı var. En iyi bilinen eserleri Ekmek Arası, Kadınlar, Sıcak Su Müziği, Ölüler Böyle Sever, Postane, Sıradan Delilik Öyküleri ve Bana Aşkını Getir.
İlk senaryosundan yapılan film Barsineği sonbaharda tüm ülkede gösterime girecek. Başrollerinde Mickey Rourke ve Faye Dunaway’in oynadığı, yönetmenliğini Barbet Schroeder’in yaptığı film Bukowski’nin gençlik döneminden birkaç günü kapsıyor. Barsineği’nin iki esas karakteri Henry ve Wanda Amerikan toplumunun yakasına yapışan mumyalanmış yaşam tarzından kaçmaya çalışan iki kişidir,” Bukowski’ye göre. “Henry ile Wanda teslimiyetin canlı ölümünü kabullenmeyi reddederler. Bu film onların cesur deliliklerine odaklanmaktadır.”

Devamı…Sean Penn’in Gözünden Charles Bukowski ve Bukowski’den Yaşam(ı) Üzerine Alıntılar