“Kitaplar çoğaldıkça okuma sevgisi azalıyor” Okumak Üzerine – Cemil Meriç

Susam ve Zambaklar’ı Proust çevirmiş Fransızcaya. Ruskin’in bahçesine oldukça uzun bir revaktan giriyoruz. Romancı, elli sekiz sayfalık bir girişle, eseri -daha doğrusu kendini- tanıtıyor:  “Ruskin okumaya çok önem verir. Ben bu fikirde değilim. Çocukken okuduğumuz kitapların yeri başka, cazibeleri büyük, hatıraları aziz.

Devamı…“Kitaplar çoğaldıkça okuma sevgisi azalıyor” Okumak Üzerine – Cemil Meriç

“Ne acılar kelimeye aktarılabilir, ne sevinçler…” Ezeli Bir Şifadır Aldanmak – Cemil Meriç

Cemil MeriçVehimlerin yaprak yaprak döküldüğü her geçen yıl biraz daha kaditleşir ağaç. Çocuk, istikbale taşan bir ümitti, yıllarca yetiştireceğim diye çırpınıp durdun. Ne oldu? Hint’e gömdün rüyalarını. Cehennemde bir gül bahçesi yaratmak istedin. Tanıdığın ve tanımadığın dostlara buyrun diyebileceğin bir gül bahçesi. Ne oldu? Ne acılar kelimeye aktarılabilir, ne sevinçler. Güneş altında söylenmeyen ne kaldı? Don Kişot için hakikat şövalye romanları idi.

Devamı…“Ne acılar kelimeye aktarılabilir, ne sevinçler…” Ezeli Bir Şifadır Aldanmak – Cemil Meriç

Cemil Meriç: İnsanlar eşittirler kanun karşısında ama kanunu yapan burjuvazidir

Cemil MeriçAvrupa’nın aşağı yukarı aynı mânâya gelen üç kelimesi: felsefe, ideoloji, dünya görüşü (weltanschaung). Felsefe, ihtiyar ve aşınmış: fazla Yunan, fazla ortaçağ, fazla onsekizinci asır.. Onun yerini tutsun diye uydurulan ideoloji, insan ilimlerinin bütününü kucaklayacaktı, sosyal sınıfların yarı hakikatlerini sergileyen bir lâfız oldu. Weltanschaung, Batı dillerine Almancanın armağanı. Bâkir ve müphem. Tuttu, çünkü esnek. Hem bir nazariye, hem bir aksiyon.. Bir yerde ortak şuur, bir yerde yaşayış tarzı.. Kısaca: Bir medeniyet topluluğunun, bir milletin veya sosyal bir sınıfın hayat tecrübesini özetleyen insicamlı bütün. Yazar da, filozof da bu kaynaktan esinlenir.

Devamı…Cemil Meriç: İnsanlar eşittirler kanun karşısında ama kanunu yapan burjuvazidir

Cemil Meriç: Ben dünyaya gelişiyle gelmeyişi arasında hiçbir fark olmayan fanilerden biri miyim?

Cemil MeriçBir Yılın Otopsisi

Ruh bahçemde ümit başakları bir bir kuruyor. Ne akla inanıyorum, ne ilme. Tevekkül güç, isyan vahim. Yoksa yaşayışımın tek tesellisi istikbale bir şeyler aktarmak. Bu da elimde değil. Sabih beyi hatırlıyorum zaman zaman, gıpta ile, imrenerek hatırlıyorum.
Salih Zeki’yi hatırlıyorum… Hepsi de güçlü insanlarmış. Benim neslim, nesillerin en talihsizi. Ne fert olarak ayakta durabiliyor, ne toprak olarak.

Devamı…Cemil Meriç: Ben dünyaya gelişiyle gelmeyişi arasında hiçbir fark olmayan fanilerden biri miyim?

Cemil Meriç: “Bu cesetlerin göğsünde bir kalp çarpmıyor…”

kırkambarİnsan İltifata Susuzdur
Kırkambar, bataklığa fırlatılan bir kaya parçası. Kurbağaların bile barınmadığı bu ölü sulardan en küçük bir ses çıkmadı. Subaşı, Küçük Dergi’de, eski günahlarımı sergilemeğe kalkmış. Meşinden söz ederken Yahudi inançlarım ön plana almışız, esasen “Tanrı yıldızlarla oynayan bir çocuk” da küfürmüş, hele Nazım’ı yüceltmeğe kalkışımız apaçık bir ihanet. Bu nazikâne hicviyeyi hayretle okudum. Yazarın, binbeşyüz küsur sayfa tutan yazılarımda bulduğu sapık fikirler aşağı yukarı bundan ibaret. Kırkambar’ı, Özdenören de okumuş. Kitap, genç üstadı bir hayli tedirgin etmiş. Affedilmez cinayetimiz, yirmibirinci yüzyılda roman ölecektir dememizmiş. Nerede demişiz, niçin demişiz, meçhul. Demişiz işte!

Devamı…Cemil Meriç: “Bu cesetlerin göğsünde bir kalp çarpmıyor…”

“Sevmek, bütün hayal gücümüzü harekete geçirmektir” Stendhal ve “Aşk Üstüne” – Cemil Meriç

stendhalOndokuzuncu asır Fransa’sında aşk üstüne binlerce kitap yazılmış. Ama bunlardan yalnız üçü yaşıyor: birini, büyük bir tarihçi, Michelet yazmış, ikincisi Balzac’ın, üçüncüsü Stendhal’ınki.
Michelet, kansı öldükten sonra kendisinden 23 yaş küçük bir kızla evlenir. Kitap baştan başa bir neşide, bir şükran neşidesi. “Evlenmenin Fizyolojisi” Balzac’ın ilk kapışılan eseri. Genç romancıya şöhretin kapılarını bu roman açar. Hayâsız bir realizm. Stendhal, “eserimi yüz kişi okusun yeter” diyordu. On yılda on yedi okuyucu bulabildi. Romancı, kitabın bir geminin ambarında safra gibi kullanıldığını söyler. Zavallı Stendhal. Sevdiği kadınlardan hemen hiçbirine sahip olamamış. Ama, sayısız metresi var.

Devamı…“Sevmek, bütün hayal gücümüzü harekete geçirmektir” Stendhal ve “Aşk Üstüne” – Cemil Meriç

Cemil Meriç: Yaşamak insanın kendini tedavi etmesi ve her gün yenilemesi demektir

Cemil Meriç“Andre Gide’in dediği gibi: Yazı yazmaya başlayınca en büyük zorluk samimi olmakta. Bu düşünceyi biraz derinleştirmek ve sanatta samimiyetin ne olduğunu tanımlamak gerek. Şimdilik şöyle düşünüyorum, kelime hiçbir zaman fikirden önce gelmez, ya da kelimeyi gerektiren hep bir fikirdir. Karşı konulamamalıdır kelimeye, yok edilememelidir kelime, cümle de öyle, bir eserin bütünü de. Ve sanatçı yaşamı boyunca yaratma eğilimine karşı koyamamalıdır, yazmadan yapamamalıdır (önce kendisine direnmesini isterdim yazarın, yazmamasını ve bundan dolayı da acı çekmesini)… Samimi olamama korkusu birkaç aydır içimi kemiriyor ve yazmama engel oluyor… Tamamen samimi olmak…”

Devamı…Cemil Meriç: Yaşamak insanın kendini tedavi etmesi ve her gün yenilemesi demektir

Cemil Meriç: “Hayatımız ne kadar narin, ne kadar kısa, ne kadar aldatıcı…”

Cemil MeriçDünyaları vücutlarıyla sınırlı olanlar, vücutlarıyla beraber yok olurlar
Ne kadar cesur olursak olalım, yokluk bizi ürkütüyor. İz bırakmadan silinmek, bir kurbağa gibi gebermek, bütün rüyalarımızla, bütün acılarımızla yok olmak… İnsan zekası bu kadar trajik bir sonu zor kabul ediyor. Vücudumuzu aşmak, ‘ben’in dar ve sevimsiz geometrisinin ötesine geçmek, sonsuza yönelmek, bir insana sarılmak, hatıralarda yaşamak: işte aşkın, inancın ve kahramanlığın kaynakları. Sessizce solan yabani bir menekşenin kaderi bize cazip gelmez. Hayatımız ne kadar narin, ne kadar kısa, ne kadar aldatıcı. Mistik tesellilerden mahrum olanlar kahredici bir ikilemin karşısında bulurlar kendilerini: sersemlemek, kendini unutmak, oyalanmak, düşüncelerinin alevini geçici zevklerde söndürmek, yabanileşmek, hayvanlaşmak, bitkileşmek; ya da boyut kazanmak, çoğalmak, müthiş bir aşk ve seziş gayretiyle bir ordu olmak.

Devamı…Cemil Meriç: “Hayatımız ne kadar narin, ne kadar kısa, ne kadar aldatıcı…”

Cemil Meriç: “Belki bütün bunlar yalan…her şey gibi…”

cemil mericBunları senin için yazıyorum, Meçhul Dost.
Bu bir davet, sevgi daveti. İsterdim ki kelimeler çiçek çiçek eşiğine yağsın; isterdim ki kelimeler yıldız yıldız aydınlatsın odanı. Sönen gözlerimin bütün aydınlığı kıvılcımlaşsın onlarda. Kelimeler buseleşsin ve güvercinler gibi, kuğular gibi, kırlangıçlar gibi uçsun sana… Güller, menekşeler, krizantemler bir mevsimlik, kelimeler Paros mermerinden daha ebedi… Ama ben ne onlarla bir türbe kurmak istiyorum, ne bir heykel yapmak. Şöhretin en azametlisi bir dakika yaşamaya değer mi diyeceksiniz. Doğru.
Yalnız kelimeler o dakikayı ebedileştirdiği ölçüde manâlıdırlar.

Devamı…Cemil Meriç: “Belki bütün bunlar yalan…her şey gibi…”

Kime yazıyorsun bu mektubu? Elinde hiçbir adres yok! – Cemil Meriç

cemil mericÇıplak, sevimsiz, uçsuz bucaksız bir dağ: zaman. Kıracaksın onu, heykelleştireceksin. Kaos’u beşerileştiren: insan; insan, yani sanatkar. Hayat, herkesin yaşadığı, kimsenin yaşamaktan hoşlanmadığı komedya. İnsan, hayalleriyle Tanrı. Goethe, bunun için hatıralarına “Şiir ve Hakikat” adını vermiş.
Breton’lar ummanın derinliklerine gömülü bir beldeden yükselen çan sesleri duyarlarmış zaman zaman. “Benim içimde de böyle bir şehir var” diyor Renan. “Ama aradaki yarım asır, uzaktan gelen sesleri boğuklaştırıyor.”
Kim maziyi değiştirmeden anlatabilir ki? Kelimeleşmeyen “zevk-i tahattur”, bir rüya kadar soluk ve fâni. Ama yaşayan insanla, hatırlayan insan aynı mı?

Devamı…Kime yazıyorsun bu mektubu? Elinde hiçbir adres yok! – Cemil Meriç

Cemil Meriç: Gerçek aydın, yalanların peçesini yırtan, dünyadaki bütün haksızlıklara dur diye haykırandır

cemil mericAydın ele avuca sığmayan bir mefhum. Tarifi ülkeden ülkeye, çağdan çağa değişmiş. Sonunda tek kelimeye hapsedilmis mef­hum: entellektüel. Bugünki hüviyetiyle geçen asrın sonlarında beliren entellektüelin seçeresine bir göz atalım. Hristiyanlığın zaferinden sonra düşünce manastıra sığınmış ve Avrupa’nın şuuruolmuş clerc. Avrupanın, daha doğrusu toprak aristokrasisinin. Feodaliteyle beraber itibarını kaybetmiş kelime. İktidara geçen üçüncü sınıf, aydınlarına filozof demiş. Sonra filozoflar kozalarına çekilmişler, batı insanının şuurunu temsil edenlere entellektüel (yahud intelijansiya) adı verilmis. Etimoloji uzmanları (mesela Bloch) entellektüelin XVIII. yüzyıldan itibaren bugünki manada kullanmadığını söyler ama belli başlı kamuslarda böyle bir iddeyı doğrulayacak kayıtlara rastlamadık. Littrede de, Larousse’da da aynı güdük karşılıklar… Entellektüel: zihni, fikri, manevi.

Devamı…Cemil Meriç: Gerçek aydın, yalanların peçesini yırtan, dünyadaki bütün haksızlıklara dur diye haykırandır

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org