Afşar Timuçin: “Gelişmemiş insan kendi yazgısını başkasına devretmeye hazırdır”

Afşar TimuçinToplumların açmazlarından yalnız o toplumları yönetenler sorumludur görüşü pek yaygındır. Bu görüşte olanların tümü gündelik yaşamın çarklarında dönüp duran ve kendilerini yönetilmeye bırakmış kimselerdir. Bu anlamda kuramlar bile geliştirildiği olur, tarihten örnekler verilir: falanca kral şöyle yapmasaydı her şey çok değişik olacaktı diye düşünülür. Kralı bir güç olarak var sayarken uyrukları yani koca toplumu yok sayarlar. Bu yönde görüşler üretene nereden biliyorsun dediğinizde yüzünüze bir garip bakacaktır: bunu bilmeyecek ne var? Oysa toplumların açmazlarından yönetenlerden önce yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla yönetilenler sorumludur: her toplum kendinin suçlusudur. Burada falancanın filancadan, kralın kaçakçıdan ya da bıçakçıdan daha az ya da daha çok sorumlu olduğunu düşünemeyiz.

Devamı…Afşar Timuçin: “Gelişmemiş insan kendi yazgısını başkasına devretmeye hazırdır”

“Özgürlük başkalarına baskı yapma hakkı değil” Toplum İçinde Özgürlük – Bertrand Russell

En uygar toplumlarda bile toplumsal işbirliğinin içgüdüsel bir nedeni olduğunu yadsımıyorum. İnsanlar komşuları gibi olmak, onlar tarafından sevilmek isterler; taklit ederler ve etki altında kalarak yaygın olan davranış tarzlarını onlar da benimserler. Bununla beraber, insanların uygarlık düzeyi yükseldikçe bu etkenlerin gücü azalıyor gibi. Söz konusu etkenler okul çocuklarında büyüklerde olduğundan çok daha güçlüdürler; genellikle de zeka düzeyi en düşük olanlar üzerinde en büyük güce sahiptirler. Toplumsal işbirliği, sürü içgüdüsü diye adlandırılan şey yerine, bu işbirliğinin yararlarının kavranmasına gittikçe daha çok bağlı olmaktadır. İlkel yerliler arasında kişisel özgürlük sorunu yoktur; çünkü öyle bir gereksinimleri yoktur. Bu sorun uygar insanlar için vardır ve uygarlık arttıkça sorun da daha acil bir hal almaktadır.

Devamı…“Özgürlük başkalarına baskı yapma hakkı değil” Toplum İçinde Özgürlük – Bertrand Russell

Özgürlükten Kaçış, Bireyin Ortaya Çıkışı ve Özgürlük Kavramı – Erich Fromm

insanoğlu, hayvanların sahip olduğu uygun edimde bulunma donanımıyla doğmamıştır; ana-babasına her hayvandan daha uzun süre bağımlı kalır, çevresine olan tepkileri, otomatik olarak düzenlenen içgüdüsel etkinliklerden daha yavaş ve daha az etkilidir. Bu içgüdüsel donanım yokluğunun getireceği her tehlike ve korkuyu yaşar. Öte yanda insanoğlunun bu çaresizliği, insan gelişmesinin kaynaklandığı temeli oluşturur; insanın biyolojik zayıflığı, insan kültürünün koşuludur. İnsanoğlu, varoluşunun başlangıcından başlayarak, farklı etkinlik yollan arasında seçme yapma durumuyla karşı karşıya kalmıştır. Hayvanda, örneğin açlık gibi bir uyaranla başlayıp az çok kesin olarak belirlenmiş etkinlik yoluyla son bulan kesintisiz bir tepkiler zinciri vardır, insanda, bu zincir kesintiye uğrar.

Devamı…Özgürlükten Kaçış, Bireyin Ortaya Çıkışı ve Özgürlük Kavramı – Erich Fromm

Toplumun birey üzerindeki etkisi | Kişilik ve Toplumsal Süreç – Erich Fromm

Bir toplumsal grubun psikolojik tepkilerini incelerken, grup üyelerinin, yani tek tek bireylerin kişilik yapısını ele alıyoruz; ancak, bu kişileri birbirinden ayıran kendilerine özgü özellikler değil, kişilik yapılarında, grubun çoğu üyeleriyle ortak olan özellikleri bizi ilgilendiriyor. Bu kişiliğe, toplumsal kişilik diyebiliriz. Toplumsal kişilik, doğası gereği, bireysel kişilik kadar özgül değildir. Bireysel kişiliği tanımlarken, kendilerine özgü bir oluşumla şu ya da bu bireyin kişilik yapısını biçimlendiren özelliklerin tümünü ele alıyoruz. Toplumsal kişilikse, yalnızca belli özellikleri, bir grubun ortak temel deneyimleri ile ortak yaşam biçiminin sonucu olarak o grup üyelerinin çoğunda gelişen kişilik yapısının temel çekirdeğini içerir.

Devamı…Toplumun birey üzerindeki etkisi | Kişilik ve Toplumsal Süreç – Erich Fromm

Gündelik Dilde İnşa Edilen Birey, Türkçede Birey Üzerine Bazı Düşünceler – Sibel A. Arkonaç

Bireyin kişisel tekilliği, kendisinin ünikliği; kendisi için kendisinin ne olduğunu nasıl hissettiği ile ilgili bir duygudur. Bu duygu uzayda bir mekâna, diğer kişilerle ilişkisinde moral bir pozisyona, yine diğer kişilerle ilişkisinde sosyal bir duruşa ve zaman içinde bir hayat yörüngesine sahip olma duygusudur. Bu duyguya sahip olabilmesi, onun kullandığı dilin işaretleyici zamir ifadelerini kullanabiliyor ve anlayabiliyor olma gerekliliğinden geçer. Kişinin konuşurken kullandığı dilin işaretleyici zamir ifadelerini kullanabiliyor ve anlayabiliyor olması gerekli bir şarttır.

Devamı…Gündelik Dilde İnşa Edilen Birey, Türkçede Birey Üzerine Bazı Düşünceler – Sibel A. Arkonaç