6-7 Eylül 1955 yağması ve 1964 sürgünleri – Ayşe Hür

Ayse Hur6-7 Eylül olaylarında Türk basınına göre 11 kişi ölmüştü. Yaralı sayısı resmi rakamlara göre 30, gayriresmi kaynaklara göre 300’dü. Sadece Balıklı Hastanesi’nde 60 kadın tecavüz nedeniyle tedavi görmüştü. Resmi rakamlara göre 5.300’ü aşkın, gayriresmi kaynaklara göre 7 bine yakın bina saldırıya uğramıştı. En büyük tahribat Beyoğlu’nda yaşanmıştı. 

Devamı…6-7 Eylül 1955 yağması ve 1964 sürgünleri – Ayşe Hür

Mevlana hakkında yanlış bildiklerimiz – Ayşe Hür

mevlanaMevlana hakkında ne biliyoruz?
Önce defalarca düzeltilmesine rağmen ‘galat-ı meşhur’ haline gelen bir yanlış bilgiyle başlayalım.
Gene gel, gene gel!
Her ne olursan ol, gene gel!
Kâfir isen de, Mecûsî isen de, putperest isen de gene gel.
Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değil;
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da gene gel!
Bu dizeler Mevlana Celaleddin Rumi’ye atfedilir, ama bu doğru değildir.

Devamı…Mevlana hakkında yanlış bildiklerimiz – Ayşe Hür

Antik çağdan günümüze kafa kesmenin kısa tarihçesi – Ayşe Hür

kafa kesmeİşgal ettiği bölgelerde, soygun ve talan yapmak, Şeriat kanunlarını katı bir şekilde uygulamak, toplu tecavüz etmek, kadınları seks kölesi olarak satmak, çocukları askerler yapmak için toplamak ve kendi görüşlerine uymayanları halkın gözü önünde işkence ederek öldürmek, kafalarını kesmek, ciğerlerini, yüreklerini söküp yemek, organlarını kaynatıp çorba yapmak, cesetlerle, kesik kafalarla fotoğraf çektirmek… IŞİD’den ya da kısa adıyla İD’ten (İslam Devleti) bahsettiğimi anlamışsınızdır.
Bu yazı sadece ve sadece ‘kafa kesme’ye dair. Kılıçtan geçirme, çarmıha germe, yakma, boğma, zehirleme, işkence ile öldürme, ölüme terketme, kitle imha (fiziksel olsun kimyasal olsun) silahlarla öldürmenin tarihçesine dair değil…

Devamı…Antik çağdan günümüze kafa kesmenin kısa tarihçesi – Ayşe Hür

Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin çarpıtılmış tarihi: Uydurma rivayetler – Ayşe Hür

Hasan SabbahHaçlı kronikçisi Tyre’li William’ın “hem bizim adamlar, hem Araplar onlara (Nizarileri kastediyor) ‘Assasini’ derler ama bu kelimenin nereden geldiği bilinmez” diye yazdığını hatırlatalım. Yani bugün kullanılan ‘Haşhaşi’ teriminin Batı dillerindeki karşılığı sayılan bu kelime o tarihlerde biliniyordu ama ‘haşhaş’ ile arasında bir bağı olaylara birinci elden tanık olan biri bile kurmamıştı. Nitekim o yıllarda Arapça sözlüklerde bu kelime yer almıyordu. Muhtemelen halkın arasında kullanılanıyordu. Modern sözlüklerde yer alan ‘haşhişa’ ise, kafaya giyilen bir çeşit başlığın adı. Belki de, Suriye’de kendi kalelerinde yaşayan Nizariler ayırdedici bir başlık giyiyorlardı. Nitekim yukarıda da belirttiğim gibi bazı kaynaklarda fedailerin özel bir giysisi olduğuna dair ifadeler bulunuyordu.

Devamı…Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin çarpıtılmış tarihi: Uydurma rivayetler – Ayşe Hür

İttihatçı ve Kemalistlerin Alevi-Bektaşi politikaları – Ayşe Hür

muslumanII. Abdülhamit yönetiminin Ermeni Taşnak partisi ile İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin (İTC) başını çektiği muhalifler tarafından alaşağı edilmesi, Kürtler, Kızılbaşlar gibi kolektif kimliklerin de kendilerini açıkça ortaya koymalarına olanak sağlamıştı. İTC ilk başta bu durumu kontrol altına almak için, askeri güç kullanmak yerine politik ikna yöntemini seçti. Bu politikanın erken dönem meyvelerinden biri, 25 Mayıs 1910 tarihli bir belgeye bakılırsa, Kızılbaş Türkmen aşiretlerinden Balabanlıların reisi Gül Ağa’nın İTC’ye kabul edilmesiydi. Gül Ağa, 1912 seçimlerinde İTC’nin adaylarına destek vermiş, Kasım 1914’te başlayan Sarıkamış Harekâtı’na da birlikleriyle katılmıştı.

Devamı…İttihatçı ve Kemalistlerin Alevi-Bektaşi politikaları – Ayşe Hür

Sokrates, Thoreau, Gandhi, Martin Luther King ve ‘sivil itaatsizlik’ eylemleri – Ayşe Hür

Gandi Tuz Yürüyüşü
Başbakan “Durmak yok, yola devam” diyerek gerilimi tırmandırma siyasetine devam ederken Erdem Gündüz’ün ‘Duran Adam’ performansıyla birlikte Gezi eylemcileri cephesine sükûnet hâkim oldu. Bu vesileyle ‘sivil itaatsizlik’ kavramının tarihçesinde bir gezinti yapmak faydalı olur diye düşündüm.

Devamı…Sokrates, Thoreau, Gandhi, Martin Luther King ve ‘sivil itaatsizlik’ eylemleri – Ayşe Hür

Baba İlyas’la Baba İshak neden isyan etti, isyanın niteliği neydi?- Ayşe Hür*

Babailer İsyanıAhmet Yaşar Ocak’a göre bu karşılaşma mükemmel silahlı ve donanımlı Romalı lejyoner taburlarına, perişan kılıklı, derme çatma silahlarla, başıbozuk şekilde karşı koymaya çalışan Spartaküs’ün kuvvetlerinin karşılaşmasına benziyordu. Başlangıçta Selçuklu askerleri Baba İlyas’ın mucize ve kerametlerine dair rivayetlerin etkisiyle saldırıya geçmek istemediler ama sonunda Spartaküs’ün ordusunun başına gelen Baba İshak’ın ordusunun da başına geldi. Frankların zırhlarına çarpan ilkel ok ve mızraklar kırılırken, Saint Quentin’e göre Selçuklu ordularını daha önce 12 kez yenen isyancılar ilk kendilerine güvenlerini kaybettiler. İbn-i Bibi’ye göre Türkmenlerin büyük kısmı (4 bin kadarı) kadınlar ve çocuklar hariç olmak üzere kılıçtan geçirildiler. Bunlar arasında Baba İlyas’ın gözüpek komutanı Baba İshak da vardı. Sultan elde ettiği ganimetleri askerleri arasında paylaştırdı. Frank askerlerine üç bin altın dağıttı.

Devamı…Baba İlyas’la Baba İshak neden isyan etti, isyanın niteliği neydi?- Ayşe Hür*

Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey ve Mustafa Kemal’in Muhafızı Topal Osman – Ayşe Hür

Olayın ortaya çıkması üzerine Topal Osman’ın nasıl teslim alınması gerektiğine dair harekât planını bizzat Mustafa Kemal hazırlar. Rauf Bey’in anlattığına göre önce Muhafız Taburu Kumandanı İsmail Hakkı (Tekçe) çağrılmış, Mustafa Kemal bizzat sarmalama harekâtının krokisini hazırlamış, ardından eşi Latife Hanım’la birlikte Çankaya Köşkü’nden ayrılıp, Rauf Bey’in İstasyon’daki dairesine çekilmiştir. Latife Hanım’ın kızkardeşi Vecihi İlmen’e göre ise Topal Osman ve adamları Çankaya Köşkü’nü sarıp da silah atmaya başlayınca, Mustafa Kemal çarşafa bürünüp Latife Hanım’la birlikte köşkten gizlice çıkmıştır. Hangi anlatım doğrudur bilinmez ama alınan tedbir yerindedir, çünkü Topal Osman Ağa teslim olmayı kabul etmediği gibi Çankaya Köşkü’ne gidip öfke ile her yeri kırıp dökecektir.

Devamı…Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey ve Mustafa Kemal’in Muhafızı Topal Osman – Ayşe Hür

Cumhuriyetin Terör Aygıtı: İstiklal Mahkemeleri – Ayşe Hür

Son aylarda daha da arttı ama yıllardır Türkiye’deki hukuk sisteminin ‘tefessüh ettiğini’ (kokuştuğunu) gösteren bir dizi olay yaşıyoruz. ‘Cumartesi Anneleri’ tam 14 yıl, 54 mevsim, 223 haftadır, her cumartesi günü, İstanbul’da kayıplarını istiyorlar. Avlardır başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde olmak üzere, gösterilerde taş atan çocukların büyükler gibi yargılanmaları ve terör kanunları uyarınca ağır hapis cezalarına çarptırılmaları da ‘vak’ayı adiyeden’ oldu. Hrant Dink ve Rahip Santoro davaları, adeta görünmez bir el tarafından sonsuza kadar oyalanmaya çalışılıyor. Ne Güneydoğu Anadolu’da asit kuyularına atılmış binlerce insanımızın, ne polis veya gardiyan dayağıyla ölen evlatlarımızın hesabını sorabiliyoruz.

Devamı…Cumhuriyetin Terör Aygıtı: İstiklal Mahkemeleri – Ayşe Hür

Milliyetçilik Sendromu | Çağımızın Bir (Başka) Kahramanı: Topal Osman

Falih Rıfkı Atay Çankaya kitabında “Savaş bitip de İngilizler ve müttefikleri, İttihatçı ve hele Ermeni öldürüşçülüğünün hesaplarını sormak yoluna gidince, ne kadar gocunan varsa silahlanıp bir çeteye katılmıştır” der. Hakikaten de, Milli Mücadele’nin önemli isimlerinden Yenibahçeli Şükrü Bey, Deli Halit Paşa, Küçük Kazım, Hilmi, Nail Beyler, veya daha sonra Cumhuriyet hükümetlerinde bakanlık yapan Şükrü Kaya, Abdülhalik Renda, Pirinççizade Arif Fevzi, Ali Cenani Bey, Tevfik Şükrü Aras gibi yüksek sınıftan beylerin de Ermeni Tehciri’nde rolleri vardır. Celal Bayar ise Ben de Yazdım adlı 8 ciltlik kitabında Milli Mücadelenin diğer önemli isimleri olan, İsmail Canbolat, Pertev ve Cafer Tayyar beyler, Yüzbaşı Arap Nuri, Yüzbaşı Hüsamettin, Ahmet Rıfat, Yüzbaşı Tahir, Kara Kemal gibi şahsiyetlerin 1914’de Ege’de yürütülen Rum tehcirindeki rollerini kendi açısından pek güzel anlatır.

Devamı…Milliyetçilik Sendromu | Çağımızın Bir (Başka) Kahramanı: Topal Osman

Osmanlı’dan bugüne Kürtler ve Devlet | Kürtlere özerklik sözü verildi mi? – Ayşe Hür

Yıllardır bazı Kürt çevreleri, Mustafa Kemal’in, Kürtleri Milli Mücadele’ye kazanmak için özerklik vaadinde bulunduğunu ancak daha sonra bundan caydığını iddia ederler. Son olarak insan haklarının gözüpek savunucusu avukat Eren Keskin bu iddiayı tekrarladığı için yargılanıyor. Üstelik Keskin’i yargılayan mahkemenin atadığı ‘bilirkişi heyeti’ (ki konuyla ilişkisi olan uzmanlar değiller) Mustafa Kemal’in böyle bir vaadi olmadığına dair rapor yazarak, Keskin’i mahkûm etmenin ilk adımını atmış durumdalar. Peki, Kürtler ve Eren Keskin haklı mıdır? Peşinen söyleyelim: Evet, haklıdırlar!

Devamı…Osmanlı’dan bugüne Kürtler ve Devlet | Kürtlere özerklik sözü verildi mi? – Ayşe Hür

Osmanlı’dan bugüne Kürtler ve Devlet | Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde Kürtler temsil edildi mi?

Ayşe Hür: Milli Mücadele’nin başlarında, Mustafa Kemal, Kürt aşiret reislerine çektiği telgraflarda ordu komutanlarına ve Sovyet Rusya Dışişleri Komiseri Çiçerin’e yazdığı mektupta, bazı meclis konuşmalarında ‘Kürdistan’ terimini kullanıyordu.

PKK’nın 1984 Eruh baskınından bugüne dek, Avrupa’nın en büyük, dünyanın 6. büyük ordusuna sahip olan Türkiye, 20 bin civarındaki PKK üyesini etkisiz hale getirmek için 300 bin askerini ve 67 bin korucuyu seferber etti. 14 ilde 1987-2002 arasında “Olağanüstü Hal” (OHAL) ve sıkıyönetimler ilan edildi. Bunlar tam 57 kez uzatıldı. 24 kez sınır ötesi operasyon yapıldı. Resmi rakamlara göre 14 yılda 96 milyar dolar harcandı.

Devamı…Osmanlı’dan bugüne Kürtler ve Devlet | Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde Kürtler temsil edildi mi?