Nazım Alpman: 1984’ten 2016’ya aydınlar: ‘Akademisyenleri asalım!’

Nazım AlpmanBilim insanlığı ve yüksek ahlakın etkisini en iyi yine onlar, bu ülkenin namuslu dürüst aydınları gösterdiler. Tıpkı 12 Eylül 1980’de başlayan askeri cunta döneminde olduğu gibi…
O yıllarda askeri cunta “demokrasi” isteyen herkesi içeri atmıştı. İçeri atamadıklarını da yurttaşlıktan çıkartmıştı. Yine de bir biçimde açık cezaevi halindeki ülkemizde bir avuç yürekli insan kendilerini ortaya atarak kendini “kral” zanneden Kenan Evren’e (devlet başkanı) hitaben kaleme aldıkları “dilekçe” ile cuntanın havasını bozmuşlardı.

Devamı…Nazım Alpman: 1984’ten 2016’ya aydınlar: ‘Akademisyenleri asalım!’

Ürettikleri yalanla yaşamayı “aydınlanma” sanmak: Aydınlar ve Resmı İdeoloji – Fikret Başkaya

Paradigmanın iflasıÜnlü fizikçi Albert Einstein, nükleer enerjinin askerî ve başka stratejik amaçlarla kullanılmasına karşı tavır aldığında, gerçek bir entelektüel tavrı sergilemiş oluyordu. Onu, aynı tavrı göstermeyen meslektaşlarından ayıran ve entelektüel yapan, başta söylediğimiz gibi sahip olduğu “bilimsel bilgi” değil, toplumsal, insanî, evrensel sorunlar karşısında aldığı tavırdır. İşte bu yüzden Jean Paul Sartre, “atom fizikçisi nükleer de-nemelere karşı bildiriyi imzaladığında entelektüeldir” derken, bu ayrımı ifade etmek istemiştir. Nitekim Sartre, Russell, Diderot, Emile Zola ve başkaları bilgili oldukları için entelektüel sayılmıyorlardı. Sosyolojik aydın tanımına girenlerle ortak yanları “bilgili” olmaları olsa da, onları asıl entelektüel yapan insanî ve evrensel sorunlar karşısında devlete aldıkları karşı, tavır tutumlarıdır.

“Aslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar, avcılık öyküleri her zaman avcıyı yüceltecektir.”

Devamı…Ürettikleri yalanla yaşamayı “aydınlanma” sanmak: Aydınlar ve Resmı İdeoloji – Fikret Başkaya

Bir Hukuk Garabetinin Öyküsü: A’dan Z’ye Pınar Selek davası – Av. Akın Atalay

Pınar Selek“Oyunun kuralıymış, öğrendim. Eğer şifreyi yüksek sesle söylemeye çalışırsan suçlu ilan edilirsin. Üstelik suçun şifreyi yüksek sesle söylemeye çalışmak olmaz. Tam da senin karşı durduğun, mücadele ettiğin bir tutum sana mal edilir. Örneğin bir rahibeysen fahişelik yapmakla suçlanırsın. Hayatını İslami değerlerin canlı tutulmasına adamış bir insansan, boynuna, içki ya da uyuşturucu tüccarı yaftası asılır. Ya da bir anti-militarist olarak bombacılıkla suçlanırsın. Ve bu öyle kriminal tarzda yapılır ki sen savunmaya itilirsin. Suçlamalar sürekli tekrarlanır, tekrarlanır. Bunlar iddia biçiminde de verilse, çamur izini bırakır ve herkes sana baktığında bu suçlamaları hatırlar. Artık sen asla eski kimliğini sürdüremezsin… ”*

Sosyolog Pınar Selek  davası düzen açısından  akademik çevreye ikinci bir İsmail Beşikçi yetişmemesi için verilmiş  bir gözdağıdır.  Uzun yıllardır Türkiye gündemini işgal eden bu dava hakkında Av. Akın Atalay’ın kaleme yazıyı aşağıdan okuyabilirsiniz. 

Devamı…Bir Hukuk Garabetinin Öyküsü: A’dan Z’ye Pınar Selek davası – Av. Akın Atalay

100’ü aşkın akademisyen ve aydından çağrı: “Böyle bir utancı bir kez daha yaşamak istemiyoruz!”

Aralarında Vedat Türkali, Suavi, Oya Baydar, Ali Nesin, Sevim Belli, Ömer Madra, Mehmet Bekaroğlu, Şanar Yurdataban, Nazım Alpman, Erol Katırcıoğlu, Esra Mungan, Mesut Yeğen gibi isimlerin de olduğu 100 aşkın akademisyen, aydın, gazeteci ve yazar, açlık grevlerine ilişkin ortak bir bildiri yayınladı. Hükümete, açlık grevleri ile ilgili olarak çözüm yönünde atım atma çağrısı yapıldı. Bildiride, “Türkiye yine bir kabusun eşiğinde. Binlerce tutuklu açlık grevinde. Bugünleri daha önce yaşadık. On altı yıl önce yaşadık; on iki yıl önce bir kez daha yaşadık. Şimdi bir kez daha böyle bir utancı yaşamak istemiyoruz” denildi.

Devamı…100’ü aşkın akademisyen ve aydından çağrı: “Böyle bir utancı bir kez daha yaşamak istemiyoruz!”

Cezmi Ersöz: Demokrat olduğunu iddia eden kimi Türk aydınlarını da çaresiz ve zavallı buluyorum

Yazar Cezmi Ersöz, AKP Hükümeti’nin ana akım medyayı sindirme politikasıyla, sindiremediği Kürt basınını ise tutuklamalarla engellemeye çalıştığını belirterek okurlarına, 10 eylülde İstanbul’da görülecek duruşmaya da katılım çağrısı yaptı. Ersöz, Kürt sorunuyla ilgili gelişmeler için de, “AKP bu politikalarında ısrar ederse her yer Şemdinli’ye, Beytuşşebap’a dönüşür” yorumunda bulundu.
Yazar Cezmi Ersöz, Kürt sorunu kapsamında artan hak ihlallerine dikkat çekerek, “Uzun dönemden beri bu denli hak ihlali yaşanmamıştı. Tabii, özellikle Kürt sorununa güvenlikçi yaklaşımın bir sonucunu görüyoruz. AKP’nin demokratikleşme niyetinin tamamen bir yalandan ibaret olduğu anlaşılmış durumda” dedi.

Devamı…Cezmi Ersöz: Demokrat olduğunu iddia eden kimi Türk aydınlarını da çaresiz ve zavallı buluyorum

Gorki’den Amerikalı Okuyucularına: Kapitalistler, insanların birbirlerini öldürmelerini istiyorlar

Mektubunuzda diyorsunuz ki: «Atlas okyanusunun öbür tarafında yaşayan sizin bilmediğiniz insanlaların sefaletini görseniz elbette ki pek şaşarsınız.»
Hayır, mektubunuz beni şaşırtmadı.  Sık sık böyle mektuplar alıyorum. Mektubunuzun «ilginç» olduğunu söylemekte haksızsınız. Aydınların acıklı çığlıkları şu son iki üç yıl içinde kulaklarımızın pek alıştığı bir ses haline geldi. Bunun anlaşılmayacak bir tarafı yok.  Aydınların çalışması hep -en başta- burjuvazinin hayatını güzelleştirmekten, zenginlerin kendi yaşamlarından duydukları bayağı üzüntüleri avutmaktan ibaret hale geldi. Mesela, Japon emperyalistleri daha Çin’i paylaşmaya kalkışmadan önce, Alman Spengler İnsan ve Teknik adlı kitabında şöyle demişti: «Avrupalılar, bilgilerini ve teknik tecrübelerini renkli ırklara nakletmekle, XIX’ uncu yüzyılda pek büyük bir hata işlemişlerdir.» Spengler’in bu fikri —sizin tarihçiniz— Henrich Van Loon tarafından da savunulmuştur. Van Loon da kabul ediyor ki, kara ve sarı renkli insanları Avrupanın kültür tecrübesiyle silahlandırmak, Avrupa burjuvazisi tarafından işlenen «yedi korkunç» tarihi hatadan biridir.

Devamı…Gorki’den Amerikalı Okuyucularına: Kapitalistler, insanların birbirlerini öldürmelerini istiyorlar