Ahmet Altan: Güneydoğu’nun sokaklarında o 12 insanı kim kafasından vurdu Başbakan Bey?

ahmetaltanProfesör bu adam…

Güneydoğu’da yakın mesafeden kafasından vurduğunuz 12 insanı kimin, niye vurduğunu sormak “haber alma özgürlüğü” değil mi? Çocukları çatır çatır sokaklarda vurdukları bir alçaklıklar döneminden geçmesek aslında eğlenceli bir ülke bile sayılabilirdik.
Düşünsenize, Cumhurbaşkanı’nın danışmanı, Başbakan’ın gazetecilik de yapan danışmanını “ihanetle” suçlayabiliyor. İlk fırsatta başbakanın danışmanını da içeri atmaya hazırlandıkları anlaşılıyor.
Korkudan lapalaşan Doğan Medya’nın AKP’nin yandaşlığına koşarken hız rekorunu kıran yazarlarından birine, havuz medyasının yazarlarından biri “sen yandaş olamazsın ancak yalaka olursun” diye hakaret ediyor.

Devamı…Ahmet Altan: Güneydoğu’nun sokaklarında o 12 insanı kim kafasından vurdu Başbakan Bey?

“Neden Türklerin Kürtleri öldürmesi bu kadar doğal geliyor size?” KAWULEZA – Ahmet Altan

ahmetaltan

Hiçbir devlet böyle bir savaşı kazanamaz.
Siz çocuklarla savaşmaya, kendi mahallerinize tanklarla girmeye başladığınızda o savaşı kaybetmişsiniz demektir, orada yaşayanları tek kişi kalmayıncaya kadar kırsanız, bebekleri, yaşlıları, kadınları öldürseniz de savaşı kazanamazsınız artık.
Bütün dünya, bütün insanlar, bütün tarih o çocukların şarkılarını, o çocukların çığlıklarını dinler.
Vicdanı olan hiçbir canlı, çocukları öldüren tanklardan yana çıkmaz.

Devamı…“Neden Türklerin Kürtleri öldürmesi bu kadar doğal geliyor size?” KAWULEZA – Ahmet Altan

Ahmet Altan: 100 insan ölünce bir puanlık oy kazandıysanız, bir milyon insan öldürtün ülke tapusuyla size geçsin!

ahmetaltanAnkara’daki korkunç bombalamayla ilgili, daha sonra geri çekmek zorunda kaldıkları yasaklama kararına şöyle bir göz attınız mı?
O yasaklama kararını veren yargıç, olayın “eleştirilmesini” de yasaklıyordu.
Bir yargıç, bu ülke tarihinin en korkunç terör saldırısını 78 milyon insanın “eleştirmesini” yasaklama cüretini gösterebiliyordu.
Devletin izlediği, bütün telefon konuşmalarını dinlediği, sabahleyin kendilerini ve insanları öldürmeden önce nerede kahvaltı ettiklerini, kahvaltıda ne yediklerini bile bildiği adamlar gelip Ankara’nın göbeğinde bombaları patlatacaklar ve bizim bunu eleştirmemiz bir “yargıç” tarafından yasaklanabilecek.

Devamı…Ahmet Altan: 100 insan ölünce bir puanlık oy kazandıysanız, bir milyon insan öldürtün ülke tapusuyla size geçsin!

Ahmet Altan: Seçim sonucu bir zebra sürüsünün korkuya kapılarak asıl büyük tuzağa doğru koşması

ahmetaltanŞu sıkıntılı günlerde beni eğlendiren bir iki şeye rastlıyorum, galiba beni en fazla tebessüm ettireni siyasal analizcilerin, beş ayda beş milyon insanın bir partiye akmasına “mantıklı” bir neden bulmaya çalışmaları… Bunu onların çabalarını küçümsemek için söylemiyorum, görevleri bu, bir mantıklı neden bulmaya uğraşacaklar.
Beni eğlendiren, bu nedeni bulamayacaklarını bilmek…
Bu nafile çabadaki masum ciddiyet.
Geçen seçimden bu yana ülke bir şiddet sarmalının içinde çalkalanıyor, çatışmalar hızlanıyor, insanlar ölüyor, bombalar patlıyor, kanunsuz baskınlar yapılıyor, şirketlerin mallarına el konuyor, gazeteciler tutuklanıyor… Ve insanlar gidip, bütün bu şiddetin sorumlusu olan partiye oylarını veriyor.

Devamı…Ahmet Altan: Seçim sonucu bir zebra sürüsünün korkuya kapılarak asıl büyük tuzağa doğru koşması

Ragıp Duran: Erdoğan değişmese taze yalakalar onu savunmaya devam edebileceklerdi

ragip duranAhmet, Mehmet, Ali, Kürşat, Yavuz ve diğerleri…

Başlıktaki meslektaşların soyadlarını vererek başlayayım: Altan kardeşler (Taraf ve Star), Akel (Yeni Şafak), Bumin (Yeni Şafak), Baydar (Sabah). Hepsi de uzunca bir süredir iktidar yanlısı olarak bilinen gazetecilerdi. Belki Erdoğan değişmese / bozulmasa, amiyane tabirle sapıtmasa, bu meslektaşlar bugün hâlâ iktidarı savunmaya devam edebileceklerdi. Böylelikle işlerinden olmayacaklardı. Ama oldular. Çünkü Erdoğan gerçekten fevkalâde bir hamle ile, bir süredir klasik, mütedeyyin, muhafazakâr, birleştirici bir lider olmaktan çıkıp tamamen retrograd, köktendinci, aşırı sağcı ve bölücü-parçalayıcı bir şahsiyet haline geldi.

Devamı…Ragıp Duran: Erdoğan değişmese taze yalakalar onu savunmaya devam edebileceklerdi

Taraf, çarpık doğdu, yamuk öldü: Basın değil manipülasyon tarihine geçecek – Ragıp Duran

tarafBu gazete, çeşitli kesimlerden gelen talep ve sorulara rağmen, Fethullah Gülen Cemaati ile ilişkisi konusunda bir açıklama yapmaktan kaçındı. Şeffaflık ve dürüstlük yoksunluğu salt malî alanda değil, siyasal ve ideolojik düzlemde de sırıttı. Altı yıl boyunca bu gazetede Cemaat aleyhine bir tek satır, aleyhte bir haber, yorum, fotoğraf yayınlanmaması nasıl açıklanabilir? Keza Zaman ve bu gruba bağlı diğer yayın organlarında da Taraf aleyhinde bir tek satır yazı çıkmamış olması acaba tesadüf müdür? Çıkar kardeşliği, medeniyetler ittifakı, dinler arası hoşgörü, diyalog, empati filan falanla mı açıklayacağız bu ilişkiyi?

Devamı…Taraf, çarpık doğdu, yamuk öldü: Basın değil manipülasyon tarihine geçecek – Ragıp Duran

Basında Taraf tartışması Sürüyor: İstifaların Gerçek Sebebi Ne?

ahmetaltanAhmet Hakan (Hürriyet)
Ahmet Altan neden istifa etti?
AHMET Altan’a bakıyoruz:
Herhangi bir gerekçe açıklamıyor.
Taraf’ın sahibine bakıyoruz:
“Ahmet Altan’a minnettarız” diyor, başka bir şey demiyor.
Dedikodulara bakıyoruz:
Kimi “iktidar baskısı” diyor.
Kimi “maddi sorunlar” diyor.
Kimi “misyonu tamamlandı” diyor.
Kimi “Ahmet Altan zaten gazeteye uğramıyordu” diyor.
Bu her şeyi belirsiz bırakma hali…
Her şeyi açıkça söylemekten imtina etmemekle övünen bir gazeteye de, o gazetenin babası konumunda olan Ahmet Altan’a da yakışmıyor.

Devamı…Basında Taraf tartışması Sürüyor: İstifaların Gerçek Sebebi Ne?

Ahmet Altan: “Bağırmakla memleket yönetilseydi bozacıları başbakan yaparlardı”

Taraf gazetesinde 11 Aralık 2012 tarihinde yayınlanan “Zıvana” başlıklı köşe yazısında Ahmet Altan,  dış politikanın baştan aşağıya döküldüğünü, dün gelen rakamlara bakıldığında Türkiye’nin büyümede de çakıldığı, böyle sarhoş gibi davranan bir iktidar partisinin örneğinin yeryüzünde zor bulunduğunu belirtiyor. Bir yanda dağ gibi sorunlar dururken AKP’nin “televizyon dizilerini” kendine birinci mesele yaptığını, çizgi filmleri yasakladığını “Ecdadımız ata mı binerdi, haremi mi giderdi” tartışmasını memleketin birinci sorunu getirdiğini, İktidar sarhoşluğuyla memleketi zebun ettiğini, Kürt sorunu tamamen “asma, kesme, hapsetme” düzeyine indirildiğini belirtiyor.

Devamı…Ahmet Altan: “Bağırmakla memleket yönetilseydi bozacıları başbakan yaparlardı”

Taraf Gazetesinin Gazetecilik Anlayışı: Günaydın Ahmet Altan – Ahmet Şık

Gazetenin kağıt üstündeki patronu Başar Arslan, t24’den Hazal Özvarış’a, “Medyanın bu kadar kötü olabileceğini bilmiyordum” diyordu. Bunu anlaması için ne yazarlarından birinin kendilerine yönelik psikolojik harbin bir parçası olmasına gerek vardı, ne de gazete patronu olmasına. Bu ülkenin kadim belasının medya olduğu, sivil faşizmin dik alasının yaşandığı şu günlerde daha bir aşikâr. Hele ki medya üzerinden nasıl infazlar gerçekleştirildiğinin son dönemdeki en iyi örneklerini de sahibi olduğu gazete en cevval biçimde kanıtladı zaten. Bu yüzden Arslan’a, eski yazarları tarafından, ne olduğu ortada olan tetikçi bir gazete üzerinden hedef göstermenin rezilliğini ancak, kendileri hedef alındığında eleştiriyor olmanın ahlâki olmadığını da anımsatmak gerek. Hele ki sahibi olduğu gazetenin de bu rezilliğe imza atmış olduğu bilinmesine rağmen.

Devamı…Taraf Gazetesinin Gazetecilik Anlayışı: Günaydın Ahmet Altan – Ahmet Şık

Ahmet Altan: “Tayyip Erdoğan olayları inanılmaz biçimde çarpıtıyor”

Tek kişilik millet
Siyasetçinin oyu arttıkça gerçek değeri ortaya çıkıyor.
Başbakan Erdoğan’ın arkasında yüzde ellilik bir destek var,  iki kişiden biri ona oy vermiş.
Sorunları çözmek için önünde hiçbir engel yok.
Ama tek bir sorunu bile çözemiyor.
Çapı yetmiyor çünkü.
12 Eylül Anayasası’nı hâlâ değiştiremedi, bu gidişle de değiştiremeyecek.
Kürt meselesini çözemedi, gitti “silahın” gölgesine yattı, Kıbrıs meselesini çözemedi, gitti askerlerin politikasını benimsedi, Alevi sorununu çözemedi, Ermeni sorununu çözemedi, Avrupa Birliği sorununu çözemedi.

Devamı…Ahmet Altan: “Tayyip Erdoğan olayları inanılmaz biçimde çarpıtıyor”

“Süreç AKP’yi bitirecek… Erdoğan’cıymış gibi görünenlerin de bu kadar bağırmaları bundan”

Benim yazılarıma başladığımdan beri yazdığım Erdoğan – Gülen tartışması son seçimden sonra artık iyice su yüzüne çıktı. Bitakım Libre-el-al yazarlarla olan sert tartışmalar, Erdoğan – Taraf Gazetesi kavgası, Gülerce’nin yazıları, dün Bugün Gazetesi’nde Gülay Göktürk’ün yazısı, Fehmi Koru, Hasan Cemal yazıları ve tartışmaları, hepsine toplu olarak baktığınızda “Birdenbire ne oldu bunlara?..” diyebiliyorsunuz. Oysa olan bişey yok, bu saydığım isimlerin hiçbiri esas olarak Erdoğan’ı desteklemediler, onlar Fethullah Gülen’i desteklediler, Gülen de AKP’yi desteklediği için bu ekip Erdoğan’ı destekler göründü.

FETHULLAH GÜLEN’İN BAŞBAKANINA HAZIR OLUN!.. – Ahmet Nesin

Devamı…“Süreç AKP’yi bitirecek… Erdoğan’cıymış gibi görünenlerin de bu kadar bağırmaları bundan”

Siz Nerede Yaşıyorsunuz Hasan Cemal ve Ahmet Altan – Ahmet Nesin

Size iki değişik tarih vermek istiyorum, biri 28 Haziran 1996 diğeri 3 Kasım 1996. İlk verdiğim tarih Refah-Yol iktidarının kuruluşu. Yani Necmettin Erbakan’ın başbakanlığında Tansu Çiller’le birlikte kurulan koalisyon hükümeti. O hükümetin devlet bakanlarından biri bugünkü cumhurbaşkanı Abdullah Gül. Bugün 5 yıla mahkum olan Mehmet Ağar dönemin içişleri bakanı ve şimdiki başbakan Recep Tayyip Erdoğan da Istanbul belediye başkanı.
İkinci verdiğim tarih de Susurluk kazasının meydana geldiği tarih. Yani Susurluktan suçlanan Mehmet Ağar o dönemde içişleri bakanı. En fazla faili meçhul cinayetlerin işlendiği dönem, bilhassa Tansu Çiller dönemi çok açık bir şekilde ortada. Yani bütün bu olanlara bugünün AKP’si o dönem Refah Partisi olarak birebir katılmış durumda. O zaman Hasan Cemal ve Ahmet Altan Özel harekatçı polislerin salıverilmesine ve öncesinde bu polisleri tutuklayan yargıcın görevden alınmasına neden şaşırıyorlar.

Devamı…Siz Nerede Yaşıyorsunuz Hasan Cemal ve Ahmet Altan – Ahmet Nesin

Biz kaç kişinin ölmesine izin veririz potansiyeli | Beşir Atalay Tedavi Olmalı – Ahmet Nesin

Ne potansiyeli bu ya, biz kaç kişinin ölmesine izin veririz potansiyeli mi, bir deprem anında başbakan yardımcısı böyle bişeyi nasıl söyler, bu neyin mantığıdır. Kurtarma ekipleri artık kurtarmanın son aşamasına yani nerdeyse sıfır olduğu noktada çağrılmış. Duyan da Van’da tatbikat var sanacak. Umarım bununla ilgili de bir yazı yazarsın Ahmet Altan, depremde 24 saat geciktikleri için özür dileyen bir başbakanı haklı çıkardığına göre buna da bir savunma yazarsın sanırım. Ne de olsa “Sen bir AKP avukatısın…” diye yazmıştım, beni mahcup etme… Kimin daha duyarlı olduğunu anlat bize… 

Devamı…Biz kaç kişinin ölmesine izin veririz potansiyeli | Beşir Atalay Tedavi Olmalı – Ahmet Nesin

Ahmet Altan’ın ceketine bulaşan haydari!.. – Ahmet Nesin

Geçenlerde gazetelerde bir haber vardı, Beyoğlu’nda bulunan kafe ve restoranların dışarıda bulunan masa ve sandalyeleri kaldırıldı. Sadece kaldırmak da değil hepsini alıp götürmüşler. Alınmış bir hak var, o hak gaspediliyor, ayrıca masa ve sandalyeler mekan sahibine verilmiyor, belediye deposuna götürülüyor. Gazetelerde bisürü haber ve yazı çıktı bu konuda. Onaylayan da var eleştiren de. Gereğinden fazla masa konulmuş, şuymuş, buymuş. Benim bildiğim böyle durumlarda önce uyarılır, sonra ikinci uyarı gelir, sonra da 3 yada 5 günlük kapatma cezası. Yasa olduğu gibi kaldırılmaz, kazanılan bir hak vardır, yok sayamazsınız.
Taraf Gazetesi’nde bu konuyu haber olarak verdi. Haberde ve alt başlıkta ilginç bir bölüm var, çok dikkatimi çekti: “Beyoğlu’nda esnaf bugün yine eylemde. ‘Artık eve giderken ceketime haydari bulaşmıyor’ diyen mahalleli ise memnun…” Bu alt başlık tam benim başlığıma uygun bir alt başlık. O gazeteyi yönetenlerin ve yazanların alayını “Aydın” olarak tanır Türkiye. Ben ne kadar kendilerine uzun zamandır “Aydınımsı” desem de halk onları hâlâ aydın sanıyor. Masaların yasa değiştirilerek toplanmasına bu gazeteyi yönetenlerin atması onların artık, Akit, Zaman, Yeni Şafak yada Milli gazeteden farkları kalmadığını gösterir.

Devamı…Ahmet Altan’ın ceketine bulaşan haydari!.. – Ahmet Nesin

İddialar, yalanlar ve gerçekler | Kürtler liberalleri üzdü – Özcan Özen

AKP’nin başarısını vurgulamadan, seçimin en büyük galibi ilan etmeden söze başlamayan liberal yok. Belli ki kulakları ağzında ama hemen ardından fısıldadıkları “330 aşılamadı” hayıflanmalarıyla bunun “eksik” bir başarı olduğunu da ağızlarından kaçırmadan edememişler.
(…)Üzüntülerinin ana kaynağı AKP’nin 2011 seçimlerinde oylarını arttırmış olmasına rağmen milletvekili sayısının azalmış olması. 2007’de yüzde 47 ile 341 milletvekili, 2011’de yüzde 50 ile 326, 2002’de AKP yüzde 34 oy ile 365 milletvekilliği kazanmıştı. O tarihte MHP ve DEHAP barajı aşamadığı için milletvekili çıkaramamışlardı. Buna da demokrasi denilmedi mi?

Devamı…İddialar, yalanlar ve gerçekler | Kürtler liberalleri üzdü – Özcan Özen

Bizim Adımıza Konuşma Ahmet Altan – Ahmet Nesin

Önceki gün Ahmet Altan Taraf Gazetesi’nde bir yazı yazdı ve gerçekten çok üzüldüm. Yazılarında Ahmet Altan’ı benim kadar sık eleştiren başkası var mıdır bilemiyorum, çok da önemli değil ama bu kez çok üzüldüm, çünkü Ahmet Altan artık inanmasa da bildiği bir konuda bilerek yanlış yazıyor… Üzüldüm çünkü Altan bildiği bir konuda cahilce konuşuyor, o konudan da rant sağlıyor. Altan Marksizmi biliyor ama saptırıyor yada Marksizmi bilmeyen halka “Marksistler esasında böyle olmalıdır!” diye yalan yanlış yazıyor… Gelelim Altan’ın önceki gün yazdığı yazıdaki bölüme:

Devamı…Bizim Adımıza Konuşma Ahmet Altan – Ahmet Nesin