“Kürt düşmanlığı, Erdoğan’ın altını oyuyor” Haklılığın inadı / Erdoğan’ın inadı – Ragıp Duran

Birisi Erdoğan’a hatırlatmalı: Kürt siyasî hareketinin muhalefeti öyle CHP muhalefetine filan benzemez. Bu hareket, kısa vadeli düşünürsek, 1984’ten bu yana, kimi kez tökezlese, gerilese de, bugüne kadar hem siyasî hem de diğer alanlarda mücadelesini yürüttü, yürütüyor. Kürt siyasî hareketinin sosyolojik, ideolojik, hatta duygusal altyapısı öyle AKP seçmenininkilere filan benzemez. Statü, kimlik ve dil talepleri uğruna bugüne kadar onbinlerce insan canını verdi. Üstelik bugün artık, özellikle Irak Kürdistan Özerk İdaresi ve Suriye’deki Kürt ayaklanma ve yapılanmasından sonra Türkiye Kürtlerinin eskiye oranla ayağı yere daha sağlam basan politikalar geliştirdiğini ve uyguladığını herkes görüyor.

Devamı…“Kürt düşmanlığı, Erdoğan’ın altını oyuyor” Haklılığın inadı / Erdoğan’ın inadı – Ragıp Duran

İdealleri Uğruna Ölme Kudreti, Açlık Grevi: İrlanda Deneyimi – Denis O’Hearn


Altı yılımı Bobby Sands’in biyografisi üzerine yaptığım araştırmayla geçirdim. Bana “Bobby Sands hakkında öğrendiğin en önemli şey nedir?” diye sorulduğunda, cevabım oldukça basit. Bobby Sands’e ilişkin en önemli şey açlık grevinde nasıl öldüğü değil; nasıl yaşadığıdır. Eylem gücüyle, H-Blok içerisinde dünyanın duyarsız kalamayacağı bir hareket ve topluluk inşa edebilmiş olmasıdır.

Devamı…İdealleri Uğruna Ölme Kudreti, Açlık Grevi: İrlanda Deneyimi – Denis O’Hearn

100’ü aşkın akademisyen ve aydından çağrı: “Böyle bir utancı bir kez daha yaşamak istemiyoruz!”

Aralarında Vedat Türkali, Suavi, Oya Baydar, Ali Nesin, Sevim Belli, Ömer Madra, Mehmet Bekaroğlu, Şanar Yurdataban, Nazım Alpman, Erol Katırcıoğlu, Esra Mungan, Mesut Yeğen gibi isimlerin de olduğu 100 aşkın akademisyen, aydın, gazeteci ve yazar, açlık grevlerine ilişkin ortak bir bildiri yayınladı. Hükümete, açlık grevleri ile ilgili olarak çözüm yönünde atım atma çağrısı yapıldı. Bildiride, “Türkiye yine bir kabusun eşiğinde. Binlerce tutuklu açlık grevinde. Bugünleri daha önce yaşadık. On altı yıl önce yaşadık; on iki yıl önce bir kez daha yaşadık. Şimdi bir kez daha böyle bir utancı yaşamak istemiyoruz” denildi.

Devamı…100’ü aşkın akademisyen ve aydından çağrı: “Böyle bir utancı bir kez daha yaşamak istemiyoruz!”

Orhan Veli Kanık’ın Okul Hayatı, Şairliği, Sanata Bakışı ve Ölümü

“Sanat sanat içindir diyen şair bile eserini toplumun karşısına çıkardığı zaman onun birçok kişi tarafından beğenilmesini ister. Onu herkesten önce kendinin beğenmesi, çalışmasının gerçekten bir sanat çalışması olduğuna herkesten önce kendisinin inanması lazımdır, ama bunun salt bir avunma, bir kendi kendine yetme olduğuna inanabilecek şair de yoktur. Sanatla uğraşmanın, bu arada şiir söylemenin, bir şairi enikonu avutan bir iş olduğunu bilmez değilim. Bununla beraber, bu uğraşmaların salt bu avunmaya dayandığını söyleyecek olanlara da kolay kolay inanamam. Her şairin içinde bir okuma, bir yayılma, bir beğenilme hırsı vardır. Bu hırsı ilkin kendi küçük çevresinde yatıştırmak ister. Sonra sonra dünyayı bile küçük görecek olur.” (Şairin İşi)

Devamı…Orhan Veli Kanık’ın Okul Hayatı, Şairliği, Sanata Bakışı ve Ölümü

Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım ile hocası Yahya Kemal’in aşk öyküsü

“Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz”
Başında kavak yelleri esen, babasından henüz ayrılmış olan annesini deli gibi kıskanan bir gencin cümlesi… 90 yıl önce telaffuz edilmiş ama unutulmamış, hatta
Türk edebiyatında yer etmiş bir cümle.
Neredeyse bir asır önce yaşanmış olan bir aşkın sonunu getiren bir cümle belki de… Nazım Hikmet’in annesi, ressam Celile Hanım ile Yahya Kemal’in nihayete eremeyen aşkını bitiren cümle:
“Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz.”

Devamı…Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım ile hocası Yahya Kemal’in aşk öyküsü