“Kime anlatsam kederimi?” Anton Çehov’dan bir hikaye: Acı

Akşam karanlığı… Sulu, iri iri kar taneleri, henüz yakılmış fenerler etrafında uçuşuyor, ince, yumuşak bir alçı tabakası gibi damları, atların sırtlarını, omuzlarını, başlıklarını kaplıyor. Arabacı lona Potapov, bir hayalet gibi bembeyaz. Canlı bir vücut ne kadar büzülebilirse o kadar büzülmüş, hiç kımıldamadan yerinde oturuyor.

Devamı…“Kime anlatsam kederimi?” Anton Çehov’dan bir hikaye: Acı

Aşkın Anatomisi, Aşktan Yalnızlık ve Acıya Yatay Geçiş – Josef Kılçıksız

AşkGerçek saydığımız bir şeyin kökünde yatan bir korkudan doğar aşk: dünyaya olan güvensizlik duygusundan. Kendi mahallesi dışında kendini her yerde huzursuz hisseden modern çağın kuşkulu, paronayak insanı, güveni ve tamamlanmışlık duygusunu, ten, tin ve kader birliğinde arar. Sadece yalnızlığa ve acıya karşı köklü ve kesin bir kayıtsızlıkla direnenlerin aşka ihtiyacı yoktur. Tüm inançlar bir acı çekme ve imtihan edilme paradigması üzerine kuruludur. Çarmıhta acı çeken İsa’dan günümüze kadar uzanan acının tarihinde aşk, acı çekmenin en nadide başka bir kaynağıdır.

Devamı…Aşkın Anatomisi, Aşktan Yalnızlık ve Acıya Yatay Geçiş – Josef Kılçıksız

Metin Altıok: “Bir şey yok paylaşacak acıdan başka…”

Metin AltıokSevgilim bak, akıp geçiyor zaman
aşındırarak bütün güzel duyguları.
Bir yarım umuttur elimizde kalan,
göğüslemek için karanlık yarınları.
Ağzımda, ağzının silinmez ılık tadı,
damağımda kösnüyle gezinirken;
yüreğimde yılkı aklımda ölüm vardı,
dışarıda rüzgar acıyla inilderken.
Unutulmuyor ne tuhaf dünya işleri,
seninle bir döşekte sevişirken bile.
Düşünüyorum, hüzünlü, genç anneleri,

Devamı…Metin Altıok: “Bir şey yok paylaşacak acıdan başka…”

Halil Cibran: “Bülbül, yavruları köle olmasın diye / yuvasını altın kafes içine kurmaz”

Ve Sevincim Doğduğu Zaman
Ve Sevincim doğduğu zaman onu kollanma aldım ve çatıya çıkıp bağırdım, “Gelin, komşular, gelin de görün, çünkü bugün içime Sevinç doğdu. Gelin de güneşin altında gülen bu mutluluk dolu şeyi görün.”
Fakat komşularımdan hiçbiri Sevincimi görmeye gelmedi, şaşkınlığım büyüktü.
Ve yedi ay boyunca her gün çatıdan Sevincimi ilan ettim ve bana dikkat eden hiç kimse olmadı. Ve Sevincim ve ben yalnız, terk edilmiş ve ziyaretçisiz kaldık.
Bunun için Sevincim solgun ve güçsüz büyüdü, çünkü benimki dışında hiçbir yürek onu sevgiyle tutmadı ve hiçbir dudak onu öpmedi.
Sonra Sevincim yalnızlıktan öldü.

Devamı…Halil Cibran: “Bülbül, yavruları köle olmasın diye / yuvasını altın kafes içine kurmaz”