Sevginin Kökleri: “Aile” ya tüm acıların kaynağı ya da sağlıklı bir toplumun temelidir

Herkesin bir annesi bir babası vardır. Bu o kadar evrensel ve bariz bir gerçektir ki öyle olduğu aklımıza bile gelmez. Ancak bunlar yaşamımızın en önemli iki ilişkisidir. Ana babamız aracılığıyla fiziksel olarak dünyaya geliriz, onlar aracılığıyla yaşama doğarız. Mistik Osho’nun dediği gibi, “Varlığınızın yarısı anne​nizden, yarısı babanızdan oluşur. Burada olma nedeniniz onlardır; eğer onlar olmasaydı siz de olmazdınız. Size tüm olanlar bir anlam​da onlardan dolayı olur… Herkesin bunu anlaması gerekir.” Farkında olsak da olmasak da hepimiz ebeveynimize derinden bağlıyız. Ya onlara sevgi duyarız ya da öfke, ya yanlarında olmak isteriz ya da çok uzaklarında.

Ebeveynine kayıtsız kişiye çok nadir rastlanır. “Aile” ya tüm acıların kaynağı ya da sağlıklı bir toplumun temeli olarak tanımlanır. Aile ilişkilerinin dinamikleri onlarca yıldır bilim​sel çalışmalara konu olmuştur. Aile Dizimi, Alman terapist Bert Hellinger tarafından geliştirilmiş, kısa zamanda dünyaya yayılmış, nispeten yeni bir terapi yöntemidir. Bu yöntemin özünde aile sistemlerini yöneten ve tüm kültürlerde geçerli olan temel yasaların keşfi yatar. Bu kitap Aile Diziminin temelindeki görüşleri anlamak isteyen​ler için yazıldı. El kitabı olarak kullanılabilir.

Aile Sistemleri: İşleyişleri

Yüzyılı aşkın bir süre önce, modern psikolojinin kurucusu Sigmund Freud, çocuk-ebeveyn ilişkisinin psikolojik geli​şimimizi en ince ayrıntısına kadar etkilediğini fark etti. Özellikle annemizle ilişkimizin bizi besleyip büyüttüğü kadar, nevroz, kar​maşa ve ümitsizliğe de neden olabileceğini keşfetti. Böylece tüm psikolojik sorunlarımızdan annemizi sorumlu tuttuğumuz bir sürece girdik. Barındırdığı doğruluk payı, sorunla​rımızın faturasını annelere kesmenin moda haline gelmesini körük​ledi. Terapi gruplarında ebeveyni, özellikle de anneyi suçlamak mutsuzluğumuzun alışılagelmiş izahı oldu.

Derken, 1960’larda R.D. Laing ve Thomas Szazz gibi öncü psi-kiyatristler, yalnız ebeveynleri değil, tüm aile dinamiğini anlamaya çalışarak, küçükken aile ortamında deneyimlenen çelişkili mesajla​rın nevrotik ve psikotik davranışlara neden olduklarını fark ettiler. Sorunlu çocukları ve mutsuz yetişkinleri, aile sisteminin bir parçası olarak tedavi etme yöntemi, psikoterapi dünyasında çoğunluk tara​fından hızla benimsendi.

Üzerinde düşündüğümüzde, bu söylenenler kulağa hiç de man​tıksız gelmiyor. Kuantum fiziğinde de gördüğümüz gibi, karmaşık sistemlerin atom parçacıklarından oluşan bölümleri, birbirleriyle karşılıklı etkileşim halindedir. Aynı şey küresel hava hareketleri, besin zincirleri ve insanlık ailesi gibi tüm büyük sistemler için de geçerlidir. Aile sistemlerini yöneten kurallar ve etkenler, Virginia Satir ve diğerleri tarafından daha da geliştirildi. 1990’larda, yenilikçi Alman psikoterapist Bert Hellinger, aile ve kurumlarla yapılan çalışma​lara yepyeni bir boyut katarak dünya çapında dikkatleri üzerine çekti. Günümüzde 25 ülkede kurum ve aile dizimleriyle çalışan danışmanlar, terapistler ve pratisyenler Hellinger yaklaşımını kul​lanmakta.

Klasik psikanaliz eğitimi almış olan Hellinger, psikolojik göz​lem ve aile sistemi teorisini bir araya getirdi. Bunları, misyonerlik yıllarında gözlemlediği Güney Afrika’daki Zulu kabilelerinin aile ilişkilerine yaklaşımlarına ilişkin kişisel deneyimiyle bütünleştirdi. Bu farklı öğeleri bir araya getirerek, kısa ve etkin bir terapi sistemi olan Aile Dizimi ya da Sistemik Dizimler terapisini oluşturdu.

Hellinger, yeni yönteminde, Jacob Moreno’nun geliştirdiği psi-kodrama ile Virginia Satir’in yarattığı aile heykelinin bazı öğelerini olduğu gibi, bazılarını da değiştirerek kullandı. Psikodrama, katılımcının çocukluğundaki duygusal sorunları sahnelemeyle ortaya çıkarır. Danışanın kendisi, bir grup katılımcıyla birlikte aile rollerini sanki sahnedeymişçesine canlandırırlar. Amaç, danışanın sorunlarını ortaya çıkarmak ve çözümlemektir. Çoğu zaman, ailede o sırada yaşanmakta olandan daha sağlıklı ve olumlu çözümler ortaya çıkar.

“Aile Sistemi Terapisi’nin Anası” olarak bilinen Satir’in aile heykelinde katılımcılar, ailede yaşanmış olayları daha sembolik bir yöntemle canlandırırlar. İnsanlar arasındaki mesafelerin ve duruş şekillerinin, kişilerin birbirleriyle ilişkilerine ayna tuttuğunu ilk fark eden Satir olmuştur. Satir, çalışmalarına, katılımcının gerçek ailesi​ni kullanarak başlamıştır. Ancak aile bireylerinin gelmediği bir gün, onlar için rasgele seçtiği temsilcilerin, aile bireylerinin duygularını aynı şekilde hissettiklerini keşfetti. Hellinger, gerçek aile bireyleri yerine sadece temsilcilerini kulla​narak ve hatta onlara katılımcının kişisel yorumundan etkilenme​den, yalnızca içlerinden geldiği gibi davranma özgürlüğü vererek Satir’in bu keşfini bir adım daha ileri götürdü. Hellinger, aynı zamanda, transaksiyonel analizin kurucusu, Kanada doğumlu psikiyatrist, Eric Berne’in de çalışmalarından yararlandı. Berne, herkesin çocukluğunda yaratılmış gizli bir “ya​şam senaryosuna” göre hareket ettiğini ve bu senaryonun günışığına çıkarılıp bilincine varılırsa, değiştirilebileceğini gözlemlemişti. Ancak Berne, danışanın kişisel yaşamının gerisine bakmamış​tı. Hellinger ise kişinin bu “yaşam senaryosunu” önceki nesilden devralıp sanki kendi yazgısıymış gibi sahiplendiğini fark etti. Gizli yaşam senaryosunun keşfiyle hem Berne hem de Hellinger “çözüm cümleleri” üreterek, kişiye belirli bir senaryonun bağlayıcılığından çıkmasında yardımcı oldular. Hellinger’in çalışması diğer terapi yöntemlerine çok şey borç​ludur. Ancak, Aile Diziminin parçalarının toplamından çok daha fazla olduğunu belirtmekte fayda var. Kendi içinde organik bir yapıya sahip olan bu sistem, bugüne kadar tasarlanmış en derin ve güçlü terapilerden biridir. 20 dakikalık kısacık bir seansta bile aile​miz ve kendimiz hakkında derin gerçeklerle yüzleşip yaşamımızın daha iyiye doğru gitmesini sağlayacak radikal değişimlerle iyileşme, dönüşüm ve özgürleşme yaşayabiliriz.

Svagito R. Liebermeister
Kaynak: Sevginin Kökleri

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Berivan Kaya: İnsanlığın acılarla dolu hikâyesinde gerçekçi sanat özgür hissettirir

Kapat