Savaşlarda Kan Akarken Ünlü Yazarlar Ne yaptılar, Ne Dediler? – Emre Ayvaz

Gabriel Garcia MarquezBorges, García Márquez, Albert Camus, George Orwell, Arthur Rimbaud, Paul Verlaine, Gustave Flaubert, H.G.Wells, Peter Handke, Max Frisch, Virginia Woolf, Ezra Pound, Thomas Mann… Yazar ve şairler, kan akarken ne yaptılar, ne yapmadılar…

Konu, yazarlıkla toplumsal sorumluluk arasındaki netameli ilişki ve “Ne yaptılar?” sorusu aslında konunun karmaşıklığının hakkını vermekten çok uzak. Soruları çeşitlendirmek şart: Ne yaptılar? Ne yapmadılar? Ne yapabildiler? Ne yapamadılar? Ne yapmak zorunda kaldılar? Nasıl? Ne pahasına? Neye rağmen?
Savaş patlak verdiğinde ya da bir bomba bir sürü masum insanı bir anda yok ettiğinde ya da bir diktatör hükümranlığını ilan ettiğinde, kalabalıkların gözlerinin açıklama, teselli ve cesaret bekleyerek çevrildiği mercilerden biri de yazardır.

Nasıl şeyler yazan bir yazar olursa olsun, aramızda hayatını düşünmeye ve düşündüklerini ifade etmeye en çok vakfeden o olduğuna göre, muhakkak söyleyeceği ya da akıl edeceği bir şeyler olmalıdır (diye düşünürüz). Vakti, sırası geldiğinde, paylaşılan bir öfkenin, nasıl dile geleceğini tam bilemeyen bir tepkinin sözcülüğünü yapma yürekliliğini göstermelidir (der ve beklemeye başlarız). Yazarlığının “sahiciliği” işte böyle anlarda sınanacaktır. Susmayı seçen, ne diyeceğini bilemeyen, ürken, tavrını açık etmekten çekinen yazar, sessizliğiyle suça ortak olmuş olmaz mı?

Ama belki de yazarları bu kadar önemsememek gerek. Belki meseleyi “yazarın sorumluluğu” diye değil de “insani sorumluluk” diye koymak gerek. İnsanlığın yazarlıktan önce geldiğini, yazarların verdikleri ya da veremedikleri tepkileri de müşterek acıklı insaniliğimizin tezahürleri olarak görüp geçmek ve kitapları yazarlarından daha fazla önemsemek gerek belki. Kitaplar yazarlarından daha uzun ömürlü oldukları için değil sadece, aynı zamanda daha güçlü, daha akıllı ve çoğunlukla daha haklı oldukları için.

Nitekim, diyebilir ve çeşitli yazar biyografilerinin kuytu köşelerinden toplanmış şu (kimi ibretlik, kimi alkışlık, kimi yuhalanacak) vakalara bir göz atabiliriz:

Kan Akarken Yazarlar Ne yaptılar


t24

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Avrupa entelektüelinin kırılma noktası: Direnmenin Estetiği – Peter Weiss

"Direnmenin Estetiği ne göre tarihin gerçek taşıyıcıları dilsizdir ve kendilerini ifade etmekten mahrumdurlar. Sözcüleri ise iktidarın dilini kullanır ve iktidarı...

Kapat