Mili Eğitim Bakanlığı’nın Amerikan aşkı

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) bir süre önce hizmete sunduğu internet sitesi, ABD başkanının resmi ikametgâhı olan Beyaz Saray internet sitesiyle birebir aynı olması görenleri şaşkına çeviriyor.  “Stratejik ortak”a göbekten bağlılığın ve taklitçiliğin bu kadarı doğrusu pes dedirtiyor.

Meraklı okuyucular aşağıdan fotoğraflara bakabilir, “gözüyle görmediğine inanmayan”lar aşağıdaki ise adresleri tıklayarak kendileri karşılaştırabilirler. İşte adresler  MEB:  http://www.meb.gov.tr/ , Beyaz Saray:  http://www.whitehouse.gov/ 

İsminde “milli” sıfatı  taşıyan bu bakanlığın  içine düştüğü bu garip durum,  insanın aklına ister istemez “MEB sitesini Amerikalılar mı hazırlıyor?” sorusunu getirtiyor.

“Araştırmacı gazeteci” Uğur Dündar soruyor :)

Dünyada büyük ilgi gören Lost dizisinin özelikle kadınlar tarafından sevilen popüler oyuncusu Josh Holloway (Sawyer), reklam çekimi için geldiği Türkiye’de haber sipikerliği yapan “araştırmacı gazeteci”miz Uğur Dündar’a konuk oldu.

Gün içinde ve sonrasında Star Haber sanki önemli bir şeymiş gibi bu başarısının! reklamını yapmasının akılsızlığını bir yana bırakırsak, Uğur Dündar sorduğu soruyla “Star haberin” haber anlayışını   ‘araştırmacı gazeteci’ kimliğinin düşünme bicimini ve kültürel birikimini  ortaya çıkartı!..

Sinema piyasaya yöneldi, Bağımsız bir film yapmak için piyangodan para çıkması gerekiyor

Sinema eleştirmeni ve Milliyet gazetesi sinema yazarı Alin Taşçıyan, son yıllarda Türkiyede sinema kalitesinde bir düşüş yaşandığını insanların ekran filmlerine ve televizyon dizilerine mahkum edildiğini söylüyor. “İki yüz kopya film çıkıyorlar, bu 400 salon ediyor. Zaten bütün salonlar işgal edildi. Türkiye’de sinemaya gitme yöntemi de belli. İstanbullu alışveriş merkezine gider. Gezer, tozar, yer içer. Akşam olur. Sinemanın önüne gelir, afişlere bakar ondan sonra da saatine bakar. “Aaa canım saat 18.00 olmuş, hangisine gidelim? Bilmem şu filme daha çok var. Saat 20.00’de gösteriliyor. O saate kadar beklemeyelim. Saat 18.15’te şu film var, buna gidelim.” İşte Türkiye’de bu şekilde film izleniyor. Küçük şehirlerde ise zaten bir sinema salonu var. İnsanlar, hangi film gelirse ona gitmeye mecburdurlar. İşte bu piyasa filmleri böyle para kazanıyorlar.” ANF’nin Taşçıyan ile yaptığı röportajı aşağıdan okuyabilirsiniz.

Uzaya 47 yıl önce ilk adımını atan insan Yuri Gagarin ve uçuş videosu cafrande.org’ta

 
Yuri Gagarin 12 nisan 1962 yılında henüz 27 yaşındayken uzaya ilk çıkan ve dünyanın çevresini ilk kez turlayan insan oldu. İnsanlık için kendini  önceden hiç tecrübe edilmemiş bir maceraya, sonsuz karanlığın ve boşluğun kollarına Sovyet kozmonottu olarak attı. Dünyanın   en cesur insanlardan biri olarakta tarihe geçti.

Çok zeki ve çalışkan olmasına rağmen yaramaz bir çocukluk geçiren Yuri Gagarin, Kızıl Ordu Hava Kuvvetleri’ne yazıldığında uçmak onun için yalnızca hobiydi. 12 Nisan 1961 yılında ise o artık, ‘Vostok-1’ adlı kapsülle uzayın ilk misafiri olarak tarihe geçiyordu. Dünyaya dönüşünü ise 2 kız öğrenci, “2 veya 3 m çapında dev bir toptu. Düştü, zıpladı, tekrar düştü. Vurduğu yerde büyük bir çukur oluştu” derken, Gagarin ise şunları söylüyordu: “Beni uzay elbisem ve sürüklenen paraşütle görünce korktular, onlara ‘Korkmayın, ben de sizin gibi Rus’um, uzaydan indim dedim.

Fidel Castro, bir yıl önce “üç milyardan fazla insan, açlık ve susuzluktan dolayı hayatını kaybetmeye mahkum ediliyor” demişti

 
Biyo-Yakıtlar ve Küresel Açlık- Fidel Castro (06 Mayıs 2007)
Dünyada üç milyardan fazla sayıda insan, açlık ve susuzluktan dolayı erken yaşta hayatını kaybetmeye mahkum edilmiştir.
Bu, abartılı değil, hatta ihtiyatlı bir rakamdır. Başkan Bush’un ABD otomobil üreticileri ile yaptığı toplantının ardından bu konu hakkında enine boyuna düşündüm.
Besin maddelerini yakıta dönüştürme şeklindeki uğursuz fikrin, ABD’nin dış politikada ekonomik bir yönelimi olması, tam olarak geçtiğimiz pazartesi, 26 Mart’ta netleştirildi.
Dünyanın her köşesine ulaşabilen bir Amerikan haber ajansı olan AP’nin (Associated Press) geçtiği haberde, kelimesi kelimesine şu ifadeler vardı:

Çürüyen çürütüyor “Dünya ahiret bacım ol”

Türkiye televizyonlarında her türden aptalığı ve absürtlüğü gördük tam artık hiçbir şey bizi şaşırtmaz  diyorduk ki, “izdivaç” adlı garip bir  program başladı. Hemde altan alta  gerici parti  yandaşlığı yapan Star ve Flaş TV de. Birinde Dest- i İzdivaç ötekinde  İzdivaç adlarıyla her zaman ki gibi aynı formatta iki program başladı.
Bu yarışmada birbirini daha önce hiç görmemiş insanlar evlensin diye sunucu eşliğinde asgari ahlaktan uzak yüzde bilmem kaçı müslüman bir ülkede bir tür pazarlığa tutuşuluyor. Sanki manavdan elma alınacak! Artık iş güç bırakılıyor, ekran başında komşu teyzeye karı, koca, yarışmacıya ‘karı’ aramaya başlıyor!

Kâr hırsı gıda fiyatlarını artırıyor, açlık dünyaya hızla yayılıyor

 
Gıda fiyatlarında 2007 yılı boyunca yaşanan ve 2008 yılının ilk üç ayında da devam ettiği gözlemlenen hızlı artış, dünya haklarını tehdit ediyor. Uluslararası Tahıl Konseyi’nin raporuna göre dünya pazarında pirincin fiyatı son bir yıl içinde yaklaşık 1,5 katına, soya fasulyesinin fiyatı 2 katına, buğdayın fiyatıysa 2 katından fazlasına yükseldi. Temel gıda maddelerinin fiyatlarındaki bu hızlı yükselişe karşın çalışanların ücretlerinin ve alım gücünün yerinde sayması ya da düşmesi, milyonlarca insanı açlıkla karşı karşıya bırakıyor.

Artık bu ülke, gelinler için “Muhtelif hüzünler geçidi” dir. Pippa Bacca Anısına Saygıyla…

 ey benim yüreğine gecelerden konduğum
ey bakışlarının kışında üşüdüğüm sevgilim
ey tuzaklarına bilerek düştüğüm avcı
ey benim ey demeyi marifet sanan dilim
ağzımda acı bir küfür dolaşıp duruyor
kendimi ne yapacağımı bilmiyorum
her hayat sıfırlamalı kendini
dışardan bakınca görünmüyor iç
teslim ol çağrısı yapıyor ölümün erleri
teslim ol! direnme!
ya da gelip alırız
alırız içinde büyüttüğün kır çiçeklerini

(Derya Önder’in ‘Muhtelif hüzünler geçidi’ adlı şiirinden bir bölüm)

Reklam Linkleri |  kore dizileri  |  pdf kitap indir