Bir Dilenci ve Turgenyev


Büyük Rus yazarı Turgenyev, soğuk bir akşamüstü evine doğru yola çıkmış. Yolda bir dilenci kendisinden para istemiş. Bütün ceplerini kurcalayan Turgenyev, ne yazık ki hiç para bulamamış. Bunun üzerine kendisine uzatılan soğuk elleri kendi elleriyle ısıtarak: “Kusura bakma kardeşim sana verecek bir şeyim yok” demiş. Dilenci “Verdiniz ya efendim” demiş, “Bana kardeşim dediniz ve ellerimi ısıttınız.”

Sanatın ölçütleri ve olabilirliliği – Ivo Frenzel


Sanatın ölçülerinin ne olduğu, hatta onun olabilirliği, her zaman felsefi düşüncenin konusu olmuştur. İdealist estetik, romantik bir sanat kavrayışından hareketle sanatın olabilirliğini ve özerkliğini temellendirmek istemişti. Günümüzde ise sanatın özerkliği,ve özgünlüğü (orijinalitesi) konusunu bir problematik olarak gören çoğu parçalı yeni estetik araştırmaların sayısı artmaktadır, Hatta günümüzde sanat kavramının geleneksel anlamının tamamen değişmesine yol açan bu tür araştırmalar, felsefi estetiğin en önemli bölümünü oluşturmaktadır. Örneğin Walter Benjamin, günümüzde sanat yapıtlarında sınırsız sayıda mekanik yeniden üretim (Reproduktion) yoluyla ortadan kalkmakta olan ve giderek kalkan şeyin ne olduğunu sorgulamıştır. Benjamin’e göre, ortadan kalkmakta olan şey, sözcüğün en sağın anlamıyla “özgünlük’.’ tür. Yeniden-yapım, sanat yapıtının özgünlüğünü yapan ana ögeyi, “burada ve şimdi olma” yı ortadan kaldırmaktadır.

“İyi bir portre bir yaşam öyküsüyle eşdeğerdir”Auguste Rodin ve Heykelleri

‘Düşünen Adam’, sanat tarihçilerine göre Rodin‘ nin yaşamı boyunca üzerinde çalıştığı  büyük bronz 186 figürlü “Cehennem Kapısı” ndaki figürlerden biri. İtalyan Şair Dante Alighieri’yi tasvir ediyor.  Bu ‘Düşünen Adam’  heykelinin biri Rodin ve Eşi Rose ile birlikte gömüldüğü Meudon’ daki mezarının başında bulunmaktadır. Türkiye Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin bahçesinde bulunan kopyası ise Ressam ve Heykeltıraş Kemal Künmat tarafından Hastanede kaldığı sürede yapılmaya başlanmış, Mehmet Pişdar tarafından tamamlanmıştır.

Flamenko’nun en büyük gitaristlerinden Paco De Lucia


Paco de Lucia, ya da gerçek adıyla Francisco Sanchez Gomez, 21 Aralık 1947’de ailesinin 5. erkek çocuğu olarak İspanya’nın güney Endülüs bölgesindeki bir liman kenti olan Algeciras’da dünyaya geldi. Amatör bir gitarist olan babası Antonio Sanchez, Paco’yu ve kardeşlerini genç yaşta teşvik etti ve Paco 5 yaşında sıkı bir çalışma içine girdi. Sahne adını annesi Lucia Gomez’in anısına de Lucia olarak değiştiren Paco, ilk performansını 1958’de yerel bir radyo olan Radio Algeciras’da kardeşi Pepe’nin söylediği şarkılara eşlik ederek gerçekleştirdi. Ertesi yıl Jerez de la Frontera’da prestijli bir gitar yarışmasını kazandı ve 1961’de ilk kaydını yaptı.

Yaşam içinde varlık ve hiçlik

“Kendimizi herhangi bir yalnızlıkta değil, yolda, kentte, kalabalığın ortasında, eşya varsa eşyada, insan varsa insanda ortaya çıkarıyoruz” der  Sartre ancak doğrudan doğruya başkasının varlığı sözkonusu olduğu anda tedirginliğini ortaya koyar. Bu noktada filozofun “ Cehennem başkalarıdır” formülü ortaya çıkar.
Sartre’a göre, başkası hiçliktir. Buna göre varoluşçu filozoflar bizim gibi düşünmezler, bilinci toplumsallığın ya da evrenselliğin bireysellikte içselleşmesi olarak düşünmezler. Çıkış noktası hiçlik’tir. Varoluşçulara göre bilinç kendini hiçlik’e karşı kuran bir etkinliktir. Sartre’da düşünen özne ya da bilinç varlık’ın karşıtı olan hiçlik’le ortaya konulur.

Erkeklerden erkeklere yemek tarifleri

Makarna
Bir tencere dolusu sicak suya makarna posetini bosaltip mac izlemeye basliyoruz. Ilk yarinin ortalarina dogru kalkip altini kapatiyoruz. Tencerenin icinden sectigimiz makarnayi fayansa firlatiyoruz. Yapisirsa pismis demektir. Devre arasinda hala icinde su kaldiysa tencerenin kapagini kapatip lavabodaki en kirli tabagin uzerine dogru dokuyoruz. (o zaman hem tabak temizleniyor hem de makarnalar catalla yenebiliyor) Uzerine ketcap sıkıp yiyiyoruz.

Not: Fayansa firlattiginiz makarnayi bi ara oradan alin. Sayica fazlalastiklarinda bazen hangisini firlattiginiz karisiyo.

Türkçe Zazaca sözlük – Fermengé Dımılki Tırki (S,T,V,W,X,Y,Z)

sade basit
sala destî [m] aya
Salvador El Salvador
Samoaya Rojawanî Batı Samoa
San Marîno San Marino
sandalî [n] sandalye
sanike [m] masal
sanikker, -e masalcı (masal anlatan)
sanikkî masalsal
saq [n] baldır
saq [n] incik (baldır)
Sardînya Sardinya
saya gilbe [m] ademelması
se gibi
se ne
se yüz
seba için
sehne [n] sahne
Sehraya Rojawanî Batı Sahra
seke gibi
Seke ti zî zanî lajek ewro nêweş o. Senin de bildiğin gibi oğlan bugün hastadır.
sekreter, -e sekreter
sekretera pêroyî [m] genel sekreter
sekreterê pêroyî [n] genel sekreter
sekreterîye [m] sekreterlik
selahîyet [n] salahiyet
selahîyet [n] yetki
selahîyetdar, -e salahiyetli
selahîyetdar, -e yetkili
selkem, -e yük taşıyacak yaşa gelen eşek
semedê … ra için
Semsat Samsat
Semsûr Adıyaman
senarîst, -e senarist
senaryo [n] senaryo
senaryonuştox, -e senaryo yazarı
sened [n] senet
Senegal Senegal
senetkar, -e sanatçı
senî nasıl
senîn nasıl
senînîye [m] nitelik
ser [n] üst
ser [n] üzeri
ser o hakkında
ser o üzerinde
seracêr aşağıya doğru
seracêr iniş
seracêr yokuş aşağı
serbest serbest
serbestîye [m] özgürlük
serbestîye [m] serbestiyet
serbestîye [m] serbestlik
sere [n] baş
serek, -e başkan
sereka beledîya [m] belediye başkanı
sereka pêroyî [m] genel başkan
serekdewlet, -e devlet başkanı
serekerkan [n] kurmay başkanı
serekerkanîye [m] kurmay başkanlığı
serekerkanîyeya pêroyî [m] genel kurmay başkanlığı
serekê beledîya [n] belediye başkanı
serekê pêroyî [n] genel başkan
serekîye [m] başkanlık
serekkomar, -e cumhurbaşkanı
serekkomar, -e reisicumhur
serekkomarîye [m] cumhurbaşkanlığı
serekwezîr, -e başbakan
sereyê çiçikî [n] meme ucu
sereyê çijeyî [n] meme ucu
sereyê memikî [n] meme ucu
Serê Golan Gölbaşı
Serê Kanîyê Ceylanpınar
serên, -e üst taraftaki
serên, -e üstteki
sermîyan, -e idareci
sermîyan, -e yönetici
serpez [n] dalak
seveknayene korumak
seveknayîş [n] koruma
sey gibi
sey kadar
seyin, -e yüzüncü
seyin, -e yüzüncü
seyyewbînan eşit
seyyewbînanîye [m] eşitlik
sêm [n] gümüş
sêmên, -e gümüşi
sêmên, -e gümüşlü
sêmên, -e gümüşten yapılma
sêmin, -e gümüşi
sêmin, -e gümüşlü
sêmin, -e gümüşten yapılma
sêne [n] göğüs
sêne [n] sine
Sêrt Siirt
sêşeme [n] salı
Sêwregi Siverek
sibate [m] şubat
sifet [n] sıfat
sifetê dîyarkerdene [n] belirtme sıfatı
sifetê nedîyarîye [n] belgisiz sıfat
sifetê nîşankerdene [n] işaret sıfatı
sifetê persî [n] soru sıfatı
sifetê pêveronayîşî [n] karşılaştırma sıfatı
sifetê senînîye [n] niteleme sıfatı
sifeto pêrabeste [n] bileşik sıfat
sifeto sade [n] basit sıfat
sifeto viraşte [n] türemiş sıfat
silayî kerdene davet etmek
silayîbîyaye [n] davetli
silayîbîyayîye [m] davetli
silayîkerdiş [n] davet etme
silayîname [n] davetname
silayîye [m] davet
Silîvan Silvan
simore [n] sincap
sinife [m] sınıf
sipî ak
sipî beyaz
Sipî yo se vewre. Kar gibi beyazdır.
sipîyê çimî [m] gözakı
siquling, -e turna
sira [m] sıra (üzerine oturulan sıra)
sirote [m] yanak
Sirûc Suruç
sivik, -e hafif
sîgorta [m] sigorta
Sîngapûr Singapur
sîpa [m] sıpa
sîpe [n] sıpa
sîs ak
sîs beyaz
sîsperike [m] kelebek
sîstem [n] sistem
sîvîl, -e sivil
sîvîlîye [m] sivillik
sîvîlîzasyon [n] medeniyet
sîvîlîzasyon [n] uygarlık
Sîvrîce Sivrice
sîya kara
sîya siyah
sîyaset [n] politika
sîyaset [n] siyaset
sîyasî politik
sîyasî, -ye siyasal
sîyasî, -ye siyasi
Sîyerra Leone Sierra Leone
Slovakya Slovakya
Slovenya Slovenya
solin, -e tuzlu
Somalya Somali
sond [n] ant
sond [n] yemin
sond wendene ant içmek
sond wendene yemin etmek
sond werdene ant içmek
sond werdene yemin etmek
sosyal içtimai
sosyal sosyal
sosyalîst, -e sosyalist
sosyalîstîye [m] sosyalistlik
sosyalîzm [n] sosyalizm
sosyolojî [n] sosyoloji
sosyolojîyê huqûqî [n] hukuk sosyolojisi
sosyolojîyê huqûqî [n] hukuk sosyolojisi
Spanya İspanya
Srî Lanka Seylan
Srî Lanka Sri Lanka
statu [n] statü
Stokholm Stockholm
stratejî [m] strateji
stratejîk, -e stratejik
suc [n] suç
suc kerdene suç işlemek
sucdar kriminel
sucdar kerdene suçlamak
sucdar, -e suçlu
sucdarîye [m] suçluluk
sucdarkerda [m] suçlanan
sucdarkerde [n] suçlanan
sucdarkerdox, -e suçlayan
suffîks [n] sonek
suffîks [n] takı
Surînam Surinam
surme [n] sürgü (silah sürgüsü)
sursuruk [n] anüs çıkıntısı
suwar, -e atlı
suwarî [n] atlı
suwarî, -ye süvari
suwarîye [m] atlı
suxta [m] öğrenci
suxta [m] talebe
suxte [n] öğrenci
suxte [n] talebe
suxteyîye [m] öğrencilik
suxteyîye [m] talebelik
Sûdan Sudan
sûr kırmızı
sûravêlk [n] flaman kuşu
sûravêlk [n] flamingo
Sûrîye Suriye
Swêd İsveç
swêdkî İsveççe
Swîs İsviçre
şagird, -e öğrenci
şagird, -e talebe
şagirdîye [m] öğrencilik
şagirdîye [m] talebelik
şah [n] şah
şahbeyîte [n] şahbeyit
şahid, -e şahit
şahid, -e tanık
şahida çiman [m] görgü tanığı
şahidê çiman [n] görgü tanığı
şahidîye [m] şahitlik
şahidîye [m] tanıklık
şaîr, -e ozan
şaîr, -e şair
şaîrane şairane
şaîrane şairce
şaîrkî şairane
şaîrkî şairce
şalên kahverengi
şalûl [n] baştankara
Şam Şam
Şankuş Çüngüş
şar [n] halk
şaristan [n] il
şaristan [n] kent
şaristan [n] şehir
şaristan [n] vilayet
şaristanij, -e kentli
şaristanij, -e şehirli
şatike [m] ense
şayene edebilmek
şayene yapabilmek
şayene (şayîş) muktedir olmak
şayîş edebilmek
şayîş yapabilmek
şebek [n] şebek
şehadetname [n] diploma
şehîd bîyene şehit düşmek
şehîd bîyene şehit olmak
şehîd, -e şehit
şema [m] şema
şeme [n] cumartesi
şempanze, -ye şempanze
şenik az
şenik, -e hafif
şenik, -e küçük
şenik, -e yaşça küçük
şert [n] şart
şertin, -e şartlı
şeş altı
şeş sey altı yüz
şeşin, -e altıncı
şeştî altmış
şeştîyin, -e altmışıncı
şeytanok [n] salyangoz
şêr, -e aslan
Şêrvan Şirvan
şêwirmend, -e danışman
şêwirmendîye [m] danışmanlık
şik [n] kuşku
şik [n] şüphe
şik kerdene şüphelenmek
şikkerda şüpheli
şikkerde [n] kuşkulu
şikkerde [n] şüpheli
şilike [m] ense
şima siz
Şima vajêne ke ma zî vajî. Siz söyleyin ki biz de söyliyelim.
şirika lewî alt dudağın ortasındaki ince girinti
şirît [n] kiriş (dam direklerinin üzerine sıralandığı kiriş)
şîîre [m] şiir
şîîrkî şiirsel
Şîlî Şili
şîyês on altı
şûbe [n] şube
tabut [n] anüs çıkıntısı
Tacikîstan [n] Tacikistan
tadayox, -e çeviren
tajî, -ye tazı
taktîk [n] taktik
taloq [n] erteleme
taloq eştene ertelemek
taloq kerdene ertelemek
Tanzanya Tanzanya
taqîb [n] takip
taqîb kerdene izlemek
taqîb kerdene kovuşturmak
taqîb kerdene takip etmek
taqîbat [n] kovuşturma
taqîbat [n] takibat
taqîbkerdiş [n] kovuşturma
taqîbkerdox, -e izleyici
tarîx [n] tarih
Tatos Tekman
tavûs. -e tavus
taxe [m] mahalle
tay az
taybetî hususi
taybetî, -ye özel
tayê bazı
Tayland Tayland
Taywan Formoza
Taywan Tayvan
tazî, -ye tazı
tebaxe [m] ağustos
tebeşîr [n] tebeşir
tebîet [n] doğa
tebîet [n] tabiat
tebîî doğal
tebîî tabii
tecîl [n] tecil
tecîl kerdene tecil etmek
tecîlkerdiş [n] tecil etme
tede içinde
tedeyî içindekiler
tef-tal eşya
teftîş [n] denetleme
teftîş [n] teftîş
teftîş kerdene denetlemek
teftîş kerdene teftîş etmek
tehqîqat [n] soruşturma
tehqîqat [n] tahkikat
tehqîqat kerdene soruşturmak
tehqîqat kerdene tahkikat yapmak
tehqîqat viraştene soruşturmak
tehqîqat viraştene tahkikat yapmak
Tehran Tahran
tehta çarî [m] alın kemiği
tehta sênî [m] göğüs kemiği
teklîf [n] öneri
teklîf [n] teklif
teklîfê qanûnî [n] kanun teklifi
teklîfê qanûnî [n] yasa önerisi
teknîk [n] teknik
teleba [m] öğrenci
teleba [m] talebe
telebe [n] öğrenci
telebe [n] talebe
telebeyîye [m] öğrencilik
telebeyîye [m] talebelik
temamker [n] tümleç
temmuze [m] temmuz
teneffus [n] teneffüs
tenê biraz
tepîştene yakalamak
tepîştiş [n] yakalama
teq-req gürültü patırtı
teq-req pat küt
teq-req tak tuk
term [n] terim
termîn [n] dönem (eğitim-öğretim yılının yarısı)
termîn [n] sömestr
termîn [n] yarıyıl
termînê payîzî [n] birinci dönem (güz dönemi)
termînê payîzî [n] birinci sömestr (güz dönemi)
termînê payîzî[n] birinci yarıyıl (güz dönemi)
termînê wesarî ikinci yarıyıl (bahar dönemi)
termînê wesarî [n] ikinci dönem (bahar dönemi)
termînê wesarî [n] ikinci sömestr (bahar dönemi)
terraqe [m] sohbet
tertul tırtıl
tesdîq [n] tastik
tesdîq kerdene tastik etmek
teşrîne [m] kasım
tevdîre [m] üstkol
tevdîre [m] üstkol
tewir tür
tewir bi tewir türlü türlü
tewqîf [n] tevkif
tewqîf [n] tutuklama
tewqîf kerdene tevkif etmek
tewqîf kerdene tutuklamak
texlîya [m] tahliye
texlîya kerdene tahliye etmek
texlîyakerdîş [n] tahliye etme
texlîyaya şertine [m] şartlı tahliye
texte [n] tahta
teyr, -e kuş
têdust eşit
têdustîye [m] eşitlik
Têrcan [n] Tercan
têver nayîş sertçe tartışma
ti sen
Ti çitur a? Sen nasılsın?
Ti senî pîyê xo ra wina vanî? Babana nasıl böyle dersin?
Ti senîn î? Sen nasılsın?
tib [n] tıp
tibo edlî [n] adli tıp
tibo edlî [n] adli tıp
tikê az
tikê biraz
tirk, -e Türk
tirkî Türkçe
Tirkîya [m] Türkiye
Tirkmenîstan [n] Türkmenistan
tirşim biraz
tiştîrî [n] bir-iki yaşındaki keçi yavrusu (çepiç)
tizike [m] anüs çıkıntısı
tîcaret [n] ticaret
tîmsah, -e timsah
tîya bura
tîya burası
tîyatro [n] tiyatro
to sen
To îman bi Hûmay ardo. Tanrı’ya inanmışsın.
Togo Togo
toldir [n] kalçanın alt bölümü
Tonga Tonga Adaları
torım, -e deve yavrusu
totalîter, -e totaliter
trajedî [n] trajedi
transîtîf geçişli
tuk [n] apış arası kılları
turturik [n] anüs çıkıntısı
tuşk, -e bir-iki yaşındaki keçi yavrusu (çepiç)
tuşk, -e tusk, -e çepiç
Tuvalu Tuvalu
Tûnis Tunus
tûtî, -ye papağan
tûtîyê terraqe [m] muhabbet kuşu
tûtîyê xoşebere [n] muhabbet kuşu
Tûx Tatvan
uca ora
uca orası
uca ya oradadır
uca yo oradadır
Ukrayna Ukrayna
Umman Umman
unîversîte [m] üniversite
Urdun Ürdün
Ûganda Uganda
Ûrûgûay Uruguay
ûsul [n] usul
vakur [n] kuzey
vakurê rojawanî [n] kuzeybatı
vakurê rojhelatî [n] kuzeydoğu
vameke [m] bademcik
Vanuatu Vanuatu
varike [m] piliç
vate [n] söz
vateyê verênan [n] atasözü
vateyo verên [n] önsöz
vejîyayene teneffus teneffüse çıkmak
velikê peyîke [n] baldırın arka kısmı
velikê qorrî [n] uyluğun arka kısmı
velke [m] böbrek
vena [m] gri renkli güvercin
Venezuela Venezuela
veng ses
vengin, -e sesli
vengin, -e ünlü
ver [n] kıyı
ver [n] ön
ver [n] yaka
ver [n] yan
ver bi -e doğru
vera … karşısında
vera dayene salıvermek
vera dayene tahliye etmek
Vera mi mevinde! Karşımda durma!
vera… karşı
veracêr aşağıya doğru
veracêr iniş
veracor yokuş
veracor yukarıya doğru
veradayîş [n] salıverme
veradayîş [n] tahliye
veradayîş [n] tahliye etme
veradayîşo şertin [n] şartlı salıverme
veradayîşo şertin [n] şartlı tahliye
Verba mi vindeto qisey keno. Karşımda durmuş konuşuyor.
verba… karşı
verba… karşısında
veredat [n] önedat
verek, -e kuzu
verendam, -e aday üye
verendamîye [m] aday üyelik
verê önce
verên, -e eski
verên, -e ilk
verên, -e önceki
verên, -e öndeki
verg [n] kurt
verge [m] dişi kurt
vergolim [n] kasık
vernamzed, -e aday adayı
vernamzedîye [m] aday adaylığı
vernî [m] ön
verroj ayçiçeği
verroj güneşlik (güneş ışınlarını alan yer, güneşleme yeri)
verva … karşı
verva … karşısında
verzîn eyer vurma yaşına gelmiş at
vêre [n] işkembe
vile [n] boyun
vinî [m] burun
viraşte [n] türemiş
viraştîye [m] türemiş
virên, -e eski
virên, -e ilk
virên, -e önceki
virên, -e öndeki
virênî [m] ön
virênîye [m] ön
viz-viz vızıldama
viz-viz vızıltı
vize-vize vızıldama
vizêr [n] dün
vizêrên, -e dünden kalma
vizêrên, -e dünkü
vizêrin, -e dünden kalma
vizêrin, -e dünkü
vizik [n] sivrisinek
vizike [m] karasinek
vizike [m] sinek
Vîetnam Vietnam
vîjnaya [m] seçilen
vîjnaya [m] seçilmiş
vîjnaya [m] seçkin
vîjnaye [n] seçilen
vîjnaye [n] seçilmiş
vîjnaye [n] seçkin
vîjnayîş [n] seçim
vîjnayîş [n] seçmek
vîjnayox, -e seçmen
vîrameyîş [n] anı
vîrameyîş [n] hatıra
vîst yirmi
vîstin, -e yirminci
vîstin, -e yirminci
vîştira [n] tosun
Vîyana Viyana
vîyarte [n] geçmiş
vîye [n] boyun
vosn [n] koç
walî, -ye vali
Waşîngtin Washington
waştene istemek
waştiş istek
waştiş [n] istem
waştiş [n] talep
waştişname [n] arzuhal
waştişname [n] dilekçe
waştox, -e istekli
waştox, -e talepkar
wayîra milkî [m] mülk sahibi
wayîrê milkî [n] mülk sahibi
wayîrîye [m] iyelik
wayîrîye [m] mülkiyet
weçînayîş [n] seçim
weçînite [n] seçilen
weçînite [n] seçilmiş
weçînite [n] seçkin
weçînitene [m] seçmek
weçînitîye [m] seçilen
weçînitîye [m] seçilmiş
weçînitîye [m] seçkin
weçînitox, -e seçmen
wekalet [n] vekalet
wekalet [n] vekillik
wekaletname [n] vekaletname
wekîl, -e vekil
wekîlîye [m] vekalet
wekîlîye [m] vekillik
welat [n] ülke
welat [n] vatan
welatperwer, -e yurtsever
wendegeh [n] okul
wendekar, -e öğrenci
wendekar, -e talebe
wendekarîye [m] öğrencilik
wendekarîye [m] talebelik
wendene okumak
wendiş okuma
wendox, -e okuyucu
werê ameyene barışmak
werê nayîş sertçe tartışma
werêameyîş [n] barışma
werêardiş [n] sulh
wesfdayîş [n] övgü
wesfdayîş [n] övme
weşan yayın
weşanayîne yayımlamak
weşanayîş [n] yayım
weşanîyayîne yayımlanmak
weşanxane [n] yayınevi
weşîye [m] sağlık
wet öte
wetên ötedeki
weverên ötedeki
weyra ora
weyra orası
weyra ya oradadır
weyra yo oradadır
wezaret [n] bakanlık
wezaret [n] vekalet
wezaret [n] vekillik
wezaretê awanîye [n] bayındırlık bakanlığı
wezaretê bazirganîye [n] ticaret bakanlığı
wezaretê dewlete [n] devlet bakanlığı
wezaretê dormeyî [n] çevre bakanlığı
wezaretê edaletî [n] adalet bakanlığı
wezaretê enerjî [n] enerji bakanlığı
wezaretê karî [n] çalışma bakanlığı
wezaretê kulturî [n] kültür bakanlığı
wezaretê malîye [n] maliye bakanlığı
wezaretê pawitişî [n] savunma bakanlığı
wezaretê perwerdeyî [n] eğitim bakanlığı
wezaretê petrolî [n] petrol bakanlığı
wezaretê weşîye [n] sağlık bakanlığı
wezaretê zîretî [n] tarım bakanlığı
wezaretê zîretî [n] ziraat bakanlığı
wezîr, -e bakan
wezîra zîretî [m] tarım bakanı
wezîra zîretî [m] ziraat bakanı
wezîrê zîretî [n] tarım bakanı
wezîrê zîretî [n] ziraat bakanı
wezîrîye [m] bakanlık
wezîrîye [m] vekalet
wezîrîye [m] vekillik
Wêranşar Viranşehir
wêret, -e akraba
wêretîye [m] akrabalık
wina böyle
winasî, -ye böylesi
winî öyle
wisar [n] bahar
wisar [n] ilkbahar
wîlayet [n] il
wîlayet [n] vilayet
xalofir [n] uğurböceği
xaloyînan dayıgil
xaloyînan dayigiller
xalxalok [n] uğurböceği
xapa hermî [m] bilek (el bileği)
xapa linge [m] bilek (ayak bileği)
Xarpêt Elazığ
xaşîya vêrî [m] göbek (şişman karın)
xazmik [n] geniz
xebate [m] iş
xedema [m] hademe
xedeme [n] hademe
Xelat Ahlat
Xelfetî Halfeti
xenzîr, -e domuz
xerîta [m] harita
xeyrêmeşrû gayri meşru
xezal, -e ceylan
Xinûs Hınıs
xir [n] penis
xir [n] sik
Xirvatîstan [n] Hırvatistan
xişn, -e büyük
xiyabî gıyabî
xizmet [n] hizmet
xizmeto leşkerî [n] askeri hizmet
xo kendi
xo ra kendisinden
xora zaten
Xoresan Horasan
Xortî sey camêrdan xo ver ro da. Delikanlı erkekçe (yiğitler gibi) direndi.
Xorxol Yayladere
xoser bîyayene bağımsız olmak
xoser bîyayîş bağımsız olma
xoser, -e bağımsız
xoser, -e yalın
xoserîye [m] bağımsızlık
xoşebere [m] sohbet
xoverdayîş [n] direniş
xovereştiş [n] direniş
xoverrodayîş [n] direniş
xoz, -e domuz
Xozat Hozat
Xulaman Alacakaya
ya evet
yabanî, -ye yabani
yan … yan … ya… ya…
Yan ez yena yan ti. Ya ben gelirim, ya da sen.
yasax [n] yasak
yaxte [n] at
Yemen Yemen
yew bir
Yew cinî û yew kêneke roniştî. Bir kadın ve bir kız oturmuşlar.
yew mêrdek [n] adamin biri
yew mêrdek [n] bir adam
yew mêrdek [n] bir insan
yewbînan birbiri
yewbînî birbiri
yewbîyaye [n] birleşik
yewbîyayene birleşmek
yewbîyayene [m] birlik
yewbîyayîş [n] birleşme
yewbîyayîş [n] birlik
yewbîyayîye [m] birleşik
yewendes on bir
yewendesin, -e onbirinci
yewhûmar tekil
yewin, -e birinci
yewin, -e birinci
Yewîya Ewropa (YE) Avrupa Birliği (A
yewîye [m] birlik
yewşeme [n] pazar
Yunanîstan [n] Yunanistan
Yûgoslavya Yugoslavya
zaf çok
zafhûmar çoğul
Zaîre Kongo
Zaîre Zaire
Zambîya Zambiya
zanî [n] diz
zare [n] safra kesesi
Zelandaya Newîye [m] Yeni Zeland
zemîr [n] adıl
zemîr [n] zamir
zemîrê kesî [n] şahıs zamiri
zemîrê nedîyarîye [n] belgisiz zamir
zemîrê nîşankerdene [n] işaret zamiri
zemîrê persî [n] soru zamiri
zemîrê wayîrîye [n] iyelik adılı
zemîrê wayîrîye [n] iyelik zamiri
zemîrê wayîrîye [n] mülkiyet zamiri
zend [n] dirsek
zend [n] önkol
zend [n] önkol
zengil [n] zil
zengil cenayene zil çalmak
zengil cinitene zil çalmak
zengil piro dayene zil çalmak
Zengilî cena. Zil çaldı.
Zengilî cinit. Zil çaldı.
Zengilî da piro. Zil çaldı.
zengilok [n] ademelması (gırtlak çıkıntısı)
zerd sarı
zerd [n] altın
zerenc [n] keklik
zerence [m] dişi keklik
zerencleyîr [n] küçük yaştaki erkek keklik
zerfa cayî [m] yer zarfı
zerfa cayî [m] yer zarfı
zerfa demî [m] zaman zarfı
zerfa demî [m] zaman zarfı
zerfa hetî [m] yön bildiren zarf
zerfa persî [m] soru zarfı
zerfa rewşî [m] durum zarfı
zerfe [m] zarf
zerfkî zarfsal
zergûn yeşil
zernin, -e altından yapılma
zernin, -e altınlı
zerqete [m] yabanarısı
zerrên, -e altından yapılma
zerrên, -e altınlı
zerrî [m] kalp
zerrî [m] yürek
zerrîya bele kalp
zerrîya bele [m] yürek
zerrn [n] altın
zexer, -e küçük cins köpek
zimbêlî [zh] bıyık
zimistan [n] kış
zincî [m] burun
ziwan [n] dil
ziwanik [n] küçükdil
ziwano qij [n] küçükdil
zî de
zîlik [n] bızır
zîlik [n] klitoris
Zîmbabwe Zimbabwe
zîndan [n] hapis
zîndan [n] zindan
zîret [n] tarım
zîret [n] ziraat
zulzulike [m] nefes borusu
zulzulike [m] soluk borusu
zuqliqe [m] nefes borusu
zuqliqe [m] soluk borusu
zuriqe [m] nefes borusu
zuriqe [m] soluk borusu
zutike [m] anüs çıkıntısı
-ên -den yapılma
-in -den yapılma
-in -lı
-ine -li
-înan -gil
-înan -giller
-îye -lık
-îye -lik

<<<<< ÖNCEKİ

Türkçe Zazaca sözlük – Fermengé Dımılki Tırki (N,O,P,Q, R)

na … ra [m] buna [sıfat]
na [m] bu [sıfat]
na [m] bu [zamir]
na [m] bunu [sıfat]
Na kêneke ra vaje. Bu kıza söyle
Na kêneke vana. Bu kız söylüyor
na rey bu defa
na rey bu kere
na rey bu kez
na ya budur
na ya işte
nahêm dohêm bu yaka karşı yaka
nahêm dohêm bu yaka karşı yaka
nahêm-dohêm bu taraf o taraf
nahêm-dohêm bu taraf o taraf
nahêm-dohêm o yaka bu yaka
nahîye [m] bucak
nahîye [m] nahiye
nak göbek
nale [m] düve
nalmanga [m] yaşı genç olan inek
name [n] ad
name [n] isim
nameyo ante [n] bükümlü ad
nameyo ante [n] bükümlü isim
nameyo anteyo makî [n] bükümlü dişil isim
nameyo anteyo nêrî [n] bükümlü eril isim
nameyo cins [n] cins isim
nameyo makî [n] dişil ad
nameyo makî [n] dişil isim
nameyo nêrî [n] eril ad
nameyo nêrî [n] eril isim
nameyo notr [n] nötr ad
nameyo notr [n] nötr isim
nameyo taybetî [n] özel ad
nameyo xoser [n] yalın ad
nameyo xoser [n] yalın isim
nameyo yewhûmar [n] tekil ad
nameyo yewhûmar [n] tekil isim
nameyo zafhûmar [n] çoğul ad
nameyo zafhûmar [n] çoğul isim
Namîbya Güneybatı Afrika (Namibia)
Namîbya Namibia (Güneybatı Afrika)
namzed, -e aday
namzedîye [m] adaylık
nan [n] ekmek
nara bir de
nara bu defa
nara bu kere
nara bu kez
Nara mi nîyada ke… Bir de baktım ki…
Narman Narman
nasyonalîst, -e milliyetçi
nat beri
nat-wet bu taraf o taraf
nat-wet bu taraf o taraf
nat-wet öte beri
nat-wet öte beri
nata-bota o yana bu yana
nata-weta bu tarafta o tarafta
nata-weta bu tarafta o tarafta
nata-weta ötede beride
nata-weta ötede beride
natên berideki
natên beriki
natike [m] alın
Nauru Nauru
navkêl [n] bel
nawitene göstermek
nawitiş [n] gösteri
naye [m] buna [zamir]
naye [m] bunu [zamir]
ne … ne … ne… ne de…
Ne wendo ne zî nuşto. Ne okumuş, ne de yazmış.
necar, -e marangoz
necarîye [m] marangozluk
nedîyar, -e belirtisiz
negatîf, -e olumsuz
neha [n] şey
nek [n] diş
nemeşrû gayri meşru
nenûg [n] tırnak
Nepal Nepal
neqlîya [n] nakliye
nerî [n] bızır
nerî [n] klitoris
nesr, -e nesir
neşr [n] yayım
neşr bîyayîne yayımlanmak
neşr kerdene yayımlamak
neşrîyat yayın
netewe millet
netewe ulus
neteweperwer, -e milliyetçi
netewî, -ye milli
netewî, -ye ulus
new dokuz
new sey dokuz yüz
neway doksan
newayin, -e doksanıncı
newês on dokuz
newin, -e dokuzuncu
newqe [m] bel
ney [n] buna [zamir]
ney [n] bunu [zamir]
nezaret [n] gözaltı
nezaret [n] nezaret
nezaretxane [n] gözaltı yeri (binası)
nezaretxane [n] nezarethane
nezdî yakın
nê … ra [n] buna [sıfat]
nê [n] bunu [sıfat]
nê [zh] bunlar
nê [zh] bunlar [sıfat]
nê [zh] bunlara [sıfat]
Nê kênekan ra vaje. Bu kızlara söyle
Nê kênekî vanê. Bu kızlar söylüyorlar
Nê lajekan ra vaje. Bu oğlanlara söyle
Nê lajekî ra vaje. Bu oğlana söyle
Nê lajekî vanê. Bu oğlanlar söylüyorlar
nêm yarım
nêmcet, -e eksik
nême yarım
nêmserra payîzî [m] birinci yarıyıl (güz dönemi)
nêmserra wesarî [m] ikinci yarıyıl (bahar dönemi)
nêmserre [m] dönem (eğitim-öğretim yılının yarısı)
nêmserre [m] yarıyıl
nêrî [n] eril
nêrîyê qirrike [n] ademelması
nêweş, -e hasta
nêweşîye hastalık
nika şimdi
nikayin, -e şimdiki
nim [n] şey
nimaj [n] namaz
nimite [n] gizli
nimitîye [m] gizli
nimûne [m] misal
nimûne [m] örnek
nîçik [n] bızır
nîçik [n] klitoris
nîjad [n] ırk
nîjadperest, -e ırkçı
nîjadperestîye [m] ırkçılık
Nîjer Nijer
Nîjerya Nijerya
Nîkaragua Nikaragua
nînan [zh] bunlar [zamir]
nînan [zh] bunları [zamir]
nîsane [m] nisan
nîşan [n] işaret
nîşanê persî [n] soru işareti
nîyadayene bakmak
nîyadayene izlemek
nîyadayox, -e bakan
nîyadayox, -e izleyici
nîyade bak
nîzamin, -e düzenli
nîzamin, -e intizamlı
nîzamin, -e nizamlı
no [n] bu [sıfat]
no [n] bu [zamir]
No kar di tewirî beno. Bu iş iki türlü olur.
No lajek vano. Bu oğlan söylüyor
no yo budur
no yo işte
noca bura
noca burası
nogine [m] düve
Norweç Norveç
not [n] not
noter, -e noter
noterîye [m] noterlik
notr nötr
nover-bover bu taraf o taraf
nover-bover bu taraf o taraf
nover-bover bu yaka karşı yaka
nover-bover bu yaka karşı yaka
nover-bover öte beri
nover-bover öte beri
nover-wever bu taraf o taraf
nover-wever bu taraf o taraf
nover-wever bu yaka karşı yaka
nover-wever bu yaka karşı yaka
nover-wever öte beri
nover-wever öte beri
novera-bovera bu tarafta o tarafta
novera-bovera bu tarafta o tarafta
novera-bovera ötede beride
novera-bovera ötede beride
novera-wevera bu tarafta o tarafta
novera-wevera bu tarafta o tarafta
novera-wevera ötede beride
novera-wevera ötede beride
noverên berideki
noverên beriki
nr (numre) no (numara)
numre [n] numara
nuşta [m] yazılı
nuşte [n] yazı
nuşte [n] yazılı
nuşte [n] muska
nuşteke [m] favori
nuştekî, -ye yazılı
nuştene yazmak
nuştiş [n] yazma
nuştîye [m] yazılı
nuştox, -e yazar
nuştox, -e yazan
nuştoxa dramî dram yazarı
nuştoxê dramî dram yazarı
nuştoxîye [m] yazarlık
nute [m] bit yavrusu (yavşak)
nute [m] yavşak (bit yavrusu)
nutike [m] bit yavrusu (yavşak)
nutike [m] yavşak (bit yavrusu)
nutiq [n] nutuk
nutiq dayene nutuk vermek
nûbere [m] genç manda
nûbere [m] yaşı genç olan inek
o [m] o (sifat)
o [m] o [zamir]
O bi xo ame. O bizzat geldi.
O lajek vano. O oğlan söylüyor
o yo işte
o yo odur
obje [n] nesne
ocax [n] ocak
ocaxkor, -e çocuğu olmayan
oda [m] oda
oktobre [m] ekim
Okyanûsya [m] Okyanusya
olacax [n] kaza
Oltî Oltu
Olur Olur
ordege [m] ördek
organîzasyon [n] örgüt
organîzebîyayîş [n] örgütlenme
organîzekerdiş [n] örgütleme
ortax, -e ortak
orte [n] orta
Ortîlî Şenkaya
ortografî imlâ
ortografî yazım
otokrasî [n] otokrasî
otokrat [n], -e otokrat
otonomî [m] otonomi
otonomîst, -e otonomist
otorîte [m] otorite
otorîter, -e otoriter
otorîterîye [m] otoriterlik
oyn [n] hile
oyn [n] numara (hile)
oyn [n] oyun (hîle)
oyniker, -e hilekar
oyniker, -e kurnaz
oyniker, -e numaracı
Ozbekîstan [n] Özbekistan
pa [n] ayak
Pakîstan [n] Pakistan
pakker [n] silgi
paldim [n] kalçanın alt bölümü
pale [m] şeqe [m] bacak
Pali Palu
paliyij, -e Palulu
palîsne [n] uyluk
Panama Panama
panc beş
panc sey beş yüz
pancas elli
pancasin, -e ellinci
pancês on beş
pancin, -e beşinci
pancseyin, -e beşyüzüncü
panda, -ye panda
pankreas [n]
panşeme [n] perşembe
panter, -e panter
papaxan -e papağan
Papua-Gîneya Newîye Papua-Yeni Gine
paqe [m] bacak
par [n] geçen yıl
paragraf [n] paragraf
Paragûay Paraguay
parçe [n] parça
parçeyo edebî [n] edebi parça
parê qine [n] kalçanın alt bölümü
parên, -e geçen yıldan kalma
parên, -e geçen yılki
Parîs Paris
parlamenter, -e mebus
parlamenter, -e milletvekili
parlamenter, -e parlamenter
parlamenterîye [m] milletvekilliği
parlamenterîye [m] parlamenterlik
parlamento [n] millet meclisi
parlamento [n] parlamento
partîye [m] parti
passîf, -e edilgen
Pasûr Kulp
paşna [m] topuk
pawitene savunmak
pawitiş [n] savunma
pawitişo meşrû [n] meşru savunma
pawitox, -e savunucu
payîz [n] sonbahar
payna [m] topuk
paytext [n] başkent
pelîkane [m] pelikan
pelpelike [m] kelebek
penguen, -e penguen
pepûk [n] guguk
peqpeqok [n] çekirge
perdeyê çimî [n] saydam tabaka (gözde)
pere [n] para
perey önceki gün
pereyên, -e önceki günden kalma
pereyên, -e önceki günkü
pereyin, -e önceki günden kalma
pereyin, -e önceki günkü
perperike [m] kelebek
perr [n] kanat
perr [n] kol [II]
perr [n] taraf
perro çep [n] sol kanat
perro çep [n] sol kol
perro çep [n] sol taraf
perro rast [n] sağ kanat
perro rast [n] sağ kol
perro rast [n] sağ taraf
pers [n] soru
persayene sorgulamak
persayîş [n] sorgu
persayîş [n] sorgulama
perso negatîf [n] olumsuz soru
perso pozîtîf [n] olumlu soru
Perû Peru
perwerde [n] eğitim
perwerde [n] öğrenim
perwerde bîyayîş eğitilmek
perwerde kerdiş eğitmek
pesênayîş [n] övgü
pesênayîş [n] övme
pesndayîş [n] övgü
pesndayîş [n] övme
petrol [n] petrol
peyde eştene ertelemek
peydeeştiş [n] erteleme
peyedat [n] artedat
peyên, -e sondaki
peyên, -e sonuncu
peyîke [m] baldır
peyîke [m] incik (baldır)
peymana enternasyonale [m] uluslararası antlaşma
peymana mîyannetewî [m] uluslararası antlaşma
peymane [m] antlaşma
pezkovî, -ye yabankeçisi
pezkovî, -ye yabankeçisi
pêameyîş [n] anlaşma
pêardiş [n] sulh
pêhesnayîş ikaz etme
pêhesnayîş uyarma
pêkerdiş [n] anlaşma
pêlekê çimî [n] gözün aşağısındaki deri
pêrabeste [n] bileşik
pêrabestîye [m] bileşik
pêroyî genel
pêroyî umumi
Pêrtage Pertek
pêşnîyaza qanûnî [m] kanun teklifi
pêşnîyaza qanûnî [m] yasa önerisi
pêşnîyaze [m] öneri
pêşnîyaze [m] teklif
pêveronayîş karşılaştırma
pil-purt eşya
pilar [n] etene (eş)
pilar [n] meşime
pilar [n] son (etene)
Pilemurîye Pülümür
pilike [m] ibik
piling, -e kaplan
pinpinîke [m] kelebek
pirnike [m] burun
piro dayene çalmak (zil vs.)
pirojine [m] kalbur
pisîng, -e kedi
pisperike [m] kelebek
pispor, -e uzman
pisporîye [m] uzmanlık
pişike [m] akciğer
piştî [m] sırt
piştî dayene desteklemek
piştî dayîş yewbînan dayanışma
piştî girewtene desteklemek
piştîdayîş [n] destekleme
piştîgirewtiş [n] destekleme
piştîya yewbînan girewtiş dayanışma
pixawî (zafhûmar) pranga
pîl, -e büyük
pînge [m] sivrisinek
pîpî hindi
Pîran [n] Dicle
pîreboke [m] örümcek
pîrike [m] örümcek
pîyes [n] piyes
pîzange [m] yabanarısı
pîze [n] karın
pîzeyo şenik [n] göbek ile cinsel organ arasındaki bölüm
pol [n] kanat
pol [n] kol [i]
pol [n] kol [II]
pol [n] omuz
pol [n] taraf
polîgon [n] atış yeri
polîgon [n] poligon
polîgon [n] silah atış yeri
polîs, -e polis
polo çep [n] sol kanat
polo çep [n] sol kol
polo çep [n] sol taraf
polo rast [n] sağ kanat
polo rast [n] sağ kol
polo rast [n] sağ taraf
Polonya Polonya
por [n] saç
Portugal Portekiz
pozîtîf, -e olumlu
prefîks [n] önek
program [n] program
propaganda [m] propaganda
psikolojî [n] psikoloji
psikolojîyo edlî [n] adli psikoloji
psikolojîyo edlî [n] adli psikoloji
pudîye [m] dişeti
Pulur Ovacık
puyo kor [n] baykuş
qaf [n] kafatası
qafike [m] baş
qafike [m] kafa
qafîye [m] kafiye
Qahîre Kahire
qame [m] boy
qandê için
qantir [n] katır
qantirleyîr [n] yavru katır
qanûn [n] kanun
qanûn [n] yasa
qanûnî kanuni
qanûnî yasal
qanûno bingeyî [n] anayasa
qapaxê çimî [n] gözkapağı
qaqlîbaze [m] martı
qarangê çimî [n] gözün aşağısındaki deri
qarne [m] karne
qayde [n] kural
qaymeqam, -e kaymakam
Qazaxîstan [n] Kazakistan
qaze [m] hindi
qaze [m] kaz
qazî [m] kadı
qazî, -ye hakim
qazî, -ye yargıç
qazîyîye [m] hakimlik
qazîyîye [m] yargıçlık
qebul kerdene kabul etmek
qedexe [n] yasak
qefesê sênî [n] göğüs kafesi
qefsing [n] göğüs kafesi
qela [m] karga
qelb [n] kalp
qelb [n] yürek
qelema boyaxî [m]qelema erjîjine [m] boya kalemi
qelema erjîjine [m] kurşun kalem
qelema rengine [m] renkli kalem
qeleme [m] kalem
Qeleme kitabî ser o ya. Kalem kitabın üzerindedir
qelemêda sîyaye [m] siyah bir kalem
qelemêka sîyaye [m] siyah bir kalem
qelemtiraşe [m] kalemtıraş
qer kara
qer siyah
qerar [n] karar
qerar dayene karar vermek
qerar dayene karara bağlamak
qerar girewtene karar almak
qerarê tewqîfê xiyabî [n] gıyabi tutuklama kararı
qerarê tewqîfî [n] tevkif kararı
qerarê tewqîfî [n] tutuklama kararı
qerarê tewqîfî yo xiyabî [n] gıyabi tutuklama kararı
qerargehe [m] karargah
qerarname [n] kararname
qereqol [n] karakol
qerpelase [m] karga
qertal [n] kartal
qesa [m] laf
qeseba karaciğer
qeseba sipîye [m] akciğer
qeseba sîyaye [m] karaciğer
qesey kerdene konuşmak
qesîde [m] kaside
Qeter Katar
qetî kesin
qetî bîyene kesinleşmek
qetî kerdene kesinleştirmek
qetîbîyaya [m] kesinleşmiş
qetîbîyaye [n] kesinleşmiş
qetîbîyayîş [n] kesinleşme
qetîbîyayîye [m] kesinleşmiş
qetîkerdiş [n] kesinleştirme
qetîyet [n] kesinlik
qetîyîye [m] kesinlik
qevda destî [n] bilek (el bileği)
qeweyî kahverengi
qeyd [n] kayıt
qeyd kerdene kaydetmek
qeydê xo viraştene kaydını yaptırmak
qeydî (zafhûmar) pranga
qeydkerda [m] kayıtlı
qeydkerde [n] kayıtlı
qeydkerdîye [m] kayıtlı
qeza [m] ilçe
qeza [m] kaza (ilçe)
qeza [n] kaza
Qibris Kıbrıs
qij, -e küçük
qijike [m] karga
qilancik, -e saksağan
qine [m] anüs
qine [m] göt
qine [m] kıç
qine [m] makat
qineste [n] kalça
qineste [n] sağrı
qiral [n] kral
qiralîça [m] kraliçe
qirawile [m] karga
qirîncele [n] kurbağa
qirkerdiş [n] katliam
qirkerdiş [n] soykırım
qirpiçike [m] gırtlak
qirrike [m] boğaz
Qirxizîstan [n] kırgızistan
qisa [m] laf
qisa [m] söz
qisey kerdene konuşmak
Qisle Nazımiye
qita [m] kıta
qîlp [n] köpekdişi
qîlp [n] köpekdişi
qoqe [m] baş
qoqe [m] kafa
qorr [n] uyluk
qorrik [n] kalça
qorrik [n] sırt
qotike [m] baş
qotike [m] kafa
Qowancîyan Kovancılar
Quddus Kudüs
qula pirnike [m] burun deliği
qula vinî [m] burun deliği
qula zince [m] burun deliği
quling, -e turna
qulî hindi
qumqumike [m] semender (bir cinsi)
qurnaz kurnaz
ramitene ser hücum etmek
ramitene ser saldırmak
ramî [zh] apış arası kılları
rast sağ
rastnuştiş [n] imlâ
rastnuştiş [n] yazım
raver ileri
raverşîyayîş ilerleme
raverşîyene ilerlemek
rawe [m] kip
raweya fermanî [m] emir kipi
raweya ganîyîye [m] gereklik kipi
raweya şertî dilek-şart kipi
raweya şertî [m] şart kipi
raweya waştişî [m] istek kipi
ray dayene oylamak
raydayîş [n] oylama
redîfe [m] redif
Refahîye Refahiye
referandum [n] referandum
rehet! rahat! (emir)
rehn [n] uyluk
rektor, -e rektör
rektorîye [m] rektörlük
rep-tep gürültü patırtı
rep-tep pat küt
reqe [m] sukaplumbağası
rew erken
rewşa îstîsnayî [m] olağanüstü durum
rewşa îstîsnayî [m] olağanüstü hal
rewşe [m] durum
rewşe [m] hal
rexne [n] eleştiri
rexne kerdene eleştirmek
rexnekerdiş [n] eleştirme
rey defa
rey kez
rey kere
rey-rey arasıra
rey-rey bazen
reyê bir kere
reyê bir kez
reyê-di reyî bir iki defa
reyê-di reyî bir iki defa
reyê-di reyî bir iki kere
reyê-di reyî bir iki kere
reyê-di reyî bir iki kez
reyê-di reyî bir iki kez
reyke bir kere
reyke bir kez
rez, -e seçkin insan
rê -e
rêxistine [m] örgüt
rêze [m] sıra (dizi)
rêze [m] satır
rêzile [m] zincir
rêzilkî zincirleme
Riha Urfa
rişke [m] bit yumurtası (sirke)
rişke [m] sirke (bit yumurtası)
rîpel [n] sahife
rîpel [n] sayfa
rîwayete [m] rivayet
Rîyad Riyad
ro xo nayene itiraf etmek
roj [n] güneş
rojawan [n] batı
roje [m] gün
roje [n] oruç
rojhelat [n] doğu
Roma Roma
roman [n] roman
romankî romansal
romannuştox, -e romancı
romantîk, -e romantik
romantîzm [n] romantîzm
Romanya Romanya
roniştiş [n] celse
roniştiş [n] oturum
roqila [m] bağırsak
roqila barîye [m] incebağırsak
roqila barîye [m] incebağırsak
roqila kore [m] körbağırsak
roqila kore [m] körbağırsak
roqila pîle [m] kalınbağırsak
roqila pîle [m] kalınbağırsak
roqila qine [n] göden
roqila qine [n] rektum
roxonayîş [n] itiraf
rubaî [m] dörtlük
rubaî [m] rübai
Rûsya Rusya
Rûsyaya Sipîye Beyaz Rusya
Rwanda Ruanda

<<<<<< ÖNCEKİ —– SONRAKİ >>>>