‘Bereketli Topraklar Üzerinde’ adlı yasaklı film 28 yıl sonra gösterime giriyor

Yıllardır kayıp olan kopyası İsviçre’de bir stüdyoda bulunup yenilendikten sonra 27. İstanbul Film Festivali’nde seyirciyle buluşan Erden Kıral’ın başyapıtı ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’ nihayet 2 Mayıs’ta gösterime giriyor. Aslında filminin başına gelenler, kendi başına bir komedi filmi konusu olabilecek nitelikte. Önce yasaklanan, sonra negatifleri çalınan film, çekiminden 28 yıl sonra nihayet vizyona giriyor.
Erden Kıral’ın 1978-1979 yılları arasında çektiği, Orhan Kemal’in eserinden uyarlanan ‘Bereketli Topraklar Üzerinde’ Filmin başrollerini Tuncel Kurtiz, Erkan Yücel, Nur Sürer ve Yaman Okay p
aylaşıyor.

devamı ⇒‘Bereketli Topraklar Üzerinde’ adlı yasaklı film 28 yıl sonra gösterime giriyor

John Steinbeck – Gazap Üzümleri

John_SteinbeckOklahama toprakları üzerinde yaşayan köylüler ektikleri ürünlerin yeşermesi, gelişmesi için bahar yağmurlarını beklemektedirler. Ama ne var ki Mayıs ayının sonu gelmesine rağmen beklenen yağmur yağmamıştır. Teksas ve Körfezden yükselen yağmur bulutları zaman zaman Oklahama’lı köylüleri umutlandırsa da o yıl beklenenin aksine kurak bir yıl olarak geçmektedir. Günler ilerledikçe insanların umutları azalmakta ve herkes huzursuzluk içinde felaketin boyutlarını anlamaya çalışmaktadır.

devamı ⇒John Steinbeck – Gazap Üzümleri

Afşar Timuçin: “Evcilleşmiş felsefe, felsefe değildir”

Volkan Alıcı ve Ebru Aktel’in Afşar Timucin’le yaptığı söyleşinin bu bölümünde; Filozofların ve felsefenin kurulu düzenle ilişkisi, üniversitede felsefe yapmanın olanakları, toplumun felsefeyle ilişkisi, konuları üzerine konuşuluyor. Afşar Timuçin, felsefe neden insanların gözünü korkutur, felsefe dilinin ağdalı olması bir etken mi? gibi soruları cevaplıyor.

Felsefe dilinin ağdalı olması aslında felsefi yetersizliğin sonucudur. Çünkü felsefe diliyle kolay yoldan, basitçe anlatılamayacak hiçbir bilgi yoktur. Dolayısıyla bir filozof kendi görüşlerini basite indirgeyemiyorsa onun kafası karışık demektir. Ne yapmak gerekiyor peki? Yaşamı kavramak, yalınlaştırmak için felsefeyi yalın bir anlatıma götürmek gerekiyor. O yüzden felsefede kötü konuşanlar kötü bilinçlenmiş kişilerdir. Çünkü bilinç açık ve aydınlıksa dil de açık ve aydınlık olacaktır.

devamı ⇒Afşar Timuçin: “Evcilleşmiş felsefe, felsefe değildir”

Dini bütün’lerden seri sapkınlıklar, ‘yaptıklarınız yapacaklarınızın teminatı’

Türkiye’de gericiliğin toplumsal yaşamdaki ağırlığı artarken, inanç ve sapkınlık arasındaki mesafe de daralıyor. Bir yandan erkeğe özel çokeşlilik “kadına saygı” diyerek savunulurken, öte yandan gerici kesimlerde aleni sapkınlıklar almış başını gidiyor. Topkapı Sarayı Kutsal Emanetler Bölümü hafızının sübyancılıktan tutuklanmasından bir gün sonra; Vakit yazarı ve Türkiye’nin ilk faşist suikastçısı Hüseyin Üzmez (77), 14 yaşındaki bir kıza tecavüz etmek suçundan Bursa’nın Mudanya ilçesinde tutuklandı. Zenginleşen ve yükselişe geçen islamcı sermayedarlar, milletvekilleri ve bürokratlar olmak üzere, geniş bir toplum kesiminin çokeşliliği bir yaşam tarzı haline getirdiği biliniyor. “İnançlara özgürlük” söylemiyle dinin toplumsal yaşamdaki ağırlığının artmasına çanak tutanlar ise, gericileşme ve çürümenin sorumluluğunu paylaşıyor.
“Müslümanlığıyla” övünen kesimlerden gelen sapkınlık haberleri, toplumda son dönemde ağırlığını arttıran gericilik ile sapkınlığın kol kola ilerlediğini ortaya koyarken; mağdur kızların ailelerinden gelen dini referanslı açıklamalar ise akıllara durgunluk veriyor.

devamı ⇒Dini bütün’lerden seri sapkınlıklar, ‘yaptıklarınız yapacaklarınızın teminatı’

Şiir Sanatı Üzerine Düşünceler – Jules Supervielle

Şiirsel sırla kutsanmış olan uzman kimseler için yazmıyorum; şiirlerimden birini duyarlı bir insan anlamayınca bu içime her defasında dert olmuştur.
Edebiyatın kökeni bana göre gizli bir düştür hep. Bu düşü yönlendirmekten zevk alıyorum, meğerki belli günlerde esinlenip düşün kendiliğinden yönlendirileceği duygusuna sahip olayım.
Buna karşın düşün rastlantısal bir durumda kaybolması hiç de işime gelmez (demek istediğim, rastlantısalda “hayallere dalarak geçirmek” ). Onu sağlam bir düş yapmaya çalışıyorum, iç mekânlarla iç zamanın kesişmesine göre dışarıdan ayarlanan bir tür Galion şekli, -bu arada beyaz kâğıt, düş için dışarıyı yansıtır.

devamı ⇒Şiir Sanatı Üzerine Düşünceler – Jules Supervielle

Balkan müziğine gönül gözüyle kısa bir yolculuk; Muammer Ketencoğlu

Aşağıdan örnek iki eserini dinlemeyebilmek için bilgisayarınıza indirmeniz gerekmektedir. 1- Mağusa Limanı (Geleneksel ) İNDİR 2-Davullarım çalar çaydan aşağyı (Geleneksel – Selanik) İNDİR (Bu iki eserin indirilmesi yasal, tanıtım amaçlı ve izinlidir)
Muammer Ketencoğlu: 1964 yılında, İzmir’in Tire ilçesinde doğan sanatçı, müzik eğitiminin temel eğitimini, akordeonu çalmaya başlayarak, ilk ve ortaokul yıllarında körler okulunda aldı. Diğer bazı eserleri
DİNLE

devamı ⇒Balkan müziğine gönül gözüyle kısa bir yolculuk; Muammer Ketencoğlu

Latin Amerikalı iki lider, biyoyakıt üretiminin gıda fiyatları üzerindeki olumsuz etkileri konusunda uyarılarda bulundu

 ImageShack

New York’ta Birleşmiş Milletler oturumunda konuşan Bolivya Cumhurbaşkanı Evo Morales, biyoyakıt üretiminin dünyanın en yoksul insanlarına zarar verdiğini söyledi.
Peru Cumhurbaşkanı Alan Garcia ise tarım alanlarının biyoyakıt üretimi için kullanılmasının yoksulların gıda bulmalarını zorlaştırdığını belirtti.

devamı ⇒Latin Amerikalı iki lider, biyoyakıt üretiminin gıda fiyatları üzerindeki olumsuz etkileri konusunda uyarılarda bulundu

Mili Eğitim Bakanlığı’nın Amerikan aşkı

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) bir süre önce hizmete sunduğu internet sitesi, ABD başkanının resmi ikametgâhı olan Beyaz Saray internet sitesiyle birebir aynı olması görenleri şaşkına çeviriyor.  “Stratejik ortak”a göbekten bağlılığın ve taklitçiliğin bu kadarı doğrusu pes dedirtiyor.

Meraklı okuyucular aşağıdan fotoğraflara bakabilir, “gözüyle görmediğine inanmayan”lar aşağıdaki ise adresleri tıklayarak kendileri karşılaştırabilirler. İşte adresler  MEB:  http://www.meb.gov.tr/ , Beyaz Saray:  http://www.whitehouse.gov/ 

İsminde “milli” sıfatı  taşıyan bu bakanlığın  içine düştüğü bu garip durum,  insanın aklına ister istemez “MEB sitesini Amerikalılar mı hazırlıyor?” sorusunu getirtiyor.

devamı ⇒Mili Eğitim Bakanlığı’nın Amerikan aşkı

“Araştırmacı gazeteci” Uğur Dündar soruyor :)

Dünyada büyük ilgi gören Lost dizisinin özelikle kadınlar tarafından sevilen popüler oyuncusu Josh Holloway (Sawyer), reklam çekimi için geldiği Türkiye’de haber sipikerliği yapan “araştırmacı gazeteci”miz Uğur Dündar’a konuk oldu.

Gün içinde ve sonrasında Star Haber sanki önemli bir şeymiş gibi bu başarısının! reklamını yapmasının akılsızlığını bir yana bırakırsak, Uğur Dündar sorduğu soruyla “Star haberin” haber anlayışını   ‘araştırmacı gazeteci’ kimliğinin düşünme bicimini ve kültürel birikimini  ortaya çıkartı!..

devamı ⇒“Araştırmacı gazeteci” Uğur Dündar soruyor 🙂

Sinema piyasaya yöneldi, Bağımsız bir film yapmak için piyangodan para çıkması gerekiyor

Sinema eleştirmeni ve Milliyet gazetesi sinema yazarı Alin Taşçıyan, son yıllarda Türkiyede sinema kalitesinde bir düşüş yaşandığını insanların ekran filmlerine ve televizyon dizilerine mahkum edildiğini söylüyor. “İki yüz kopya film çıkıyorlar, bu 400 salon ediyor. Zaten bütün salonlar işgal edildi. Türkiye’de sinemaya gitme yöntemi de belli. İstanbullu alışveriş merkezine gider. Gezer, tozar, yer içer. Akşam olur. Sinemanın önüne gelir, afişlere bakar ondan sonra da saatine bakar. “Aaa canım saat 18.00 olmuş, hangisine gidelim? Bilmem şu filme daha çok var. Saat 20.00’de gösteriliyor. O saate kadar beklemeyelim. Saat 18.15’te şu film var, buna gidelim.” İşte Türkiye’de bu şekilde film izleniyor. Küçük şehirlerde ise zaten bir sinema salonu var. İnsanlar, hangi film gelirse ona gitmeye mecburdurlar. İşte bu piyasa filmleri böyle para kazanıyorlar.” ANF’nin Taşçıyan ile yaptığı röportajı aşağıdan okuyabilirsiniz.

devamı ⇒Sinema piyasaya yöneldi, Bağımsız bir film yapmak için piyangodan para çıkması gerekiyor

Uzaya 47 yıl önce ilk adımını atan insan Yuri Gagarin ve uçuş videosu cafrande.org’ta

 
Yuri Gagarin 12 nisan 1962 yılında henüz 27 yaşındayken uzaya ilk çıkan ve dünyanın çevresini ilk kez turlayan insan oldu. İnsanlık için kendini  önceden hiç tecrübe edilmemiş bir maceraya, sonsuz karanlığın ve boşluğun kollarına Sovyet kozmonottu olarak attı. Dünyanın   en cesur insanlardan biri olarakta tarihe geçti.

Çok zeki ve çalışkan olmasına rağmen yaramaz bir çocukluk geçiren Yuri Gagarin, Kızıl Ordu Hava Kuvvetleri’ne yazıldığında uçmak onun için yalnızca hobiydi. 12 Nisan 1961 yılında ise o artık, ‘Vostok-1’ adlı kapsülle uzayın ilk misafiri olarak tarihe geçiyordu. Dünyaya dönüşünü ise 2 kız öğrenci, “2 veya 3 m çapında dev bir toptu. Düştü, zıpladı, tekrar düştü. Vurduğu yerde büyük bir çukur oluştu” derken, Gagarin ise şunları söylüyordu: “Beni uzay elbisem ve sürüklenen paraşütle görünce korktular, onlara ‘Korkmayın, ben de sizin gibi Rus’um, uzaydan indim dedim.

devamı ⇒Uzaya 47 yıl önce ilk adımını atan insan Yuri Gagarin ve uçuş videosu cafrande.org’ta

Fidel Castro, bir yıl önce “üç milyardan fazla insan, açlık ve susuzluktan dolayı hayatını kaybetmeye mahkum ediliyor” demişti

 
Biyo-Yakıtlar ve Küresel Açlık- Fidel Castro (06 Mayıs 2007)
Dünyada üç milyardan fazla sayıda insan, açlık ve susuzluktan dolayı erken yaşta hayatını kaybetmeye mahkum edilmiştir.
Bu, abartılı değil, hatta ihtiyatlı bir rakamdır. Başkan Bush’un ABD otomobil üreticileri ile yaptığı toplantının ardından bu konu hakkında enine boyuna düşündüm.
Besin maddelerini yakıta dönüştürme şeklindeki uğursuz fikrin, ABD’nin dış politikada ekonomik bir yönelimi olması, tam olarak geçtiğimiz pazartesi, 26 Mart’ta netleştirildi.
Dünyanın her köşesine ulaşabilen bir Amerikan haber ajansı olan AP’nin (Associated Press) geçtiği haberde, kelimesi kelimesine şu ifadeler vardı:

devamı ⇒Fidel Castro, bir yıl önce “üç milyardan fazla insan, açlık ve susuzluktan dolayı hayatını kaybetmeye mahkum ediliyor” demişti