Jean Paul Sartre’dan Sözler


• Ask; iki insanın bilinçlerini birleştirme çabasıdır. Boşuna bir çaba çünkü insan kendi bilincine mahkumdur…
• En büyük günah pişmanlıktır…
• Varlığında, varlığın var olmasının söz konusu olduğu bir varlık olarak var olan bir varlığım…
• Nesnelerin bir ters yüzü vardı, insan aklını kaçırdığı zaman bunu görürdü…
• Benim gibi yaşlı bir devrimciye böyle bir ödül vermek, kapitalizmin öç alma girişiminden başka bir şey değildir. ( Nobel Ödülünü reddederken )

devamı ⇒Jean Paul Sartre’dan Sözler

Dolmabahçe Sarayı (Beşiktaş)

İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde, Boğaziçi ile Dolmabahçe Caddesi arasında yer alan 250.000 m2’lik alanda kurulmuş olan Dolmabahçe Sarayı, günümüzden dört yüzyıl öncesinde büyük bir koy konumunda idi. Osmanlı döneminde donanmanın sefere çıktığı, dönüşte karşılandığı bu koy XVII. yüzyıldan sonra doldurulmuş ve çoğu kez de padişahların eğlenceler düzenlediği bir Hasbahçe’ye dönüşmüştür.

devamı ⇒Dolmabahçe Sarayı (Beşiktaş)

İlya Repin: Yaşamın gerçekliği her şeyden önde gelir!


“İnsanın yüzü, ruhu, yaşamın dramı, tabiatın izlenimleri, onların yaşamı ve anlamı, tarihin nefesi, bizim konularımız bunlardır sanırım.” (İlya Repin)
İlya Repin, 1844 yılında Ukrayna’da Çuguyev adlı bir kasabada dünyaya geldi. Babası subaydı ve sanat ve ressamlıkla ilgili ilk deneyimlerini de devam ettiği askeri okulda, topografyacılıkta edindi. Fakat İlya Repin’in yüreğinde ressam olmak yatıyordu. Bu coşkulu arzu onu 19 yaşında, Güzel Sanatlar Akademisine girme umuduyla Petersburg’a yöneltti.1863 yılında St. Petersburg’a yerleşen Repin Akademi imtihanlarına hazırlık olarak önce özel bir çizim okuluna ve bununla birlikte de öğrenci çevrelerine girdi.

devamı ⇒İlya Repin: Yaşamın gerçekliği her şeyden önde gelir!

Hayatı sanatı ve eserleriyle 20’nci yüzyılın en büyük bestecisi: Dmitri Şostakoviç


Dmitriy Şostakoviç ((1906-1975 – Дми́трий Дми́триевич Шостако́вич)  SSCB döneminin ünlü bestecisi ve virtüözü. SSCB Yüksek Sovyet Milletvekili, Lenin Nişanı sahibidir. 20. yüzyılın en önemli senfonilerini yazan besteci film müziği, şarkı, caz dahil olmak üzere pek çok türde eserler verdi. 11 yaşında Komünizmle tanışan Sostakovich sonraki tüm yaşamını Komünist olarak yaşadı. Çağın büyük Rus bestecilerinden Stravinski, bir daha dönmemek üzere vatanını terk ederken, Şostakoviç, hiçbir zaman ayrılmadığı ülkesine, hep derin bir bağlılık içinde kaldı. ülkesinin sanat elçisi olarak dış dünyada kabul gördü. Yaptığı eserlerle bir çok ülkeden ödül aldı.

devamı ⇒Hayatı sanatı ve eserleriyle 20’nci yüzyılın en büyük bestecisi: Dmitri Şostakoviç

Kitle İletişim araçlarının siyasal iktisadı


ABD toplumunda özerk ve muhalif bir rol oynamaktan uzak olan ABD kitle iletişim araçlarının, konuların çerçevesini belirleyerek elit kesimin gereksinim ve ilgilerine hizmet eden haber öykülerinin öne çıkartılmasını sağlamaya çalıştığı, sol’daki insanların gözünde kuşaklar geçtikçe giderek netleşmiştir. Dahası, önde gelen şirketleşmiş kitle iletişim araçlarının günümüz politikasındaki önemi, eski zamanlardaki rolünü fersah fersah geride bırakır. Bundan dolayıdır ki Sol, iletişim araçlarının (medya) nasıl yapılanıp denetlendiğine, nasıl işlediklerine büyük dikkat ayırmaya başlamıştır. Bununla birlikte, ”özgür basın” ideolojisinin sol eleştirmenler açısından zor bir düşman olduğu da görülmüştür. Faaliyeti modern devlet yapısının merkezinde yer aldığından, medyanın meşruluğu kat kat ideolojik şaşırtmaca kalkanıyla korunur.

devamı ⇒Kitle İletişim araçlarının siyasal iktisadı

Picasso’nun “Guernica” resmi artık 3 boyutlu

Picasso’nun “Guernica” adlı eseri 1937 Nisanında, ispanya’daki faşist yönetimin  bir Bask kasabası olan Guernica’yı, pazar kurulan bir günde bombalasını konu alır. İspanya iç savaşının en acılı sahnelerinden birinin yaşandığı o gün binlerce insanın ölümüyle sonuçlanır. Olaydan çok etkilenen Picasso aynı yıl bu tabloyu yaparak olayı ölümsüzleştir. Rivayetlere göre, Picasso, bir … devamı ⇒

Ruhçözümleme ve Modernlik İlkesi — Aziz Yardımlı

‘Üst İnsanlar tarafından kitlelere karşı bir savaş bildirimine gereksinim var! … Yumuşak ve kadınsı yapan herşey Halkın ya da Kadınların ereğine hizmet eder. Evrensel oy hakkından, eş deyişle, aşağı insanların egemenliğinden yana işler. Ama karşı önlemleri almalı ve bu bütün sorunu aydınlığa ve yargının mahkemesi önüne getirmeliyiz.’ (Nietzsche, Güç İstenci, Kesim 861)

Nietzsche’nin böyle sayısız maçoluk anlatımı çılgınlık dönemine ait görülür, ve ‘sağlıklı’ Nietzsche onlardan bağışık tutulur, üstelik benzerlerinin daha erken yazılarında da bulunmasına karşın. Hiç kuşkusuz burada us-yarılması gibi birşey vardır, ve bu hastalık — şizofreni — duyguyu olduğu gibi kavramı da yakalar, insanı Sevgisinde ve Usunda, Eros’unda ve Logos’unda bozar, onu iletişim kurulamaz, konuşulamaz, birlikte olunamaz bir varlığa çevirir. İnsanın ÖZÜ, İNSAN DOĞASI dediğimiz şeyi yokeder.

devamı ⇒Ruhçözümleme ve Modernlik İlkesi — Aziz Yardımlı

Uras’ın Muazzam İlericilik Potansiyeli – KAAN ARSLANOĞLU

“Peki siz hiç dönek bir eski liberal gördünüz mü? Düşünün. Hayır, bulamazsınız, görmemişsinizdir. Çünkü bir liberal dönemez. Niye dönemez, çünkü ondan gericisi zaten yoktur. Örneğin Murat Belge, Taraf’a geçti, dönebildi mi? Dönemedi. İstese de mümkün değil. Liberalliğin günümüzün en gerici akımı olduğunu sanırım bundan iyi kanıtlayan bir gerçek de yoktur”

Ufuk Uras ve benzeri sol liberallerin önlerinde uçsuz bucaksız ilericilik imkanları uzanıyor. Akıl, bilgi, vicdan doğrultusunda veya bunlardan sadece biri için atacakları en ufak adım onları asrın devrimcisi yapabilir. Zira, siyasal dizilişte kendilerinden gericisi bulunmuyor.

devamı ⇒Uras’ın Muazzam İlericilik Potansiyeli – KAAN ARSLANOĞLU

Şair Akıldan Korkmamalıdır – Bertolt Brecht

Güzellik kavramı olmadan işin içinden çıkamayacağımız ortadadır. Bu kavrama gereksinmek yüz karası değildir, ama yine de kişiyi kararsızlığa iter.  Şiir, anlatım olarak nitelendirildiğinde, böylesine bir nitelemenin tekyanlı olduğu bilinmelidir. Bireyler kendini anlatmaktadır, sınıflar kendini anlatmaktadır; çağlar ve tutkular anlatımlarını bulmaktadırlar; sonuçta dolaysızca insan anlatır kendini. Bankerler ya da siyasetçiler birbirlerine kendilerini anlattıklarında, bir şeyin ticaretini yaptıkları, bir şeyi ele aldıkları bilinir; hasta kişi bile ağrısını anlatırken, doktora ya da çevresindekilere bir şeyleri işaret eder, yani o da bir şeyleri ele alır. Ama şairler konusunda söylenen şudur: Yalnızca arı anlatımı sundukları; öyle ki, ele alışlarının, uğraşlarının yalnızca anlatmaktan oluştuğu, amaçlarınmsa olsa olsa kendilerini anlatmak olabileceği. Bu ya da şu şairin başka insanların savaştığı gibi savaştığını kanıtlayan belgelere rasgelindiğindeyse, evet, böyle bir şiirde de, savaşın kendini anlattığı söylenmiştir. Şu ya da bu ozanın başından kötü şeyler geçmişse acısının güzel bir anlatım bulduğu, bundan dolayı da acılan önünde içyü-kümlülüğü duyabileceği söylenir; bir şeyi ortaya koymuştur acılar, şairi iyi anlatmışlardır.

devamı ⇒Şair Akıldan Korkmamalıdır – Bertolt Brecht

Kafka’ya ait bazı belgeler ölümünden 84 yıl sonra gün ışığına çıkıyor

Franz Kafka 41 yaşında veremden ölmeden önce, bütün el yazmalarının yakılmasını vasiyet etmişti. akat, dostu ve edebiyat yönetmeni Max Brod, bu vasiyeti yerine getirmedi. Sonuç, soyutlanmışlık, baskı ve umutsuzluğun egemen olduğu Şato, Dava, Değişim gibi romanlar oldu.
Yayımlanan eserler, aslında Kafka hiç bir kitabını tamamlamadığı için bir çok bakımdan Max Brod’un da rötuşlarını taşır.Örneğin Şato’yu bir cümlenin ortasında bırakıvermiştir Kafka.

devamı ⇒Kafka’ya ait bazı belgeler ölümünden 84 yıl sonra gün ışığına çıkıyor

Tuncel Kurtiz: Doğulu kalarak da bal gibi evrensel olunabilir

.
“Ben yürümeye başlayınca denizlerin üstünde
Karalarda koşanlar durup bana baktılar.
Ben de gittim
Sığınacağım adaları birer birer batırdım.”
Şiir: Özdemir Asaf

50 yılı aşkın sanat hayatında her zaman öğrenci olduğunu dile getiren usta aktör Tuncel Kurtiz, “Evrensel olmak için en çok ‘biz’ olmak zorundayız. Reddederek ve inkar ederek değil, uzlaşarak. Böylece her şey kendi yörüngesine daha çabuk oturacak” diyor.

devamı ⇒Tuncel Kurtiz: Doğulu kalarak da bal gibi evrensel olunabilir

Çatışmadaki İnsan: Sigmund Freud’un Ruhçözümsel Ruhbilimi – Raymond E. Fancher

‘‘Ama Doktor, biliyorsun uyumuyorum; hipnotize edilemem.’’ Bu yarı özür diler, yarı iğneleyici sözler 1892’de bir öğleden sonra Sigmund Freud’un kulaklarında çınlıyordu.1 Az önce eğer bir derin hipnoz durumuna sokabilirse belirtilerini iyileştirebileceğine inandığı hastalarından biri tarafından söylenmişlerdi. Bu yüzden, otuzaltı yaşındaki doktor tekrar tekrar yineliyordu, ‘‘Uykulu olduğunu duyuyorsun, göz kapakların gittikçe ağırlaşıyor; az sonra derin bir uykuya dalacaksın.’’

devamı ⇒Çatışmadaki İnsan: Sigmund Freud’un Ruhçözümsel Ruhbilimi – Raymond E. Fancher