Kitle İletişim araçlarının siyasal iktisadı


ABD toplumunda özerk ve muhalif bir rol oynamaktan uzak olan ABD kitle iletişim araçlarının, konuların çerçevesini belirleyerek elit kesimin gereksinim ve ilgilerine hizmet eden haber öykülerinin öne çıkartılmasını sağlamaya çalıştığı, sol’daki insanların gözünde kuşaklar geçtikçe giderek netleşmiştir. Dahası, önde gelen şirketleşmiş kitle iletişim araçlarının günümüz politikasındaki önemi, eski zamanlardaki rolünü fersah fersah geride bırakır. Bundan dolayıdır ki Sol, iletişim araçlarının (medya) nasıl yapılanıp denetlendiğine, nasıl işlediklerine büyük dikkat ayırmaya başlamıştır. Bununla birlikte, ”özgür basın” ideolojisinin sol eleştirmenler açısından zor bir düşman olduğu da görülmüştür. Faaliyeti modern devlet yapısının merkezinde yer aldığından, medyanın meşruluğu kat kat ideolojik şaşırtmaca kalkanıyla korunur.

devamı ⇒Kitle İletişim araçlarının siyasal iktisadı

Picasso’nun “Guernica” resmi artık 3 boyutlu

Picasso’nun “Guernica” adlı eseri 1937 Nisanında, ispanya’daki faşist yönetimin  bir Bask kasabası olan Guernica’yı, pazar kurulan bir günde bombalasını konu alır. İspanya iç savaşının en acılı sahnelerinden birinin yaşandığı o gün binlerce insanın ölümüyle sonuçlanır. Olaydan çok etkilenen Picasso aynı yıl bu tabloyu yaparak olayı ölümsüzleştir. Rivayetlere göre, Picasso, bir … devamı ⇒

Ruhçözümleme ve Modernlik İlkesi — Aziz Yardımlı

‘Üst İnsanlar tarafından kitlelere karşı bir savaş bildirimine gereksinim var! … Yumuşak ve kadınsı yapan herşey Halkın ya da Kadınların ereğine hizmet eder. Evrensel oy hakkından, eş deyişle, aşağı insanların egemenliğinden yana işler. Ama karşı önlemleri almalı ve bu bütün sorunu aydınlığa ve yargının mahkemesi önüne getirmeliyiz.’ (Nietzsche, Güç İstenci, Kesim 861)

Nietzsche’nin böyle sayısız maçoluk anlatımı çılgınlık dönemine ait görülür, ve ‘sağlıklı’ Nietzsche onlardan bağışık tutulur, üstelik benzerlerinin daha erken yazılarında da bulunmasına karşın. Hiç kuşkusuz burada us-yarılması gibi birşey vardır, ve bu hastalık — şizofreni — duyguyu olduğu gibi kavramı da yakalar, insanı Sevgisinde ve Usunda, Eros’unda ve Logos’unda bozar, onu iletişim kurulamaz, konuşulamaz, birlikte olunamaz bir varlığa çevirir. İnsanın ÖZÜ, İNSAN DOĞASI dediğimiz şeyi yokeder.

devamı ⇒Ruhçözümleme ve Modernlik İlkesi — Aziz Yardımlı

Uras’ın Muazzam İlericilik Potansiyeli – KAAN ARSLANOĞLU

“Peki siz hiç dönek bir eski liberal gördünüz mü? Düşünün. Hayır, bulamazsınız, görmemişsinizdir. Çünkü bir liberal dönemez. Niye dönemez, çünkü ondan gericisi zaten yoktur. Örneğin Murat Belge, Taraf’a geçti, dönebildi mi? Dönemedi. İstese de mümkün değil. Liberalliğin günümüzün en gerici akımı olduğunu sanırım bundan iyi kanıtlayan bir gerçek de yoktur”

Ufuk Uras ve benzeri sol liberallerin önlerinde uçsuz bucaksız ilericilik imkanları uzanıyor. Akıl, bilgi, vicdan doğrultusunda veya bunlardan sadece biri için atacakları en ufak adım onları asrın devrimcisi yapabilir. Zira, siyasal dizilişte kendilerinden gericisi bulunmuyor.

devamı ⇒Uras’ın Muazzam İlericilik Potansiyeli – KAAN ARSLANOĞLU

Şair Akıldan Korkmamalıdır – Bertolt Brecht

Güzellik kavramı olmadan işin içinden çıkamayacağımız ortadadır. Bu kavrama gereksinmek yüz karası değildir, ama yine de kişiyi kararsızlığa iter.  Şiir, anlatım olarak nitelendirildiğinde, böylesine bir nitelemenin tekyanlı olduğu bilinmelidir. Bireyler kendini anlatmaktadır, sınıflar kendini anlatmaktadır; çağlar ve tutkular anlatımlarını bulmaktadırlar; sonuçta dolaysızca insan anlatır kendini. Bankerler ya da siyasetçiler birbirlerine kendilerini anlattıklarında, bir şeyin ticaretini yaptıkları, bir şeyi ele aldıkları bilinir; hasta kişi bile ağrısını anlatırken, doktora ya da çevresindekilere bir şeyleri işaret eder, yani o da bir şeyleri ele alır. Ama şairler konusunda söylenen şudur: Yalnızca arı anlatımı sundukları; öyle ki, ele alışlarının, uğraşlarının yalnızca anlatmaktan oluştuğu, amaçlarınmsa olsa olsa kendilerini anlatmak olabileceği. Bu ya da şu şairin başka insanların savaştığı gibi savaştığını kanıtlayan belgelere rasgelindiğindeyse, evet, böyle bir şiirde de, savaşın kendini anlattığı söylenmiştir. Şu ya da bu ozanın başından kötü şeyler geçmişse acısının güzel bir anlatım bulduğu, bundan dolayı da acılan önünde içyü-kümlülüğü duyabileceği söylenir; bir şeyi ortaya koymuştur acılar, şairi iyi anlatmışlardır.

devamı ⇒Şair Akıldan Korkmamalıdır – Bertolt Brecht

Kafka’ya ait bazı belgeler ölümünden 84 yıl sonra gün ışığına çıkıyor

Franz Kafka 41 yaşında veremden ölmeden önce, bütün el yazmalarının yakılmasını vasiyet etmişti. akat, dostu ve edebiyat yönetmeni Max Brod, bu vasiyeti yerine getirmedi. Sonuç, soyutlanmışlık, baskı ve umutsuzluğun egemen olduğu Şato, Dava, Değişim gibi romanlar oldu.
Yayımlanan eserler, aslında Kafka hiç bir kitabını tamamlamadığı için bir çok bakımdan Max Brod’un da rötuşlarını taşır.Örneğin Şato’yu bir cümlenin ortasında bırakıvermiştir Kafka.

devamı ⇒Kafka’ya ait bazı belgeler ölümünden 84 yıl sonra gün ışığına çıkıyor

Tuncel Kurtiz: Doğulu kalarak da bal gibi evrensel olunabilir

.
“Ben yürümeye başlayınca denizlerin üstünde
Karalarda koşanlar durup bana baktılar.
Ben de gittim
Sığınacağım adaları birer birer batırdım.”
Şiir: Özdemir Asaf

50 yılı aşkın sanat hayatında her zaman öğrenci olduğunu dile getiren usta aktör Tuncel Kurtiz, “Evrensel olmak için en çok ‘biz’ olmak zorundayız. Reddederek ve inkar ederek değil, uzlaşarak. Böylece her şey kendi yörüngesine daha çabuk oturacak” diyor.

devamı ⇒Tuncel Kurtiz: Doğulu kalarak da bal gibi evrensel olunabilir

Çatışmadaki İnsan: Sigmund Freud’un Ruhçözümsel Ruhbilimi – Raymond E. Fancher

‘‘Ama Doktor, biliyorsun uyumuyorum; hipnotize edilemem.’’ Bu yarı özür diler, yarı iğneleyici sözler 1892’de bir öğleden sonra Sigmund Freud’un kulaklarında çınlıyordu.1 Az önce eğer bir derin hipnoz durumuna sokabilirse belirtilerini iyileştirebileceğine inandığı hastalarından biri tarafından söylenmişlerdi. Bu yüzden, otuzaltı yaşındaki doktor tekrar tekrar yineliyordu, ‘‘Uykulu olduğunu duyuyorsun, göz kapakların gittikçe ağırlaşıyor; az sonra derin bir uykuya dalacaksın.’’

devamı ⇒Çatışmadaki İnsan: Sigmund Freud’un Ruhçözümsel Ruhbilimi – Raymond E. Fancher

Bir Olay, Üç Haber: Yalandan kim ölmüş


Van, Başkale’de yaşayan Şehnaz Tonğ’un yaşadıkları hakkında dün Hürriyet, Sabah ve ANF, aynı isim etrafında geçen bir haber aktardı. Bu haberde adı geçen kişi aynı, haberin günü ve tarihi aynı ama diğer bilgiler tamamen farklı. Üç ayrı basın organında çıkan haber doğal olarak üç farklı kişi tarafindan düzenlenmiş. Ancak gerçek haberi  bulup aktarmak yerine kendi düşüncesini propaganda etme çabası bir olayı üç ayrı duruma getirmiş.  Üç kaynakta da aynı olan tek şey bu sadece bu isim.

devamı ⇒Bir Olay, Üç Haber: Yalandan kim ölmüş

Ressam Gustave Courbet (1819-1877)

Courbet resminde, kendisini çevreleyen alalade dünyayı gözlemenin ötesine geçerek, bu gözlemi tarihsel göndermelerle beslemenin yollarını arar. 1848-1849’da XVII. yy. köylülerinin gelen, çağdaş dünyaya taşıyan Ornans’da Bir Öğle Yemeği Sonrası büyük bir tablo gerçekleştirir. Kişileri doğal büyüklükte çizmek ve yemek sonrasında davetliler arasında başlayan basit bir sohbeti tarihi resim tarzında canlandırmak için, bir tür resmi için boyutlarda bir tuval kullanır. Bu yepyeni yöntem onu eski ustaları taklit etmekten (gene de eserlerinde Le Nain, Caravaggio, Rembrandt’dan bol bol alıntı vardır) ve Akademi’nin kurallarına karşı çıkan yeni bir tarihi tür yaratmaktan kullanır. Bu cüreti çağdaşlarının sert eleştirilerine hedef olmasına yol açarken Delacroix’nın onayını alır: «İşte aynı zamanda devrimci de olan bir yenilikçi; ansızın, görülmedik bir biçimde yumurtadan çıktı: o kimsenin tanımadığı biri!»

devamı ⇒Ressam Gustave Courbet (1819-1877)

Nihat Behram, Yazarlık Onurunu AKP’den Sakındı


Kültür Bakanlığı’nın Frankfurt Kitap Fuarı’na davetine bir tepki de şair-yazar Behram’dan geldi. Nihat Behram, AKP’nin Frankfurt davetini ret ederek , Frankfurt Kitap Fuarı’nda Türkiye’yi AKP’nin Kültür Bakanı ve ekibinin temsil etmesinden derin üzüntü duyduğunu belirtti.
Benzer bir tepkiyi Leyla Erbil, Tahsin Yücel ve Kaan Arslanoğlu da vermiş ve daveti reddetmişlerdi.
Nihat Behram’ın mektubu şöyle:

devamı ⇒Nihat Behram, Yazarlık Onurunu AKP’den Sakındı

Mayakovski ve Fütürizm – Yiğit Tuncay


“Çağdaşlarından yüz bulmuş budala tarihçiler şunu yazsınlar varsın: Bu ilginç ozanın hiç de ilginç olmayan bir yaşam öyküsü var.” (1)
V. Mayakovski, Geleneksel Rus şiirine savaş açmış, yeni öz ve biçim anlayışı ile alışılagelmişi altüst eden, değişebilen ve değiştiren bir ozandır Mayakovski. Öfkeli politik dilinin yanı sıra en duygulu aşk dizelerini yazmış, gelecekçiler arasından sıyrılıp devrime yüz sürmüş ve devrimin sözcülüğünü üstlenerek, kollektifin nabzını yakalamak amacı ile şiirlerinde sesini yükseltmiştir. Gelecekçiler arasından çıkış yapan ozan, içindeki bitmez coşkuyla sanatın bir çok alanında ürünler vermeye çalışır. Mayakovski’nin yaşam akışını izlerken, bu arada Rus gelecekçilerinin de izledikleri yolu, amaçlarını ve duydukları rahatsızlıkları incelemeye çalışacağım.

devamı ⇒Mayakovski ve Fütürizm – Yiğit Tuncay