İngiliz kilisesi Darwin’den özür dileyecek, Türk Telekom ise Evrimci siteyi engellemeye devam ediyor

İngiliz Kilisesi’nin, 126 yıl önce ölen ünlü bilim adamı Charles Darwin’den, evrim teorisini yanlış anladığı için özür dileyeceği duyuruldu. Yarın İngiliz Kilisesi’nin internet sitesinde yayımlanması beklenen özür yazısında, “Charles Darwin, doğumundan 200 yıl sonra, İngiliz Kilisesi sana bir özür borçlu, seni yanlış anladığı, sana yanlış tepki verdiği ve başkalarının da seni hala yanlış anlamasına sebep olduğu için.” ifadesi yer alacak. Fakat Darwin’in torununun toruna göre, kilisenin hamlesi anlamsız ve komik.

İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre, kilise yetkilileri Darwin’den diledikleri özrün Papa 2. John Paul’ün, dünya güneşin etrafında döner dediği için kilise tarafından yargılanan Galileo’dan özür dilemesi ile benzer nitelikte olduğunu söylüyor.

devamı > > İngiliz kilisesi Darwin’den özür dileyecek, Türk Telekom ise Evrimci siteyi engellemeye devam ediyor

Bir resmin analizi – düşüncenin resmi ‘Atina Okulu’

RESMİ BÜYÜT
Sanzio RAFFAELLO- The School of Athens
1508-1511 arasında Raffaello tarafından yapılan bu muhteşem freskte eski Yunan’ın en ünlü düşünürleri tasvir edilmektedir. Kabaca soldan sağa isimler sıralanırsa: Zeno, Epicurus, Averroes, Pythagoras, Alcibiades, Xenophon, Aeschines, Parmenides, Socrates, Heraclitus, Diogenes, Euclid, Zoroaster ve Ptolemy kolaylıkla görülebilir. Resimde Michelangelo Buonarroti (Heraclitus olarak), Leonardo da Vinci (Plato olarak), Donato Bramante (Euclid olarak), Raphael ve Sodoma da var…
Tabloda Bulunan Kişiler:

devamı > > Bir resmin analizi – düşüncenin resmi ‘Atina Okulu’

Üçüncü Dünya Sineması ve Yılmaz Güney özelinde Bir Direniş Destanı… – Zahit Atam

Yılmaz Güney adı sinemamızda ekol adına en yakın isimdir; 1966 yılında Akad’ın yönettiği ve Yılmaz Güney’in oynayıp yapım sürecini üstlendiği Hudutların Kanunu ve Kızılırmak-Karakoyun adlı filmlerle başlayan değişimi ve kendi elleriyle yarattığı Çirkin Kral’ın dönüşümü süreci 1970’te Umut’la büyük bir başarıyla sonuçlanmış, artık ismi belirli bir estetik-siyasi-aydın tavrıyla anılmaya başlamıştır. Güney büyük oranda sezgileriyle bulduğu, ancak içinde bulunduğu siyasal ortamın yönlendiriciliği de hesaba katıldığında anlaşılabilecek bu değişim sürecinde, sosyalist-isyankâr-devrimci-ezilenler adına konuşan bir insana dönüşecektir. Bu süreç bugün 90 yılı aşan tarihi içinde sinemamızda onu benzersiz bir hale getirmiştir. Güney’in uluslar arası tanınmışlığı ya da aldığı ödüller yerine biz bu yazımızda Yılmaz Güney’in sineması Üçüncü Dünya sineması içindeki yeri ve belirli bir tarihsel döneme ve öneme sahip bu direniş geleneği içindeki yerini incelemek istiyoruz;

devamı > > Üçüncü Dünya Sineması ve Yılmaz Güney özelinde Bir Direniş Destanı… – Zahit Atam

Louis Aragon şiirleri: Yalnız insan merdivendir/ Hiçbiryere ulaşmayan

– Yalnız insan merdivendir
Hiçbiryere ulaşmayan
Sürülür yabancı diye
Dayandığı kapılardan
Yalnız insan deli rüzgar
Ne zevk alır ne haz verir
Dokunduğu küldür uçar
Sunduğu tozdur silinir
Yalnız insan yokki yüzü
Yağmur çarpan bir camekan
Ve gözünden sızan yaşlar
Bir parçadır manzaradan
Yalnız insan kayıp mektup
Adresimi yanlış nedir
Sevgiler der fırlatılır
Kimbilir kim tarafından

devamı > > Louis Aragon şiirleri: Yalnız insan merdivendir/ Hiçbiryere ulaşmayan

Türkiye sinemasında bir başyapıt, Yılmaz Güney sinemasının öncüsü ‘Umut’ filmini online izle

 

Umut, (1970, Güney Film), senaristliğini, yönetmenliğini, yapımcılığını ve başrol oyunculuğunu Yılmaz Güney’in yaptığı filmdir. Tunçel Kurtiz, Osman Alyanak, Enver Dönmez, Gülsen Alnıaçık, Kürşat Alnıaçık ve Lütfü Engin’in oynadığı bu  film Türkiye sinemasında bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Sonraki yıllarda, özellikle Yılmaz Güney tarafından peşpeşe çevrilecek siyasal filmlerin öncüsüdür. Kullanılan sinema tekniğiyle ve diliyle de hem Yılmaz Güney’in önceki filmlerinden ayrılır, hem de sonrasında başka yönetmenleri etkiler.

devamı > > Türkiye sinemasında bir başyapıt, Yılmaz Güney sinemasının öncüsü ‘Umut’ filmini online izle

Şiir Üzerine Bazı Düşünceler – Ahmet HAŞİM

Okurun bu kitapta okuyacağı Bir Günün Sonunda Arzu adlı manzume ilk yayımlandığı zaman, anlamı kimilerince gereğinden çok kapalı sayılmış ve bununla ilgili olarak şiirde “anlam” ve “açıklık” üzerine hayli şeyler söylenmiş ve yazılmıştı.Bu dakikada bunların hiçbirini anımsamıyoruz. Nasıl anımsayabilelim ki, söylenen ve yazılanların bir bölüğü küfür ve aşağılama ve bir bölüğü de gündelik gazete saçmalıkları türünden şeylerdi. Düşünüş ayrılığından dolayı hakaret, öteden beri bizde kullanılan aşınmış bir silahtır ki şerefsiz bir miras halinde, aynı türden kalem sahipleri arasında kuşaktan kuşağa geçer. Onun için hiçbir edebiyatçı kuşağı, bu tür tartışmaları tanımamış olmakla övünemez. Hele bilim ve edebiyat alanlarında kepaze ve maskara (kimseler), kimi kez bilgin, kimi kez eleştirmen, kimi kez sanatçı kılığında eşeğini özgürce koşturabildiğinden beri, düşünce alışverişinde artık insanlık kurallarına uyulduğunu görmeyi ummak, çocukça bir saflık olur.

devamı > > Şiir Üzerine Bazı Düşünceler – Ahmet HAŞİM

Brecht; Mahagonny Kentinin Yükselişi ve Düşüşü


Tarihsel Materyalist ideoloji insan istencini tanımamasını, insanı özgür bir varlık saymamasını onu sorumsuz görmesinde de sergiler. Sorumlu olabilmek moral varlık (kendi ilkelerine göre davranan) olmayı gerektirir. İdeoloji için sorumlu olan Metadır, Altyapıdır, Kapitaldir, İnsanın Kendisi değil. İdeoloğun sorumluluğu insanın dışına atması gerçekte kendisinin de özgürlük bilincinden yoksun olmasıyla sağlanır. Brecht için de insan Altyapı tarafından belirlenir; ama belirlenmek özgür olmamak, köle olmaktır.

devamı > > Brecht; Mahagonny Kentinin Yükselişi ve Düşüşü

12 Eylül bilancosu


27 Mayıs 1960 darbesi ve 12 Mart 1971 muhtırasının ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 12 Eylül 1980 günü Türkiye Cumhuriyeti tarihinde silahlı kuvvetlerin yönetime yaptığı üçüncü darbedir. Bu müdahale ile Süleyman Demirel’in Başbakan’ı olduğu hükümet görevden alındı, Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedildi, 1970 sonrasında değiştirilen 1961 Anayasası tamamen rafa kaldırıldı ve Türkiye siyasetinin yeniden tasarlandığı bir askeri dönem başladı. Bu dönem yaklaşık dokuz yıl sürdü.

devamı > > 12 Eylül bilancosu

Edebiyat neye yarar? – Asım Bezirci

Öteden beri sık sık sözünü ediyorum. Türlü özelliklerini anlatmaya çalışıyorum. Ama bir şey hep gölgede kalıyor. Oysa ilkin onun açıklanması gerekirdi. O çözüldükten sonra öteki sorunlara geçilmeliydi
O sorun şuydu:
“-Edebiyatin yararı nedir?”
Acaba şiir, masal, hikaye, roman, tiyatro, kısaca edebiyat var olmasaydı nemiz eksilirdi yahut onun var oluşuyla nemiz artıyor?
Bu soruyu cevaplandırmak için, kabaca da olsa, önce edebiyatı tanımlamalıyız: Edebiyat, “doğa-toplum-birey” gerçekliğinin duygu ve imgeyle estetik bir biçimde yansıtılması, yeniden düzenlenip yaratılmasıdır.

devamı > > Edebiyat neye yarar? – Asım Bezirci

Selva Erdener – Sen Sen Sen (opera vokalle türküler)


1966 yılında Ankara doğan Selva Erdener, 1989 yılında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet konservatuarı opera ve şan bölümü Nurdan Özar sınıfından mezun oldu. Aynı yıl Ankara Devlet Opera ve Balesi’ne solist sanatçı olarak kabul edildi. Cosi Fan Tutte-Fiordiligi, Don Pasquale-Norina, Zaide-Zaide, I Pagliacci-Nedda, Don Giovanni-Zerlina, Sihirli Flüt-Pmina, La Boheme-Musetta, Faust-Margeurite, Ali Baba ve Kırk Haramiler-Ayşe, İstanbulname-Zeliha gibi rollerde yer aldı. Tacikistan, Makedonya, Danimarka, Kuzay Kıbrıs ve yurtiçinde çok sayıda konser verdi.

devamı > > Selva Erdener – Sen Sen Sen (opera vokalle türküler)

Aradan geçen 24 yıla ve yasaklamalara rağmen sinemamızın “Kralı” yine Yılmaz Güney

Sinemamızın dünyaca tanınan “Çirkin Kral”ı Yılmaz Güney, 24 yıldır aramızda değil. Aradan geçen zamana ve yasaklara rağmen Güney’in filmlerinin gördüğü ilgi azalmadı.
Ağır sürgün ve cezaevi koşullarında sanat yaşamını zorluklara rağmen sürdürmüş, Cannes’da Yol, Sürü, Umutsuzlar filmleriyle ödül almış Yılmaz Güney’in ölümünün üstünden tam 24 yıl geçti. 1959 yılında Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı “Bu Vatanın Çocukları” ve “Alageyik” isimli filmlerin senaristliğinin yanı sıra bu filmlerde oyunculuk yaparak sinemaya başlayan Yılmaz Güney, 24’ün üzerinde çektiği filmi ile 11 tane ödül aldı.

devamı > > Aradan geçen 24 yıla ve yasaklamalara rağmen sinemamızın “Kralı” yine Yılmaz Güney

Bir bilgi etkinliği olarak BİLİM VE SANAT

“Medeniyetler bilim ve sanatla kıymetlenir.”Poincare

İnsanın iki ayrı eylem alanı olarak bilim ve sanatın zaman zaman ortak özelliklere sahip olduğu bazen de birbirinden çok aynı uçlarda durduğu gözlemlenir. Bilim ve sanat, diğer bazı disiplinlerde de olduğu gibi hayata, insana, topluma, doğaya ilişkin bilgi verici fonksiyonlarıyla dikkat çeker. Ama bu bilgilendirici fonksiyon bilim ve sanatta farklı nitelikler taşımakla özgünleşir. Bu çalışmamızda temel sorun olarak görülen sanat-bilim ilişkisini, bu ilişkinin nereden başlayıp, nerede bittiğini, bilimin ve sanatın benzerlikleri ve farklılıklarını, iki alanın amaçlarını, fonksiyonlarını, işleyişlerini, imgelerini, fenomenlerini, ürünlerini, suje-obje ilişkisini, karşılıklı etkileşimini, tarihiyle ilişkisi gibi özellikleri ele alacağız. Doğal olarak, bilim ve sanatın bütün yönlerini bu çalışmada derinliğine incelemek mümkün değildir. Bu nedenle biz daha çok yukarıda söz edilen sorunların bazılarında biraz daha yoğunlaşarak derinliğine, bazılarını da tespitler yaparak tartışmaya çalışacağız.

Her iki eylem alanı da bizi kapsayan gerçekliğin çeşitli yönleri ve özelliklerini araştırıp inceleyerek bize derin bilgiler sunmaktadırlar. Bilim akli karakter taşırken sanat daha çok duygusal karakter taşımaktadır. Bilim varolan olguları sistemli, nedensel ilişkilere dayalı ve deneme, ölçme, gözlem gibi tekniklerle araştırır.

devamı > > Bir bilgi etkinliği olarak BİLİM VE SANAT