İstanbul Salvador Dali Sergisi ve Sokağa Sinen Görgüsüzlük


Eylül ayından bu yana Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde ünlü sürrealist ressam Salvador Dali’nin eserleri sergileniyor. Kent merkezinde, çevre yollarında reklâmlarla tanıtılan sergi 20 Ocak 2009 tarihine kadar sürecek. Bu önemli sergide Dali’nin yağlıboya ve karakalem çalışmalarından seçmeler yer alıyor. Aynı zamanda İspanyol yönetmen Luis Bunuel’in, Dali’nin senaryosuna katkıda bulunduğu, 1929 yapımı Endülüs Köpeği isimli 16 dakikalık belgesel filmi gösteriliyor.

devamı ⇒İstanbul Salvador Dali Sergisi ve Sokağa Sinen Görgüsüzlük

Sonbahar üzerine ya da siyasi direnişin hatırlattıkları… Sonbaharın izinde…5 – Zahit ATAM

“Sonbahar bu haliyle bir devrimciye ağıt ve saygı ifadesi olarak sinema tarihimizdeki yerini alıyor. İnsan sevgisi kokan edimlerinde, etrafındaki insanların umutsuzluğu ve kendi küçük sorunları içinde kayboluşuna tanık olduğu dönemde Yusuf’un yapabildiği bir tür doğaya karşı haykırıştır.

Mücadelenin onurunu yaşamın her anına taşıyanlar ve hayatı sevgiyle yaşayanlar için, hak verilmez alınır inancı içinde ve elbette haklarını almak için Avrupa Birliği müktesebatının inanılmaz getirilerine inanarak beklemeyi seçmeyenler için. Damarlarındaki asil kana değil de, yüreklerindeki insan sevgisinde muhtaç olduğu kudreti bulanlar için”

[<< öncesi ]

devamı ⇒Sonbahar üzerine ya da siyasi direnişin hatırlattıkları… Sonbaharın izinde…5 – Zahit ATAM

“Galiptir bu yolda mağluplar”, Sonbaharın izinde… 3 – Zahit ATAM

[<<Öncesi ] Yukarıda sözünü ettiğim iki film vardı; bunlardan birisi Açlık*, diğeri ise yargı-suçlu-yargının amacı ve affetme-acı çekme üzerine bir film; Öldürme Üzerine Kısa Bir Film. Şimdi bu filmleri Sonbahar’la izlemek ve bu filmlerle birlikte iktidar ve insan üzerine düşünmek anlamlı olabilir düşüncesindeyim. Açlık filmi ilginç, çünkü Sonbahar ile sanki tamamlanıyor. Bir tür Sonbahar filmi birkaç küçük değişiklik yapılarak Açlık filminin bittiği yerde başlıyor sanki. Açlık filminin konusunu biraz anlatmaya çalışırsak bu düşünce daha kolay anlaşılabilir; IRA örgütünün,

devamı ⇒“Galiptir bu yolda mağluplar”, Sonbaharın izinde… 3 – Zahit ATAM

“Ahlaksız güç kıyıcıdır, güçsüz erdem etkisizdir” Sonbaharın İzinde… 4 – Zahit ATAM


[ <<öncesi ] Bir başka filmden söz ettik; Öldürme Üzerine Küçük Bir Film.* Polonya’dan bir film, seksenli yılların sonlarında yapılıyor. Böylelikle günümüzün filmi Açlık 1980’lerin başında, Öldürme Üzerine Küçük Bir Film zamansız bir mekânda, Sonbahar ise yeni yapılmış ve günümüzde geçiyor izlenimi veriyor. Açlık’ta bu insanların nelere katlandıklarını ve bunları niçin yaptıkları veriliyor. Öldürme Üzerine Küçük Bir Film’de cezalandıran iktidar ve cani ilişkisinde bile yasanın mantığı ve en zalim görünümlü insanın bile nasıl bir masumiyet taşıdığı anlatılıyor. Sonbahar tam bu süreçte devreye giriyor,

devamı ⇒“Ahlaksız güç kıyıcıdır, güçsüz erdem etkisizdir” Sonbaharın İzinde… 4 – Zahit ATAM

Tıbbi yönden akraba evliliği, sakıncaları ve akraba evliliği yapanların alması gereken önlemler

kadın-erkekAkraba evliliklerinin yoğun olduğu ülkelerden sayılan Türkiye’de yapılan her 5 evlilikten 1’inde eşler akraba. Bu evliliklerin de yüzde 70’i teyze, amca, hala ve dayı çocukları gibi birinci derecede kuzenler arasında gerçekleşiyor. Akraba evliliklerinden doğan 100 bebekten 9’u özürlü veya hastalıklıdır. Akraba evlilikleri bazı tıbbi sakıncaları da beraberinde getirirken, birçok genetik hastalığın görülme riskini artırıyor. Ülkemizde doğumsal hastalıkların önemli bir bölümünü, “Otozomal resesif” denilen “gizli geçen” hastalıklar oluşturuyor.

devamı ⇒Tıbbi yönden akraba evliliği, sakıncaları ve akraba evliliği yapanların alması gereken önlemler

Dünyanın En Güzel Öyküsü: Felsefe – Nigel Warburton

Felsefe nedir? Bu, hayli meşhur ve zor bir sorudur. Onu cevaplamanın en kolay yollarından biri, felsefenin filozofların yaptığı şey olduğunu söylemek ve sonra da Platon, Aristotales, Descartes, Hume, Kant, Russel, Wittgenstein, Sartre ve diğer ünlü filozofların eserlerine gönderme yapmaktır. Bununla birlikte, bu cevabın, konuya yeni giriş yapıyorsanız eğer, adı geçen yazarlar tarafından kaleme alınmış olan bir eseri muhtemelen henüz okumuş olmayabileceğinizden dolayı değildir. Okumuş olsanız dahi, bu filozofların hepsinin birden paylaştığı ilişkili bir karakteristik gerçekten olsa bile, onların ortak olarak sahip oldukları bir şeyi söylemek herşeye rağmen kolay olmayabilir. Soruya bir diğer yaklaşım, felsefenin “hikmet sevgisi” anlamına gelen Grekçe sözcükten türemiş olduğuna işaret etmektir.

devamı ⇒Dünyanın En Güzel Öyküsü: Felsefe – Nigel Warburton

Avusturya ve Almanya Hasankeyf’e kredi desteğini çekti


Dicle Nehri üzerinde kurulacak ve Hasankeyf’i sular altında bırakacak Ilısu Barajı için Almanya, Avusturya ve İsviçre’den oluşan konsorsiyumdan kredi desteği sağlanmıştı. Ancak geçen hafta Avusturya Dışişleri Bakanı, yaptığı açıklamada Türkiye’nin gerekli şartları yerine getirmemesi nedeni ile Ilısu Barajı Projesi’nden çekildiklerini duyurdu. Doğa Derneği’nden yapılan açıklamada, Almanya’nın da desteğini çektiği belirtildi. Çekilme kararında hükümetin aldığı acele kamulaştırma kararının etkili olduğunu belirten; dernek başkanı Güven Eken,

devamı ⇒Avusturya ve Almanya Hasankeyf’e kredi desteğini çekti

“Sana hırpalanmamış uykular biriktiriyorum geceden” Asuman Susam ve Şiirleri

Sana yağmurlar gönderiyorum gittiğin yerden
Sözcüklerin serin ikliminden fısıltılar
Yorgun bir dut ağacının sakladığı sorular
Barış düşleri… yanılıp düştüğümüzde hep birden

Sana hırpalanmamış uykular biriktiriyorum geceden
Koynumun sıcaklığında kuluçkadalar
Gerçekten düşe yüzünü içmiş aynalar
Ah! Kıyıya vuran sensin o fırtınalı denizden

Rüyaların yok; uyumuyorsun çünkü
Bitirecek uykunu zamanın kemirgenleri
Çöp denizine vuran o ışık da olmasa

Akşamın ani baskını bir yurtsama sancısı
Yeniden insan olmak için
Tut elimden diyor dağlaşan acısı.
Asuman Susam – Kıyıya Vuran

devamı ⇒“Sana hırpalanmamış uykular biriktiriyorum geceden” Asuman Susam ve Şiirleri

Bir film üzerine beş yazı; Sonbaharın izinde… 2 – Zahit ATAM


Dahası sanat da bunlara kayıtsız kalmıyor; örneğin biri 80’lerin sonlarından biri de yepyeni film var. Bu yeni filmi bizzat Sonbahar’ın yönetmeni Özcan Alper’in hayran olup Kars’taki Gezici Film Festivaline davet ettirdiği, gelmesi için yönetmene özel mektup yazdığı ve aracı olduğu ve sonuçta Kars’ta gösterilmesine vesile olduğu “Açlık” filmi bu alandaki önemli filmlerden biri.

devamı ⇒Bir film üzerine beş yazı; Sonbaharın izinde… 2 – Zahit ATAM

Her şeyin ötesinde özgürce konuşabilmek çabasıyla ve insan olma mücadelesi verenlere saygıyla… Sonbahar’ın İzinde… -1

30 hükümlünün öldürüldüğü  ‘Hayata Dönüş’ adlı operasyonunun yıldönümünde vizyona giren siyasi bir tutuklunun yaşadığı hesaplaşmayı anlatan “Sonbahar”  üzerine Yeni Sinema dergisi ve Birgün gazetesi yazarı, Sinema Tarihcisi  Zahit Atam’ın  sitemiz için kaleme aldığı 5 bölümlük yazının ilk bölüne bugün başlıyoruz.

Her şey 2000’de başladı. Avrupa Birliğine girmeye çalışan iktidar, milenyumu hapishaneleri “adam” etme kararıyla kutladı. Sokaklarda evsiz olarak yaşayan milyonlarca insanı unutup basın mensuplarına önce turistik bir gezi gibi F tiplerini gezdirdi. Gazetelerde boy boy fotoğraflarını yayınladı. Bu anlamda F Tipi cezaevlerine yapılan gezilerin ve basında yayınlanan fotoğrafların amacı “bu insanlara saldırmak falan istemiyoruz, koğuşlarda kalırken bunları kontrol edemiyoruz. Kendi aralarında çatışıyorlar, dışarıya bilgi sızdırıyorlar, hapisten örgüt yönetiyorlar…” gibi gerekçeler göstererek

devamı ⇒Her şeyin ötesinde özgürce konuşabilmek çabasıyla ve insan olma mücadelesi verenlere saygıyla… Sonbahar’ın İzinde… -1